Yine bir 12 Mart günündeyiz. Mümtaz Şahsiyet Merhum Mehmet Akif hakkında yapılan bazı açıklamalarda “İstiklâl ve İstikbâl Şairi” diye bahsedilmekte ki el-hak çok doğrudur.  Bugün, “Kahraman Ordumuza” ithaf edilmiş İstiklal Marşımızın kabul edilişinin 98. yıldönümü. Yıl içerisinde her 365 günün hepimiz için ayrı anlamları var. Bunlardan ikisi de İstiklal Şairi Mehmet Akif ile ilgili olan 27 Aralık ve 12 Mart günleridir. Oğlunun adını Akif koyan, Akif hayranı biri olarak bizler de bu günlerde Akif ile ilgili bildiklerimizi, yeni öğrendiklerimizi paylaşmaya gayret ediyor, hatta yeni şeyler yazamadığımızda eski yazılarımızı da olsa sizlerle paylaşmaya çalışıyoruz.

Evet, Akif´i “kutsamadan” çok seviyorum. Mehmet Akif anmalarının artmaya başlaması elbette çok sevindirici. Geçmişte Akif ile ilgili, sempozyum dahil bir çok programa katılma imkanım oldu. Yine aralarında Gazeteci Fatih Bayhan, Prof.Dr. Mehmet Fatih ANDI ve Prof. Dr. Yavuz BAYRAM´ın olduğu kişilerden Mehmet Akif´i dinleme imkânım oldu. Bu yazımızda bu konferanslardan notlar da bulacaksınız.

Bu programlardan dinlediklerim ve daha önceki okumalarımdan aklımda kalanlara göre; Akif´i anlamadan anma programları yapıyoruz. O´nun hayatını sadece İstiklal Marşı´mıza hapsediyoruz. Akif´le tanışıklığımız on kıtayı aşan bir tanışmaya dönüşmüyor. Prof.Dr. Mehmet Fatih ANDI´nın ifadesiyle; Yalnızca İstiklal Marşı ile birlikte anılarak Akif dondurulmuştur. Ve yine Gazeteci Fatih Bayhan´ın bu minvaldeki başka bir ifadesiyle; Akif; Milli Marş‘la daraltılmış bir kimlik yaşıyor. Oysa; Akif, hayranlık duyulmasını gerektiren bir hayat yaşamıştır. Öyle ki;

-Akif; ezanı hiçbir zaman oturarak dinlememiştir. Ve bugün beklide O´nun dinimize bu hürmetine, milyonlarca insan istiklal Marşı´nı ayakta söylemektedir. Bir arkadaşı haksız yere işten çıkarılınca kendisi de istifa etmiştir. Mehmet Akif bir toplumsal değerdir. Edebiyatçıdır. Din Adamıdır. Kürsüye çıkmış, vaazlar vermiş, 40 yaşından sonra hafız olmuştur. Musikişinastır. Neyzen Teyfik´ten ney öğrenmiştir. Veteriner, filolog ve müderristir. (Profesör- İstanbul Üniversitesi 1911-1913). Arapça, Farsça, Fransızca bilmektedir. Siyasetçidir. Burdur milletvekilliği yapmıştır. (Akif,  milletvekilliği yapmasına rağmen kendisine maaş bağlanmamıştır. (Bir iddiaya göre de öldüğü yıl olan 1936 yılında maaş bağlanmıştır.) Basın mensubudur. Sebilürreşad yazarıdır. (Sebilürreşad o günün şartlarında bir ümmet dergisidir. Muhammed İkbal de Sebilürreşad yazarıdır. Hintli Müslümanların, Anadolu Kurtuluş Savaşına yardım toplamasının sebebi Sebilürreşad Dergisidir. (Toplanan bu paralarla İş Bankası kurulmuştur.) Sportmendir. İstanbul Boğazını çoğu zaman yüzerek geçmiştir. Aktivisttir. Ve Mehmet Akif; Söylem adamı olduğu kadar da eylem adamıdır. Bütün çocuklarına sanat eğitimi aldırmış, 2-3 dil öğretmiştir. Arapça, Farsça ve Fransızcayı lügatine bakmadan çevirebilen bir insandır.

