Kader İnancını Kötüye Kullanmamalıyız

Onlara şöyle demek gerekir: «O halde niçin dünyâ işlerinizde tedbirler alıyor ve çalışıyorsunuz? Bir yemek için o kadar gayret sarf ediyorsunuz ki; ekiyorsunuz, biçiyorsunuz, öğütüyorsunuz, eliyorsunuz, yoğuruyorsunuz, pişiriyorsunuz, lokma yapıp ağzınıza koyuyorsunuz, çiğniyor ve yutuyorsunuz. Siz hiçbir şey yapmayın. Eğer kısmetinizde varsa, kendi kendine meydana gelip karnınıza girecektir. Neden işe gidiyorsunuz? Neden tarlayı ekiyorsunuz? Evlat temenni edince niçin nikâh yapıyorsunuz?

Kardeşlerim, biraz insaflı olmak gerekir. Siz günah işlerken «Bu bizim kaderimizde var. O halde işleyelim.» düşüncesi ile mi işliyorsunuz? Öyle ise gelin yaptığınızla kaderi bir karşılaştıralım. Hayır, asla öyle değildir. Günah ânında bu (kader) konusu aklınızdan bile geçmez. Doğrusu, günahı işledikten sonra aklınıza gelir. Eğer insafla kalbinize bakarsanız, bu yorumun değersiz olduğunu anlarsınız. Madem ki kadere böyle güveniyorsunuz, o halde dünya işlerinizde de neden aynı şekilde ona itimad etmiyorsunuz? Bir kimse sizin can ve malınıza zarar verdiği zaman, sakın ona kızıp darılmayın. «Ne yapalım onun kaderinde yaramazlık yapacağı, zarar vereceği yazılmıştı.» diye anlayıverin. İş buraya gelince kaderi inkâr edenlerden, günah işlemeye gelince de kadere en fazla sahib çıkanlardan olmamak gerekir.

(Eşref Ali et-Tehânevi, Amellerin Karşılığı, s. 97,98)
23 Muharrem 1438, Mevlâna Takvimi

 

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.