banner183

19 Mayıs Şiirleri, Sözleri ve Konuşma Metinleri
Kamuajans.com - 19 Mayıs 1919 yılında Anadolu’da yeni bir Türk Devleti kurabilmek için fiilen temeller atılmaya başlandı. Bu gün bu sebeple Türkiye Cumhuriyeti tarihinin başlangıç tarihidir. 19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı'na kısa bir süre kala bu çok özel gün için çeşitli tören hazırlıkları devam ediyor. 

19 Mayıs ile ilgili güzel sözler


19 Mayıs ulusal egemenliğin başlangıç günüdür.

*** "Milletin bağrından temiz bir nesil yetişiyor. Bu eseri (Türkiye Cumhuriyetini) ona bırakacağım ve gözüm arkamda kalmayacak."

*** Zaferin büyüklüğü, savaşın çetinliği ile ölçülür.

*** Hiçbir zafere çiçekli yollardan gidilmez.

*** "Her şeye rağmen muhakkak bir ışığa doğru yürümekteyiz. Bende bu imanı yaşatan kuvvet, yalnız aziz memleket ve milletimin hakkındaki sonsuz sevgim değil, bugünün karanlıları, ahlâksızlıkları, şarlatanlıkları içinde sırf vatan ve hakikat aşkıyla ışık serpmeye ve aramaya çalışan bir gençlik görmemdir."

*** "Rica ile, merhamet dilenmekle bir millet ve devletin şeref ve istiklâli kurtarılmaz. Türk milleti, gelecek nesiller için bunu unutmamalıdır." 19 Mayıs güven, sevinç, hareket günüdür.

*** Zafer, barışın en kısa yoludur "Türkiye Cumhuriyetinin, özellikle bugünkü gençliğine ve yetişmekte olan çocuklarına hitap ediyorum: Batı senden, Türkten çok geriydi. Manada, fikirde, tarihte bu böyleydi. Eğer bugün batı teknikte bir üstünlük gösteriyorsa, ey Türk Çocuğu, o kabahat da senin değil, senden öncekilerin affedilmez ihmalinin bir sonucudur. Şunu da söyleyeyim ki, çok zekisin! .. Bu belli. Fakat zekânı unut! .. Daima çalışkan ol... 19 Mayıs yeni Türkiyenin ve Atatürkün doğum günüdür.

*** "Gençler, Cesaretimizi güçlendiren ve sürdüren sizlersiniz. Siz, almakta olduğunuz terbiye ve kültür ile, insanlık değerinin, vatan sevgisinin en değerli örneği olacaksınız. Ey yükselen yeni nesil, gelecek sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk; onu yükseltecek ve sürdürecek sizsiniz... benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır."

*** "Ben Samsun’u ve Samsun Halkını gördüğüm zaman, memlekete ve millete ait bütün düşünce ve kararlarımın yerine getirilebileceğine dair bir defa daha kuvvetle inanmıştım. Samsun’luların hal ve durumlarında gördüğüm gözlerinden okuduğum vatanseverlik ve fedakarlık ; ümit ve tasavvurlarımı olumlu bir inanca götürmeye yetmişti..."

*** 19 Mayıs ulusal egemenliğin başlangıç günüdür.

*** Milletin bağrında temiz bir nesil yetişiyor. Bu eseri ona bırakacağım, gözüm arkada kalmayacak. Zafer “Zafer benimdir” diyebilenlerindir.

*** Bütün ümidim gençliktedir. Her kafanın anlamaktan aciz olduğu yüksek bir varlıktır gençlik.

*** Türk çocuğu, çok zekisin, bu belli; fakat, zekanı unut, daima çalışkan ol.

19 Mayıs 1919 konuşma metni


Sayın Okul Müdürüm, Değerli Öğretmen Arkadaşlarım ve Sevgili Öğrenciler…


Bu gün burada, Beş bin yıllık Türk Tarihine adını altın harflerle yazdırmış Mustafa Kemal’ i doğumunun 131. Yılında anmak ve Türk’ ün Anadolu’ da ki Kurtuluş mücadelesinin başladığı 19 Mayıs tarihinin 93. Yıldönümünü kutlamak üzere toplanmış bulunuyoruz.


