Birileri bilerek ya da bilmeyerek eğitimin aşil tendonunu kopardı. Benim kanaatim bilerek koparıldı. Maalesef bir grup, dünya çıkarı uğruna eğitim ölçeğinden vazgeçip öğretim ölçeği ile yetinmeyi doğru buldu. Köy Enstitülerinin günümüz ölçeğinde güncellemesini yapamayanlar kapatmayı kestirme çözüm olarak gördü. Sonrasında, Anadolu Öğretmen Liseleri yeni model öğretmen yetiştirme havzasına kaynaklık etti diye sevinirken onları da kapattık. Ortaokullarda yönlendirmenin önemine vurgu yapan eğitim politikalarımız sadece sözde kaldı. Ve ne acıdır ki, her üniversitenin adını bile bilmediğimiz bölümlerinden öğretmen yapıp sahaya sürdük. İçinden çok güzel insanlar çıktı lakin bunlar sınırlı sayıda kaldı. Eğitim fakültelerinden öğretmen diploması verip mezun ettiklerimize KPSS eski adıyla da Yeterlilik Sınavı getirdik. Sadece akademik başarıyla bu işin gerçekleşeceğini zannettik. Burada da yanıldık. Öğretmenlik mesleğini sıçrama tahtası olarak görüp fırsatını bulduğu anda diplomasına uygun kurumlara geçenlerin eğitime verdiği zararı hiç görmedik. Manevi iklimde yoğrulmamış mesleğinin aşığı olmayan binlerce insanı insan odaklı çalışma alanına sahip olan Milli Eğitim camiasının içine ittik. Yetmiyormuş gibi şucu- bucu diye ayırıp meslektaş, gönüldaş ve duygudaş kavramlarını tükettik. Hakkaniyet, liyakat ve ehliyet kavramlarını içine alan bir öğretmen kariyer planlaması yapamadık. Yönetici atama mevzuatlarımızın hepsinde sınıfta kaldık. Senin benim adamım mantığının hâkim kılındığı adalet duygusundan yoksun bir yapının zamanla eğitim camiasında kangrene dönüşmesini gülerek izledik. Öğretmen olma sevdasını yüreklerinde söndürdüğümüz binlerce Anadolu çocuğu var. Kimsesi olmadığı için mesleğine hasret insanların feryatlarını duymadık. Mesleğe giren kardeşlerimizin hepsinde şu algıyı birlikte oluşturduk.” Öğretmen olmak için 25 senemi verdim. Mülakat ve diğer bütün engelleri aştım ya da aşmam sağlandı. Sokakta üç yüz bin insanın öğretmen olma sevdasıyla dolaştığını biliyor ve görüyorum. Ben sınıfa girer dersimi anlatırım. Dinleyen dinler alan alır, almayan kendi bilir. Saygısızmış önemsemem. Derse gelmezmiş, beni dinlemezmiş kendi bilir, derim. Neden çünkü artık 25 yaşında biri olarak çırak olamam. Özel bir işte alacağım rakam ki onu da bulursam 1500 lira. Öğretmen olarak çok daha iyi şartlara sahibim. Öğretmenlik mesleğim, bir öğrencinin ya da bir velinin şikâyeti sonucunda soruşturmaya konu olur ve elimden alınırsa kim bana ekmek parası verecek? Bu sebeple hiç kimse kusura bakmasın. Benden bu kadar diyen bir grup öğretmen camiası yeşerdi, yetişti ya da yetiştirildi. Sen yanmazsan ben yanmazsam nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa, yandım piştim taştım algısını öğretmenlerin dimağlarından çıkardık. Dünya merkezi odaklı bir algının yüreklerde tohumdan fidana dönmesini izlemekle kaldı tüm ekâbir takımı. Şimdi öğretmenine bıçak çeken, yolunu kesen öğrencilerimiz var. Şimdi okul önlerinde ve bahçelerinde alenen sigara içen, uyuşturucu kullanan öğrencilerimiz var. Şimdi yol kenarlarında henüz 13-14 yaşlarında otostop çeken öğrenci kızlarımız var. Şimdi ilkokullarda öğrencilerinin çantalarını sırtlandığı gibi okulların koridorlarını aşındırıp sınıf sıralarına kadar uzanan velilerimiz var. En ufak uyarıda siyasetçiye, STK’ya ya da ALO 147, BİMER, CİMER’E giden velilerimiz var. Şimdi karar alma mekanizmaları elinden alınmış şöyle ya da böyle kocaman bir kurumu yöneltmesi istenen okul müdürlerimiz var. Şimdi, sıfır yetki maksimum sorumluluk verilen yöneticilerimiz var. Mevcut yapı içinde siyasetçi, STK, akademisyen, çıkar grupları, veliler ve şımarık öğrencilerle çepeçevre kuşatılmış okullarımızın öğretmen ve yöneticileri var. Hâsılı öğretmenlerini öldürecek kadar gözü kararmış, sorumluluk duygusundan yoksun bir gençliği ülkenin başına püsküllü bela olarak hediye ettik. Sayın bakanım Öğretmen Ziya Selçuk beyin de ifade ettiği gibi” Bırakın öğretmenler öğretmenliklerini yapsınlar”. Çocuklarınıza çocuklarımıza sahip çıkmazsak ki genel gidişat bu cihettedir, sonumuz iyi değil. Son beş yıldır liselerde genel manada eğitimin bittiğini söylemek çok acı ama gerçek. Ben, sahada geziyor öğrenci gruplarıyla öğretmenlerle, idareciler ve velilerle bir araya geliyorum. Gemi su almaya başladı bir an önce kalıcı tedbirler alınmazsa hepimizin başı fena halde derde girecek. Öğretmen ve idarecilere uzanan ellerin bir önce kırılması ve herkesin kendi mecrasına çekilmesi adına tüm tedbirlerin alınmasını talep ediyorum.
İrfan ERTAV
Eğitimci Yazar
irfanertav@gmail.com
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Misafir Avatar
ali veli 2 hafta önce

elinize sağlık çok güzel bir yazı.

Misafir Avatar
ahmet takım 2 hafta önce

Yönetici atamalarında liyakat olmadan başarı olmaz.Milli Eğitim Bakanlığı diyoruz ama herşey öğretim üzerine kurulmuş,eğitim üçüncü planda bile yok.