ABONE OL

LGS Sınavlarında Çıkmış Ve Çıkması Muhtemel Kavramlar

Korona virüsü sebebiyle eğitimde yaşanan aksaklıklar birlikte, ÖSYM birçok sınavın takviminde değişikliğe gitmek zorunda kalmıştı. LGS sınavına hazırlanan milyonlarca öğrencinin beklediği haber geçtiğimiz haftalarda gelmiş sınavın yapılacağı açıklanmış sınav tarihi net olarak belirtilmişti.

LGS sınav tarihinin tam olarak belirlenmesinin ardından sınava hazırlanan öğrenciler çalışmalarına hız verdi. Bu dönemde bilgilerini pekiştirmek için çalışan öğrenciler daha önce çıkmış yada çıkması muhtemel soruları araştırmaya başladı.

Bu kapsamda daha önce LGS sınavında çıkmış yada çıkması muhtemel soruları ve kavramları sizler için araştırdık.

MERKEZÎ SINAVLARDA ÇIKMIŞ VE ÇIKMASI MUHTEMEL KAVRAMLAR
1
 
 
 
Adaptasyon: Uyarlama
Anonim: Yazanı, yapanı, söyleyeni
 
 
bilinmeyen, laedri
 
 
“Masallar anonimdir.”
 
Adapte: Uyarlanmış
Anormal: Genel olana, alışılmışa ve kurala
 
“Ahmet Vefik Paşa'nın Zor Nikâh'ı
aykırı olan, normal olmayan, düzgüsüz
 
Molière'den adaptedir.”
“Bugün yolunda gitmeyen işler nedeniyle
 
 
bir anormallik var.”
 
Ağdalı: 1. Bilinmeyen kelimelerden,
Asgari: En az, en aşağı, en düşük, en alt
 
anlaşılması güç sözlerden oluşan (deyiş).
“Koridorda, kapımın asgari yüz metre
 
“Yazar kitabında ağdalı bir dil kullanmış.”
yakınlarına kimsenin yaklaştırılmamasını
 
 
emrettim.”
 
 
 
 
Ahenk: Uyum, düzen
Aşamalı durum: Bir olayın veya durumun
 
“Şiirlerde ahenkli bir söyleyiş vardır.”
giderek değişmesi
 
 
“Bu derenin suyu giderek azalıyor.”
 
 
 
 
Akıcı: Sürükleyici olma, okuyanı sıkmama
Azami: En çok, en üst, en büyük, en yüksek
 
“Bu akıcı kitabı tüm çocuklara öneriyorum,
(derece, nicelik)
 
bir solukta bitireceklerdir.”
“Ben azami derecede haşarı ve uçarı bir
 
 
çocuktum.”
 
Aktüel: Güncel
Azımsamak: Bir şeyin umulduğundan az
 
“Sağlık ile ilgili aktüel haberler ilgimi
olduğu yargısına varmak, az görmek, az
 
çekiyor.”
bulmak.
 
 
“Bu kadar düşük bir maaşla burada
 
 
çalışamam.”
 
Alafranga: Batı tarzında, Türk geleneklerine
Bağdaşmak: Anlaşmak, uzlaşmak, uymak
 
uygun olmayan
“Gerçekle bağdaşmayan ihtiraslar, insanın
 
"Fakat onun Türk ve Müslüman dostları hep
duygusunu hüzünden tedirginliğe hatta
 
alafranga ve zengin bir âlemde yaşarlardı."
tiksintiye kadar zorluyor.”
 
 
 
 
Alaturka: Eski Türk gelenek, görenek, töre ve
Basmakalıp: Özgünlüğü olmayan, değişiklik
 
hayatına uygun
göstermeyen, bilineni tekrarlayan, klişe
 
"Alaturka, eski tahta kapısının dışarıdan da
“Kimi daha da iyi söylenebilecek basmakalıp
 
içeriden de çengelleri var."
fikirleri piyesleştirdiğinden dem vurdu.”
 
 
 
 
Anlatı: Hikâye etmek
Çağrışım: Bir düşünce, görüntü vb.nin bir
 
"Masal olsun roman olsun, ikisi de anlatı
başkasını hatırlatması
 
sanatıdır."
“Doğru düşünmek çağrışımların rastgele
 
 
gidişine karşı koymaktır.”
 