19 Mayıs Türk’ün dirilişinin, ayağa kalkışının ve esarete, teslimiyete, mandaya, kulluğa isyan bayrağını açtığı gündür…


Mustafa Kemal Samsun’ a çıktığında; Temel ilke olarak milletinin ve kendisinin karakterini şöyle açıklıyordu. “Temel ilke, Türk ulusunun onurlu ve şerefli bir ulus olarak yaşamasıdır. Bu ancak tam bağımsız olarak sağlanabilir. Ne denli zengin ve kalkınmış olursa olsun, bağımsızlıktan yoksun bir ulus, uygar insanlık önünde uşaklıktan öte bir gözle görülmeye layık olamaz. Türk ulusunun onur ve yetenekleri yüksek ve büyüktür. Böyle bir ulus, tutsak yaşamaktansa yok olsun daha iyidir. Öyleyse ya bağımsızlık, ya ölüm. İşte gerçek kurtuluş isteyenlerin parolası bu olacaktır.”


“Ya bağımsızlık ya ölüm” işte; ancak, içi tertemiz vatan ve millet sevgisiyle dolu büyük bir liderin yolunu gösterecek parola bu olabilirdi.
Binlerce yıllık Türk tarihinde kesinlikle önemli dönüm noktaları olmuştur fakat Mustafa Kemal’ in Samsun’a çıkışı bu dönüm noktaları içinde belki de en önemlisidir. Peki, 19 Mayıs tarihi milletimiz için neden bu kadar önemlidir? Şimdi gelin birlikte o günkü koşulları hatırlayalım.


Osmanlı Devletinin son 100 yılında tüm civar coğrafyalarda; Balkanlardan Kafkasya’ ya 5 milyon 60 bin Türk öldürülmüş, 5 milyon 380 bini sürgün edilmiş, yerinden yurdundan olmuş. Kalan son vatan toprağı ise İngilizler, Yunanlılar, İtalyanlar, Fransızlar arasında paylaşılmış, ordumuz dağıtılmış.


Bu ibret tablosu karşısında tarihten ders çıkarabilmemiz gerekir. Çünkü Atatürk eğer 19 Mayıs’ ta Samsun’ a çıkmasaydı Türk belki Özbekistan’ da Türkmenistan’ da olurdu, ama Trakya ve Anadolu’ da Türk kalmazdı. Çünkü; Tüm civar coğrafyalardan sürülmüş ve katledilmiş Türklerin Konya ovasından sürülmeleri ve atılmaları da çok uzun sürmezdi. Ne Türk nede Türkiye olurdu. Mustafa Kemal 19 Mayıs’ ta Samsun’ da başlayan Kurtuluş Savaşını kazanarak sadece ülkesini kurtarmadı, Anadolu’daki Türk neslini de kurtardı.


Mustafa Kemal ve Türk milletinin var olma mücadelesi alelade bir savaş veya bir direniş değildir. Dünya tarihinde Emperyalizme karşı verilmiş ve kazanılmış tek mücadeledir. Bu nedenle Türk Kurtuluş Savaşı sonraki yıllarda; Hindistan’ da, Mısır’ da Afganistan’ da batının sömürgesi altında ezilmiş tüm mazlum milletlerde bir umut ışığı olmuştur.


Milletler başarıya birleştirici efsaneler yardımıyla ulaşırlar. Amerika Birleşik Devletleri’nin Amerikan devrimi, Fransızların Fransız Devrimi, İngilizlerin Magna Carta ile Kraliyet Ailesi, Yunanistan’ın “ demokrasinin doğduğu yer” efsaneleri örnektir.


