Toplumsal beklentilerin karşılanmaması toplum üzerinde sosyal baskıyı ve umutsuzluğu gün geçtikçe artırarak yerini korkulara ve çaresizliğe sürüklüyor. Toplumda çaresizlik içinde kalan bireyler umutsuzca muhatap ararken hiçbir sonuca ulaşamamanın vermiş olduğu hüsranı yaşıyor. Son günlerde yaşadığımız elem verici toplu intihar olayları ve bireysel intihar olayları artık sıkça karşılaştığımız günlük bir olay haline geldi. Bu durumun devam etmesi halinde bu yaşanan üzücü olayların daha çoğalacağı aşikâr görünmektedir. Şuan toplumda neşter atılması gereken birçok sorun varken bu sorunların üzerini örtmek ilerde toplum üzerinde daha kötü sonuçları doğuracağı sosyolojik ve psikolojik bozukluklar çıkmasına sebebiyet verecektir. Bir yaraya zamanın da müdahale edilmez ise o yara kangren olur ve tüm vücuda yayılır. Siyasilerin bu noktada daha bilinçli olup toplumun ihtiyacı olan konulara el atmaları elzem hal almıştır. Günlük siyasetten vaz geçilip ortak konsorsiyum kurulup toplumsal beklentilere cevap verilmelidir. Gün geçtikçe halk içe dönük bir yaşam tarzını benimsemekte, sorunların çözülmediğini gördükçe kendini değersiz ve kimsesiz hissetmektedir.

Toplumun yalnızlaşması ve gruplaşması ülke dengelerini alt üst ederken toplumun parçalanmasına giden süreç meydana gelir. Şuan ülke gündeminde işsizlik, ekonomi, göçmen sorunu, sözleşmeli memurların iş kaygısı, ülkeler arası ilişkiler, eyt ve birçok sorun ciddiyetini korumaktadır. Ülkemizin bu sorunlardan bir an önce kurtulması ve halkının mutlu bir yaşam sürmesini sağlamak siyasilerin en başlıca görevleri arasın da yer almaktadır. Siyasetçilerin güvenilir verdikleri sözün arkasında durması toplumla barışık olması gerekmektedir ki empati kurup onların sorunlarına el uzatabilsinler. Aslın da siyaset gönüllülük esasına göre ticari bir beklenti olmadan yapılmalı ve siyasetçiler bunu bir meslek olarak görmemeleri gerekmektedir. Medeniyetin getirdiği bir sorumluluktur. İslam tarihinde Hz Ömer adaleti ve kamu mallarına olan hassasiyeti günümüz siyasetçilerinde de görmek isteriz. Artık bazı kuramlar değişmeli siyaseti meslek edinen kişilerin yerine halk içinden sıradan gönüllülük esasına ve halkın isteklerini karşılayacak bireyler seçmek gerektiğini düşünüyorum. Bu sürece geçildiğinde toplumun isteklerine cevap verecek bir sistem kurulmuş olur. Ne yazık ki Türk siyasi tarihin de siyaset bir meslek olarak yaşama girmiş babadan oğula geçen bir ticaret gibi görülmektedir. Kısaca parası olan siyaset yapar ve siyasetçi olur toplumu yönetmeye talip olur. Bu düşünce tarzından vaz geçip halkın içinden halkı anlayan ve halk tarafından kabul görmüş bireylerin halkı temsil etmeleri sağlanmalıdır.

Son günlerin kanayan yarası ise işten çıkartılacak olan yerel yönetimde ki sözleşmeli memurlar çaresizliklerini anlatma çabası içinde iken seslerini duyan hiç kimse yok. Kanun yapıcı ve muhalefet partileri kulaklarını tıkamış başka işlerle meşgulken kalkıp bir sözleşmeli memur hayatına son veriyorsa burada vicdani ve ahlaki bir çöküş olduğunu artık görmek gerek. Birde artık entelektüel siyasetçi türedi halktan bir haber isminin marka olduğundan bahsederek akıllarına ne gelirse söyleme cesaretini buluyorlar. Hemen aklıma şu söz geliyor; Siyaset siyasetçi için mi halk için mi yapılır, tabi ki halk için yapılır. Ama günümüz de güç kavramı koltuk olarak görüldüğü için her şey o koltuk için yapılıyor. Halkın neler yaşadığı, bu felsefe tarzında önemli değil, önemli olan o ergi kaybetmemek maalesef üzüntü verici ahlaki olmayan bir yaklaşım tarzıdır.

Bir de toplum yararına kurulan STK’lara değinmeden geçemeyeceğim.  Toplum faydasından çok kendi çıkarlarını güden yöneticiler tarafından siyasete atılmak için kullanılan birer basamak olarak görülüyor. Bunu yaparken ekonomik ve siyasi kuvveti kullanan bu kişiler topluma faydayı bırak kendileri için bir gelecek hazırlama kaygısı içindeler. Tabi hepsini genellemek doğru olmaz ama çoğunluğu bu tarzda olduğunu hepimiz çıplak gözle görebiliriz. STK yöneticilerinin bu işi ticari olarak yapması akla mantığa sığmayan bir yaklaşım. Toplum bu örgütü kurarken kendi haklarını kamuya anlatsın kaygısında iken yöneticide nasıl daha fazla para kazanır ve siyasete girerim yargısındadır.

İnanın şuan toplumda birçok kişi sorunlar yaşıyor ve beklentileri var bu konular bir insanın yaşamını ilgilendiren konular artık kanun koyucunun bu sorunlarını çözmesini istiyorlar. Halkı mağduriyetinin giderileceği konusun da iyimserken bu sorunlar çözülmesi gerekmektedir. 
‘’ Bir ülkenin geleceği toplumun refahından geçer.’’

Yasin Erdem
Eğitimci-Yazar
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Misafir Avatar
Yalnız Kurt 3 hafta önce

Toplumun geldiği nokta arife tarif gerekmez. Teşekkür ederiz Yasin Bey...