Beden dili: Duygu ve düşüncelerin yüz ifadesi,
Çelişki: Sözlerin veya davranışların birbirini
 
beden duruşu vb. yollarla anlatıldığı iletişim
tutmaması, tenakuz, paradoks:
 
biçimi, vücut dili.
“Çelişkileri salt geleneklerin, törenin, eğitimin
 
“Beden dilinden sinirli olduğu anlaşılıyordu.”
bir sonucu saymışızdır.”
 
Beğeni: Güzel veya çirkin yargısını verdiren
Çeşni: Çeşit, tat, hoşa giden özellikler,
 
duygu, zevk
farklılık
 
"Kadınlar hoşgörü ve beğeniyle dansı
“Bu taşçılar topluluğunun tadını, çeşnisini
 
alkışlarlar."
başka hiçbir yerde bulamazlardı.”
 

 
Başarılı olmak için çaba gösterirsen şans seninledir.


MERKEZÎ SINAVLARDA ÇIKMIŞ VE ÇIKMASI MUHTEMEL KAVRAMLAR
2
 
 
 
Beklenti: Gerçekleşmesi beklenen şey
Dejenere: Yozlaşmış, aslını koruyamamış
 
"Ondan beklentimi çarçabuk unuttum."
“Afrika’daki diller zamanla dejenere
 
 
olmuştur.”
 
Betik: Yazılı olan şey, kitap, mektup, tezkere,
Diksiyon: 1. Seslerin, sözlerin, vurguların,
 
pusula
anlam ve heyecan duraklarını kurallarına
 
"Kanılarımız, rengimiz, görüşümüz betikte
uygun olarak söyleme biçimi
 
belirecek."
"Müfredat programlarında kıraat yani
 
 
diksiyon dersi yok."
 
Biçem: Üslup, tarz, anlatım biçimi
Devinim: Hareket, eylem,durağan bir
 
"Bu küçük köy evini, nasıl bana benzeyen bir
noktaya göre devinmekte olan bir nesnenin
 
biçemde döşedim!"
durumu
 
 
“Dünya'nın biri kendi, öteki Güneş çevresinde
 
 
olmak üzere iki devinimi vardır.”
 
Bilinç Akışı (Edebiyatta): Kişinin aklından
Dikte etmek: Bir düşünceyi zorla kabul
 
geçenlerin birinci kişi ağzından yansıtılması
ettirmek
 
 
“Benimsemediğim düşünceyi bana hiç kimse
 
 
dikte ettiremez.”
 
 
 
 
Burjuva: İmtiyazlı, seçkin, soylu
Dingin: Durgun, hareketsiz, sakin
 
“Burjuva bir aileden doğmuş, bir fabrikatörle
“Çevredeki çınarlar, dingin bir gariplik
 
evlenmiş.”
içinde, ağır ağır, tek tek yapraklarını
 
 
dökerdi.”
 
 
 
 
Çağdaş: 1. Aynı çağda yaşayan, çağcıl, asri,
Dolaylı Anlatım: Başkasından alınan sözün,
 
muasır
cümledeki yargıyı değiştirmeden, kendi
 
“Daha sonrakileri ve Necip Fazıl'ın
sözcüklerimizle aktarılması
 
çağdaşlarını konuşmak üzere bugünkü
“Atatürk hayatta en gerçek yol göstericinin
 
sohbetimize son verdik.”
ilim olduğunu söylemiştir.”
 
2. Bulunulan çağın anlayışına, şartlarına
 
 
uygun olan, çağcıl, uygarca, asri, modern:
 
 
“Sadece toplumsal olmakla kalmayıp
 
 
uluslararası ve evrensel de olan çağdaş şiirin
 
 
önemi de bence buradadır işte.”
 
 
 
 
 
Dinleti: Bir topluluğa bir şeyler anlatmak,
Dramatik: Acıklı, içinde gerilim, çatışma vb.
 
konser
olaylar bulunan, insan ilişkileri ile gelişen
 
“Dönem sonunda şiir dinletisi yapmayı
(eser, olay)
 
planlıyoruz.”
“Hadiseler gösteriyor ki dramatik
 
 
neticelerine rağmen her şey komik bir zemin
 
 
üzerinde cereyan ediyor.”
 
 
 
 
Dipnot düşmek: Eklemek, açıklama yapmak
Duyar(lı)(lık): Hassasiyet
 
“Bu konuyla ilgili ayrıca dipnot düşeceğim.”
“Çevre sorunlarına karşı duyarlı olmamız
 
 
gerekir.”
 
