Empati, karşımızdakinin yerine kendimizi koymak, onun gibi düşünmek anlamına geliyor. Empatinin tam olarak gerçekleşmesi için üç kaidenin oluşması gereklidir.

1- Bir insanın kendisini karşısındaki kişinin yerine koyarak, onun bakış açısıyla olaylara bakması
2- Karşısındakinin duygu, düşüncelerini doğru olarak algılayıp, hissetmesi…
3- O kişiyi anladığını duygu ve davranışlarıyla ona ifade etmesi

Empati İngilizce “empathy” kelimesinden bize geçmiştir. Bizdeki karşılığını en güzel “hemhal olmak” özetler. O halde; empati (duygudaşlık) kavramı, ülkeden ülkeye, kültürden kültüre farklılıklar gösterir. Sadece kavram olarak değil, uygulamada, hayatın içinde de değişkenlik gösterir. İnanç değerleri farklı iki kültür hayal edelim. Ve bu iki kültür topluluğunu oluşturan insanların empati kavramına yönelik uygulamalarına bakalım.
Bir Müslüman’ın, Hıristiyan ya da Yahudi inancına sahip bireyle empati kurması (duygudaşlığı), fıtratı insan olmanın ötesine ve insana saygı unsurunun üstüne çok fazla geçemez kanaatindeyim. İstisnalar kaideyi bozmaz elbette. Yine bir kadın ile bir erkeğin empati kurması çok mümkün gözükmüyor. Zira beyin sarmalları farklı çalışan iki ayrı cinsin birbirini tam manasıyla anlıyor olması kolay iş değildir. Olmaz, demiyorum. Ama kolay değil elbette... Bizim inancımızda empati(gönüldeşlik, duygudaşlık ) mükemmel ele alınmıştır. “Komşusu açken tok yatan bizden değildir” buyuran kâinatın efendisi Sevgili Peygamberimiz, en güzel gönüldeşlik(empatik yaklaşımı) örneğini sunmuştur. Yine Veda Hutbesi başlı başına bir öğreti ve evrensel mesajdır. Birçok yerinde gönüldeşliği, duygudaşlığı (empati) görür ve yaşarsınız. Ve o günlerden bugünlere bizim coğrafyamızda gönüldeşlik kavramı hayat bulmuş muhteşem örneklerle dünyaya hayat vermiştir.

“Hem yapıp hem olabiliyor muyum?” Sorusuna verdiğimiz cevap aslında empati kavramı için kıymetli bir kılavuzdur. Dilin söylemini, ruhun ve bedeninin yapıyor olması karşımızdaki insanlarla daha iyi ilişkiler kurmamızı sağlar. Samimi yüreklerin birbirini aynalaması, birbirine dönmesi ve aynı güzellikler için yoğrulması kolaylaşır. Unutulmasın ki her insan nev-i şahsına münhasır bir yaşam biçimine sahiptir. Ve her birimizin algısı, yorumlaması elin parmak izleri kadar birbirinden farklıdır. Bu kadar farklılıkların içinde gönüldeşlik kurabilmek ancak ve ancak duyarlı gönüllerin birbirine selam durmasıyla gerçekleşir. İçinde riyayı, iki yüzlülüğü, yalanı, kayırmacılığı, hukuksuzluğu barındıran toplumlarda empati kavramının hayat bulması olası değildir. Küçücük çıkarlar için kardeşini harcayabilen her insan buna kılıf bulmakta zorlanmayacaktır. Nihayetinde kendi penceresinden baktığı müddetçe başkalarının penceresi onun için bir anlam ifade etmeyecektir. Mananın maddeye galebe çaldığı dönemlerde gönüldeşlik bizim coğrafyamızda yaşamaya devam etmiş ama ne zaman ki dünya çıkarı ruhları kabzetmeye başladığı günden beridir bu güzel haslette yok olmaya yüz tutmuştur. Bugün gerek siyaset arenasında, gerek bürokraside rakibini alaşağı etme çabası bütün empatik kavramların içini boşaltmış, insani değerlerimizi yozlaştırmıştır. Alın terinin çalınması moda olmuş, hukukun üstünlüğü zedelenmiş, kayırmacılık alıp başını gitmiştir. Hal böyle olunca da gönüldeşlik duygusu zarar görmüş, empatik duruş kaybolmuş ve bireyselci bir yaşam biçimi toplumun tüm bireylerini kuşatmıştır.”Altta kalanın canı çıksın” mantığı (!) bütün güzel duyguları ortadan kaldırmıştır. Güven problemi baş göstermiş ve hayatı güçlüden yana ya da çıkarından yana empati kurmaya zorlamıştır.

Eğitimin içini boşaltanlar bugün yeni neslin davranışlarından şikâyet ediyorlar. Sözlerin eyleme geçmediğini, büyüklerde davranışa dönüşmediğini gören yeni neslin bunda suçu ne ola ki! “Armut dibine düşer” der atalarımız. “Gandhi’den Yaşam Dersleri “kitabında anlatıldığı üzere: yapmadığını söylemek ahmaklıktır. Bizim ilahi kitabımız ne buyuruyor bu konuyla ilgili biliyor muyuz? Hatırlayalım o zaman… “Yapmadığınız şeyleri başkalarına söylemeyiniz.” Bu sebeple 2023, 2053 ve 2071 vizyonunu dillendiren her birey öncelikle kendi yüreğine şu soruları sormalıdır. “Ben söylediklerime ne kadar inanıyorum? Benim varlığım ve elde ettiklerim sadece kendi hakkım mıdır? Yoksa başkalarının yaşam haklarına dokunuyor muyum? Benim yüzümden kaç insan açlıktan, susuzluktan ölüyor? Dünya nimetleri pastasından kaç kişinin hakkını gasp ediyorum? Kaş kişiyi işinden gücünden ettim? Kaç kişinin altını oydum? Hâsılı kaç kişiye zararım dokundu? Aldığınız her cevap sizi gönül rahatlığına kavuşturuyorsa empatik duruş sergilediniz demektir. Yok, ufakta olsa gönlünüzde bir rahatsızlık hissi varsa vay halinize… 

“Gerçek zenginliğin parasal karşılığı yoktur”. Buna biz, iç huzur diyoruz. Gönlünüz, aklınızla birlikte hareket ettiğinde sizi, iç huzurun diyarlarına yolculuğa çıkaracaktır. Yolunuz açık olsun. Gönlünüzün muradını keşfetmeye önem verin. Bu yolculuk cebinizin muradı olmayabilir. Ama asıl olan, gönlünüzün muradıdır. Bunu yıllar sonra çok daha iyi anlarsınız. Etki alanınız tam şuan bulunduğunuz noktadır, yarenler. Etki alanınızı ilgi alanlarınıza teslim etmeyin. Ancak ilgi alanlarınıza gidecek yolun etki alanından geçtiğini de unutmayın. “Mış” gibi yaşamayın. İnsan gibi, dolu dolu iz bırakacak işler yaparak yaşayın. Hemhal olmaya özen gösterin. Bugün bir kez daha gönülleri kuşatmanın yolu maddi çıkarlardan değil yüreklere selam durmaktan, garibanı gözetmekten, haktan, adaletten geçiyor. Vatan, Millet Sakarya söylemleriniz, empatik bir algıya sahip değilse dünyanın sonu yakın demektir. Yarınlara umut ve güzellik taşımak adına hamallığı kabul eden bütün güzel yüreklerin karşısında saygı ile eğiliyorum. Selamette kalınız. 

İrfan Ertav
Yazar
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.