Geçen hafta, LGS sınavının ortaokul öğrencilerinde sınav korkusu yarattığını, bunun kaldırılması gerektiğini, yerine TLG Tercihli Liselere Geçiş sistemi getirilmesini köşe yazımda dile getirmiştim. Bu yazıma pek çok yorumlar yapılmıştı. Bir okurumuz ortaokul çocuklarının çoğunda resperdal prozac kullanımının çok yaygın olduğunu söyledi. Bunun üzerine bu ilaç konusunu araştırdım. Sınav korkusundan oluşan bunalım, buhran, sıkıntı, stres hastalıklar için yaygın olarak kullanılan bir ilaç türü olduğunu öğrendim. Özellikle sosyo-ekonomik durumu iyi olan velilerin çocuklarında daha çok görülüyor. Veli ortaokul birinci sınıftan başlayarak kurslara gönderiyor, sonucunda da bir başarı bekliyor. Bu sırada bir davranış bozukluğu, bir tekleme görünce çocuğunu psikologa, psikiyatr iste götürüyor, bu sorunla ilgili çeşitli ilaçlar kullanıyor, ama sosyo-ekonomik durumu iyi olmayan öğrencilerde bu sorun fazla öne çıkmıyor, korkularını dışa vuramadıkları için bu durum ilerde daha büyük sorunlara neden oluyor.

Hâsılı, sınav korkusu ortaokulda dört yıl okuyan körpe yavrularımızın kiminde açık olarak, kiminde gizli olarak pek çok çocukta görülüyor.

1995’li(?) yıllarda idi. Daha önce Lise Müdürlüğü tecrübemizden dolayı okulun tüm 8.sınıflarının Türkçe dersleri bana verilmişti. Diğer sekizleri daha önce okutmuştum, ama 8/A sınıfına ilk defa giriyordum. Sınıfa girince, diğer sınıflarda rastlamadığım, çok farklı  bir durumla karşılaştım. Öndekiler ayağa kalkarken, arka taraftakiler benim sınıfa girdiğimin farkında bile değillerdi. Tüm öğrenciler ayağa kalkana kadar epeyce ayakta bekledim. Sonra herkes ayağa kalktı. Selamlamayı yaptıktan sonra “oturun” dedim. Ama ben oturmamıştım, çünkü böyle sınıflarda öğretmen oturduğu zaman disiplini sağlamak mümkün değildi. Özellikle çok kısık bir sesle beklentilerimi anlattım. Zil çaldı, teneffüse çıktık. Teneffüste yaramaz öğrenciler benim nasıl bir öğretmen olduğumu daha önce girdiğim sınıflardan soruşturmuşlar, “çok disiplinli bir öğretmen olduğumu, yaramazlığa asla müsaade etmediğimi, sert olduğumu vb. öğrenmişler. İkinci derse girdiğimde hep birden ayağa kalktılar. Artık mesajım yerine ulaşmıştı. Sıra öğrencilerimi tek tek tanımaya geldi. Öğrenciler kendilerini tanıtırken arada sırada espriler yapıyor, onları güldürüyor, dersi ve kendimi sevdirmeye, monotonluktan uzaklaştırmaya çalışıyordum. Çünkü bir derste ne kadar çok öğrenci konuşursa, o dersin o kadar iyi anlaşılacağını biliyordum. İkinci hafta bunu yakalamıştım. Artık herkes korkmadan parmak kaldırıyor, herkese de söz hakkı veriyordum.

İki hafta sonra bir kız öğrenci sınıftakilerden farklı olduğunu her hareketiyle belli ediyordu. Oturuşuyla-kalkışıyla, konuşmasıyla, mimik ve jestleriyle sınıfa ayrı bir hava veriyordu Bu sınıfın lokomotifi “benim” diyordu adeta.