 
 
 
 
Aklın kavradığı ve inandığı her şey başarılabilir.


MERKEZÎ SINAVLARDA ÇIKMIŞ VE ÇIKMASI MUHTEMEL KAVRAMLAR
3
 
 
 
Diyalog: 1. Karşılıklı konuşma 2.Oyun, roman,
Düşüncenin Yönünü Değiştirmek: “Fakat,
 
hikâye vb. eserlerde iki veya daha çok
ama, lakin, ancak, oysa, ne var ki, yalnız,
 
kimsenin konuşması
halbuki” gibi bağlaçların bağladığı
 
"Kişileri canlı, diyalogları kişilerin karakter
cümlelerden birinin olumluysa diğerinin
 
özelliklerini yansıtacak gibi ustalıkla
olumsuz olma durumudur.
 
seçilmişti."
“Sınava gece gündüz çalıştım ama sınavda
 
 
başarılı olamadım.”
 
 
 
 
Doğaçlama: Metne bağlı kalmadan içinden
Edimsel: Edim niteliğinde olan, gerçek olarak
 
geldiği gibi konuşma
var olan, fiilî, aktüel, gizli ve tasarımlı karşıtı
 
“Oyuncu, ezberini unuttuğu için son sahneyi
“Bir mermer kütlesinde bir heykel ancak
 
doğaçlama oynadı.”
tasarılı olarak vardır, o mermer işlendikçe
 
 
heykel edimsel bir varlık kazanır.”
 
 
 
 
Doğallık: Yapmacıksız, gösterişsiz
Etik: Ahlaki, ahlakla ilgili
 
“Onu kökenindeki doğallıktan uzaklaştıran
“Yaptığın hiç etik bir davranış değildi.”
 
etkenlerden sıyırmalı.”
 
 
Doğrudan Anlatım: Başkasına ait bir sözün
Etkileyicilik: Yazarın, okuyucu üzerinde
 
hiç değiştirilmeden aktarılması
olumlu bir etki bırakmasıdır. Bir diğer deyişle
 
Atatürk: “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.”
yazılanları okurların beğenmesidir.
 
demiştir.
 
 
Ego: Ben
Evrensellik: Yazıda, insanların ortak duygu ve
 
Egoist: Bencil
düşüncelerini yansıtabilen, tüm dünyaya
 
"Egoist kişiler daima kendi çıkarlarını ön
seslenebilen anlatımı ifade eder.
 
planda tutar.”
 
 
Eğreti: 1. İyi yerleşmemiş, yerini bulmamış
5N1K: Bir olayın, haberin “ne, nasıl, niçin,
 
olan
nerede, ne zaman, kim” sorularına göre
 
“Konuk kadının durgunluğu evdeki
kurgulanmasıdır.
 
tedirginliktendi, iğne üstünde
 
 
oturuyormuşçasına eğretiydi duruşu.”
 
 
2. Üstünkörü, ciddiye almadan
 
 
“Her işi eğreti yapar oldun, her işi ucundan
 
 
tutar oldun.”
 
 
Eleştiri: Bir insanı, bir eseri, bir konuyu doğru
Fonetik: Ses bilgisi
 
ve yanlış yanlarını bulup göstermek amacıyla
“Fonetik, konuşulan dili oluşturan sözcüklerin
 
inceleme işi, tenkit
ses yapısı bakımından incelenmesidir.”
 
“Haklarında yazılan yüceltici eleştirileri de
 
 
tam anladığımı söyleyemem.”
 
 
Empoze: Zorla kabul ettirme, dayatma
Gelişigüzel: 1.Baştan savma
 
“Demokrasi; bilime, sanata, basına kendi
“Anayasayı rafa kaldırarak keyfî, gelişigüzel
 
düşüncesini, değer yargısını, zevkini empoze
sınırlar çizmeye kalkışmak, bu yaygaraları
 
etmeye kalkmama olgunluğu demektir.”
koparanların başlıca özelliğidir.”
 
 
2. Herhangi bir, rastgele
 
 
“Eski dansları mektepte, yenilerini de bir iki
 
 
arkadaşının evinde gelişigüzel öğrendiğini
 
 
anlattı.”
 
 
 
 

 
Başarı dokuz kez düşüp on kez ayağa kalkmaktır.


