Hepinizin bildiği üzere okullarda yıllardır, MEB istiyor diye, il istiyor diye, ilçe istiyor diye, hülasa yeni kuşakların ihtiyaçları var diye değil, ‘Değerler Eğitimi’ adı altında kağıt üzerinde birtakım çalışmalar planlanmaktadır. Bu çalışmaların; kağıtsal olmaktan öteye gidemedikleri, öğrencilere kuvvetli ve şuurlu bir etki yaratamadığı, okullarda kimseciklerin de önemsemediği, pano çalışmaları ile geçiştirildiği anlaşılıyor.

Tüketimin rağbet gördüğü, bu nedenle giderek çılgınlaştığı, her şeyin maddiyata endekslenmesi ile manen çöküşün hızlandığı; hatta bitme noktasına geldiği kurulu kapitalist düzen içinde, insanın salt bir et yığınından ibaret olmadığını, bir ruh taşıdığını ve bu ruhu beslemesi ve doyurması gerektiğini, bunun için de çocuklarımıza yani elimizden, gözümüzün önünden geçecek olan yeni nesile, onlara birtakım değerlerle büyütebilecekleri bir ruh taşıdıklarını fark ettirmek gerektiğini her bir öğretmenimizin biliyor olma sorumluluğunu unutmaması lazımdır. Ve bu konu üzerinde özenle, dikkatle ve duyarlılıkla durulması lüzumunun ise hiç de yabana atılır olmadığı kanaatindeyim. Değerler eğitimi, TEOGS’ye hazırlanan çocuklarımızın kafa yordukları test soruları kadar, konular kadar önemlidir ve gereklidir fikrindeyim.

İyi ve güzel bir insan olabilmek, ruhu doyurmaktan geçiyor. Bu bakımdan, ruh güzel ve iyi olan değerlerle donatılmalıdır. Beden, ruhun vitrinidir aslında. Ruh, her ne kadar soyut olsa da, bedende kendini sergileyebileceği aralıklar bularak adeta ete kemiğe bürünür. Ruh, beden üzerinde somutlaşır ve beden ile etkileşim halinde olduğunu ortaya koyar. Pekala, ruhu beden üstünde somutlaştıracak onu adeta canlandırarak gözümüzün önüne getirecek olan nedir? Beden, ruha nasıl kapı aralayabilir?

Elbette, maddiyata bağlanmamış, çıkar gözetmeyen, insanlığı kardeşlik içinde tutan safkan değerlerimiz ile. Bunlar, evrenseldir. Ve insanoğlunun, özündeki iyilik sermayesini kullanmasını sağlar. Böylelikle, insan, hayatta kaldığı sürece yaşamında iyiliği zenginleştirir. Gelecek nesillere ise en büyük mirası olan iyiliği bırakır. Bu miras ki, tarla gibi, arsa gibi, yatlar gibi, katlar gibi, mallar ve mücevherat gibi, asla ama asla insanoğlu arasında çıngar çıkarmaz. Bu bakımdan, doğa ile insanı, insan ile insanı, insan ile diğer canlıları birbirine düşürmez. İnsanlık, küslüğün ve intikamın prim yapamadığı, üste çıkamadığı, tamamen barışın borusunu öttürdüğü bir Dünya’da yaşamın doyasıya tadını çıkarır. Yaşamdan lezzet alır. Çünkü ruh, iyilik donatıları ile bedenin aralıklarından o güzel ve iyilik dolu ışığını yayar yaşama. İyiliğin göz alıcı ışıkları ile açtığı o aralıklardan ruhun güzel ve iyi yönleri fışkırır. Unutulmamalıdır ki, iyilik de, kötülük de ruhun içindedir. Ruh, iyilik donatıları ile bezenmişse, kötülük ölecektir. İyilik, ruhunuzda dolanacaktır. Ruhunuz, iyilikler ile huzur bulacaktır. Bedeniniz ise ferahlayacaktır ve rahatlayacaktır. Kötülükler, iyiliklerin aksine bedende her zaman bir gerilim meydana getirir.

Bu bağlamda, tüm öğretmenlerimize çağrıda bulunmak istiyorum;

Geliniz, değerler eğitimi kapsamında her öğrencimize İYİLİK aşılayalım.