Türkiye’yi birleştiren efsane ise Türk Kurtuluş Savaşı ve Mustafa Kemal Atatürk’tür. Dünyada çok az ülkenin Mustafa Kemal gibi bir milli kahramanı vardır. 


Sevgili öğrenciler, Atatürk’ ün gençliği,


Tekrar sonu gelmeyen felaketlere, içinden çıkmak için büyük fedakârlıkların gerektiği pis bataklıklara sürüklenmemek için milli birlik ve beraberlik duygularımızın güçlendiği bu bayram günlerine inatla sahip çıkalım ve bağlı bulunduğumuz millet için elbirliği ile çalışalım.
Unutmayalım ki birinci görevimiz Türk bağımsızlığını ve Cumhuriyetini sonsuza kadar korumak ve yaşatmaktır. Bu görev için muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur.


Sonuçta sizlere, büyük önder Mustafa Kemal Atatürk tarafında armağan edilen bu bayram, asırlardan beri çekilen milli felaketlerin yarattığı uyanıklığın eseri ve bu aziz vatanın her köşesini sulayan kanların bedelidir.


Bayramınız, bayramımız kutlu olsun!

19 Mayıs 1919 ile ilgili yazı


Yıl 19 Mayıs 1919 Türk tarihindeki dönüm noktalarından biri...Yalnız ulu önder Atatürk’ün Samsun’a ayak bastığı tarih değil aynı zamanda “Gençlik ve Spor Bayramı”.

Atatürk Millî Mücadele döneminde Türk milletini ileri götürecek ve köhnemiş fikirlere karşı gelecek olanların genç fikirler olduğunu görmüştü. Bu nedenle de “gençlik” kavramı Atatürk için ayrı bir önem taşıyordu. Atatürk gençlerden bahsederken sık sık, yaş sınırı dışında fikri olarak gençliği yani, fikirde yeniliği ifade etmekteydi. O’nun şu sözü çok anlamlıdır: “Genç fikirli demek, doğruyu gören ve anlayan gerçek fikirli demektir.”

Atatürk’ün gençliğe armağan ettiği ve “Gençlik ve Spor Bayramı” olarak kutlanan 19 Mayıs’ın önemini anlayabilmek için onun 16–19 Mayıs 1919 tarihleri arasında gerçekleştirdiği İstanbul-Samsun yolculuğunu bir kez daha hatırlamamız gerekir.

Atatürk’ün Samsun’a ayak basışı, Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihindeki önemli olaylardan biridir. Türk Milleti Birinci Dünya Savaşı sonrasında kötüleşen koşullar içinde kurtuluş çareleri ararken büyük bir lider, Mustafa Kemal Atatürk ortaya çıktı ve Samsun’a ayak basarak “Kurtuluş” yolunu açtı. Bu nedenle Atatürk’ün 16–19 Mayıs 1919 tarihleri arasında gerçekleştirdiği, İstanbul’dan başlayan yolculuğu bir kurtuluş dönemini simgeler. Ata’nın Samsun’a ayak basışının taşıdığı önemi, onun “Büyük Nutku”nu 19 Mayıs 1919 tarihi ile başlatmasından da anlayabiliriz.

Samsun işgal kuvvetleri için önemli noktalardan biriydi. Stratejik bakımdan büyük öneme sahipti ve Karadeniz’den Orta Anadolu’ya açılan en rahat ve güvenilir kapıydı. İngilizler 9 Mart 1919 tarihinde Samsun’a askerî birlik çıkarmışlardı.