MERKEZÎ SINAVLARDA ÇIKMIŞ VE ÇIKMASI MUHTEMEL KAVRAMLAR
4
 
 
 
 
Endişe: Tasa, kaygı:
Gerçekleşmemiş Beklenti: Bir olay ya da
 
“Bir kayıkta boş kalan son yere atlayıp
durumun beklenildiği biçimde
 
Galata'ya geçerken kafası hem umut hem de
sonuçlanmaması, beklentinin
 
endişeyle doluydu.”
gerçekleşmemesi
 
 
“Büyüyünce mutlu olurum sanmıştım.”
 
 
 
 
 
Erek: Gerçekleştirmek için tasarlanan ve
Günaşırı: İki günde bir
 
erişmek istenilen şey, amaç, gaye, maksat,
“Evimize günaşırı alacaklılar gelirdi.”
 
hedef
 
 
 
 
 
 
 
Geriye Dönüş: Yazarın, anlattıklarının şimdiki
Hayıflanmak: Acınmak, üzülmek, yerinmek,
 
zamanından ayrılarak geçmişe gitmesi.
esef etmek
 
 
“Selanik'i Türk elinde görebilecek miyim?
 
 
diye hayıflanıyordu.”
 
Görece: Bir şeye göre olan, varlığı başka bir
İçerik (Cümlesi): Eserin konusundan,
 
şeyin varlığına bağlı olan, kesin olmayıp
anlatımında verilmek istenen düşünceden
 
kişiden kişiye, zamandan zamana, yerden
söz eden cümlelerdir. Bu cümlelerde “Neyi
 
yere değişebilen
anlatıyor?” “Eserde hangi konu ele alınmış?”
 
“Özgürlük görece bir kavramdır, onu oldum
sorusuna cevap aranır.
 
olasıya bilmişimdir.”
 
 
 
Görüş: Bir olay, varlık veya düşünce üzerinde
Hümanist: İnsancıl
 
varılan yargı, fikir
“Kalbi sevgiyle dolu, hümanist bir insandı.”
 
Gözlem: 1.Bir yazı veya eseri yazmaya
İhtimal: 1.Bir şeyin olabilmesi durumu,
 
başlamadan önce konusuyla ilgili gerekli
olabilirlik, olasılık
 
bilgi, deney, inceleme ve araştırma yapma işi
“Bir ihtimal daha var, o da ölmek mi dersin?”
 
2. Bir nesnenin, olayın niteliklerinin bilinmesi
2. (Edebiyatta) Gerçekleşmesi kesin bir
 
amacıyla, dikkatli ve planlı olarak ele alınıp
sebebe bağlanamayan bazı olay veya
 
incelenmesi, müşahede
durumların olabilirliği hakkında söylenmiş
 
“Onun romanları düş gücüne değil, gözlem
ifadelerdir.
 
gücüne dayanır.
“Bu konu sınavda çıkabilir.”
 
Güdü: Bilinçli veya bilinçsiz olarak davranışı
İkilem: İnsanı çoğunlukla iki seçenekten
 
doğuran, sürekliliğini sağlayan ve ona yön
birini izlemeye zorlayan tartışma, sorun veya
 
veren herhangi bir güç, saik.
usa vurma durumu.
 
“Sevgi bir dürtü, ödev bir güdüdür.”
“Mersin’e mi gitsem, Antalya’ya mı gitsem
 
 
ikilemde kaldım.”
 
 
 
 
 
Güdüm: 1. Yönetme işi, idare. 2. Bilişimde,
İkircikli: Kararsız
 
bir olaylar dizisini, bir süreci veya bir aracı
“Bu ikircikli tavrından bıktım.”
 
yöneltme ve düzenlemeyle ilgili işlevlerin
 
 
 
bütünü.
 
 
 
 
 
 
“Şirketin güdümü tamamen onun
İlinti: 1. İlgi, ilişki zorunluluğu 2. Dert, işkil,
 
sırtındaydı.”
kuruntu, üzüntü, kaygı, iç sıkıntısı (Halk
 
 
dilinde)
 
İma: Dolaylı, üstü kapalı anlatma
Jenerasyon: Kuşak, nesil
 
“Başkalarına ima ile bile söylemekten
“Yeni jenerasyon çok şanssız.”
 
çekindiğim en mahrem şeyleri bilen insandın
 
 
 
sen.”
 
 
 

 
Zafer, zafer benimdir diyebilenindir.