O zaman Fen Liselerine ayrı, Anadolu Öğretmen Liselerine ayrı, Kurumlara ayrı sınavlar yapılıyordu. Öğrencilerin yarısı bu sınavlara girmiyor, pek çoğu ortaokuldan sonra okumuyor, bazıları düz liseye veya meslek lisesine gidiyordu. Okul kursları da paralıydı. Genellikle sınavlara girecekler ve ekonomik durumları iyi olanlar tercih ediyordu. Başarılı olup maddi durumları iyi olmayanları da ben kendi kontenjanımdan alıyordum. Bakanlıktan kurs açılması ile ilgili yazı gelince sınıfa duyurdum. Talep olursa sınavlara hazırlık kursu açacağımı söyledim. Ailelerinizle konuşun, ona göre dilekçelerinizi getirirsiniz, dedim. Ertesi gün dilekçeler gelmeye başladı. Sınıfın yarısı dilekçe getirmişti. Handan getirmemişti Dilekçe getirenleri süzdükten sonra yarı tereddüt, yarı korku ile parmak kaldırdı” öğretmenim ben dilekçemi evde unuttum, yarın getireceğim” dedi. Kurs başlamıştı. Çok zevkli geçiyordu. Handan yapılan testlerde hep ful çekiyordu. Bu durum O’na ayrı bir mutluluk veriyordu.1.Dönem sona erdi. Kursa katılanların çoğunun karnesi iyi idi, zayıfları yoktu. Handan ise 8.sınıflar içerisinde en iyi durumdaydı. Okul birincisiydi. Aynı şekilde 2.dönemde kurs devam etti. Sıra sınavlara başvurmaya gelmişti. Öğrencilere on gün içerisinde sınavlara başvuru yapılması gerektiğini, ama bir an önce başvurmalarını tembih etmiştim. Dersim olduğu günlerde de öğrencilere başvuruyu yapıp yapmadıklarını, yapmayanlara da ne zaman yapacaklarını soruyor, konuyu dikkatle takip ediyordum.

Handan her seferinde kaçamak cevaplar veriyor, tedirgin ve huzursuz görünüyordu. Kendisiyle özel olarak konuştum; bak kızım sen okulun en başarılı öğrencisisin, deneme sınavlarında da bunu kanıtladın, sen…..!!! ama yine renk vermiyor, kaçamak cevaplarla geçiştiriyordu. Durumdan şüphelenmiştim. Rehber Öğretmene konuyu açtım, bu çocukta bir sıkıntı var, HANDAN”IN DERDİ NE diye sordum. Rehber öğretmen de, çok pozitif, çok yapıcı bir öğrenci, şimdiye kadar bir hikâyesi olmadı, ama ben yinede ilgileneyim, dedi. Ama içime bir sızı düşmüştü. Hemen velisiyle görüşmeliydim. Velisini okula davet ettim, geldi. Babası geldi, baba ve anne ilkokul öğretmeniymiş. Babaya durumu anlattım. Baba çok acı bir iç çekerek; “Hocam, abisi de çok başarılı bir öğrenciydi. Lisede tüm dersleri beşti. Üç sene dershaneye de gitmişti. Başta biz ve çevremiz çok büyük bir beklenti içine girmiştik. Ancak sınavda hiçbir yeri tutturamadı. Bunun üzerine başta çocuğumuzun, ondan sonra da hepimizin psikolojisi bozuldu. Kimsenin yüzüne bakamaz olduk. Handan da bundan çok etkilendi. Şimdi aynı sonu yaşamamak için sınava başvurmak istemiyor. Lütfen baskı yapılmasın. Biz de sınavlara başvurmasını istemiyoruz.Dilim tutulmuştu,öyle mi, peki..dedim.

Handan bundan sonra ücretini tam yatırdığı halde hiçbir kursa gelmedi, okula da sadece sınavlarda geliyordu, arka tarafta bir yere çekiliyor, başını hiç yukarı kaldırmıyordu. Kimseyle konuşmuyor, gün geçtikçe eriyor bir iskelete benziyordu.