Buna tepki olarak Türk Makinalı Tüfek birliğinden Hamdi adındaki bir teğmenin askerlerini alarak dağa çıkması dikkatleri bu bölgeye çekti ve İngiliz Yüksek Komiserliği’nin de Türk halkının silâhlandığı konusundaki şikâyetleri üzerine bu bölgeye güvenilir bir kumandanın olağanüstü yetkilerle gönderilmesine karar verildi. Bu kumandan Mustafa Kemal Atatürk’tü ve Atatürk uzun zamandan beri ülkenin içinde bulunduğu bu umutsuz duruma üzülüyor ve birşeyler yapmak için Anadolu’ya geçmek istiyordu. Bu O’nun için bulunmaz fırsattı. İstanbul-Samsun yolculuğu öncesinde Atatürk’le Padişah Vahdettin arasında geçen konuşmayı Atatürk şöyle anlatır:

“-Paşa, Paşa!... Şimdiye kadar devlete çok hizmet ettin! Bunların hepsi artık bu kitaba girmiştir! Bunları unutun, asıl şimdi yapacağın hizmet hepsinden daha önemli olabilir... Paşa, Paşa... Devleti kurtarabilirsin! “ Ulu önder, bu sözler üzerine düşüncelerini şöyle dile getirir:

Bu sözlerden hayrete düştüm. Acaba Vahdettin benimle içtenlikle mi konuşuyor?...O Vahdettin ki... Bütün yaptıklarından pişman mı olmuştur? Aldatıldığını mı anlamıştı? Fakat böyle bir yorum ile başka konulara girişmeyi ürkütücü saydım, kendine karşılık verdim:

—Kişiliğe güveninize ve bana bunca yüz verişinize teşekkür ederim... Elimden gelen hizmeti esirgemeyeceğime lütfen güveniniz...”

Atatürk bu konuşmada plânlarının sezilmiş olabileceği duygusuna kapılmıştı ama, O’nu bekleyen ve O’na güvenen bir“Türk Milleti” vardı.

Atatürk ile beraber 16 Mayıs 1919 Cuma günü başlayacak yolculuğa gemi kaptanı İsmail Hakkı Durusu dışında 18 kişi eşlik eder.

Atatürk beraberindeki kişilerle 16 Mayıs 1919 Cuma günü öğleden sonra “Bandırma” adındaki eski bir vapurla Galata rıhtımından ayrılır. Bandırma Vapuru bir gün sonra, saat 21.40 sıralarında İnebolu’ya varır.

18 Mayıs 1919 Pazartesi günüyse beklenen yolculuğun sonuna gelinir. Yolcular Kalyon Burnu denilen yerden sandallarla Merkez iskelesine çıkarılırlar. Bu sandallardan birinin sahibi olan İsmail Yurtsever anılarında, o zaman için Atatürk’ü tanımadığını söyler, Atatürk’ü sandalda ve Samsun’da iken geniş yakalı lejyon kaputu ve başında kalpakla gördüğünü anlatır. Atatürk, İstanbul’dan başlayan ve Samsun’da sona eren yolculuk esnasında, görevli bir askerdi ve giyimi de buna uygundu ancak Samsun’a ayak bastığı günden birkaç gün sonra asker değil, sivil olarak hareket edecekti.

Atatürk’ün Samsun’a çıkışında gördüğü manzara pek parlak değildi. Şehirde İngiliz işgal kuvvetleri vardı. Pontusçular sokaklarda kol geziyordu. Halk kendisini koruyamayacak durumdaydı. Atatürk bugün müze haline getirilen Hıntıka Palas’ta kaldıkları süre içinde hep bu sorunları düşündü, yolculukta geçirdiği uykusuz geceler sona ermemişti; şimdi de burada uykusuz geceler başlıyordu. Ama O’nda ve O’nun gibi düşünenlerde bu azim oldukça hiçbir engel aşılmaz değildi.

Bu yolculuk Türk Milleti için bir dönüm noktası, kurtuluşun başlangıcıydı. Atatürk, Millî Mücadele’yi başlatmak üzere Samsun’da Anadolu topraklarına ayak bastığı 19 Mayıs 1919 tarihinin önemi nedeniyle bu günü Türk gençliğine armağan etti. Atatürk: “Gençler! Benim gelecekteki emellerimi gerçekleştirmeyi üstlenen gençler! Bir gün bu memleketi sizin gibi beni anlamış bir gençliğe bırakacağımdan dolayı çok memnun ve mesudum” derken Türk gençliğine olan güveni ifade ediyordu. O’nun şu sözleri de hepimiz için bir rehber olmalıdır: “Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız, bu kâfidir”.

