Alman Sismolog'dan Deprem Uyarısı
İstanbul'da büyük bir deprem yaşanma tehlikesi yüksek. Ve ne yazık ki geçen her gün İstanbul için büyük deprem tehlikesi daha da artıyor. Mesele İstanbul'da bir deprem olup olmayacağı değil, ne zaman olacağı.

İstanbul'da beklenen deprem 7 ile 7.4 arasında bir büyüklükte olacak. Depremin nerede olacağını tektonik plaka sınırlarını bildiğimiz için öngörebiliyoruz. İstanbul'dan sadece 20 kilometre uzaklıkta, Marmara Denizi'nde olacak. 7.4 büyüklüğüne ulaşabilecek bir deprem olasılığı yüzde 70.

Tsunami tehlikesi var ama bu Sumatra ya da Japonya'da tanık olduklarımıza benzemeyecek. Çünkü Türkiye'deki iki levha yatay olarak hareket ediyor, tsunami deniz tabanının dikey olarak yükselmesi veya alçalmasında söz konusu oluyor. Geçmişteki büyük depremlerde de İstanbul Boğazı'nda, 6 metre yüksekliğe ulaşan tsunami dalgaları olduğu hakkında bilgiler mevcut. En önemli konu sismik dalgalar, çünkü asıl bunlar binalar için sorun teşkil edecek.

Sismik dalgaların algılanmaya başladığı an ile bunların kente ulaşması için geçen süre aslında uyarı için kullanılıyor. Ama ne yazık ki tıpkı Los Angeles'ta olduğu gibi İstanbul için de erken uyarı için koşullar çok kötü. İstanbul için depremin başlaması sarsıntıların yaşanması arasında en fazla 2 ila 6 saniyelik bir süre var. Bu süre en iyi ihtimalle trafik lambalarının kırmızıya dönüştürülmesi, tünel ve köprülerin kapatılması, doğalgaz akışının kesilmesi için kullanılabilir.

Depremden korunmanın en etkili yolu depreme dayanıklı binalardır. Bu ne yazık ki çok maliyetli. Türkiye'de de güvenli, depreme dayanıklı inşaatlar için yatırım yapılıyor ama tabii bu ne yazık ki hiçbir zaman tam anlamıyla yeterli değil. Dünyanın pek çok ülkesinde olduğu gibi İstanbul bölgesi depreminde de büyük bir deprem olması halinde çok sayıda can kaybı olacaktır. Bizlerin hedefi deprem öncesinde daha fazla önlem alınmasını sağlamak, yaşanacaklara hazırlıklı olmaları için halkın bilgilendirilmesidir.

FAYI YEDİ GÜN 24 SAAT İZLİYORUZ

Boğazıçı Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Haluk Özener, bin 200 metre derinliğinde, fayın göbeğine kurulan deniz tabanı sismometreleriyle 7 gün, 24 saat Marmada Denizi'ndeki fayın izlendiğini belirtti. Deprem tehlikesi daha fazla olan, özellikle Marmara Bölgesi'nde olmak üzere Türkiye genelinde 240'ı aşkın sismik istasyonun bulunduğunu söyleyen Özener, "Fay belli, tarihsel depremler var, biriken enerji var. Olası bir depremin ne büyüklükte gerçekleşeceğini bilebiliyoruz. Büyüklüğü 7'nin üstünde bir veya birkaç deprem yaşayabiliriz ama ne zaman olacağını bilemiyoruz. Fayın parçalı yapıdan oluştuğu, bir kısmının sismik olarak daha aktif, bir kısmının daha sessiz ve sakin olduğu, bir kısmının da daha sığ depremler yarattığı, bazı parçaların ise daha derinde depremler yarattığını görürüz. Bilim insanı için 7.2 ile 7.3 arasında deprem olmasının enerji ve bilimsel sonuçları açısından çok büyük bir farkı olabilir. " İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Naci Görür, "Bulunduğumuz zamanı fırtına öncesi sessizlik diye algılayabiliriz. Günün birinde kırılacak. Çok fazla dayanacağını da düşünmüyoruz. İstanbul'u depreme hazırlama konusunda önemli şeyler yapıldı" dedi.

