Ülkemiz de salgından önce birçok bireyin umutları, hayalleri vardı. Toplumsal beklentiler hat safhadaydı. Hükümet bu sorunları geç de olsa ele alma sürecine girdiği anda meşhur Moğol istilacısı Koronavirüs çıka geldi. Moğolların yaptığı gibi barbarca umutları hayalleri yok eden bir hızla geldi. Artık gelecekten değil yaşamdan endişe duyar olduk. Ülke garip bir endişe içine girerken hayata umutla bakmak bir yana can havliyle evlere kaçıştık, ne gelecek nede umutlarımız kaldı elimizde, şu hayatta birde canımızla sınava girdik. Kuşkusuz Rabbin rahmetinden ümit kesilmez. Onun ol demesi ile her şey olur. Ama beşer şaşar yanılır. Ülkemiz salgınla savaşırken halk içinde hayattan beklentisi kalmayan o kadar çok kesim var ki onalar artık Rabbin tecellisini görmek istiyorlar. Geçmiş tarihlere baktığımız da dünya üzerinde salgınlar, savaşlar ve yorgun Âdemoğlu ile karşılaşırız. Ümitlerini ve hayallerini kaybeden insanoğlu umutsuzluğa düşer yorulur beklentileri yoktur artık. Bu insanların duygularını körelten ve umursanmadığının hissine kapılmasına sebep olur ki bu salgından da beter bir hastalıktır. Artık onun için bir lokma ekmek için çabaladığı o günlerin yerine yorgun, bitkin bir dimağ bırakır usunda, ruhunda ve fiziğinde bitişin adıdır. Hırslar içinde kaybolan değil yokluğun için de kaybolan insanın adıdır gariplik. Seslense de kimseler duymaz onları, duyan olsa da onları hep görmezlikten gelirler. Acı olan insanların merhametten söz etmeleri ve her konuştukların da gururla ondan bahsetmeleridir. 

Ben buradan siyasi yaklaşımdan öte, şu zor günler de insanların değeri hak ettiğine inanan bir düşünce içindeyim. Hayatım boyu devletimi, milletimi sevdim saydım. Var olduğum sürece de seveceğim. Ve benim gibi düşünen milyonlarca insanımız var. Bu insanlar ülkenin temel yapısını oluşturur. Bu insanları ötelemeyin durakta indirip başka yolcu alırsanız o otobüsün tekeri patladığında hemen boşaltan bir cürufla karşılaşırsın. Devleti ana gibi gören insanlar edepsizlik olmasın diye asla beklentilerini bağırarak değil devlet terbiyesi ile istemiş ama karşılığını bir türlü bulamamışlardır. İsteklerini dile getirirken kulağını kapatanlar gün gelir kendi vicdanları içinde boğulurlar. Velhasıl koronavirisü acılara tuz biber olmuş bir lokma ekmek derdindeki insanların canlarını almak için kolunu sıvamıştır. Hayattan yorulan ötelenen bu insanlar Anadolu’nun en garip insanlarıdır ki, asla istekleri için yamyamca davranmazlar. Onlar Anadolu’nun saf ve pak halini yansıtır. Sanılmasın bu insanlar susuyor konuşmuyor. Bilinmesi gereken onlar için Devlet namustur. Zamanı gelince açık ve net ifade ederler. 

Bilinir ki tek ebedi olan Allah’tır. Onun adaleti hiç yanılmaz. Gariplerin, kimsesizlerin sahibi Allah’tır. Dünya salgınla boğuşurken can kayıpları oluyor. Ülkemiz de salgının şiddeti artarak devam ediyor. Sağlık Bakanlığının özverili çalışması takdire şayan bir durum. Sağlıkçıların bugün hatırlanması üzücü bir durum. Aslında ülkemiz de o kadar özverili çalışan meslek grupları var ki onları hep hatırlamalı ve zamanında destek olmalıyız. Yerel yönetimlerde her zorluğa göğüs geren ve işlerin hızlıca yapılmasını sağlayan mesleklerinde uzman sözleşmeli memurlar var. Malum yerel seçimlerin sonuçlarıyla iş akdi sonlanan 6.000 e yakın kalifiye elaman 3 aydır işsiz ve ailesinin yüzüne bakamamaktadır. Bu utanç verici durumun düzeltilmesini yetkili mercilerden talep ediyorlar. Birde sosyal demokrat geçinen kısım var ki, onalar içler acısı hınca hınç kin dolular. Tarih bunu unutmaz not alır bir köşeye zamanı gelince gereğini yapar.

Ülkemiz büyük bir sınavdan geçiyor. Devletimizin ve milletimizin yanında olmak her ferdin görevidir. Tek yürek tek ses olma zamanı geldi. Çıkarlardan uzak halkla, milletle kucaklaşma zamanı. Bu salgından en az zararla çıkmak için çalışacağız didineceğiz. Ama bunu yaparken adil olmalıyız. Her bireye eşit mesafede çıkarsız ellerini tutmalıyız. İnanıyorum ki bu illet salgından sapasağlam çıkacağız. Tek vücut tek yürek olarak. Devletimizin ve Hükümetimizin yanında durarak yekvücut olarak üstesinden geleceğiz. 

Eğer bir kırık bir kalbe el uzatabiliyorsan o zaman Merhamet duygun tüm insanlığın ruhunu sarmalar. Asla unutulmaması gereken şey ise Gönül Çalabın tahtı… 

Yasin Erdem
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Misafir Avatar
Ömer Öztürk 2 hafta önce

Sevgili Yasin bey, Biz bu ülkeyi ve Milleti karşılıksız sevdik , bu gemi ve bu tren biz olduğumuz süre içersinde hak ve hakikat rotasinda yoluna devam edecektir. lakin baktık ki her durakta bize yabancı olanlar bindi bizi indirdiler, dışardan gelenler hancı biz yolcu olduk. Dislandik ,itildik ,kakildik nimet onlarda külfet bizde oldu olmaya da devam ediyor. Nereye kadar?? Selamlarımla

Misafir Avatar
ÜMİT SARAYDAROĞLU 2 hafta önce

Yüreğine ve kalemine sağlık Hocam.Biz insanoğlu olarak bazen insanlığımıza bilmemiz için,sağlığın herşeyden önce geldiğini başımıza böyle biz hastalıkla mı öğrenmemiz gerekiyor..İnsanlığın nereden nereye gittiğini bizlere canab-ı Allahım Böyle bir ders veriyorki ne demiş atalarımız kul azmayınca hak yazmazmış,hak yazmayınca kul azmazmış saygılar