Cumhuriyet, insanın irade koyma şeklidir.

İnsana irade ortaya koyma gücü verir.

Tabii irade koyabilmek için hürriyet şarttır.

Yoksa irade bir biçimden öteye geçemez. Özü yakalayamaz.

Özsüz iradenin ruhsuz bedenden bir farkı kalmaz.

Onun içindir ki hürriyet,  iradenin özüne yaptığı yolculukta bir yaren gibidir.

Anayasa, bu nedenledir ki ifade özgürlüğünü teminat altına almıştır. Ve bizim tarihimizde de hürriyetten sonra cumhuriyet gelmiştir. Ama bunlar ne kadar bütünleşmiştir, işte orası hep tartışmalıdır. Bir de demokrasi girince araya sanki hürriyet oradan oraya sündürülen, cumhuriyet de kendine doğru çekiştirilen bir özelliğe sahip olmuştur.

Öyle ki ülkemizdeki ifade özgürlüğü, siyasal konjonktüre göre şekil alan bir yapıda olduğu için bazen genişletiliyor bazen de daraltılıyor. 1960 ortamı ile 1970 ortamına bakın görürsünüz. Ya da 1980 ortamı ile 1990 ortamına bakın. Bu özgürlük bazen bir kesime sınırsız kullandırılıyor bazen de bir kesimin sesini, soluğunu kesiyor. Hal böyle olunca olan, insanın irade ve ifade gücüne oluyor. İnsan, bu gelgit tarihi içinde bir açılan bir sıkılan kimliğe büründürülüyor. Bu da insanın kişiliğine yansıyor. Etliye sütlüye karışmayan, kendine açılamayan, olduğundan farklı görünen, devlet mekanizmalarına tam güvenmeyen, tedbiri ve temkini ağzını sıkı tutmada bulan bir insan tipi çıkıyor karşımıza. Bu insan tipi, kendisine çizilen sınırlar içinde irade ve ifade gücünü kullanıyor. Tabii onu da binbir zahmetle... Başını ağrıtmayan, kendini yakmayan, sandıktan sandığa kendini gösteren bir robotik insan üretiyor bu mekanizma aslında.

Tırsa tırsa iradesi ve ifadesi bir göl gibi çekilmiş topluluğun, bugün sesi ve soluğu çıkmadığı için siyasi güç sahiplerinin işine geliyor gibi görünebilir. Lakin yıllar yıllar sonra o siyasi güç, gücü elinden kaybedip mağdur olduğunda işte o zaman kendi eliyle yarattığı bu topluluğun tepkisizliği, iradesizliği, ifadesizliği karşısında nutku tutulmuş, küçük dilini yutmuş olabilir. Çünkü olağan dışı olanı, olağan gören bir topluluktur karşısındaki. Olağan üstü olanı, olağan görmüştü bir zaman önce. Alışkanlık ve şartlanmışlık, işte bunların neticesi... Aslında neticeler, kendini bugün de gösteriyor. Şöyle ki:

Birkaç gün önce bir kadının, kaldırımda arkadaşıyla birlikte yürüyen başörtülü genç bir kıza saldırması karşısında irade ve ifade ortaya koyamayan böyle bir topluluğun iz düşümünü gördük. İradesiz ve ifadesiz... Çıt yok, gık yok... Neden? Nedeni besbelli. Buna alışmış ve şartlanmış da ondan...

Kimsecikler ‘‘Başörtüye saldırıyor. Başörtülü bacıma saldırıyor.’’ diye kutsal değerlerin savunuculuğunu yapmadı. Herkes genç bir kızın şiddete maruz kalmasına göz yumdu. Toplumdaki bu hareketsizlik, irade ve ifade ortaya koyma gücünün elinden alınıyor olmasından kaynaklanmaktadır.  Herkes, kendi kabuğuna çekilmiş ve kimse suya sabuna dokunmuyor. Herkes kendine bakıyor, başka kimseye bakmıyor. Bu hal, her kesim için iyi bir hal değildir. Bugün, karşı oldukların mağdur ve mazlum iken senin hoşuna gidebilir. Netice olarak onların yalnızlığı ve acziyeti seni gıdıklar. Sana ’’Günlerini gösterdin.’’ dedirtebilir. Ama yarın neyin ne olacağı belli olmaz. Toplum, bu hali kanıksarsa mağdur ya da mazlum kim olursa olsun o şartlanmışlık içinde iradesizliğin ve ifadesizliğin bugünkü halleri, değişik versiyonlarla yüzüne yüzüne çarpabilir.

İŞTE O GÜN KENDİ ELLERİNLE, GÖZ GÖRE GÖRE YARATTIĞIN BU VAZİYETİN, ÇIĞLIKLARINI İŞİTMEDİĞİNİ VE SENİ YALNIZLIĞA TERK ETTİĞİNİ GÖRÜRSÜN.

Herkese bir tavsiyem var:

HAKSIZLIK KARŞISINDA TOPLANMAYI ÖĞRETİN BU HALKA.
YOKSA BAŞINIZ SIKIŞTIĞINDA SİZE EL VERECEK, OMUZ VERECEK, SES VERECEK BİR ALLAH’IN KULUNU BULAMAZSINIZ...

Saygılar...

Yusuf SEVİNGEN
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.