Konu haber olunca elbette ki ilk sözünü edeceğimiz haberciler olacaktır. Habercilerin, haber vasıflarını taşıyan ve umumiyetle insanların bilmesinde fayda görülen olayların televizyon, gazete, radyo gibi kitle iletişim araçları ile veya sosyal medya ve internet siteleri aracılığıyla bizlere ulaştırmasıdır. 

Bir haber yine bir haberci vasıtasıyla bize ulaştığında, habercinin söylediklerinin doğru olup olmadığını araştırmak, bu haberden bir ibret alacaksak onunla ilgili günlük yaşayışımızda bir takım yeni düzenlemeler yapmak veyahut yeni bir şeyler öğrenmek suretiyle habercinin bize ulaştırdığı haberi kendi akıl süzgecimizden geçirmemiz gerekir. 

Kısacası izlediğimiz, dinlediğimiz veya okuduğumuz bir haberi kendi akıl süzgecimizden geçirmemiz çok önemlidir. Çünkü haberciler çok dikkat edilmesi gereken bir meslek erbabıdır. Aralarında yalan haber yapan da bulunur, doğru haber yapan da. Doğru ile yalanı haberi birbirinden ayırmak ile habercinin dürüstünü ve sahtekârını da birbirinden ayırmak bizim görevimizdir. Habercilerin söylediklerine göre yanlış bir iş yapan kişi, falanca haberci bunu dediydi demekle kendisini kurtaramaz. Yaptıklarımız bizi bağlar ve kişi ettiklerinden mesuldür. 

İmam Rabbani, Mektubat adlı eserinde: “ Habercinin işi, yalnız haber vermektir.”  İfadelerini kullanır. Lakin haberciler, haber adı altında bize farklı şeyler verirler. Bu meslek erbabına sorsanız bunların tamamı haberleri iletirken kesinlikle tarafsızdır. Haberi alanların düşüncelerini değiştirmek gibi niyetleri hiç yoktur. Haber yaparken de  ince eler sık dokurlar. 

Tabi ki inanırsanız. 

İbn-i Haldun, Mukaddime adlı eserinde haber konusuyla alakalı birtakım tespitlerde bulunmuştur. 

Haldun, yalan ve uydurma, tabii olarak, haberlerin kapısını çalar, haberlere yalan karıştığını ifade ettikten sonra,  haberlere yalanlar karışmasını icap ettiren sebepler olduğunu belirtmiştir. Haberlere yalan karıştırmanın sebepleri ise:

  •  Fikir ve mezheplere taraftarlık bu sebeplerden birini teşkil eder. 

  • Haberlere yalan karışmasını icab ettiren sebeplerden diğer biri de, haberleri nakil veya rivayet edenlere yani habercilere inanmaktır. Habercinin adaletli, yani sözüne inanılacak bir kimse olup olmadığını tespit etmekle ve habercinin kusur ve ayıplarını araştırarak sözüne inanılır bir kişi olup olmadığına hükmetmekle ilgilidir.

  • Haberlere yalan karışmasının bir sebebi de habercinin maksadını bilmemektir. 

  • Haberlere yalan karışmasının sebeplerinden diğer biri de insanların kendi tarafgirliklerine ilişkin haberleri doğru kabul etmesine meyilli olmalarıdır. Eğer haberci dinleyenlerin kendisine sürekli inandıklarını/inanacaklarını bilirse habere yalan katmaktan geri durmaz.

  • Haberlere yalan karışmasının diğer bir sebebi de habercinin kendi çıkarlarıdır. Haberciler överken de veya haksız yere eleştirirken de kendi menfaatlerini hesap ederler.

Bu şekilde sıralamıştır. Haldun’un görüşlerini kısaca söyledikten sonra ( detaylı okumayı dileyenler için Mukaddime Cilt 1) günümüz gazetecililiği veya haberciliğini anlamak adına gazeteciler cemiyetinin kendi meslek erbapları için belirledikleri ilkeleri okumanın ve Haldun’un habercilere ilişkin tespitleriyle ne derece benzerlik taşıdığına bakalım. Ülkemizdeki güncel duruma ilişkin birkaç sözde biz söyleyelim.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti 17 Nisan 2019 tarihinde olağan genel kurularında gazetecilik veya habercilik bağlamında bir takım mesleki ilkeler belirlemiştir. Bunlardan yazımızla alakalı olan kısımlarını Haldun’un tespitleriyle ilişkilendirirsek (tamamını okumayı dileyenler için https://www.tgc.org.tr/bildirgeler/t%C3%BCrkiye-gazetecilik-hak-ve-sorumluluk-bildirgesi.html ) Gazeteci; halkın bilgi edinme hakkı uyarınca, haber alma, yorum yapma ve eleştirme özgürlüğünü kullanırken kendi açısından sonuçları ne olursa olsun, gerçekleri çarpıtmadan aktarmak zorundadır.

