Kim?

Soru anlamı ifade eden bir sözcüktür.

Cümlede özneyi ararken yükleme bu soruyu sorarız mesela.

Yalnızca cümlelerde özne ararken kullanmayız tabii.

Gerçek yaşamda da başvururuz.

Mesela:

Mahalleye yeni birisi taşınır, mahalleli tarafından sorulan ilk sorudur.

Sınıfa yeni birisi gelir, sınıfın sorduğu ilk sorudur.

Birbirini seven ve evlenmeye karar veren bir kız ile erkeğin ailelerine bu durumu açtıklarında ailelerin onlara yönelttikleri ilk sorudur aynı zamanda.

Altında merak yatar bu sorunun aslında.

Bundan dolayıdır ki bu soru, insandaki tanıma ya da bilme merakının dile dökülmüş halidir. Ve tanıma ve bilme merakının dile gelerek ayağa kalkmasıdır.

İnsanların, bu soruya verilen cevaplar ile kişiler hakkındaki düşünceleri netleşir ve yerli yerine oturur.

Yani bu sorunun cevabı insanı ya da kişiyi toplum nezdinde bir kimliğe kavuşturur.
Tekrarlıyorum: Bir KİM-LİK-E...
Kısacası kişinin kim OLDUĞUNU bilirsin.
Malumatın olur.

Pekala anlattıklarımızın bağlamından kopmadan sizin olduğunuz tarafa bakalım, sizlere sorayım o zaman, biliyorum kim olduğunuzu bu arada:
-Kim?
-Öğretmen.
-Kimlik?
-Öğretmen-lik.

Pekala ülkemizde öğretmenlik bir kimliğe kavuşabildi mi?

Öğretmenlik kimliğine kavuşabilmek ‘kim’i öğretmen ile doldurabilmektir. Onun gerekleri ile... Her yönden... Yani öğretmen ile ‘kim’i netleştirmektir ve yerli yerine oturtmaktır. Muallimi muamma yapmamaktır.
Yoksa insanlar arasında öğretmen olan kişiye güven ve inanç sorunu baş göstermez mi? Yukarıdaki örnekleri göz önüne alarak düşünün bakalım.

Pekala ‘kim’i öğretmen ile doldurabilmek nedir?

Kişiyi, öğretmen gibi hissettirmek ve düşündürmektir. Yukarıda da ifade ettiğim gibi onun gerekleri ile... Her yönden...

Nasıl olacak o zaman?

Muamele ile... Yani muallime muamma olmayan muamele ile...

Ne tür muamele bu?

Her yerde ve her an kişiyi öğretmen gibi hissettiren ve düşündüren bir muamele...

Pekala öğretmenin öğretmenlik kimliğine kavuşturulması yolunda halihazırda önüne çıkan engeller nelerdir?

‘Kim’in içine sokuşturulan sözleşmeli-lik mesela.
‘Kim’in içine sokuşturulan ücretli-lik mesela.
‘Kim’in içine sokuşturulan her nevi işçi-lik mesela. Bazen olmuyor mu ‘bu iş, öğretmenin görevi midir?’ yakınmalarınız...
‘Kim’in içine sokuşturulan idareci-lik mesela.
‘Kim’in içine sokuşturulan ve öğretmenlik ile ilgisi olmayan bilumum ... lik/lık mesela. Noktalı yeri siz doldurun artık. Angarya saydıklarınızı da koyabilirsiniz. Mobbing ile size giydirilmek istenenleri de...

Bütün bu meselalardan sonra kendinize şu soruyu sorun:
‘Bana giydirilen kim, KİM?’
Sorunuzun cevabı ÖĞRETMEN değilse KİM-LİK KARMAŞASI yaşıyorsunuz demektir. Bu karmaşa ne yazık ki çoğu kişi de var.

Unutmayınız, öğretmen ancak o ‘kim’i kendisini öğretmen hissederek ve düşünerek öğretmen ile doldurup öğretmen-lik kimliğine kavuşabilir.
Bu da ancak sınıfta olur.
Bu da ancak öğrenciler ile olur.
Bu da ancak ders vererek olur.
İdareci-lik ile değil.
Başka başka işçi-lik ya da işler ile değil. Bu yönde yakınmalarınız arşa ulaşmadı mı arkadaşlar?

Yazımı, TÖS kurucusu, Köy Enstitüsü çıkışlı yazar Fakir BAYKURT’un herkesin bildiği o sözü ile tamamlamak istiyorum:

‘... öğretmen ders verir....’

Eeee o zaman neden bu itiraz?
Öğretmenin işi öğretmektir.
Ve öğretmenlik ise onun kimliğidir.
O zaman ‘kim’i öğretmen ile doldurarak anlamlı hale getirmek, netleştirmek, çelişkilerden kurtarmak, kendine getirmek ve yerli yerine oturtmak gerekir. Muallim, muamma olamaz.