Yıl 1919 

Mayısın on dokuzu 
Ufukta duran gemi gitgide yaklaşıyor. 
Sanki harlı bir ateş 
Yakıyor ruhumuzu. 

Beklemek üzüntüsü her gönülde taşıyor. 
Üzülmemek elde mi; 
Hız yüklü, inanç yüklü, umut yüklü bu gemi 
O umut yayıldıkça ruhlara sıcak sıcak, 
O hız, doldukça damarlara kan gibi, 
Gizli gizli inleyen her yürek canlanacak, 
Ateş püskürecek uyuyan volkan gibi; 
Gittikçe büyükleşen 
Gölgene dikilmekten 
Karardı gözlerimiz. 
Koş, atıl gemi, sana engel olmasın deniz! 

Ak saçlı dalgaları birer birer kes de gel; 
Kuşlar gibi uç da gel, rüzgar gibi es de gel.

Celal Sahir EROZAN

Renklerde 19 Mayıs

Ak 19 Mayıs ak
Mustafa Kemal Samsuna çıkacak.
Al 19 Mayıs al
Sivas'a Mustafa Kemal...
Yeşil 19 Mayıs yeşil
Çimenlerde çocuklar oynaşır.

Mavi 19 Mayıs mavi
Ordular hedefimiz uygarlık, ileri.
Mor 19 Mayıs mor
Sonrasını anlatmak zor.

Sarı 19 Mayıs sarı
10 Kasımda bayraklar yarı.
Ak 19 Mayıs ak
Atatürk vatan, Atatürk bayrak.

Pembe 19 Mayıs pembe,
Atatürk aklım sende.

Uğur YİYİT

BİR KURTULUŞ DESTANI

Osmanlıydı bir zaman tarihler yazan, 
Dört bir yana kök salmış, kükreyen aslan. 

Asırlarca yaşadı, nesil geçti aradan, 
Zayıfladı kuvvetçe, dediler "hasta adam". 

Asiler çıktı, Osmanlıya başkaldıranlar, 
Fitneyle parçaladı hain düşmanlar. 

Küçüldü topraklar savaşlarda bir yandan, 
Atmak istediler Türkü Anadoludan. 

Bir inançla gürledi, yüce Türk milleti, 
Önder seçti kendine Mustafa Kemali. 

Millet birlik oldu, koştu düşman üstüne, 
Nice canlar verildi, Maraş, Urfa, Antep

Cephelerde Mehmetçiğin Allah sedası, 
Temizlendi düşmandan güney, doğu, batısı. 

Ay ve yıldız dalgalandı akan kanlar üstüne, 
Ve ölümsüz marşımız doğdu Mehmet Âkifle. 

Büyük harpler yaşadı bu vatan, bu topraklar, 
Yine de bir nebze susmadı gök kubbede ezanlar. 

Büyük Ata önder oldu, açtı Millet Meclisi, 
Daha sonra kuruldu Milletin İradesi. 

Binlerce şehidiyle aldı, Türk milleti vatanı, 
Tarihe şerefiyle yazıldı, bu "Kurtuluş Destanı". 

Bu "Kurtuluş Destanı"dır kuşak boyu sürecek, 
İlelebet, yok etmeye kimsenin gücü yetmeyecek

Erdoğan GÜNEŞ

ON DOKUZ MAYIS

Bugün on dokuz Mayıs, ülkemin kader günü,
Dostların sevindiği düşmanın keder günü...
Genç bir kutup yıldızı, parladı karanlıkta,
Yol gösterdi millete bırakmadı zorlukta.

