Polis ve Asker Onu Konuşuyor

En son polis memuru Muhammet Acar'ın hastanede şehit olması yine bu işin takipçileri tarafından sosyal paylaşım siteleri üzerinden yansıtılmaya çalışılsa da vurdumduymazlar yine aldırış etmedi.

Hatta taburcu olup, bakandan tayinini dahi isteyen ve bir gün sonrası memleketine gidecek olan polis memuru Muhammet Acar'ın acı haberi memleketine ulaşmış, bir kaç gün sonra da şehidimizin yattığı hastaneden bir hemşire terör örgütü mensubu olarak suç üstü yakalanmıştı.


Her ne kadar medya "Van'da PKK'lı teröristler tarafından çarşamba gecesi PKK'lı teröristlerin bomba yüklü araçla 2 Nisan Polis Merkezi ve Polisevi'ne düzenlediği, 1 polisle 2 sivilin yaşamını yitirdiği saldırıda yaralananlardan polis memuru Muhammet Acar da tedavi gördüğü hastanede bugün şehit oldu." haberini verse de perde gerisindeki olan ve taburcu olmasına zamanın bakanının dahi şahit olduğu polis memurunun neden öldüğü araştırılmadan, sorgulanmadan konu kapatılmıştı.

Polis memurunun haberinden günler sonra yine medya " Van’ın Özalp İlçesi’nde dün askeri aracın geçişi sırasında PKK’lı teröristlerin yola yerleştirdiği patlayıcı inflak ettirmesi sonucu yaralı askerlerin kaldırıldığı YYÜ Tıp Fakültesi Dursun Odabaş Tıp Merkezi’nde 1 hemşire gözaltına alındı.

Geniş güvenlik önlemlerini alındığı hastanede görevli hemşire, N.K., şühpeli hareketlerde bulunup, yaralı askerlerin odasına sürekli girip çıkması nedeniyle gözaltına alındığı belirtildi. N.K.’nın yapılan soruşturma ve kimlik kontrolü ardından sosyal medyadaki paylaşımlarının da incelendiği ve burada örgüt propogandası yaptığı belirtildi. N.K.’nın Van Emniyet Müdürlüğü’ndeki sorgusu sürüyor.

N.K'nın akibeti ne oldu bilinmiyor ama biraz daha gerilere geçen yılın sonlarına doğru gidiyoruz ve Diyarbakır Dicle Üniversitesi hastanesinde de aynı endişelerin internette paylaşılmaya başlandığını görüyoruz.

Gelen haberler " PKK ile mücadelenin en yoğun yaşandığı illerden Diyarbakır'da korkunç bir iddia ortaya atıldı. Diyarbakır Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesinde PKK sempatizanı doktor ve sağlık personelinin çalıştığı, bu personelin operasyonlarda yaralanan güvenlik güçlerinin şehit olması için çaba gösterdiği öne sürüldü. Hastaneye yaralı gelen PKK'lı teröristler için seferber olan doktorların, gazilerin yaralarıyla ilgilenmediği belirtilirken, bazı polis ve askerlerin yaralanmaları durumunda Dicle Üniversitesi hastanesine götürülmemeleri için ceplerine not yerleştirdiği de öğrenildi.

Yaralanan ve tedavi gören güvenlik güçleri ile bölgede görev yapan asker ve polislerin ifadesine göre Diyarbakır Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi, PKK sempatizanı doktor ve sağlık çalışanlarının yuvası oldu. Operasyonlarda yaralanan güvenlik güçleri, Dicle Tıp Fakültesi'nde gerekli tedaviyi göremezken, hafif yaralı olarak hastaneye getirilen bazı personelin de anlaşılmaz bir şekilde hastanede şehit olduğu belirtildi." yönünde haberler giderek artmaya başlamıştı. Hatta Komiser Yardımcısı Enes Kırımlı tedavi olduktan sonra tek başına tuvalete gidecek kadar iyileşmişken aniden şehit haberinin verilmesi şaşkınlık oluşturmuştu.


Dicle Üniversitesi başhekimi ve rektörlük için sürekli gayretler gösteren ve darbe teşebbüsü ardından FETÖ yanlısı olduğu 26 Temmuz'da  diğer 38 üniversite yöneticiyle birlikte göz altına alınmasıyla ortaya çıkan Prof. Dr. Sait Alan bu haberler üzerine "yalanlama" beyanatları verirken konu ile ilgili şunları söylemişti.

"Polisimizin iddia ettiği gibi, hastanemizde kendisi ile ilgilenilmediği teröristlere baktığımızı iddia etmiş ama biz özellikle kendisinin olduğu gün hastanemizde yattığı süre içerisinde biz de herhangi bir terör örgütü mensubunun yatmadığını belirledik. Arazi kavgası, köy kavgası nedeni ile yaralanan bir şahıs, kendi yattığı klinikte yatmış bunu terörist olarak ifade etmiştir. Ama maalesef, basın yayın organlarında sanki hastanemizde polis ve askere bakılmıyor gibi yanlış bir algı oluşturmaya çalışılıyor. Bunun kesinlikle yanlış olduğunu belirtiyor ve düzeltilmesini istiyoruz. Eğer varsa böyle bir şey, devletimizin güvenlik birimleri var, bunlarla ilgili gerekli işlemler yapılır. Bunun varmış gibi sunulması, böyle zor bir bölgede özverili olarak çalışan sağlık görevlileri adına etik bulmuyoruz" demiş taburcu edilmek üzere iken şehit olan polis ve askerlerin "kan pıhtılaşması nedeniyle" öldüklerini dile getirmişti.