Gazeteci; halkın haber alma hakkıyla doğrudan bağlantılı olmayan hiçbir amaç için izin verilmedikçe kimsenin özel yaşamın gizliliğini ihlal edemez.

Haber ile yorum ve görüş ayrımı açık yapılmalı, okurun ve izleyicinin neyin haber, neyin yorum olduğunu kolayca seçebilmesi sağlanmalıdır.

Gazeteci, takipçilerini yanıltmamalı, meslektaşlarını hedef gösterici, yaftalayıcı, nefret söylemi ve nefret suçuna zemin hazırlayıcı kışkırtıcı ifadeler kullanmamalıdır.

Gazeteci, çıkar ve nüfuz sağlayacak habercilikten kaçınmalıdır. Mesleğini gölgeleyecek, itibarını sarsacak türden oluşumlar içerisinde yer almamalıdır.

Gazeteci siyasi çatışma ve gerilimlerde nefret söyleminin yayılmasına aracılık edebilecekleri için bu noktada görev ve sorumlulukları vardır.

Kıyaslamaları ve ülkemizdeki gazeteciliğin veya haberciliğin mevcut durumunu okuyanlara bırakıyorum. 

Habercilik veya gazetecilik mesleğini veya bu meslek erbabının işlerini de denetleyen bir takım kamu kurumlarımız da mevcut. Bu kurumlar bu meslek erbabının işlerini izlemek, denetlemek, cezalandırmak gibi birtakım görevleri de icra etmektedir. Buna ilişkin yapılan bir işlemde, 16 Nisan 2020 tarihli Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin bir haber programına verilen cezaya ilişkin açıklamasında;

Fox TV’ye verilen cezalar vatandaşların haber alma hakkının engellenmesidir. Gazetecilik kamu yararı amacıyla yapılan bir meslektir. Gazetecilerin görevi iktidarları memnun etmek değildir. İktidar erkinin eleştirmesi, yayın durdurma ve para cezası gerekçesi olmamalıdır.”  İfadelerine yer verilmiştir.

İyi, hoş, güzel söylüyorsun Efendi. Lakin gazetecilerin görevi iktidarı memnun etmek değildir diyorsun da bu gazetecilerin muhalefeti memnun etme gibi bir görevleri de yok! Bunu unutuyorsun. 

Yazının başında söylendiği gibi: Habercinin görevi, sadece haber vermektir. Haberleri kendi siyasi çizgisinden yola çıkarak yorumlamak değildir. Haberi yorumlama işi, haberi dinleyenlere bırakılmalıdır. Haberci, haber yaparken de neyin haber olduğunu, neyin kendi yorumu olduğunu açıkça dinleyiciye, okuyucuya söylemelidir. Ayrıca bir tarafgirliği bulunuyorsa bunu da izleyicilere açıkça deklare etmeli, ben şunun taraftarıyım demeyi de bir erdem olarak gösterebilmelidir.

Gazeteci, haberci veyahut her kim olursa olsun, gazeteciliğin arkasına sığınmak suretiyle, bu ülkenin insanlarını siyasi bir çatışmanın içine sokmaya kimsenin hakkı yoktur. Bizler bu topraklar üzerinde bin yıldır birlikte yaşıyoruz. Nice badireleri, nice zorlukları birlikte aşmışız. Sözde habercilik yapacağız diye hiç kimsenin bizi ayrıştırmaya, aramıza siyasi nifak tohumları ekmek suretiyle bizleri kutuplaştırmaya çalışmasının izahı olamaz.  

Bu söylediklerimizi ihlal edince de; biz gazeteciyiz, bizim basın özgürlüğümüz var, bize sansür uygulanıyor, bize ceza veriliyor gibi yakınmaların, her durumdan vazife çıkarmak çabasıyla bu durumda bile nefret söylemini kullanmak, aramız da nefret söylemlerini yaymaya çalışmak,  gazeteci de olsa hiç kimsenin hakkı yoktur. 

Kızım sana söylüyorum, gelinim şen işit babından bir beyitte kendimize söyleyelim.

Kıldan ince manalar var, kulağını eyle yakın!

Her kürsüde nutuk çekeni, bir şey bilir sanma sakın!




Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Misafir Avatar
HOCA 3 ay önce

Sayın Hocam birde özellikle ilçe milli eğitim müdürleri falş imzasını şifresini her şeyini hizmetliye memura veriyor onlarda okulmüdürlerine watsaptan emir yağdırıyor resmi yazı yazıyor hatta azarlayan bile var.ben bunu yemedim karşı çıktım hadi len işine dedim.beni dışladılar milli eğitimde hiç bir işim görülmez oldu.hizmetli müdür olmuş,müdür geziyor.işler yürüsün maaş gelsin.öğretmen ve müdüre hizmetli fırça atıyor müdür olunca.Meb bunu sağlam ve sert bir genelge ile uyarmalı.takip edilmiyor.müfettiş gelince hizmetli gidince müdür.odaları bile var.