banner220
‘‘Övgü, evrenlerin Rabbi ALLAH'adır.’’ 

Fatiha suresinin 2.ayetidir yukarıda yazılı ifade. 

O kadar derin ve geniş bir anlama sahiptir ki, yorumlaması sayfalarca sürebilir. 

Ama ben bu ayet üzerinden bir noktaya temas etmek istiyorum. 

O da aşırılıktır, ölçüsüzlüktür, dengesizliktir. Şöyle ki; 

İnsanlar olarak bir kişiyi, bir yapıyı, bir yeri ya da her hangi bir şeyi övmede/övgüde sınırı aşıyoruz, ölçüyü kaçırıyoruz ve dengeyi tutturamıyoruz.

Zaten, övgü ve sevgide sınır aşıldığı, ölçü kaçırıldığı, denge tutturulamadığı an, insanlar olarak, Allah dışında başka şeylere tapınma, sevdalanma başlıyor iç dünyamızda. Ve gitgide bu durum, iç dünyamızı istila ediyor, dış dünyamızda ‘gönülleri fethetme’ olarak karşılık buluyor. Bir nevi, bu tür bir söylemle masumlaştırılıyor. Ama o kadar da masum değil aslında. 

Ve adeta o şeyin, ne ise artık, tutkunu ya da eski dildeki tabiri ile meftunu oluyoruz. Tehlikeli sularda böylece kulaç atmaya başlıyoruz. 

Bunun bir örneğine, geçenlerde, yaşı kemale ermiş, İslamcı kimliği ile öne çıkmış olan bir yazarın/düşünürün yayınladığı görüntülü ve sesli ‘Kudüs’ mesajında rastladım.

Mesaj içeriğinde Kudüs yere göğe sığdırılamıyor, ‘Allah’ kelimesi ise bir kez dahi geçmiyor, Allah’ın bir kere bile geçmediği ‘Kudüs’ mesajı olur mu hiç? diye sormadan edemedim tabi.

Ve kendi kendime şunu dedim: ’’ HER HANGİ BİR ŞEYİ ÖVGÜDE, SEVGİDE İLERİ GİTME, ALLAH’I İNSANA UNUTTURUYOR.’’ 

Buna, siz deyin ‘FUNDAMENTALİZM’; ben diyeyim, ‘RADİKALİZM’... 

Evet, tarihten süzülüp gelen deneyimlerden dolayı şunu çok iyi biliyoruz ki, kişioğlu ya da insanoğlu, bir şeye tutkun olmaya başladığı an, bir türlü ölçüyü ve dengeyi tutturamıyor, sınırı çizemiyor. Adeta kendi kendinize iç dünyanızda değişik öğretilerle ve malzemelerle pompaladığınız, tahrik ettiğiniz övgü ve sevgide üstün olan o şey, sizin iç dünyanızı kuşatıyor, sizi esaret altına alıyor, iradenize ipotek koyuyor ve o şeyin içinden bir türlü çıkamıyorsunuz. Çıktığınız an, zaten siz, siz olmuyorsunuz, siz artık asimile edilmiş, devşirilmiş birisiniz. İç dünyanızdan dış dünyaya kendinizi değil, sevgide ve övgüde üstün tuttuğunuz şeyin salgıladıklarını atıyorsunuz. ARTIK ATARLI BİR İNSANSINIZ. BU HALİNİZ GİDEREK TEHLİKELİ BİR HAL ALIYOR. ÖYLE Kİ, ARTIK KENDİNİZ BİLE KENDİNİZİ KONTROL EDEMİYORSUNUZ. 

Bu bağlamda, herkese bu filmi izlemeyi öneriyorum: 

Tehlikeli Oyun (Die Welle)... 

Onun için öfke kusan, insanoğlunu birbirine kırdırmayı amaç edinen her türlü yöntemin ya da yolun İslam ile bağdaşmadığı kanaatini taşıyorum.

İslam, öyle bir dindir ki, kötülüğe iyilikle karşılık ver, diyor. Kötülüğü unut, diyor. Senin için hayırlı olan bu, diyor. 

Kötülüğü, kavgayı, öfkeyi esas alarak İslam kılıfı altında bir yol tutturmak, İslam’ın dışına çıkartır insaoğlunu. Tarihte bunun binlerce örneği var. Ve sormak lazım:

İslam’ın dışında bir yol tutarak, nasıl İslam olabilir ki yeryüzü? 

Özellikle, son zamanlarda İslam’ın koruyuculuğunun bir insanoğluna, bir yere, bir yapıya ya da her hangi bir şeye yüklenilmesi ise sınırları aşmanın, ölçüyü kaçırmanın bir başka örneğidir. BU, İFRAT BATAKLIĞINA SAPLANIP KALMAKTIR. 