Özgürlüğün sevdası, yakıp dururken onu,
Dehası cesareti getirdi mutlu sonu.
Yeniden hayat verdi, yorulmuş bedenlere,
Sönmez bir ışık oldu ardından gidenlere.

Küçücük bir adımla değişti kaderimiz,
Mutluluğa dönüştü, derdimiz, kederimiz.
Taşıyorken Atayı Bandırma bir gururla,
Korkunç bir savaş verdi denizde dalgalarla.

O masmavi gözleri dalarken ufuklara,
Çoktan yelken açmıştı, gemisi umutlara.
Ardı sıra bir avuç, yürekli vatansever,
Kimisi pür silahlı, kimisi dua eder.

Yürek yürek birleşti tek vücut oldu millet,
Elbet böyle olacak yakışmaz bize zillet.
Adım adım hedefe, yürürken kutsal birlik,
Toplandı Anadolu, yeniden doğdu dirlik.

İstiklal savaşımız, işte o gün başladı,
Silahtan yoksun ordu dağda taşta kışladı.
Gece gündüz demeden, kutsal savaşımızda,
Birer birer yok oldu haçlılar karşımızda.

Zafer ancak kendine inanlara koşar,
Kendisine güvenen, aşılmaz dağlar aşar.
İşte böyle sevdayla kucaklandı hürriyet,
Gazi ve şehitlerle kuruldu Cumhuriyet.

Ey büyük Türk gençliği! Emanet artık sende,
Onu koruyacaksın can durdukça bedende.
Dik durun, çok çalışın, onlarla gururlanın,
Tüm dünya devleriyle, yarışa hazırlanın.

Kasım KAPLAN

19 Mayıs


19 Mayıs’ı seviyorum,
Ata’mızı özlüyorum,
Bayramı neşe içinde,
Coşkuyla kutluyorum.

Samsun’u seviyorum,
Ata’mızı özlüyorum,
Bu bayramı hak eden,
Gençleri kutluyorum.

Bayrağımı seviyorum,
Ata’mızı özlüyorum,
Meydanları dolduran,
Sizleri kutluyorum.

Ülkemi seviyorum,
Ata’mızı özlüyorum,
Kalbinde vatan yatan,
Herkesi kutluyorum.

19 MAYIS

Coşuyor Karadeniz,
Çarpıyor yüreğimiz,
Açıldı Türkün önü,
Bekliyor Atayı
19 Mayıs günü.

Atam Samsuna çıktı,
Yumruklarını sıktı,
Kurtuluşa hız oldu.
Savaştı içte, dışta,
Dünyaya yıldız oldu.

Ali ERTAN

19 mayıs şiiri

Yıl 1919 Mayısın ondokuzu

İşgal altında ülkem dağıtılmış ordusu.
Anadolu perişan şimdi gözler yollarda,
Bandırma vapuruyla Atam azgın sularda.

Karadeniz hırçın kız Karadeniz dalgalı
Bir yürek çırpınıyor vatanına sevdalı.
O yürekle değişti milletimin kaderi.
Kölelik olamazdı yaşamanın bedeli.

Bir güneş doğuyor bak Samsun ufuklarından!
Bir ışık yükseliyor o kapkara sulardan.
Öyle muhteşem bir nur ki ulaşıyor semaya,
Yeniden hayat verdi o nur Anadoluya.

Samsunda atan yürek Erzurumdan duyulur.
Bebelerin sütüyle Türk ordusu kurulur.
Havza,Erzurum, Sivas kurtuluşu müjdeler.
Vahdettin, Damat ferit hani şimdi nerdeler?

Milletin iradesi Ankarada buluştu.
Bu ne güzel bir haber bu ne muhteşem muştu.
Artık zafer yakındır yakındır güzel günler.
Sakarya, Kocatepe top sesleriyle inler.