Ruhlarını iyilik ile donatalım. Okul Müdürleri görsün diye panoları değil sadece.

İyilik donanımlı, iyilikle donatılmış ADAMLAR olsunlar büyüdüklerinde.

İyiliğin açtığı ruh ile beden aralığından; hakim olduklarında ADİL, doktor olduklarında YARDIMSEVER, öğretmen olduklarında SEVGİ DOLU, bürokrat olduklarında DÜRÜST, salt insan olduklarında en önemlisi ırk olarak, dinen, fikren farklı olana SAYGILI olabildiklerini gösterebilsinler.

Biz de VAR GÜCÜMÜZLE alkışlayalım ruhun bedensel vitrindeki canlı duruşunu.

Önünde saygı ile eğilelim.

Bu değerleri almaya paranın gücünün yetmeyeceğini öğretelim.

Bu değerlerin insanlığa miras ve paha biçilmez olduğunu anlatalım.

Yüzyıllar sonra dahi Dünya’da insanlığın mirası olarak bölünmeden, bir bütün olarak, evrensel şekilde yaşayacağını mesela...

İNSANLIĞA NASIL DEĞER KATILACAĞINI GÖSTERELİM.

RUHUN İÇİNDEKİ HAZİNE OLAN İYİLİĞİ BEDENDE ORTAYA ÇIKARALIM.

RUH-BEDEN BÜTÜNLEŞMESİNİ İYİLİK ÜZERİNDE YAPALIM.

RUHU KÖTÜLÜĞE TERK EDİP BEDENİ YAŞAMDA YALNIZLIĞA TERK ETMEYELİM.

İYİLİĞİ, BEDENDE CANLANDIRIP KÖTÜLÜĞÜ RUHTA ÖLDÜRELİM.

İNSANLIĞIN RUHUNA BİR İYİLİK İÇİN EL VERELİM.

RUHUNU KÖTÜLÜK İÇİNDE ALIKOYUP BUNALTMAYALIM, BEDENİNİ RAHATSIZ ETMEYELİM.

RUH, BEDENDEN AYRILIRKEN, YAŞAMA İYİLİĞİNİ MİRAS BIRAKMIŞ OLSUN...

VE İNSANOĞLU HER DAİM İYİLİĞE SARILSIN... İYİLİK ONUN YARENİ OLSUN... ÇÜNKÜ İYİLİĞE ÇOK İHTİYACIMIZ VAR ÇOK ŞU UZUN İNCE YAŞAM YOLUNDA...

İnsanlığa Yararı Olan, Kötülüğe Bayrak Açan İyiliği Öğretelim Okullarda, DEĞERLER EĞİTİMİ KAPSAMINDA, BİR YAKARIŞLA ÇIĞLIK ÇIĞLIĞA... Öyle nesil yetiştirelim ki, iyiliğe ihtiyacı olan insanların imdanına yetişebilsinler... Tıpkı Yeşil Yol’daki John Coffey gibi...

İyilikseverlerimiz bol olsun ki, insanoğlu kötülerin tuzaklı alanlarında İYİLİK dilencesi olmasın... Tıpkı Horasan Erenleri gibi sevgi götürsün gelecek kuşaklara ve başka diyarlara bu nesil ve sevgi esintisi ile iyilik bitsin Hindistan’dan Pakistan’a, Afganistan’dan İran’a, İran’dan Irak’a, Suriye’den Türkiye’ye açılan insanlığın ilk adımını attığı bu eşşiz geniş coğrafyada... Bu coğrafyanın özünde ve kökünde bu var ey ahali!.. Bir meltem gibi esen sevginin gölgesinde büyüyen kocaman bir İYİLİK...

Ve Brad Pitt’in başrolde oynadığı ‘Fury’ filminden bir repliği paylaşarak sözlerimi bitirmek istiyorum:

ÖFKE BİR YÜKTÜR, HAYAT SÜREKLİ KIZGIN YAŞANMAYACAK KADAR KISADIR. BUNA KESİNLİKLE DEĞMEZ.

Saygı ve sevgilerimle...

Yusuf SEVİNGEN
KamuAjans.com - Özel Haber
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.