Kur’an, bu konuda bakınız neler diyor:

‘’ Onlar ki insanlar kendilerine, 'Halk size karşı birleşip harekete geçmis; korkun onlardan,' dediklerinde, bu onların ancak imanını arttırır ve şöyle derler: 'Bize ALLAH yeter; o ne güzel Koruyucudur.’’ (AL-İ İMRAN SURESİ, 173.AYET) 

‘’ Size bir sıkıntı dokunduysa, düşman topluluğa da benzeri bir sıkıntı dokunmuştur. Böyle günleri, halkın arasında döndürüp duruyoruz ki ALLAH gerçek inananları ayırsın ve sizden bazılarını şahitler edinsin. ALLAH zalimleri sevmez.’’ (AL-İ İMRAN SURESİ, 140.AYET)

‘’ Kuşkusuz zikri (mesajı) biz, evet biz indirdik ve onu koruyacak da elbette yine biziz.’’ (HİCR SURESİ, 9.AYET) 

‘’ Ey halk, sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi ırklara ve boylara ayırdık. ALLAH yanında sizin en değerliniz en erdemli olanınızdır. ALLAH Bilendir, Haberdardır.’’ (HUCURAT SURESİ, 13.AYET)

‘’ ALLAH'a güven. Koruyucu olarak ALLAH yeter.’’ (AHZAB SURESİ, 3.AYET) 

Tüm bu anlattıklarımız bağlamında diyebilirim ki, insanoğlunun, şöyle bir kötü huyu var, o da Allah’ı yeryüzünde bir şey üzerinde somutlaştırma, o şeyi Allah kadar sevme, övme, kıymetlendirme vs... İşte her şey tam da bu noktada başlıyor, o şeyler devreye girdiği an, ALLAH UNUTULUYOR. Allah’a inanmışlık, adanmışlık, o şeye inanmışlık ve adanmışlığa dönüşüyor.

UNUTMAYINIZ, ALLAH, KENDİSİNE İNANMIŞLARA VE ADANMIŞLARA, BİR YOL AÇAR VE ONLARI İSLAM İÇİN KULLANIR. ONLARA BİR ŞEY YAPTIRIR. BUNA AMEL DENİR. BU TİP MÜSLÜMANLARIN EN BELİRGİN ÖZELLİĞİ, HER ŞEYİ ALLAH’A HAVALE ETMEZ. YA DA HAKSIZLIK KARŞISINDA KALBİYLE BUĞZETMEZ, AKSİNE AMEL (ÇALIŞMA-HAREKET-REAKSİYON) EDER.

UNUTMAYINIZ, HERKES ALLAH’A DÖNECEK, İSTİNASIZ HERKES... BU BAKIMDAN, HERKES ALLAH ÖNÜNDE BİRDİR. 

VE O GÜN KİMSE KİMSENİN YARDIMCISI DEĞİLDİR, KİMSE KİMSEYE DE ARACI OLMAYACAKTIR. KİM Kİ, O GÜN İÇİN, BEN SENİN YARDIMCININ, DİYORSA BİLİNİZ Kİ O KİMSE YALANCIDIR VE SAHTEKARDIR.

HAYDİ HAYKIRALIM: 

‘‘Övgü, evrenlerin Rabbi ALLAH'adır.’’ 

‘’ ALLAH'a güven. Koruyucu olarak ALLAH yeter.’’ 

’’... Bize ALLAH yeter; o ne güzel Koruyucudur.’’

NOT: İSLAM, YIKILMAZ. 

İSLAM, DİZ ÇÖKMEZ. 

KİM Kİ, İSLAM SAYEMDE AYAKTA DURUYOR, DİYOR. BİLİNİZ Kİ, KENDİSİNİ İLAHLAŞTIRMAK İSTİYOR. VE O KİMSELERE CEVABIMIZ: ‘’HADİ ORADAN!’’ OLMALIDIR.

İSLAM, YERYÜZÜDÜR... HER YERDİR... BİR YERE SIKIŞTIRMAK ONU, KÜÇÜLTMEKTİR... 

VE İNSANOĞLU YERYÜZÜNE YAYILMIŞTIR. 

ALLAH, İNSANOĞLUNA ‘BURASI SENİN, ŞURASI SENİN...’’ DİYE YERYÜZÜNÜ DE TAKSİM ETMEMİŞTİR. 

İSLAM, GENİŞTİR, DERİNDİR. 

BU DERİNLİĞİ VE GENİŞLİĞİ ANLAMAYANLAR SIĞ KAFALIDIR. VE BUNLAR Kİ, İSLAM’IN DERİN VE GENİŞ ANLAMINI GÖREMEZLER, ANLAYAMAZLAR... 

ALLAH’IN YÜCELİĞİNİ VE KUDRETİNİ İDRAK EDEMEYENLERDİR... 

VE AMAÇLARI ALLAH’I KÜÇÜLTMEK, KENDİLERİNE YÜCELTMEKTİR... 

BU KİMSELERDEN ALLAH İÇİN KORUNUNUZ... 

Saygılar... 

Yusuf SEVİNGEN 
KamuAjans.com - Özel Haber
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.