Milli Eğitim Bakan’ımız Sayın Ziya Selçuk “Eğitimde Yönetim Süreci Çalıştayı” açılış konuşmasını yaparken “Biz ilişkileriyle değil, yeteneğiyle, becerisiyle bir yere gelmiş insanlar öne çıksın istiyoruz. Eğer bunu yapamazsak Milli Eğitim Bakanlığına dünyanın en iyi yöneticilerini getirin oradan bir şey çıkmaz. Üretim yeri, mutfak, sizin bulunduğunuz yerlerdir.” demişti. Ne kadar da doğru, yerinde bir tespit değil mi? Bu sözü ile Sayın Bakan’ımız liyakatin esas alınması gerektiğini, hak edenin işin başına getirilmesini, kısacası işin ehline verilmesi gerektiğini söylüyordu.

Sayın Bakan’ımız göreve geldikten sonra yönetici atamalarında da değişimler oldu. Önceden sadece sözlü sınav yani mülakat ile yönetici atamaları yapılırken Sayın Bakan ile birlikte daha öncelerde de olan yazılı sınav getirildi. Mülakat kaldırılmamış olsa da bildiğim ve duyduğum çok küçük istisnalar dışında Sayın Bakan’ımızın talimatı ile yönetici atamalarında adayların yazılı sınavdan aldıkları puanlar aynen mülakatta verildi. Bu da sözlü sınava yani mülakata duyulan güvensizliğin ve haksız idareci atamalarının önüne büyük ölçüde geçti. Tabii ki yönetici atama sisteminde sadece yazılı sınavda alınan puanın baz alınmasını da tek başına yeterli bulmamakla birlikte bu yazımın konusu bu olmadığı için bu hususta detaya girmek istemiyorum.

Sayın Bakan’ımızın üretim yerinin yani mutfağın okullar olduğunu ve Milli Eğitimde güzel işler olacaksa bunu üretecek yerin okullar, kişilerin de okul yöneticileri ve öğretmenler olduğunun farkında olmasını çok değerli buluyorum. Yine Sayın Bakan’ımızın düşüncesiyle de paralel olması açısından Prof. Dr. Sayın Aytaç Açıkalın’ın da “Milli Eğitim Sisteminde değişim ve ayağa kalkış okullardan başlar. Müdürüm; okulda değişim sizinle başlar, hoş geldiniz çünkü siz değişimin mimarısınız.“ sözleri de okul yöneticilerinin Milli Eğitim bünyesindeki önemini gayet güzel açıklamaktadır. Yine Cosby “Okuldaki başarının %84’ü okul yöneticisinden kaynaklanır.” derken bizim eğitim sistemimizde de yine dillere artık pelesenk olmuş “Okul, yöneticisi kadardır.” sloganları da bu düşünceyi desteklemektedir.

Şimdi gelin sizlerle iki yönetici üzerinden bir kıyaslama yapalım. Okulun içerisine girelim, koridorlarda dolaşalım ve öğretmenler odasının havasını soluyalım. Bir tarafta sadece ilişkilerini kullanarak bir koltuğa ulaşmış okul müdürü diğer tarafta ise becerileriyle, yetkinliği ile görevi hak etmiş bir okul müdürü. Yönetimi, Prof. Dr. Necati Cemaloğlu’nun Yönetimin Pin Kodu kitabındaki ifadesiyle “İnsanlara hayatı kolaylaştırabilme sanatı.” olarak tanımlarsak ilişkileriyle göreve gelen okul müdürü yine ilişkilerinin iyi olduğu öğretmenlere hayatı kolaylaştıracak, ilişkisinin iyi olmadığı öğretmenlere ise okulu zindan edecektir. Diğer tarafta derdi okul, eğitim, öğretmen, öğrenci olan becerileriyle göreve gelmiş okul müdürü ise okulu, herkes için yaşanabilir bir aile ortamı haline getirmeyi hedefleyecektir. Göreve ilişkileriyle gelen okul müdürü öğretmenleriyle ilişki kuracak, becerileriyle göreve gelen okul müdürü ise iletişim kuracaktır. Becerisiyle göreve gelen okul müdürü yönetişimi ilke edinecek yani yönetimi, iletişimi, etkileşimi ortak kılacaktır. İlişkisiyle göreve gelen okul müdürü ise sadece yönetimi ilke edinecektir. Yönetimde tekil bir güç söz konusuyken yönetişimde ise güç birliği esas olacaktır. İlişkisiyle göreve gelen yöneticinin okulunda kaos, huzursuzluk, bölünmüşlük olacaktır. Becerisiyle göreve gelen ise huzur, güven, adalet, şeffaflık, sorumluluk ve hesap verebilir olmayı esas alacak, ortak akılla hareket edecektir. İlişkisiyle göreve gelen okul müdürü çalışkan, atik ve geleceği açık olan genç öğretmenlerin önünü açmak yerine onlara yıldırma politikaları uygulayacak çünkü kendisine rakip olarak görecektir. İlişkisiyle gelenin derdi kendi koltuğu iken becerisiyle gelen belki de koltukta oturduğunun bile farkında olmayacaktır. İlişkileriyle görev gelen okul müdürü nitelikli kişileri asla çevresinde barındırmayacaktır. Oysaki becerileriyle göreve gelenler kendi yeteneklerine, becerilerine donanımlarına güveneceklerdir zaten kendi ışığına güvenen yöneticiler başkalarının ışığının parlak olmasından da korkmazlar. İlişkileriyle göreve gelenlerin her zaman uğraştıkları kişiler muhakkak olacaktır. Becerileriyle göreve gelen okul yöneticilerinin ise odak noktası işleridir. Öğrenen bir örgüt ortaya çıkarma çabasındadır. Böylece öğrenen örgütler ortaya çıkacak, çalışanlar yalnızca işleri ile uğraşacak, kişilerle uğraşmayacaktır.