11 MİLYARLIK YATIRIMLA 22 MİLYON KİŞİ GÜVENDE

Marmara Depreminin 20'inci yıldönümünde kaybedilen canların acısı hala yüreklerde yaşıyor. İstanbul'da deprem sonrası inşaat yönetmeliği değiştirilirken, yeni imar planında inşaatlarda kullanılan malzemelerin cinsi ve statik hesapları tamamen birinci derece deprem tehlikesine karşı yenilendi. Yetkililer, güçlendirme gerektiren yapıların dışında kalan tüm binaların yıkılarak yeniden inşa edilmesi için düğmeye bastı. Yeni dönemde, inşaat kalitesi önceki dönemlere göre daha dayanıklı hale getirildi. Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, "Bu sistemle bugüne kadar 1.1 milyar metrekare toplam alana tekabül eden 730 bin bina denetledik, bu binalarda yaklaşık 5 milyon 500 bin bağımsız bölüm var. Hala inşaatı süren 745 milyon metrekare alana tekabül eden 393 bin binanın denetimine ise devam ediyoruz. Bu yapılarda da yaklaşık 3 milyon bağımsız bölüm var. Bugüne kadar yaklaşık 22 milyon vatandaşımız depreme dayanıklı konutlarında güven içinde oturuyor. Devam eden inşaatların da tamamlanmasıyla bu rakam 35 milyona ulaşacak" dedi. Kurum, "Deprem sonrasında Kocaeli, Yalova, Sakarya, İstanbul, Bolu ve Düzce illerimizde toplam 43 bin 146 konut yaptırılarak hak sahiplerine teslim edildi. 53 farklı ilimizde ilan ettiğimiz 240 adet riskli alan ve 41 ilimizde yeni yerleşim alanı olarak kullanılmak üzere belirlediğimiz rezerv yapı alanlarında çalışmalara başladık. Riskli alanlardaki 557 bin bağımsız birime ilave, 81 ilimizde 609 bin konut ve iş yerini yeniliyoruz. Bugüne kadar 560 bin tahliye ve yıkım gerçekleştirdik. Kentsel dönüşüm kapsamında bugüne kadar 11 milyar 202 milyon TL destek ve yatırım gerçekleştirdik" diye konuştu.

İSTANBUL'DAKİ RİSKLİ YERLER

TÜRK Mühendis ve Mimar Odaları Birliği'ne (TMMOB) bağlı Şehir Plancıları Odası İstanbul Şube Sekreteri Oktay Kargül BBC Türkçe'ye yaptığı açıklamada "Özellikle Bahçelievler ve Fatih yapı stokuyla çok ciddi risk taşıyor. Ama Kartal, Maltepe, Zeytinburnu gibi alanlarda da yapı stoku olduğu kadar Marmara Denizi'nden yükselecek denizin de etkilemesi bekleniyor" dedi.

KENTSEL DÖNÜŞÜM HAYATİ BİR KONU

AFAD Başkanı Mehmet Güllüoğlu 17 Ağustos depreminin 20'nci yılında SABAH'a konuştu. Güllüoğlu, "17 Ağustos'tan sonra birçok çalışma başlatıldı. 20 yıl içerisinde bu konuda çok yol alındı. Yapı denetim sistemi, zorunlu deprem sigortası 1999'dan sonra uygulanmaya başladı. Kentsel dönüşümün afet yönetiminin en büyük parçası olduğunu düşünüyoruz. Şu anda kimse depremin yeri ve zamanını kestiremiyor. İstanbul'da 2 bin 864 Türkiye'nin tamamında ise 15 bin 910 toplanma alanı var" dedi.