MERKEZÎ SINAVLARDA ÇIKMIŞ VE ÇIKMASI MUHTEMEL KAVRAMLAR
5
 
 
 
İmge: 1. Hayal, hülya 2. Genel görünüş,
Jest: Herhangi bir şeyi açıklamak için
 
izlenim, imaj
genellikle el, kol ve baş ile yapılan içgüdüsel
 
“Efsanevi asi kız imgesine, bu imgenin kararlı
veya iradeli hareket
 
ödünsüzlüğüne kavuşabilirdi.”
“Jestleri daha serbest, çoğu güzel sesli, güzel
 
 
güzel insanlardı.”
 
 
 
 
İndirgemek: Bir işi daha kolay kısa ve yalın
Kadirşinas: Değerbilir
 
hale getirme
“Ahmet, kadirşinas biriydi.”
 
“Bu konuyu senin anlayabileceğin seviyeye
 
 
indirgeyeceğim.”
 
 
İnisiyatif: Öncecilik, üstünlük, karar verme
Kanıksamak: Alışmak
 
yetkisi
“Bu ortamı kanıksamış olduğumu kabul
 
“Bu şirkette benden başka inisiyatif
ediyorum.”
 
kullanacak başka biri yok.”
 
 
İrdelemek: Detaylı olarak incelemek
Kani: Kanmış, inanmış
 
“Tanpınar sanki gördüğü, irdelediği konuları,
“İyi ama Ali, Göksel'in kaybolduğuna kani
 
sorunları bize bir an önce iletmek istiyor.”
değildi ki.”
 
İroni: 1. Söylenen sözün tersini kastederek
Katiyet: Kesinlik
 
kişiyle veya olayla alay etme. 2. Gülmece
“Yatma saatine katiyetle uyulacak.”
 
Buluşmaya geç kalan birine “Yine erkencisin”
 
 
demek.
 
 
İstikrar: Aynı kararda, biçimde sürme,
Kinaye: 1. Düşünüleni dolaylı olarak anlatan
 
kararlılık
söz 2. Üstü kapalı, sitemli, dokunaklı söz
 
“İstikrarlı bir şekilde şirketimiz büyümeye
 
 
devam edecek.”
 
 
İşlevsel: İşlevle ilgili, fonksiyonel, bir nesne
Kitle: İnsan topluluğu
 
veya bir kimsenin iş görme yetisini ifade
"Kendimi bu acı ve acıklı kitlenin bir parçası
 
etmek
gibi hissediyordum."
 
“Havaalanı vardı ama kullanışlı değildi, iş
 
 
olsun diye yapılmıştı, işlevsel değildi.”
 
 
İtina: Özen:
İvedi: Acele, acil
 
“Büyük bir itina ile yalancı dolma doldurdu.”
“Adını yazdığım öğrenciler ivedi yanıma
 
 
gelsin.”
 
Kriter: Ölçüt, kıstas
Mütemadiyen: Ara vermeden, sürekli olarak
 
“Yeni çalışan almak için bazı kriterler
“Sabahın pembe, beyaz tülleri sıyrıldıkça
 
belirledik.”
mütemadiyen berraklaşan fezada çıt yok.”
 
Kuram: Kanıtlanmamış,teori, soyut bilgi
Mütevazı: Alçak gönüllü
 
“Onun bir başka anlamı da bir düşüncenin,
“Sakin, mütevazı ve kalabalıktan kaçan
 
bir kuramın soyutça anlatılmasından
ruhunu incitmemek için onu, birkaç kişi ile
 
doğar.”
sırtımda ebedî makamına ben götürdüm.”
 
Kurgu: Gerçek olmayan
Nicelik: Sayılabilen ölçülebilen, azlık, çokluk
 
Yazarın son romandaki kişiler ve anlatılan
 
 
olaylar tamamen kurgudur.
 
 
Küçümseme (Cümlesi): Alay etme,
Nitelik: Bir şeyin nasıl olduğunu belirten,
 
aşağılama
onu başka şeylerden ayıran özellik, vasıf,
 
“ İki satır karalayan herkes kendini yazar
keyfiyet
 
zannediyor.”
 
 
 
Bazı yenilgilerin nedeni, insanların işi yarıda bıraktıklarında, başarıya ne kadar yakın olduklarını bilememeleridir.