Böyle bir insan olmasına karşın Mehmet Akif merhum ile çok uğraşılmıştır ve kendisi büyük vefasızlıklara uğramıştır. Evleri yanmıştır.  Arkadaşı Ali Şükrü Bey öldürülmüştür. (Bkz:http://belgelerlegercektarih.com/2013/02/22/topral-osman-ali-sukru-beyi-neden-oldurdu) Başka bir arkadaşı Eşref Edip, Diyarbakır İstiklal Mahkemelerinde idamla yargılanır ve Sebilürreşad Dergisini açmamak şartıyla serbest bırakılır. 1925´te Sebilürreşad kapatılmış, 1948 yeniden açılmış ve 1966 ya kadar yayın hayatına devam etmiştir. Mithat Cemal Kuntay, gün oldu ki, Akif´i sevmek bile cesaret gerektiriyordu, dostları O´nu gizli sevdiler, diye yazmıştır. Yunus Nadi bir yazısında aralarında Akif´i de kastederek, bundan sonraki mücadele gericilerle olacak diye yazmıştır. Sadece kendisiyle değil ailesiyle de uğraşılmıştır. Oğlu Emin´i askerliğini yapmak üzere Türkiye´ye göndermiş ve iddia odur ki askerde oğlunun damarlarına eroin enjekte edilmiştir. Vatan Şairinin oğlu Emin Ersoy´un 1962 de Topkapı´da bir çöplükte cesedi bulunmuştur. Maalesef; İstiklal Marşına saygı duyanların, Akif´e saygısızlıkta sınırları zorlamalarına şahit olunmuştur. Akif´in zor günlerindeki destekçisi Abbas Halim Paşa´dır.

Mehmet Akif´in Kuran Meali yazdığını da biliyoruz. Kendisine o yokluk günlerinde büyük paralar teklif edilmesine rağmen, belki de vahyin orijinalini kaldırıp, benim yazdığım meali okutabilirler endişesiyle yazdığı meali vermemiştir Akif. Prof. Dr. Yavuz BAYRAM´ın ifadesiyle “Akif, fitneye sebep olmamak adına zorunlu ve gönüllü olarak bir sürgün yaşamıştır ve bu durumu Mısır Seyahati şeklinde anlatmak maksatlı ve yanlış yönlendirme amaçlıdır.

Mehmet Akif konulu bir başka yazımızın başlığında da belirttiğimiz gibi; “Hayatı da büyük bir şiir” olan Akif´in hayatı,  aynı zamanda üç büyük eserinden biridir. Diğer iki eseri; İstiklâl Marşı ve Safahat´tır. İstiklâl Marşı ki bir dini metindir ve “korkma” (la tahzen ayeti) diye başlar. Her ne kadar o günlerde miladi takvime geçmemiş olsak da bağlaçları da kattığımızda tam 1453 harften ve 571 heceden oluşmaktadır.

Sırtında paltosu bile olmayan, başkasının paltosuyla meclise giden, şiirini yazabilmek için sadece iki yaprak kâğıdı olan, bir yaprağa şiirin temiz kopyasını çekeceği için şiirin bir bölümünü duvara yazmak zorunda kalan bu vekilden elbette öğreneceğimiz çok şey var.

Kırk bir mısranın her biri, bize ne olduğumuzu ne olmamız gerektiğini, ekmel bir ifadeyle hatırlatıyor. Her hafta başında ve her hafta sonunda; manasını bozan, anlaşılmaz bir hale sokan bir söyleşiyle terennüm etmek için değil; garbın afakındaki çelik zırhlı duvarlara karşı iman dolu göğüslerimizle mücadele edebileceğimizi bildirdiği için…

“Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın!” diye bitirmek isterdim. Lakin yurdumda onca yıldır yaşananlara bakınca, o alçakların yurdumun içinde mi, dışında mı yoksa her ikisinde mi olduğuna tam karar vermedim.

Yine Akif ile bitirelim: “İsterseniz, istediğiniz adam olursunuz.” 

Es-selam.

Ömer Emir Doğan
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.