KÜLLERİNDEN DOĞDU

17 Ağustos depremin merkez üssü Gölcük'te otomotiv, tersane ve yan sanayi anlamındaki gelişimle sosyal alanın yanı sıra ekonomik anlamda da "asrın felaketi"nin izleri ortadan kalktı. Hasarlı binalardan tamamen temizlendi. Evlerin denize gömüldüğü Değirmendere'de o sahil yeniden düzenlendi. Suyun altında evlerin enkazı olsa da vatandaşlar oltalarını atıp balık tutmaya devam ediyor. Ev enkazlarının bulunduğu alan ise dubalarla işaretlenerek tekneyle gezenlerin dikkatli olması sağlandı. Denize sürüklenen gazinonun olduğu yere ise park yapılarak heykeller dikildi. Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer "Şu anda sürekli gelişen, sanayi ve üretim anlamında atılım halinde olan, istihdam noktasında her gün bir adım ileri giden, geleceğe umutla bakan bir Gölcük var" dedi. O geceye şahit olanlardan Mustafa Demir,(55) "O gazino ve Ama biz o korkunç geceyi hiç unutmayacağız" dedi. Yalova'da ise bir zamanlar duvarlarında "Satılık mezar" yazan apartman dairelerinin yerini 2-3 katlı bahçeli evler aldı. Yüzlerce kişi can verdiği için "Ölüm ovası" olarak anılan Hacı Mehmet Ovası, şimdilerde kenttin en pahalı evlerinin satıldığı lüks bir semt haline geldi.

56 BİN KONUT DÖNÜŞTÜ

Esenler Belediye Başkanı Mehmet Tevfik Göksu, 17 Ağustos Depremi'nin 20'nci yılında düzenlediği basın toplantısında depreme yönelik yürütülen kentsel dönüşüm çalışmaları hakkında bilgi verdi. Göreve geldiği 2009'dan bu yana dönüşüm çalışmalarına ağırlık verdiklerini dile getiren Göksu "İlçede 98 bin 160 riskli konut vardı ve bunun 56 bini yenilendi. 6 bin konut kamu eliyle yenilenirken kalanı kamu özel işbirliği ya da özel sektör eliyle yenilendi" dedi. Göksu'nun verdiği bilgilere göre ilçedeki riskli konutlarda yaşayanlar, Metris Kışlası olarak da bilinen ve belediyeye devredilen askeri alanda yapılacak projelere taşınacak. Rezerv alan olarak belirlenen 8.7 milyon metrekarelik alanda yeni konutlar inşa ettiklerini ifade eden Göksu, "Esenler Belediyesi'ne devredilen arsada yapılan projeye toplam 40 bin konut taşınacak. Türkiye'nin en büyük kentsel dönüşüm alanı burası. İlk etapta 16 bin 500, ikinci etapta 23 bin 500 konut bu alana taşınacak. Projenin 2023 yılında tamamlanması hedefleniyor. Riskli konutların taşınmasından sonra 1.5 milyon metrekare alan açılacak" dedi.

DEPREMİN EKONOMİYE MALİYETİ 200 MİLYAR LİRA

Türkıye'dekı ?işletmeleri deprem, yangın, sel ve mülteci krizi başta olmak üzere doğal afetler ile karmaşık acil durumlara karşı hazırlamak üzere TÜRKONFED ve UNDP tarafından Kasım 2018'de kurulan CBi Türkiye Platformu, 17 Ağustos 1999'daki Marmara depreminin 20. yıl dönümü kapsamında hazırladığı "KOBİ'lerde Dayanıklılık: Yeni Riskler, Yeni Öncelikler Raporu"nu açıkladı. Raporda, depremde 30 binden fazla işletmenin zarar gördüğü ve ekonomik kaybın bugünün parasıyla 200 milyar lira düzeyinde olduğu vurgulanırken, aradan geçen 20 yılda Türkiye ekonomisindeki büyümeye paralel olarak olası bir depremin ekonomi üzerindeki vurucu etkisinin de büyüdüğüne dikkat çekildi. Hedefler İçin İş Dünyası Platformu Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner "Rapor esas itibarıyla işletmelerin ve özel sektörün, bu travmaların insani, toplumsal ve ekonomik etkilerini azaltacak stratejiler geliştirmesi ve sorumlulukların kendi içinde paylaşılmasına rehberlik etmesini hedefliyor" dedi.

Sabah 
Anahtar Kelimeler:
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Misafir Avatar
yusuf 1 ay önce

acil yardım ve afet yönetimi mezunları bir an önce uzman kadrolara atanması ve öngörülen hertürlü afetisin etkisini en aza indirmek için kolları sıvaması lazım.Hükümetimiz bu konuda acil en az ülke genelinde 1000 kadro açmalı