MERKEZÎ SINAVLARDA ÇIKMIŞ VE ÇIKMASI MUHTEMEL KAVRAMLAR
6
 
 
 
Literatür: Edebiyat
Nükte: İnce anlamlı, düşündürücü ve şakalı
 
“Bu olgu, tiyatro literatürümüze bir fıkra
söz, espri
 
olarak geçmiştir.”
“Bu fıkradaki nükteyi anlayamadım.”
 
Meşakkat: Güçlük
Olasılık: Bir şeyin olabilmesi durumu,
 
“Günbegün artıyor meşakkat.”
olabilirlik, ihtimal
 
Mistik: Aklın erişemediği şey, gizemsel
Onay: Uygun bulma, tasdik, icazet, izin
 
“Gaipten sesler duyuyor, ruhuna fısıldanan
“Sonunda, üstlerinin de onayıyla bir sınav
 
mistik şiirler yazıyordu artık.”
yapmaya karar verdi.”
 
 
 
 
Mizah: Gülmece
Orijinal: Özgün, taklit olmayan
 
“Ülkemizin mizah kültürüne bayılıyorum.”
 
 
Monoton: Tekdüze
Müzakere: Bir konuyla ilgili fikir alışverişinde
 
“Konuşmacı monoton bir sesle
bulunma, oylaşma
 
konuşuyordu.”
“Onlarla müzakere yapmaya asla lüzum
 
 
görmedim.”
 
Ön Yargı(Cümlesi): Olay veya konu
Otokontrol: Öz denetim, daha önemli bir
 
gerçekleşmeden söylenen olumlu ya da
amaca ulaşabilmek için kişinin tepkilerini,
 
olumsuz yargı içeren cümleler, peşin hüküm,
davranışlarını veya başka amaca yönelme
 
peşin fikir
eğilimini denetleyip kısıtlaması
 
“Sen bu sınavı kazanamazsın.”
 
 
Mübalağa (Söz sanatı): Sözlükte abartı,
Örtülü Anlam: Cümlede açık olarak
 
abartma anlamına gelen bu kelime
söylenmediği halde, cümlenin anlamından
 
edebiyatımızda sözün etkisini güçlendirmek
veya cümledeki bazı ifadelerden çıkarılabilen
 
için bir şeyi olduğundan daha çok ya da
anlam
 
olduğundan daha az göstermek anlamına
“Hava artık ısınmaya başladı.”
 
gelen söz sanatıdır.
 
 
“Bir ah çeksem dağı taşı eritir!”
 
 
Ödün: Uzlaşmaya varabilmek için hak, istek
Öykünmek: Birinin yaptığı gibi yapmak,
 
veya savlarının bir bölümünden, karşı taraf
birine veya bir şeye benzemeye çalışmak,
 
yararına vazgeçme, ödünleme, taviz
taklit etmek
 
 
“Ölçümüz ve ölçütümüz, varsa yoksa Batı.
 
 
Batı'ya öykünüyoruz.
 
Öneri (Cümlesi): Bir sorunu çözmek, bir
Öz Eleştiri: Bir kişinin kendi davranışları
 
amaca ulaşmak için öne sürülen görüş ve
üzerine yönelttiği yargı
 
düşünceleri içeren cümleler
“Sana kızmakta haksızdım.”
 
“Konuyu iyice anlamak istiyorsan, önce
 
 
tekrar et, sonra da bol bol soru çöz.”
 
 
Öngörü: Birişin ilerisini kestirme veya bir
Öz güven:İnsanın kendine güvenme
 
işin nasıl bir yol alacağını önceden
duygusu
 
anlayabilme ve ona göre davranma
“Öz güven sahibi bireyler yetiştirmek başlıca
 
 
görevimizdir.”
 
Önsezi: Hiçbir belirti yokken bir şeyin
Özdeş: Her türlü nitelik bakımından eşit
 
olacağını sezme, içe doğma, hissikablelvuku,
olan, aralarında fark bulunmayan
 
altıncı duyu, altıncı his
“Aşağıdakilerden hangisi bu cümleyle
 
“Bir önsezi, benliğini derinden derine
özdeştir?”
 
yokluyor kuruntusuna kapılmıştı.”
 
 
 
 
 
 
Yaptığınız her işte en iyisini yapmaya çalışın.


MERKEZÎ SINAVLARDA ÇIKMIŞ VE ÇIKMASI MUHTEMEL KAVRAMLAR
7
 
 
 
Özgün: Yalnız kendine has bir nitelik taşıyan,
Özgeci: Kişisel yarar gözetmeksizin başkasına
 
farklı, orijinal
yararlı olmaya çalışan (kimse)
 
“ Yazar; üslubuyla, konusuyla, özgünlüğüyle
“Çocuklar, büyüklere göre daha özgecidir.”
 
dikkat çeken bir hikâye yazmış.”
 
