2019-2023 MEB Stratejik Planımızda, ölçülemeyen hizmet geliştirilemez anlayışıyla bilimin ışığında, rehberliğinde yeni bir yol haritası çizdik. Amacımız temelde Türk Millî Eğitim Sistemi’nin nicelik ve erişimle ilgili sorunlarının birçoğunu geride bıraktığımız şu günlerde, önümüzdeki döneme ait nitelik devrimini gerçekleştirmek konusundaki kararlığımızı tüm açıklığıyla ortaya koymaktadır. Millî Eğitim Bakanlığının eğitim sistemindeki yapacağı işlerin çok büyük başarılara atacağı imzaların hep beraber şahidi olacağız. (Prof.Dr. Öğretmen Ziya Selçuk- MEB Bakanı)
Sayın bakanımızın söylemlerine katılmamak mümkün değil. Kaldı ki tespitlerini son derece yerinde ve anlamlı buluyorum. Önümüzde duran 2023 hedeflerine nicelik ve erişim sorunlarını halletmiş MEB’in, nitelik devrimini gerçekleştirmiş olarak yürümesi bekleniyor. Gök kubbenin altında ülke insanının muasır medeniyetler seviyesinin ötesinde bir yaşam sürmesi vizyonuna hizmet edecek bu beklenti nicelikten kurtulup nitelik kavramlarıyla yoğruluyor mu acaba? Beni rahatsız eden soru bu. Zira hedefe giden yolda sayın bakanımızın stratejik planda da ortaya koyduğu nitelik kavramı, nicelik kavramının pençesinden kurtulmuş mudur sorusuna müspet bir cevap bulamıyorum. İnsanoğlu fıtratı gereği hayatının tamamını projelendirir. Ve bu projeler üzerinden hedeflerine doğru yol alır. Emeklemekle başlayan süreçte, önce yürümek, sonra konuşmak, okula gitmek, mezun olmak, askerliğini yapmak(erkekler için), işe girmek, evlenmek, çocuk sahibi olmak, ev, araba almak, görevde yükselmek… Her biri bir proje olan bu çalışmalar sizi hedefe taşımak için kıymetlidir. Ancak göz ardı edilmeyecek olan şudur. Projeler bir mantıksal çerçeveye oturtulur ve sonra bu mantıksal çerçevenin üzerine eylem planları uygulamaya sokulur. Yapılacak tüm işlerin yeri, zamanı, sırası vardır. Toplumsal bir başarı, sistematik şekilde hayat bulsun isteniyorsa o zaman bu mantıksal çerçeve toplumun bütün paydaşlarıyla hazırlanır. Sonra da üzerine eylem planları oturtulur. Hedefe varmanın en kestirme yolu toplumsal mutabakattan geçer. 

Peki, uygulamalar Sayın Bakanımızın ifade ettiği ya da bizim anlattığımız gibi mi? Burada şüphelerim var. Milli Eğitim Bakanlığı ekosistemi üzerinden konuyu açıklayama çalışacağım. Milli Eğitim Temel Kanununda belirtilen genel amaçlara ve bu amaçların hayat bulmasında ortaya konulacak olan çalışmalara hiçbir meslektaşımızın itirazı olamaz. Ortak us ile belirlenen genel amaçlar doğrultusunda özel amaçların hayat bulmasını isteyen bir toplumdan bahsediyoruz. Bugün, 2019-2023 stratejik planda yer alan hedefler için yapılan çalışmalarda bir savrukluk, düzensizlik ve hızımızı kesen uygulamalarla karşılaşıyoruz. Bakanlık Merkez Teşkilatının stratejik planı yayınlamasından sonra taşra teşkilatları da kendi planlarını revize edip işe koyuldular. Güzel çalışmalar olmuyor değil elbette. Ancak gereksiz, çalışanlara ve hedefe yürüyen insanlarda angarya yük olacak uygulamalar da görünüyor. İl Milli Eğitim müdürlükleri AR-GE ve Özel Büro marifetiyle özelinde il geneline detayında ülke geneline hitap edecek projeleri hedefe giden yolda uygulama çabası içindeler. Bunu yapmalarının iki temel sebebi var. 

1- 1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanununda belirtilen ve 2019-2023 Stratejik Planı ile eyleme dönüştürülen genel amaçların hayat bulmasını sağlamak. 