Darbe teşebbüsünün ardından FETÖ/PKK ilişkisi aşikar olarak ortaya çıkması, başhekimin hastanede terörist yatmadığını belirterek hastane çalışanlarından hiç söz etmeden yuvarlak kelimeler kullanması ne yazıkki kimsenin dikkatini çekmemişti.

Başhekimi yalanlayan bir başka açıklama aynı hastanede görevli olan B:T adlı hemşirenin vicdanının verdiği sesle yaptığı açıklama tüyler ürpertmiş, kan dondurmuştu.

Diyarbakır’da görevli hemşire B.T. "Sırtı ile karın boşluğu arasından vurulmuş bir polis memurunu getirdiler. İri yapılı bir polis memuruydu. Müdahale etmeyip, araştırma hastanesine sevk ettiler. Başka bir gün ise yaralı bir uzman çavuş getirildi, kanaması vardı ve acil müdahale edilmesi gerekiyordu. Bir doktora söyledim ‘bu senin işin değil’ diyerek beni acil servisten çıkardı. Hiç müdahale etmediler, hastaneden cenazesi çıktı. Bunu gözlerimle gördüm” dedi.

Yaralı teröristlerin tedavisi için adı geçen kişilerin olağanüstü bir çaba sarf ettiklerini belirten B.T., terör örgütüne yardım eden doktor ve hemşirelerin hastanede çalıştığını hastaneye hizmet veren taşeron firmaların da, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası’nın PKK’nın hastanedeki sözcüsü ve eli olduğunu, PKK’nın kontrolünde olduğunu söylemişti.

Doğu ve Güneydoğuda operasyonlarda yaralanan Polis ve Askerlerimizin çok büyük kısmının hastanelerde vefat etmesi üzerine daha güvenli ve özel korumalı, vatansever sağlıkçıların çalıştığı hastanelerin açılmasını yada daha güvenli olan çevre illerdeki hastanelere helikopterle götürülmesini isteyenler bu isteklerini açıklarken " ölüm raporları kontrol edildiğinde enfeksiyon kaynaklı ölüm raporları verildiğini iddia etmişlerdi. Özellikle Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi başta olmak üzere çalışanlar içerisinde PKK'ya alenen destek veren doktor ve çalışanlar mevcut gerekli tespitin yapılarak acil olarak işlerine son verilmesi ve acil olarak bölgede yaralı asker ve polislerimiz için özel hastane yapılmasını istiyoruz." diyerek seslerini duyurmaya çalışmıştı.

Ekşi Sözlükte bu duruma vurgu varan bir sağlıkçı " Başkale devlet hastanesinde üç sene çalıştım. Yüksekova, Şemdinli, Hakkari ve Van'daki hastanelerin hepsini bilirim.ve hepsi de aynı su yukarıda anlatılan durumda. hastane müdürleri, yardımcıları, servis sorumluluları, temizlik şirketi elemanları, hatta bazı yerlerde baştabipler, hatta ve hatta sağlık müdürleri, müdür yardımcıları, şube müdürleri çoğu ama epeyce çoğu terörist yardakçısı. polis asker eşi tayinle geldiğinde, yada batılı benim gibi bir personel geldiğinde direkt en ücra yerlere sürülür. asla idari işlere yaklaştırılmaz. ihaleler, hizmet satın almalar el altından yürür. bizim gibi personel ne ameliyathaneye verilir, ne servislere. acilde de illaki sorumlu yada supervisor teröristtir. " derken hükümetin ya da meclisin araştırma yapmaması, bu konuda gensoru verilmemesi düşündürücü hal almaktadır.

"Yararlanan polis ve asker taburcu edilirken neden ölüyor" diye sorulmazken acı haberler yürekleri dağlamaya devam ediyor.

Vebal ağır.. Halen polis ve askerlerimiz, taşeronların sağladığı elemanların doldurduğu pkk sempatizanı görevlilerin eline düşerken batıdaki hastanelerde görevlendirilen hizmetlilerin de giderek artan şekilde doğu kökenlilerden oluşmaya ve hatta çoğalmaya başlaması da kimsenin dikkatini nedense çekmemektedir.

Bir çözüm olayın üzerine gidilerek, taburcu aşamasında ölen vatan aşıklarının otopsi yapılarak irdelenmesi gerekirken hastanelerden taşeronların elinin çekilmesi, sağlıkçı - hizmetli olarak çalışacak kişilerin yedi sülalesinin araştırılması en önemli çözüm olarak görülmekte ve yaralıların güvenli çevre illerdeki hastanelere helikopter, uçakla götürülmesi bir başka çözüm olarak ilk akla gelenler olmaktadır.

Yaralıların hastanede yatması durumunda başına 40 nöbetçi dikilse çözüm olmayacağı gibi bir hemşire kılıklı teröristin "serum vereceğim, kan alacağım, ağrı kesici yapacağım" diyerek ne verecekleri, ne niyetleri olacağı şüphesi üzerinde hassasiyetle durmalıdır.

Şimdi devlet, vatanı uğruna yaralıyken şehit olanların akibetini araşitırmalı bu işe de en son şehit olan Muhammet Acar'ın dosyası ile başlamalı.

Bir türlü çıkartamayan ve paslaşmalarla devam eden idam kararı çıkartılıp bu şekilde polis ve askeri hastanelerde şehit eden teröristlerin asılmasıyla işe başlanmalıdır.

Erol Kara 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.