Okuduğum en büyük kitap insanın taa kendisidir. Her sayfasında ayrı yaşanmışlıklar çıkar karşınıza. Birbiri ardına dizilmiştir anlam yüklü kelimeler, birer cümlenin peşine takılıp düşüverir gönül yollarınıza. Sonra duygularınıza eşlik eder uluorta. Durup dinlemeden karıştırır beyninizde olan biteni. Ruhunuza dokunan her bir harfin anlamını keşfetmektir gayesi.. Hâsılı hayatın iki yakasına dair ipuçları sunar sizlere. Sonra da alıp başını çekip giderler bu kitap gibi insanlar. Seçimi size bırakarak ayrılırlar gönül vadilerinizden. Bir başınıza kalıverirsin öylece. Yüreğiniz başka der, aklınız başka… Nereye baksanız bir umut ışığı huzmesi ya da kıyısından bucağından biraz hüzün yüklü gemiler kalkar bedenle örülü ruhla çevrili limanlarınızdan. İşte tam bu sırada ya el sallar gönderirsiniz tüm duygularınızı, hayallerinizi arkasından bakakalarak. Ya da oturtursunuz başköşeye ruhunuzu ve bedeninizi iki yakayı seyrederek düşersiniz hayallerinizin peşine. Acar Baltaş hoca” hayallerini yorganına göre uzat” der lakin bizim yorganların bir ölçüsü yoktur. Ve elbette hayallerin bir yorganı olmadığı gibi… Belki de bu sebeple çokça hayal kırıklıkları yaşarsınız. Buraya kadar özetle anlatmaya çalıştığım zordur insanın insanla ilişkisi… Kendisiyle baş edemeyen gönüllerin başkalarına merhem olmasını beklersiniz beyhude bir zaman aralığında… 

Bizim ülkemizde hayatın iki yakasını aynı anda yaşamanız olasılığı çok yüksek bir varsayımdır. “Dün dündür bugün de bugün”, diyen bir güruhun algısıyla yönetilirsiniz. Halisane duygularla samimiyet yüreklerinde yeşertilen ruhunuzun bir çırpıda budanıp tüketildiğini görürsünüz. Doğrunun vazgeçilmez temsilcileri çıkarları uğruna eğrinin doğruya galebe çalmasını büyük bir zevkle izlerler. Ve sizin itirazlarınız sonuçsuz kalır her daim. Zira çıkarcı güruh her bir eğri için giydirilmiş doğru kılıfını hazırlamışlardır. Ama lakin fakat… demenize bile müsaade etmeden paketleyip bütün iyi niyetinizi rafa kaldırırlar. Ve ana-babanızdan, dede-ninenizden öğrendiğiniz bütün doğrular hayat denkleminde karşılığını yitiriverir. Çalışıp çabalayıp bir noktaya taşırsınız kendinizi akademik olarak yetiştirirsiniz lakin hakkaniyet, liyakat, ehliyet kavramlarının içi boşaltılarak sizi alaşağı ederler. Bunun sağı ya da solu da yoktur sadece çıkar ilişkisi vardır. Ve çıkarına dokunduğunuz her olay sizi biraz daha dış kapının mandalı haline getirir. Zaman içinde doğruları söyleyecek kimseler kalmayınca, eğriler doğru yapılarak takdim edilir bütün beşer-i âleme. Gözler açık kalpler kapalıdır. Akıl uyanık, mantık devre dışıdır. Hak, helal, adalet, liyakat, ehliyet kavramları dillere pelesenk olur. Yüreklerde eyleme dönüşmez hiçbir zaman… Ve böylece sürer hayatın iki yakası arasındaki yaşam öykünüz. Bu yüzdendir söyleyip duruyorum” okuduğum en büyük kitap insanın taa kendisidir”. Ve azaltırsınız çevrenizdeki kitap sayısını. Zira kitaplardaki nicelik kavramı artmış, nitelik kavramı ise azalmıştır. Niteliğe odaklı yüreğiniz hayatın iki yakasından kendi limanına çekiliverir. “Söz söylesem kifayetsiz sussam gönlüm razı değil” diye diye…

Kitabın sayfaları gibidir insanlar. Her bir sayfa yeni bir heyecanı çıkarır karşınıza. Umudun yelkenlilerini izlerken itiverir sizi birileri derin dehlizlere… Ve bir kez daha iyi niyetinizin kurbanı olarak yok sayılırsınız. İnsanın kendine ihaneti kadar acı bir duygu yoktur. İnandığınız tüm kadim değerlerin ve bu değerlerin savunucularını dünya çıkarı etrafında buluşmuş gördüğünüzde anlarsınız ki insan olmak kolaydır ama insan kalmak çok zordur. İnsan olmanın sorumluluğunu yerine getiremeyen dünya çıkarına yenik düşmüş her bir bireyin, önce yaşadığı topluma sonra da ülkesine ihanet eder duruma geldiğini görürsünüz. Yakın tarihimizde Adnan Menderes’in asılması, 1960, 1980, 2016 tarihlerini iyi analiz etmek gerekir. Kimlerin bu olaylar sonucunda zarar gördüğüne ve kimlerin de çok büyük karlar elde ettiğine iyi bakmak gerekir. Ülkenin kalkınma hamlesine yönelik ortaya atılan darbe söylentileri, darbe girişimleri elbette darbeler üzerine söylenecek ne çok söz vardır. Lakin Sayın Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği gibi at izi it izine karıştığı bir dönemde atında itinde bir önemi kalmamıştır. 

Hayatın iki yakasını yaşamak güzeldir. İnsan kendini insanda bulur. Ancak iyi tahlil edilmeyen ve doğru teşhis konulamayan her bir hastalık daha büyük salgınlarla geri dönecektir. Bu sebepledir ki, Müslüman’ın zihni duru, aklı çalışır vaziyette hayatın iki yakasına vakıf olmalıdır. Kendi çıkarı uğruna ülke çıkarlarını yok sayan zihniyetten, arkadaşına çıkarı uğruna iftira atan zavallı etiketlilerden ayıklanması duasıyla başta 15 Temmuz şehitleri olmak üzere bütün şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum. Allah bir daha bu kötü niyetli insanlara fırsat vermesin inşallah. Hayatın iki yakasında olmak kolaydır. Zor olan iki yakanın ikiyüzlü insanlarını ayırt edebilmektir. İhtilallar öncesine ve sonrasına iyi bakmak gerekir. Kimler nerelerden nerelere gelmiştir, getirilmiştir. Kısaca hayatın ihtilallar yakası kimlere yaramıştır ya da kimler zarar görmüştür.

İrfan Ertav
Yazar
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.