İzmirin kurtuluşu düşmanın sonu oldu.
Yurduma göz koyanlar kanlarında boğuldu.
Şimdi anıyor millet ecdadını şükranla.
Gerekirse tarihi yazarız yine kanla!

19 Mayıs Türküsü


On dokuz Mayıs,
En yüce bayram.
Bize armağan,
Bıraktı Atam.

Sağız vatanca,
Kafamız zinde,
Tek bir kitleyiz,
Ata izinde.

Atayı sevmek,
Kutsal ülkümüz,
Ona benzemek,
Coşkun türkümüz.

Ata her yerde,
Yol gösteriyor,
Koşun güzele,
Bilime diyor.

Samsuna Onun,
Çıktığı bugün.
Vatanda düğün,
Çocuğum övün!

Halim YAĞCIOĞLU

Mustafa Kemal i Düşünüyorum


Mustafa Kemal’i düşünüyorum;
Yeleleri alevden al bir ata binmiş;
Aşıyor yüce dağları, engin denizleri,
Altın saçları dalgalanıyor rüzgarda,
Işıl ışıl yanıyor mavi gözleri.
 
Mustafa Kemali düşünüyorum;
Yanmış, yıkılmış savaş meydanlarında,
Destanlar yaratıyor cihanın görmediği,
Arkasından dağ dağ ordular geliyor
Her askeri Mustafa Kemal gibi.
 
Mustafa Kemal’i düşünüyorum
Gelmiş geçmiş kahramanlara bedel
Hükmediyor uçsuz bucaksız göklere;
Al bir ata binmiş yalın kılıç
Koşuyor zaferden zafere.
 
Mustafa Kemali düşünüyorum;
Ölmemiş bir Kasım sabahı;
Yine bizimle beraber her yerde.
Yaşıyor dört köşesinde vatanın;
Yaşıyor damar damar yüreklerde
 
Mustafa Kemal’i düşünüyorum;
Altın saçları dalgalanıyor rüzgarda,
Mavi gözlerini ışıl ışıl, görüyorum,
Uykularıma giriyor her gece.
Ellerinden öpüyorum.

Ümit Yaşar OĞUZCAN

Samsun Güzellemesi


Diner dertleri her gözü yaşlının,
Samsun’da teselli sunar dalgalar,
Şavkı vurmuş gibi “O gün başlı”nın,
Yanar pırıl pırıl, yanar dalgalar.

Rüzgar gibi gizli bir haber verse,
Kıyı yeşil giyip murada erse,
Ne gün kırık dökük bir gemi görse,
19 Mayıs’ı anar dalgalar.

Samsun göklerinde Türk’ün bayrağı,
Samsun tarlasının eşsiz toprağı,
Samsun tütününün altın yaprağı,
Uzakta bir gümüş pınar dalgalar.

Samsun suya doğru kaydıkça kayar,
Görenler yüzmeye niyetli sanar,
Su maviye, bahar yeşile boyar,
Cennete ulaştık sanır dalgalar.

Atayı anarken yanar burkulur,
Tunçlaşmış halini heykelde bulur,
Köpük köpük beyaz güvercin olur...
Ayak uçlarına kadar dalgalar.

Behçet Kemal ÇAĞLAR

Şu Sonsuza Koşu


Samsun’a ayak basmış kahraman bugün, 
Çayır, çimen yeşermiş zafer yolunda. 
Davul zurna sesinde şahlanır düğün, 
Gönlüm coşup öter bir bahar dalında.

Atanın rüyasına gelincikler sun, 
Emek bahçelerinin güzel gülünü... 
Biz sonsuz bir sabahtayız... O, uyusun, 
Sevincimiz coşturur onun gönlünü.

Nasıl çıkmış bir sabah Samsun’dan yola, 
Dağlardan dağlara o zafer türküsü, 
Şahlanıp bayrak çekmiş her eski kola, 
Taze bir bahar açmış yurdun gözünü.