 
Özlülük(Yazıda): Az sözle çok anlam ifade
Sav: İddia, tez
 
etme
“Eleştiricilerimiz nasıl olur da böyle bir savda
 
“Özdeyişler ve atasözleri özlü sözlerdir.”
bulunabilirler?”
 
Özveri: Bir amaç uğruna veya
Simge: Duyularla ifade edilemeyen bir şeyi
 
gerçekleştirilmesi istenen herhangi bir şey
belirten somut nesne veya işaret, rumuz,
 
için kendi çıkarlarından vazgeçme, fedakârlık
timsal, sembol
 
“Daha bilgili olmalı, daha çok özveride
“Yeni kurduğumuz takımımızın bir simge
 
bulunmalı ve zekice davranmalıyız.”
bulmamız lazım.”
 
 
 
 
Palas Pandıras: Gereği gibi derlenip
Sitem(Cümlesi): Bir kimsenin yaptığı bir
 
toparlanmaya veya hazırlanmaya vakit
hareketten dolayı duyulan üzüntünün,
 
bulamadan
kırgınlığın dile getirilmesi
 
“Palas pandıras evden fırlayıp bir de üstüne o
“İnsan, kendisine bunca emeği geçen insanı
 
kadar taksi parası bayıldığına bin pişmandı.”
bir kere de olsa arayıp sorar.”
 
 
 
 
Palazlanmak: 1. Gelişmek, iri duruma
Süreğen: Sürüp giden
 
gelmek, büyümek 2. Varlığı artmak,
 
 
zenginleşmek.
 
 
Payanda: Dayanak, destek
Şaşırma(Cümlesi): Beklenmeyen bir durum
 
“Zavallı çocuğa payanda olacak kimse yok
karşısında ne yapacağını, nasıl davranacağını
 
mu?”
bilememe, hayrete düşme anlamı taşıyan
 
 
cümleler
 
 
“Ne, demek doktor oldun!”
 
 
 
 
Pişmanlık(Cümlesi): Bir kişinin yaptığı bir
Tahmin(Cümlesi): Bir olayın veya durumun
 
işten, söylediği bir sözden veya kendisini
yönü, şekli, zamanı veya sonucu hakkında
 
sorumlu hissettiği herhangi bir durumdan
bazı bilgi ve deneyimlere dayanılarak yapılan
 
dolayı duyduğu üzüntü
kestirmeler
 
“Keşke sana hakaret etmeseydim.”
“Annem şimdi çok meraklanmıştır.”
 
 
 
 
Polemik: 1. Ağız kavgası, sert tartışma 2.
Tasarı(Cümlesi): Tasarlanan, zihinde kurulan,
 
Kalem savaşı
proje hâlindeki olguları, eylemleri dile
 
"Kavgalarım, edebiyat polemiğinin en canlı
getiren yargılar, proje, plan
 
örnekleriydi o zaman."
“Önümüzdeki ay tatile çıkmayı
 
 
düşünüyorum.”
 
Realite: Gerçeklik
Tecelli: Belirme, görünme, ortaya çıkma,
 
“Bir meseleyle karşılaştı mı realiteleri
zuhur etme, meydana çıkma
 
göremez.”
“Tabiat, bütün tecellileri ile edebiyatımıza
 
 
girmiştir.”
 
Salık vermek: Öğüt vermek, tavsiye etmek
Tem: Tema
 
“Dün akşam bana bu kahveyi salık verdikleri
 
 
zaman bütün gece sevincimden gözüme uyku
 
 
girmedi.”
 
 
 
Hayattaki en büyük zafer, hiçbir zaman düşmemekte değil; her düştüğünde ayağa kalkmakta yatar.


 
MERKEZÎ SINAVLARDA ÇIKMIŞ VE ÇIKMASI MUHTEMEL KAVRAMLAR
8
 
 
 
 
 
Salt: Yalnız, tek
Yadırgamak: Kendine yabancı gelen bir
 
 
“Sanat adına konuşmakta kendinde hak
kimseye, duruma veya şeye alışamamak,
 
 
gören, her konuştuğunu da salt doğrudur
ısınamamak
 
 
diye karşısındakine kabullendirmek isteyen
“İçine paldır küldür yuvarlandığı bu
 
 
kimseler sardı etrafımızı.”
curcunayı yadırgadı.”
 
