Kazâ Namâzlarıyla İlgili Bilinmeyenler

Bir kimsenin namâzı kazâya kalınca bakılır; Eğer o kimse tertip sahibi ise, bu kazâ namâzı ile vakit namâzları arasında sırayı gözetmek gerekir. Tertib sahibi değilse, bu namâzı kazâ etmeden diğer namâzları kılabilir. Bir kimsenin tertib sahibi sayılabilmesi için, en az altı vakit namâzı kazâya kalmamış olmalıdır. Altı vakit namâz kazâya kaldı mı, tertib sahibi olmaktan çıkar; artık onun ne kazâ namâzları arasında ve ne de kazâ namâzları ile vakit namâzları arasında sırayı gözetmesi gerekmez.

Bir namâzı özürsüz yere kazâya bırakmak büyük günahtır. Bu namâz kazâ edilmekle yerine getirilmiş olur. Fakat bunun geciktirilmesinden dolayı meydana gelen günahın bağışlanması için tevbe e,tmek ve Allah (c.c.)’dan af dilemek lazımdır. Herhangi bir bahane ile namâzı geciktirip kazâya bırakmaktan son derece sakınmalıdır. Çünkü bunun günahı çok büyüktür. İnsan, gerek yaratıcısına karşı ve gerekse insanlara karşı olan borçlarını bir an önce ödemeye çalışmalıdır. Hayatın süresi belli, çok azdır. Borçlarını ödemeden ahirete gidenlerin hallerine ne kadar acınsa azdır. Kazâya kalan namâz, bizim için yerine getirilmesi gerekir. Biz bunu yerine getirmek zorundayız, bunu yapmazsak azaba hak kazanmış oluruz. Şu kadar var ki, kazâya kalmış olan bir namâzı Yüce Allah dilerse bağışlar ve dilerse bağışlamaz.

(Ö. Nasuhi Bilmen, Büyük İslam İlmihali, s. 181-185)
19 Safer 1438, Mevlâna Takvimi 

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.