Hayatta en büyük şans küçükken iyi bir öğretmene rastlamaktır.
Bunu gördüm Karakoçan’da.
Ve oradaki çocuklarımız adına çok sevindim.
Kalplere dokunan öğretmen ve idarecilerimiz olduğu müddetçe çocuklarımızın geleceği için ümitvar olmamamız için hiçbir sebep yoktur. Bunu gittiğimiz okullarda müşahede ediyor, bu eğitimcilerimize ülkemiz adına teşekkür ediyor, çocuklarımız için de minnet duyuyorum. İyi ki varsınız öğretmenlerim.
Kimi botanik bahçesi kurar. Kimi engelli bir kız çocuğunu okula kazandırmanın derdiyle hemhal olur. Kimi de kütüphane haftasında çocuklarla yazarları Valiliğimizin himayesinde İl Millî Eğitim Müdürlüğümüzce yürütülen “Elazığ Okuyor” çalışması kapsamında bir araya getirir. Siz Mahmut Öğretmen dersiniz, ben Figen Öğretmen derim, başkası Yusuf Öğretmen der. Bu bir memleket hikâyesidir ve eğitim serüvenidir. Yayında ve yapımda diye klasikleşen bir tabir vardır ekranlarda, bizler de eğitim alanında katkısı olan herkese, bu yolda çabalayanlara, emek sarf eden gül yüreklilere, okuma ve yazma konusunda duyarlılık oluşturmaya çalışanlara çok şey borçlu olduğumuzu ilan etmek istiyorum.
Eğitim her şeyden evvel bir vicdan hareketidir, merhamet adımıdır, sevgi işidir. İlk işi ek ders değil bu eğitimcilerin, daha iyi nasıl bir eğitim veririz ve çocuklarımızı ülkesine daha iyi hizmet edebilmeleri için nasıl yetiştiririz derdindedirler. Bize derdi olan eğitimciler lazım: Bu dert makam – mevki ya da ek ders- maaş derdi değil, bir yüreğe dokunmak ve onu kazanmak derdidir.
Onlar uzakta duranlardır. Kimi bir köydedir, kimi uzak bir ilçededir, kimi taşradadır, kimi varoştadır. Ama hepsi de bir güzellik ve iyilik yarışındadır. Adsız kahramanlardır. Taltif zamanı isimleri dahi okunmaz. Makam vakti referansları yoktur. Gittikleri yeri güzelleştirenlerdir onlar. Ellerinden gelenden daha fazlasını, yüreklerinde ne varsa olanı verirler ve zerrede geri adım atmazlar bu yolda. Görevde yükselmede değil öğrencinin gönlünde yükselmede en üsttedirler. Onların puanları öğrencilerine aittir ve bu puanlamanın adı da sevgidir. Hep söylediğim bir söz vardır tam yerine denk geldiği için nokta mahiyetinde buraya bu sözü koyuyorum: “ En iyi müfettiş öğrencidir.”
Karakoçan Şehit Jandarma Kıdemli Üsteğmen Mahir Özdemir İlkokulu’na konuk oldum 22 Mart Cuma günü. İlçemden ne zaman bir davet gelse icabet etmek boynumun borcu diye düşünüyorum. Bunda hiçbir beklenti yok. Mevzu Karakoçan ve eğitim olunca üzerimize düşen ne varsa kapasitemiz yettiğince, aklımız erdiğince ve yüreğimize alabildiğince yerine getirmeye kendimizi memur addetmişiz. İlk defa bir ilkokula konuk oldum. Çocuklardan biri: “Sizin için ‘Karakoçan Sevdalısı’ diyorlar. Doğru mu?” diye sorunca şimdiki çocukların bir harika olduğunu anladım ve işimin de çok zor olduğunu gördüm. Bir diğeri “ Siz yazarcı mısınız?” deyince, seni kalbinden öpüyorum çocuk dedim içimden. İlk defa bir yazar görmenin heyecanı içinde olduklarını gördüm ve mahcup oldum. Bu çocuklar bizim çocuklarımız. Gidemediğimiz çocuklar, uğrayamadığımız okullar.
Hepsi birbirinden pırlantaydı. Düzgün Türkçeleri beni ziyadesiyle mutlu etti. Kendilerini ifade edebilmeleri sanırım herkesçe kabul edilebilir bir öneme haiz. Gözlerindeki sevinç, kalplerindeki güzellik, yüreklerindeki doğruluk olduğu gibi dile geliyor, tavırlarına yansıyor ve sizlere ‘İyi ki geldim.’ dedirtiyordu. Ve bundan sonrası için de neler yapabilirim sorusunu aklınıza kazıtıyordu.
Okulumuzun kütüphanesini düzenleyebiliriz. Okulumuzun kütüphanesi için kitap toplayabiliriz. Bunu samimi bir şekilde ifade ediyorum. Bir kitap çok şey demektir. Oradaki çocukların kitaplara olan açlığı ve sevgisi, inanın sizi çok güzel bir iş yaptığınıza ikna edecektir.
İlçeye nazır bir ilkokul… Bir gülüşe, bir selama, bir kitaba hazır… Bizler güzelliklere imza atmayı bir kitaba imza atmaktan daha önemli görüyoruz. Kalplere değmeyi önemsiyoruz. İnsan kazanmayı dert ediniyoruz. Bir çocuk dahi etkilense kâfi değil mi? Herkes bir kalbe dokunsa zaten ülkemizde sorun kalmaz. Uzakta olana bakın lütfen, kıyıda durana, taşra sayılana varoş kabul edilene… Gidemediğiniz yer nasıl sizin olsun? Ulaşamadığınız bir kalp nasıl sizi sevsin? Mahmut Müdürüm, tekerlekli sandalyesiyle okula gelen kızımızın peşinde koşmasaydı o kızımız nasıl okuyacaktı? Figen Öğretmenim arayıp da: “Hocam okulumuza gelir misiniz?” demeseydi ben buraya gitmeyecektim. Yusuf Hocam botanik bahçesi projesi ile sıradanlığın dışına çıkmasaydı belki de o çocuklarımız bu kadar tertipli, saygılı, güler yüzlü, güzel ve özgüveni fazla olmayacaktı.
Lütfen; çalışan, fedakârlık yapan, ortaya bir şeyler koyan, bir şeyler yapmaya çalışan eğitimcilerimize sahip çıkın. Nitelikli eğitimcilerimizin özellikle ilçemizden ve ilimizden gitmemesi için de çaba sarf edelim. Bir teşekkür, bir yanınızdayız demek, bir tebrik etme, bir hal hatır sorma ve onlarla bir çay içme belki de çok önemlidir. Öğrencilerin sevgisi zaten onları orada tutan en önemli etmendir. Bir de velilerimizin, halkımızın ve büyüklerimizin buna dikkat etmesini istiyorum. İyi ve başarılı bir öğretmene denk gelen çocuklar o kadar şanslı ki! Bunu bu güzel ve şirin okulumuzda gördüm.
Ah ne Karakoçan! Adını duyunca bile ayrı bir heyecan. Her bir çocuğun en özge can!




 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.