Toplumda her bireyin bir veya birkaç hayali vardır. Bu hayaller peşinde koşarak hayata dökmeye çalışırlar. Bunu başaranlar toplumda şanslı olarak betimlenir. Ama başarısız olanlar ise toplum içinde gün geçtikçe erir ve yok olur gider. Kimse onları konuşmaz yok sayarlar görmezden gelirler ötelerler. İşte toplumumuzun geldiği nokta ne elem verici bir durum değil mi. Gelin kendimizden empati yapalım bu bireylerin yerine koyalım toplumun seni görmemesi ötelenmesi ne hazin verici bir duygu olurdu. Toplumumuz da birikmiş o kadar fazla hayalleri arasın da sıkışan insan var ki birilerinin ellerini uzatıp onları düştükleri dipsiz kuyudan çıkarmalarını bekliyor. Ama ne el uzatan var nede ilgilenen yalnızca kayıtsızca bakılıyor. Yanan ateşe bir odun da biz atalım felsefesindeler. Israrla toplumun içinde çaresizce inleyen sızlayan insanların olduğunu dile getiriyorum. Bunlar bizim insanımız yardım bekliyor. Kendi vatandaşına sahip çıkmayan bir devlet kilometrelerce ötede mağdur insanlara el uzatsa ne olur ki buna şefkat mi denmeli, kendi ülkende can çekişen yattığı zaman sabahları zor eden bireyler var. Bu insanların şefkate ihtiyaçları yok mu acaba dersiniz. Vicdanların tükendiği hayallerin çöpe atılıp düşene bir tekme sende vur dönemine hoş geldiniz. Sorunlar dile gelirken cevap bulunamayan sorunları çözecek makam sessizliğini korumasına anlam verilemezken artık bir elin de bu hayalleri kaybolmuş insanlara el uzatmasını bekliyoruz.

Bugünlerde yerel yönetimlerde ki sözleşmeli personeller kurbanlık koyun gibi toplu halde kesime uğrarken şefkatli bir elin bu insanlara dokunulması bekleniyor. Ölümü bekleyen yirmi bin kişi sessizce kaderleri ile baş başa kalmış kesim sıralarını beklerken ahde vefanın bedelini ödeyecekler. Koltukların makamların yalnızca Allaha mahsus olduğunu unutan siyasi hırsla kesim yapan zihniyet bu neyin hıncıdır huşu ile izlerken zaman hızla geçer ama yapılan zulüm asla bedelsiz kalmaz. Kış aylarına girerken işten çıkan binlerce sözleşmeli memurun hayalleri buruşturulup bir dipsiz kuyuya atılırken, bu insanlar evlerine nasıl ekmek götürecek kaygısı en önemlisi hayat kaygısına girdiler. Evet, bunlar Türkiye Cumhuriyetinin kendi vatandaşları elem içinde sızlanırken elleri semada Rabden yardım isterken bir vesile olacak devlet büyüğü arıyorlar. Yaşam ile ölüm arasın da 31 Ocağı beklerken görmezden gelinmeleri bir siyasi kurban sunağımı olacaklarının işaretimi. Belediyeler de sözleşmeli memur kıyımı ocağa kadar devam edeceği kesinleşirken kendilerini koltuğun gücüne kaptırmış gözleri siyasi hırsla dönmüş yerel yöneticiler gücünüz bu insanlara yetiyorsa ne ala ama unutmamalı insan vicdan ve şefkat sahibi olmalıdır. Kış günü işten çıkarılan belediye sözleşmeli memurun ahını yerel yöneticiler asla unutulmamalıdır. Siyaset malzemesi yapıp ideoloji uğruna bu insanları kurban ediyorsunuz. Tarih ve vicdanlı insanlar bunları asla unutmayacak.

Hayaller bir insanı ayakta tutan ve reel yaşama şekil veren ütopyadır. Her birey ütopyası uğruna savaş verir ve bu ütopyayı yaşama dökmeye çalışır. Her bireyin hayalleri farklıdır. Ama artık belediye sözleşmeli memurun hayalleri bile kalmadı. Elinde yalnızca avuçlarını semaya açıp duaları kaldı. Onu da alamazsınız ya Rabbim adil ve görendir. Bu insanların tek sahibi Allah’tır. Bu vakitten sonra bu insanlara şefkat, vicdan gibi insancıl duyguları inandıramazsınız. Belki işten atılırken sahipsiz olduklarını sanan yerel yönetim yöneticiler onların sahibi kimsesizlerin sahibi olan Allah’tır bundan öteside yoktur.

Devlet bu olayları süreli süresiz sözleşmeli gibi polemiklerle kafası karışık bir vaziyette çelişkilerini yaşarken bu insanlar kurban ediliyor. Zaman gelir en kudretli olan da kudretsiz olur. Bize öğretilen tek şey tek kudret sahibi Rabbin olduğudur. Artık hayalleri yok olmuş evine götürdüğü ekmeğe el atmış bir zihniyeti tek şikâyet edeceği makamı biliyorlar. Hiç şüpheniz olmasın o adalet sahibidir. O şefkatlilerin en şefkatlisi Rabdir. Sözlerimi tüm yöneticilere bir ayet ile hatırlatmak isterim. Tabi inanlar için bu sözüm.

“Çünkü Allah Adildir. kimsenin ahını, kimseye bırakmaz.” (Al-i İmran, 4) 

Yasin Erdem
Eğitimci-Yazar
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Misafir Avatar
Mehmet sönmez 4 gün önce

Gün olur devran döner de bu kıyımı yapanlarda hesap soran olur elbet.