Nasıl ki iktisatçıdan, işletmeciden öğretmen olamazsa öğretmenden de kaymakam, hakim, veteriner, idareci olmamalı.
ÖĞRETMEN, ÖĞRETMEN OLMALI.
ÖĞRETMEN, ÖĞRETMEN OLMALI.
ÖĞRETMEN, ÖĞRETMEN OLMALI.
Bunun adı taşı gediğine oturtmaktır.
Öğretmeni, ÖĞRETMEN masasına oturtmaktır (yerli yerine). İdareci masasına değil.
Nedeni dilerim anlaşılmıştır.
Dilerim, yanlış anlamaya mahal vermem.

Saygılar...

Yusuf SEVİNGEN 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Misafir Avatar
metin 3 ay önce

1.bakan öğretmen olmalı
2 bakanın yardımcıları, danışmanları öğretmen olmalı
3.valiliklerde eğitimden sorumlu vali yardımcıları öğretmen olmalı
4.il milli eğitim müdürleri öğretmen olmalı
5.ilçe milli eğitim müdürü öğretmen olmalı
6.müdür müdür yardımcıları öğretmen olmalı
bugün en büyük sorun zaten öğretmen olmayanların öğretme işini planlamaya çalışmalarıdır. hukukçular işletmeciler iktisatçılar eğitime darbeyi vurdular bırakın öğretmenler işini yapsın her yıl eğitim ordumuza 30-40 bin yeni öğretmen katılıyor ve bunlar sizin işletmeci iktisatçı gençlerinizden daha zeki bizi bize bırakın eğitimin kalitesi artsın. kitabı başka meslek hazırlasın müfredatı başka bölümlerden kurullar hazırlayıp yapsınlar eğitimi başkaları yönetsin sonra öğretmen bunlarla ilgilenmesin ondan sonra tüm kabahat öğretmenlerin olsun sorumlusu öğretmense her kademesi öğretmen olsun YETERRR!

Misafir Avatar
necip 3 ay önce

anladım seni, öğretmeni işletmeci yönetsin diyorsun yani.. yazık sana.. zavalııı..

Misafir Avatar
mehmet yılmaz 3 ay önce

öyle işin mutfagına girmeden uzaktan atıp tutmakla olmuyor bu işler.Bu işler bin defe düşünüp taşınıp yapılması gerek işler .haydı yapalım demekle olmuyor malesef.

Misafir Avatar
mete 3 ay önce

saçma

Misafir Avatar
2 3 ay önce

... temizlikçi (angarya) vs... Yani demem o ki bu işten en çok öğretmenler zarar görür, mesleklerini yapamaz, kimliklerini bulamaz olurlar. Ne demişti Sayın SELÇUK: ‘Öğretmenlik, bir insanın kendi öğrenme yolculuğudur. Bu yolculuk ancak öğretmenlik yolunda olur. Başka başka işler yolunda değil.
Kusura bakmayınız, popülizm ve goygoyculuk yapmadığım için.

Misafir Avatar
AHMEDSALİH 3 ay önce

Her biri farklı branşın öğretmeni olarak yetişen kişilerden yönetici yapmak esasında öğretmene, öğretmenliğe, ona öğretenlere haksızlıktır; okul yöneticiliği diye ayrı bir bölüm olmalı

Misafir Avatar
adamın dibi 3 ay önce @AHMEDSALİH

ahmedsalih, senin kafan bu işlere basmaz.. sen en iyisi yorma o minicik beynini bu işlerle.. kendi işine bak emi...

Beğenmedim (0)
Misafir Avatar
1 3 ay önce

‘MEB’in içi-dışı öğretmen olsun’ anlayışı öğretmenliğin bir saltanat şeklini alması demektir. Hem öğretmenlik memurluk değildir diyeceksiniz hem de öğretmeni idareci masasına oturtarak öğretmenin memur muamelesi görmesine gık demeyeceksiniz. Ve öğretmeni, başka işlerde kullananların ekmeğine yağ süreceksiniz. Arkadaşlar, artık herkesin görev-iş tanımı netleşmelidir. Görevlerin-işlerin sınırları çizilmeli, herkes ne yaptığını ve yapacağını bilmelidir. ‘MEB’in içi-dışı öğretmen olsun’ anlayışı MEB’de öğretmen krallığını kurar. MEB’de öğretmen zümresi ya da oligarşisi doğar. Yok öyle bir dünya! Öğretmenin gerçek yeri derstir, sınıftır. ‘Bakan eğitimci olsun’ düşüncesine katılıyorum, tamam, bu düşünce kabulüm ama tepeden tırnağa öğretmen olsun düşüncesi ‘bakan eğitimci olsun’ düşüncesinin abartılmasıdır. Ve bu abartma en çok da öğretmeni öğretmenlikten çıkarır, kimlik karmaşasına yol açar, öğretmen öğretmenlikten başka her bir şey olur, inşaatçı, elektrikçi, idareci, kaynakçı,

Misafir Avatar
barbaros 3 ay önce

bütün il müdürlüklerinin idarecileri iktisatci işletmeci olsun o zaman...