Ziya Hoca’m, ne yazık ki artık eğitim camiasında inandırıcılığınızı yitirmek üzeresiniz. Yavaş yavaş camia ile aranızda da bir boşluk oluşuyor.

Tatlı mesajlarınız yerini bulamıyor ne yazık ki.

Öğrenciler de öğretmenler de bu mesajlardan nasibini alamıyor.

Biliyoruz ki alt katmanlar eğitim işini gıgıra ya da tekdüzeliğe çevirdi. Monotonluk hükmediyor. Monotonluğun tesirsizliğinde inceliklerin sığınağı bile kalmamış.

Ve size bir ümit beslememize karşın hala sizlerin o tatlı ve halden anlayan mesajlarınız, sistemde bir karşılığa ve yere sahip değil. Bilmukabelesiz...

Yani verdiğiniz mesajlarınızın sahipleneni çok çok az...

Herkesin kendini anlamlı kılacağı ve nefes alabileceği alanlar yaratılmalı, diyerek kendimizi avutuyormuşuz gibi bir durum söz konusu... Sanki bizimkisi bir aşk masalı gibi... Olmayacak duaya amin demek gibi...

Halden anlayan birisiniz ama sözlerinizi hayata geçirecek olanlar halden anlamayanların tekidir. Biliyorsunuz ama elinizden ne gelebilir ki Ziya Hoca’m! Ben de bilemiyorum.

İşte sizden aşağıya uzanan bir bağ yok. Sanki boşluğa konuşur gibisiniz. Aslında bu sistemin içinde incelikler hep boşluğa konuşmuyor mu? Ne diyor yedi güzel insandan birisi olan Cahit ZARİFOĞLU:

‘'Bir incelik gösterin!
İncinmesin yüreğim.’’
Var mı ki bu sistem içinde hala bir incelik gösterip de çocukları incitmeyecek kocaman yürekler? Bilmem.

Ziya Hoca’m, tüm bu anlattıklarımdan dolayı öğrenciler, veliler, öğretmenler nazarında artık eski etki gücünüz yok.

Hatta tehlikeli çanları inandırıcılığınız için çalmaktadır diyebilirim.

Öyle ki Ziya Hoca iyi konuşur, döner döner yine iyi konuşur, hep iyi konuşur tekerlemeleri ile sözleriniz karşılık buluyor.

Yani iyi konuşur ama konuştuklarının hayat içindeki dokunuşları çok dar alanda kalıyor ya da etkisi çok çok zayıf...

Çocuklarımız hala sınavlarla cedelleşiyor.

Hala testlerden başlarını kaldıramıyor.

Hala özel dersler, dershaneler olmaz olmazlarımız arasında...

Hala soruları ticari işlerinde kullanan yayınevleri cirit atıyor.

Hala öğretmenler birkaç çocuğun dışına çıkamıyor.

Hala birkaç çocuğun dışına erişemeyen bir sistemin çarkları dönüyor.

Hala gözleri parlayan öğrencilerin, sistem içinde sınıf atladıkça gözleri sönüyor.

Hala gözleriyle gülen öğrencilere dokunulamıyor.

Hala sistem kimsesizlerin kimsesi değil.

Hala eğitimin içinde para borusunu öttürüyor.

Hala dar alanda öğretmenlerin ve idarecilerin kısa paslaşmalarıyla birkaç çocuğun hayatı ihya ediliyor.

Hala ilgi ve yeteneği olan öğrencilerin, sistem içinde bu ilgi-yetenekleri emile emile kurutuluyor. Bu öğrenciler, çöle dönmüş. İyi niyetli öğretmenler ise son umut bir vaha var diye beyhude keşif yolculuğunda...

Ziya Hoca, öğrenci bu sistemin içinde boğuluyor. Artık oyalanmayın.
Bu çocukların rahat nefes alabilecekleri, kendilerini anlamlı kılacakları alanlara yani fırsat ve imkanlara ihtiyaçları var.

Bazı öğrenciler boş yere gelip gitmesin okullara.

İlkokuldan sonra bırakalım kendileri çizsinler hayat yollarını... Zorlaya zorlaya kendimizi kandırıyoruz bence.

Eısntein ne diyor, yaklaşık yüz yıl önce:
‘‘Bilgiden önce hayal gücü gelir.’’

Soruyorum.

Şu anki sistemin içinde hayal gücü sahi neyden sonra gelir?
Bence sondan bir öncekinden sonra...

Siz, üretebilecek çocukları bu sistemin içinde tutarak tüketiyorsunuz. Sezen AKSU’nun şarkısında dediği gibi... Bu şarkının bazı sözlerini, eğitim perspektifinden bakarak lütfen bir daha düşünelim:

Ne böyle senle ne de sensiz
Yazık yaşanmıyor çaresiz

...

Olmak imkansız hiç sebepsiz

...

Suçlu ne sensin ne de benim

...

Bir an gelip de küllenince
Yüreklerimiz dinlenince

...

İşte biz o gün düşüneceğiz

...

Etrafımızı sarıverecek
Bir boşluk ki asla bitmeyecek
Herşey bir anda anlamsız gelecek
İşte biz o gun tükenecegiz.


Biliyorum, işiniz çok çok zor...
Ama hayal gücünüzü öne alırsanız belki işler kolaylaşabilir.
Yoksa...
Sizinle kurduğumuz ümit bağını kesecekler.

Saygılarımla...


Yusuf SEVİNGEN 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Misafir Avatar
Osman 2 hafta önce

Yazı çok güzel. Bakanımızın söyledikleri aşağılarda (il ve ilçe memlerde) karşılık bulmuyor. Bir çoğu burnundan kıl aldırmadan, küçük dağları ben yarattım havasında. Okullarla ilgilenmezler, konulara vakıf değillerdir. Öğrenmek içinde uğraşmazlar.

Misafir Avatar
Tokatlı 3 hafta önce

Anlaşılan birileri sayın bakanın gitmesi için ısmarlama haber yaptırıyor.

Misafir Avatar
eğitimci 3 hafta önce

ilgi yetenek ortaokullarını açacak olan tek bakan Ziya Selçuk'tur.Önemli olan toplum algısıdır.Hangi veli çocuğunun ilgi yetenek ortaokuluna gitmesini ister? Hangi veli isteyerek hangi öğrenci bilinçli olarak meslek lisesine gidiyor? Değerler eğitimi,hemen şimdi,saygı saygınlık hemen şimdi olmalı.Teknoloji okulları robotik kodlamaya dayalı hemen şimdi,üç dört köyün arasında üretime dayalı tarım ortaokulları liseleri hemen şimdi olmalı. Ama Ziya Selçuksuz asla