Ayrıca ilişkilerle makama sahip olan kişiye verilen makam vicdanları her daim sızlatacaktır, eğitime ve eğitimi yönetenlere duyulan güveni zedeleyecektir. O kurumda görev yapanların motivasyonunu daha en başta düşürecek, çalışma şevkini baltalayacaktır. Kişilerin üretim kabiliyetini ortaya koymasını engelleyecek, bunun yanında mutsuz, huzursuz, yorgun, eğitime karşı inançsız ve sistemi eleştiren birer eğitimciler sisteme eklemiş olacaktır. Çalıştığı kurumlarda huzursuzluğun timsali olmuş fakat ilişkileriyle makam ve mevki işgal etme derdine düşen kişilere MEB her daim tokadını atmalıdır.

Sayın Bakan’ımızın yazımın başında da ifade ettiğim “Biz ilişkileriyle değil, yeteneğiyle, becerisiyle bir yere gelmiş insanlar öne çıksın istiyoruz.” sözünde olduğu gibi biz sahada olan eğitimciler de Sayın Bakan’ımız ile aynı düşünceyi paylaşıyoruz. Çünkü biliyoruz ki bir ülkenin kalkınmasında ve geleceğinin şekillenmesinde en önemli unsur eğitimdir. Eğitimi yüceltecek olanlar da şüphesiz ki becerileriyle ön plana çıkmış, ufku açık, vizyon sahibi, güncel eğitim sorunlarını, Türkiye’de ve dünyada eğitimin gelişimini takip eden, derdi yalnızca ülkesine, vatanının evlatlarına hizmet etmek olan, koltuktan güç alan değil koltuğa güç veren kişiler olacaktır.

Erkin SAÇAR
Eğitimci Yazar / Türkçe Öğretmeni
Instagram: erkinsacar
LiderimOgretmenimKitabi
Gmail: erkinnsacar@gmail.com

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Misafir Avatar
hakan hakkatapan 1 ay önce

evet bakanımız çok doğru söyloor.İl Milli eğitim müDÜR yarDımcıları ve ilçe müdürLERİ LERİ ilişkileri ile DEğiL başarıları ile seçiloor.Baknımız SeçiOOr.

Misafir Avatar
Müdür 1 ay önce

Sayın Bakanımız proje okullarına atanma yönetmeliğini dahi uygulamıyor .Erkin bey beceriden bahsediyor.

Misafir Avatar
Şenol 1 ay önce

Söylenen süslü ve herkesin kulağına hoş gelen sözler ile maalesef eylemler örtüşmüyor. Proje okullarımıza atanan okul müdürleri kimlerin teklifi ve referansı ile atandığına bakıldığında gerçeği görürsünüz. Keşke objektif kriterler esas alınsa ideolojik düşünülmese....

Misafir Avatar
selami 1 ay önce

iki cümleye takıldım "Üretim yeri, mutfak, sizin bulunduğunuz yerlerdir" evet öyle ama patates verip patlıcan yemeği istemeyin bu bir. ikincisi de "Okul, yöneticisi kadardır." cümlesi.bu cümleyi biraz daha genişletip "bakanlık bakanı kadardır" diyebilir miyiz?