 
Tecrübe: Deneyim
Yadsımak: 1.İnkâretmek 2.Bağlı bulunduğu
 
 
“Her tarih eseri, doğrudan doğruya veya
bir şeye yabancı kalmak
 
 
dolaylı olarak yazarın hayat tecrübesine
1. “Söylediklerini sonradan yadsımış,
 
 
bağlıdır.”
duyduğu güvensizliği ortaya koymuştur.”
 
 
Teori: Kuram
Yakınma(Cümlesi): Bir durumdan duyulan
 
 
“Alışılmış kalıpların çok dışında yeni fikir
rahatsızlığı ifade eden cümleler
 
 
akımları, modern teoriler konuşulurdu o
“İnsanlar hâlâ uğradıkları haksızlıklara ses
 
 
dünyada.”
çıkarmıyor.”
 
 
Tinsel: Ruhi, manevi
Yaratı: Eser, yapıt
 
 
“Tinsel konulara meraklı birisiydi.”
 
 
 
 
Tutarlılık: Çelişen fikirlerin olmaması
Yazın: Edebiyat
 
 
“Ne var ki tıpkı temizlik yapışı gibi bu
“Türk yazınından önemli şahsiyetler
 
 
hareketi de tutarlılıktan yoksundu.”
geçmiştir.”
 
 
Umar: Çare
Yazınsal Yaratı: Edebi eser
 
 
 
Yazınsal: Edebi
 
 
Umarsız: Çaresiz, çıkar yolu olmayan
Yeğlemek: Bir şeyi öbürüne göre daha iyi,
 
 
“İnsan kurtuluşsuz, umarsız bir yaratık
üstün veya önemli saymak, yeğ tutmak,
 
 
mıdır?”
tercih etmek
 
 
 
“Aslında susmayı yeğlerdi şu anda.”
 
 
Üslup: Sanatçının görüş, duyuş, anlayış ve
Yerellik(Edebiyatta):Yerlilik
 
 
anlatıştaki özelliği veya bir türün, bir çağın
“Sanatta yerellik, ulusallık önemli sayılır.”
 
 
kendine özgü anlatış biçimi, biçem, tarz, stil
 
 
 
 
Üstünkörü: İnceliklerine inmeden, özen
Yergi: Bir kimseyi, bir toplumu, bir
 
 
göstermeden, gelişigüzel, şöyle bir, baştan
düşünceyi, bir nesneyi, bir göreneği yermek
 
 
savma, eğreti, öylesine, üstten
için yazılmış yazı veya söylenmiş söz, hicviye,
 
 
“Fakat bu işi bilinçli olarak üstünkörü
hiciv
 
 
 
yapmış, yaraların tam kapanmamasına
“Bize okuduğu yergilerde onun şahsına
 
 
dikkat etmişti.”
dokunur bir şey yoktu.”
 
 
Varsayım(Cümlesi): Gerçekte var olmayan
Yetke: Otorite
 
 
bir durumun varmış gibi kabul edilmesi
“Saçmalama özgürlüğüme hiç kimsenin,
 
 
“Farz edelim ki otobüsü kaçırdık.”
hiçbir yetkenin karışamayacağına sevindim.”
 
 
 
 
 
 
Veri: Bilgi, data, bir araştırmanın, bir
Yetkin: Gerekli olgunluğa erişmiş, olgun,
 
 
tartışmanın, bir muhakemenin temeli olan
kâmil, mükemmel:
 
 
ana öge
“Bizim ülkemizde böyledir: Yetkin çalışmalar
 
 
“Eldeki tüm veriler, sızmadan önce gene
görmezden gelinir.”
 
 
dayanamayıp onu aradığımı gösteriyor.”
 
 
 
 
 
 
 
 
Tenkit: Eleştirme, eleştiri
Yoğunluk(Yazıda): Birçok anlamın bir arada
 
 
“Bir sanat eserini tenkit ne güç iştir!”
olması, anlam derinliği
 
 
 
 
 
 
 
Büyük Türkçe Ailesi
bta_turkce
 
 
Hazırlayanlar: Harun GÜNDOĞDU – Bilhan UĞURLU
 
 
 
 
 
 
 

Kamuajans.com/ÖZEL

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.