Bir Destandır Çanakkale
Güçler arasındaki dengesizlik daha savaşın başında sanki galibi tayin etmiş gibi görünse de sonuç hiçte beklendiği gibi olmadı. Çünkü Mehmetçik iman dolu göğsünü düşmanın hesapsız güllelerine siper ederek,vatan toprağını ve çakılını düşmana teslim etmeyecekti. Ezan dinmeyecek, bayrak inmeyecek, Anadolu düşman çizmelerine çiğnettirilmeyecek, ezelden beri esaret kabul etmeyen bu necip millet,esaret altına itilemeyecekti..

Çanakkale ulusça sergilenen akıl almaz fedakarlığın, kıyamete kadar nesillerimize örnek olacak, her zaman minnetle anılacaktır. Fedakar anaların gözlerini kırpmadan son yongalarını vatan bayrak millet için cepheye göndermeleri yağmurlu havada sırtında bebeği ile cepheye gülle yetiştirirken battaniyeyi çocuğunun sırtından alıp, ıslanmasın diye merminin güllenin üstüne örten analara,evlatlarının başını kınalayıp vatana kurban adayan babalara ne kadar muhtacız.

Anayolunun fedakar anaları babaları, nasırlı elleri, iki büklüm olmuş belleri, yokluklar çileler onları kutsal değerler adına onları asla mücadele vermekten alıkoymadı. 

Metrekareye altı bin merminin düştüğü Çanakkale de metanetle direnen Mehmetçik, ölürsem şehit kalırsam gazi olurum azmiyle savaşıyordu.

Çanakkale üzerinde yaşadığımız toprakları vatan yapma uğruna ödenen bedellerin neslimize en muntazam şekilde aktarılması lazım.

Atalarımız bu toprakları Müslüman toprağı yapmak, buradaki insanlara İslam dinini anlatmak için yüzyıllarca uğraştılar. Pek çok kanlı savaşa, pek çok kahramanlığa sahne oldu bu topraklar. Yapılan savaşlarda bir çok kişi şehitlik mertebesine erişti.

Ve bu topraklar da islam dini ile şereflendi 

Daha sonra binlerce yıldır bizim  olan, kanımızla suladığımız, yaptığımız eserlerle adeta tapuladığımız bu topraklara göz dikenler oldu. Ülkemiz üzerinde hain emelleri olanların düşmanlıkları bugün itibariyle hala devam ediyor.

Anadolu, parçalanan Osmanlı Devleti'nin elinde kalan son değerli toprağı.. Burasını da elimizden alarak, adeta yüzyılların intikamını almak istiyorlar. İnşallah buna hiçbir zaman Muaffak olamayacaklar.

Çanakkale Zaferi,milletimizin kardeşliğini birliğini, izzetini şerefini,korumaya yönelik şuurlu bir mücadelenin adıdır.

Daha dün yaşanmış gibi milletimizin hafızasında, yer tutan Çanakkale Zaferinin 104.yıl dönümü vesilesiyle aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz. Ruhları Şad olsun,

Sizleri Çanakkale'de milletimizin bir evladının verdiği insanlık dersiyle Allah'a Emanet ediyorum..

KATLİAM YAPAN CANİLERE İNSANLIK DERSİ

Çanakkale Savaşlar'ında savaşıp, bir kolu ile bir ayağını kaybeden Fransız Generali Bridges, yurduna döndükten sonra anlattığı bir savaş hatırasında şöyle diyor:

"Fransızlar, Türkler gibi mert bir milletle savaştıkları için daima iftihar edebilirsiniz. Hiç unutmam. Savaş sahasında döğüş bitmişti. Yaralı ve ölülerin arasında dolaşıyorduk az evvel, Türk ve Fransız askerleri süngü süngüye gelip ağır zayiat vermişlerdi.

Bu sırada gördüğüm bir hadiseyi ömrüm boyunca unutamayacağım. Yerde bir Fransız askeri yatıyor, bir Türk askeride kendi gömleğini yırtmış onun yaralarını sarıyor, kanlarını temizliyordu. Tercüman vasıtası ile şöyle bir konuşma yaptık:

- Niçin öldürmek istediğin askere yardım ediyorsun? Mecalsiz haldeki Türk askeri şu karşılığı verdi:

"Bu Fransız yaralanınca cebinden yaşlı bir kadın resmi çıkardı.Birşeyler söyledi, anlamadım ama herhalde annesi olacaktı. Benim ise kimsem yok. İstedim ki, o kurtulsun, anasının yanına dönsün". Bu asil ve alicenap duygu karşısında hüngür hüngür ağlamaya başladım. Bu sırada, emir subayım Türk askerinin yakasını açtı. O anda gördüğüm manzaradan yanaklarımdan sızan yaşlarımı dondurduğunu hissettim. Çünkü, Türk askerinin göğsünde bizim askerinkinden çok ağır bir süngü yarası vardı ve bu yaraya bir tutam ot tıkamıştı.