2- Taşra yöneticileri olarak Merkez Teşkilatına şirin gözükmek, namzet almak, kendisi için çizdiği daha üst yönetici hedefine doğru yol almak. Kişisel beklenti yani…

Birinci sebep için söyleyecek sözümüz yok elbette. Hatta ikinci madde içinde bir şey söylemiyoruz. Ancak yapılan tüm çalışmaların ve projelerin uygulama aşamasında işin paydaşı öğretmenler ve okul idarelerinin enerjisini tüketen uygulamalar da barındırdığını düşünüyoruz sadece. EBA’ya günlük girilmesi gereken süreler, yapılacak etkinliklerin paylaşılması, bunların puanla değerlendirilmesi, her gün aranan öğrencilerin sisteme girilmesi, öğrencilerin canlı ders dinlemelerinin takip edilmesi, interneti olmayan çocukların tespiti, etkinliklerin etiketlenerek paylaşılması, anketlerin doldurulması, ayakkabı numaraları, beden ölçüleri, EBA şifreler, WhatsApp, telegram, mail gruplarına cevaplar, zoom, skype’den canlı yayınlar… Allah aşkına! Öğretmen bunların tamamına cevap verecekse nasıl kendini geliştirip olumlu yönde dönüştürecek? Nasıl bu hal üzere öğrencilerine ve gelecek kuşağa sağlıklı bir veri sunacak? Bu kadar niceliğe dayalı sayısal verilerin sisteme girilmesi öğrencinin hangi nitelik boyutuna ışık tutacak? Bunların yapılmasını söyleyen hatta dikte eden il, ilçe yöneticileri aslında öğretmenlerine, okul kurum yöneticilerine bir anlamda mobbing uygulamış olmuyor mu? Kendi fikrimi söyleyeyim yazımın sonuna yaklaşırken: Nicelik olarak tüm sayısal verileriniz tavan yapsın bu niteliğe yansımıyor. Ve “mış” gibi yaşamaya devam ediyoruz. 

Çok özel bir süreçten geçiyoruz. Uzaktan eğitimin ruhunu çökertmeye gerek yok. İnanmadığım hiçbir işe evet, demedim, yapmadım, yapmam da. Birilerini biraz daha bulundukları yerlerde tutmak için nicelik işleriyle uğraşmam. Sayın bakanımızın stratejik planın sunu kısmında ifade ettiği nitelik devrimi çabasının emir eri olmaya söz veriyorum. Üzerimize düşen görev ve sorumluluk bilinciyle ülkemizin ve gönül coğrafyamızın nihai hedef olarak ta, bütün insanlığın selameti için emrinizdeyim sayın bakanım. Tek isteğim var sizden. Herkesin kapasitesi oranında eşit bir görevde çalıştırılması… Son cümle; taşrada uygulamaya konulan projelerin hedefe giden yolda ülkem insanının önüne set oluşturmaması gerekir. Bütün öğretmenlerimizin uzaktan eğitim sürecinde okul ortamlarından daha çok görev bilinciyle hareket ettiklerini ve daha çok yorulduklarını biliyorum. Öğrencilerine ayırdıkları günlük vakit dilimini evde kendi çocuklarına, ailesine ayırmadıkları gerçeği var ortada. Sayısal veriler nicelik kavramı içinde kaldığı müddetçe gönüllere dokunma çabası eksik kalacaktır. 

Biz insanların doğumla getirdikleri potansiyeli tartışacak değiliz. Biz bahçıvanız. Yaa, bu lale gelmiş bunu gül yapalım tez zamanda deme lüksümüz yok. Böyle bir görev tanımımız da yok. Sadece lale gelen tomurcuğun en güzel hali ile açmasını sağlayabiliriz. Gelin bütün enerjimizi, lalelerin lale, güllerin gül, kır çiçeklerinin kır çiçeği olarak en güzel halleriyle açmalarını sağlayalım. Birini diğerine dönüştürme çabasından vazgeçelim. Enerjimizi boşa tüketmeyelim. 

Saygıyla…

İrfan Ertav
Eğitimci 
irfanertav@gmail.com   
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Misafir Avatar
Elif 2 hafta önce

İnanın mobbing kelimesini şimdi daha iyi anlar oldum. Zoomu öğrenmek, teknolojik sorunlarla uğraşmak,uyum sağlamak, ebadan puan yarışına girmek, sürekli eba canlı derste takılmak(kendi bilgisizliğim olduğunu düşünüp stres altında kalmam), öğrencilerin ilgisizliği,iriun uygulaması, internet kotasının arttirmama rağmen yetersizliği, müdür ilk zamanlarda fırçası,...Biz öğretmenler her zaman olduğu gibi görünmeyen yerde stres yaşamaya devam ediyoruz.

Misafir Avatar
eğitimci 2 hafta önce @Elif

Elif öğretmenim, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda görev tanımları yapılan ve 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanununda meslek tanımı yapılan öğretmenler olarak haklarımızı bilelim yeter. Korkmayın, strese girmeyin, sadece işinizi yapın yeter. Bir grup yönetici kendi koltuklarını korumak için tribüne oynuyor.Biz öğrencilerin gönüllerine oynamaya devam edeceğiz. Rahat olun.Sevgiyle kalın

Beğenmedim (0)