Bu durum üzerine şoke olmuştum. Sanki üzerimden bir yük treni geçmişti. Günlerce kendime gelemedim. Sürekli kafamda değişik değerlendirmeler yapıyor, suçluyu bulmaya çalışıyordum. Çocuklarını farkında olmadan baskı altına alan, çocuktaki sınav korkusunu fark edemeyen anne-baba mı, çevre baskısı mı, yoksa sistem mi suçlu?

Bana göre en önemli suçlu sistemdi. 10 yaşında ortaokula başlayan körpe bir yavruya, her yıl kurs çılgınlığı yaşatan,yüksek bir beklenti oluşturan ve ardından da LYS gibi çok fazla bir fonksiyonu kalmayan bir sınava sokan bu sisteme derhal son verilmeli ve önerdiğim, Lise 1.sınıf notları 3’ün üzerinde olanları TLG ile Tercihli Liselere Geçişi sağlanmalı, diğerleri adrese dayalı girdikleri okuluna devam etmeli. İlkokulda kaldırıldığı gibi ortaokulda da merkezi sınav kaldırılmalı ve sınav yüzünden psikolojileri bozulmuş çocuklar olmamalıdır..

Şemsettin CERAN
Eğitimci-Yazar
Ceran54@Hotmail.com
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Misafir Avatar
Beğeni 1 hafta önce

İyi bir hikaye, anlatım doğal, gösteriş yok, beyeni endişesi olmaksızın yazılınca böyle oluyor, diğer deneyimsellenmiş yazılarını bekliyoruz...

Misafir Avatar
FATİH 1 hafta önce

1) Peki öğrenciler 9.sınıfı hangi liselerde okuyacaklar?
2) 10.sınıftan itibaren tekrar okul mu değiştirecekler?
3) 9.sınıfta okuyacakları okulu nasıl seçecekler veya kim belirleyecek?
4) Şu anda iyi okul/nitelikli okul/fen lisesi gibi okulların 9.sınıflarında okumak isterlerse veya meslek liselerinin/imam hatiplerin 9.sınıfında okumak istemezlerse ne yapacaksınız?
Bu sorulara cevabınız var mı? Yoksa ben yazımız yazarım gerisi beni ilgilendirmez mi dersiniz? Cevabınızı yazarken üslubunuza dikkat ederek yazmanızı hatırlatırım. Önceki yazılarınızda yorum yazanlara verdiğiniz cevaplar gibi olmamasını temenni ederim. Kalın sağlıcakla.

Misafir Avatar
Şemsettin Ceran 1 hafta önce @FATİH

Fatih Hocam, sorduğun soruların tüm cevabı önceki iki yazımda var.Bir sorumlu yazar ortaya bir fikir atıp gerisi beni ilgilendirmez diyemez.Hiç kimse ortada kalmayacak.Hem ortaokul, hem lise öğrencileri mutlu olacak.

Beğenmedim (0)
Misafir Avatar
Bayram 4 gün önce

Sayın hocam hikayeniz çok güzel , ders verici ve doğal bir anlatım tercih etmişsiniz, tebrik ediyorum. Malum önümüz bayram köşenizde bir bayram yazısı bizleri mutlu eder, geçmişte yaşadıklarınızı yine bu güzel anlatımızla bizlere aktarmanız müthiş olurdu. Saygılar sunarım sayın hocam.

Misafir Avatar
Bayram 4 gün önce

Sayın hocam hikayeniz çok güzel , ders verici ve doğal bir anlatım tercih etmişsiniz, tebrik ediyorum. Malum önümüz bayram köşenizde bir bayram yazısı bizleri mutlu eder, geçmişte yaşadıklarınızı yine bu güzel anlatımızla bizlere aktarmanız müthiş olurdu. Saygılar sunarım sayın hocam.

Misafir Avatar
Bayram 4 gün önce

Sayın hocam hikayeniz çok güzel , ders verici ve doğal bir anlatım tercih etmişsiniz, tebrik ediyorum. Malum önümüz bayram köşenizde bir bayram yazısı bizleri mutlu eder, geçmişte yaşadıklarınızı yine bu güzel anlatımızla bizlere aktarmanız müthiş olurdu. Saygılar sunarım sayın hocam.