Az sonra ikisi de öldüler..."

ŞEMSE NİNE

Şemse nine Balikesir’de iki katlı evinin alt katında tek başına yaşar.

Şemse nine, 16 yaşında bir genç kızdır. Daha evliliğinin onuncu gününde seferberlik ilan edilmiş, eşi Mehmed’i cepheye çağrılmıştı. Mehmed, cepheye giderken, Şemse’nin ellerini tutmuş, gözlerinin içine bakarak, bir tembihte bulunmuştu: Şemse’m gençsin, güzelsin, senden ayrı iken gözüm hep arkada olacak. Ne olur söz ver bana! Ben gelinceye kadar sokağa çıkmayacak, namusumuza halel getirtmeyeceksin!

Şemse nine ise; Söz Mehmed’im söz... Sen gelene kadar evden dışarı adımımı bile atmayacağım. Bana emanet bıraktığın yuvamızda oturup senin dönmeni bekleyeceğim...

Vedalaşmanın sonunda Mehmed cephenin yolunu tutuyor, Şemse ninede söz verdiği gibi evine kapanıyordu. Çanakkale harbine giden eşinden pek çok mektuplar geliyor ama mehmedi hiç geri gelmiyordu.Şemse nine eşinin cepheden gönderdiği mektupları camının iç duvarlarına yapıştırmış ve her sabah onları yerinde okumaya çalışıyor hasret gideriyordu.

Şemse nine, geçimini "yakmacılık" denilen bir usulle kendisine gelen çibanlı hastaları iyileştirerek sağlıyor, kendisini davet eden komşularına: Ben Mehmed’ime söz verdim. Ya ben yokken gelir de sözünü tutmadığımı görürse ona ne cevap veririm?" diyordu. Bir mühlet sonra Mehmed, şehit düşmüş, mektupları kesilmişti. Ama Şemse nine, evinin pencerelerine ve duvarlarına astığı mektupları her sabah namazından sonra yeni baştan okuyor, sonra da gelinliğini giyip, yüz görümlüğünü takarak, Mehmed’ini beklemeye devam ediyordu.Günler, aylar, yıllar geçmiş, şavaşlar bitmiş, dönenler dönmüş fakat Mehmed hala dönmemişti. Ama Şemse gelinliğini giyerek, evin icinde dolaşma adetini bir gün bile ara vermeden sürdürüyordu. Şemse, senelerce yol gözleye gözleye, ihtiyarlamış, nine olmuştu. Fakat, hiç bitmeyen bir ümitle hala Mehmed’ine kavuşacağı günü bekliyordu. Komşuları bir akşam üstü Şemse nine’yi gelinlik giymiş, gerdanlığını takmış, odanın bir köşesinde ellerini göğsüne koymuş, ayakta beklerken görmüşlerdi. Halbuki o, bu işi hep sabah namazından sonraları yapardı .

Şaka yollu takıldılar: Nene hayrola!... Bugün pek süslüsün. Yoksa birini mi bekliyorsun?

Şemse nine, gözlerini yerden ayırmadan cevap verdi: Ben bugün evlendim. Bakın kocamın yüz görümlüğünü de taktım. Kocamı, Mehmed’imi bekliyorum. Bu nasıl bir sevda, nasıl bir vefa, nasıl bir umuttu ki, aradan yıllar geçmesine rağmen kadıncağız hala kocasını bekliyordu. Komşuları, hiçbir şey söylemeden ıslak gözlerini silerek, Şemse Nene’yi o halde bırakıp, evinin önünden ayrıldılar.

Ve ertesi gün, Şemse nine’yi, gelinliğinin içinde 86 yaşında ölmüş olarak buldular. Şemse nine’nin evinden cenazesi çıkmış, ama o kocasının sözünden çıkmamıştı. Belli ki, Mehmed’i gelmiş, bu vefalı kadını yanına alıp götürmüştü.17/03/2019  

RUHLARI ŞAAD MEKANLARI CENNET OLSUN 
Anahtar Kelimeler:
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.