Al bayrağım Ankara Kalesi’nde hür, 
Dalgalanmakta altın bir çağa doğru, 
Yeni kahramanlar kol kol, boy boy yürür 
Şu karlı dağlardaki bayrağa doğru.

On Dokuz Mayıs’ın hür başına çelenk, 
Kiraz mevsimi, gençlik ayı, gül ayı, 
Bir bahar bahçesinde gönüller renk renk, 
Şu sonsuz koşuya bak, sarmış yaylayı.

Ceyhun Atıf KANSU

O Geliyor


Yıl 1919,
Mayıs’ın on dokuzu.
Kızaran ufuklardan kaldırıyor başını,
Yeryüzüne can veren,
Cana heyecan veren,
Al yüzlü doğan güneş
Takanın burnu nasıl Karadeniz’i yırtar;
Siz de öyle bir anda yırtınız uykunuzu.
Uyanın Samsunlular.
Kurutacak gözlerde umutsuzluk yaşını
Bugün Çaltı burnundan gülerek doğan güneş.

Yıl 1919,
Uyanın Samsunlular;
Uyumak ölüme eş,
Diriltin ruhunuzu,
Ufukta bir gemi var;
Fakat bu gemi niçin böyle yavaş geliyor?
Acaba yolu mu az, yoksa yükü mü ağır?
Bu gemi umut yüklü, inanç yüklü, hız yüklü,
İçinde bu vatanın derdiyle yanan bağır,
Kurulacak yarını düşünen baş geliyor.
Bir baş ki, gökler gibi bir küme yıldız yüklü;
Bu gemi onun için böyle yavaş geliyor.

Yıl 1919


Mayısın on dokuzu
Ufukta duran gemi gitgide yaklaşıyor.
Sanki harlı bir ateş
Yakıyor ruhumuzu.

Beklemek üzüntüsü her gönülde taşıyor.
Üzülmemek elde mi;
Hız yüklü, inanç yüklü, umut yüklü bu gemi
O umut yayıldıkça ruhlara sıcak sıcak,
O hız, doldukça damarlara kan gibi,
Gizli gizli inleyen her yürek canlanacak,
Ateş püskürecek uyuyan volkan gibi;
Gittikçe büyükleşen
Gölgene dikilmekten
Karardı gözlerimiz.
Koş, atıl gemi, sana engel olmasın deniz!

Ak saçlı dalgaları birer birer kes de gel;
Kuşlar gibi uç da gel, rüzgar gibi es de gel.

Celal Sahir EROZAN

Gazi Mustafa Kemal Paşa


Ben o yılların macerasından geldim.
Barut, toz ve ihtilaldi hepten.
Dolaklı hilal bıyıklı süvarilerle,
Hüzünlü marşlar söyleyerekten
Bir davul zurna, bir üçlü, bir bayrak.
Saf çelik kılıçlar ata yadigarı
Yorgun söğütler, mahzun yollar, kağnılar
Göğsü tekmil döğmeli bir zabitin ardından
Bir yıldızlı tan yerine at sürerekten.
Derdini bilemedik,
Dermanın olamadık Gazi Paşa,
Sana hasretimiz cân-ü yürekten.
Artık bir özge tarih oldu yaşadığımız;
Bozkırdan, mavzerden, kandan ve sesten,
Namlular elpençe, süngüler pusuda,
Kalpağın, dolgun bıyıkların, kırbacın
Bir sen kaldın, bir vatan kaldı, bir koşu,
Bir macera kaldı dillere destan,
Bir gök kaldı mavi, bir kitap yeşil.
Gayri bundan geri bana ağlamak yaraşır.
Temmuzda bir serçe kalkar Sakaryadan
Ağustosta kartal döner.
Günler uzar hasretle dışımızdan, içimizden
Bir kudretli kumandadır bakışın Paşam,
Geceler içinde patırtılarla yanar
Ağlamak ne kelime ki bizlere,
Ankara’dan gelir geçer trenim,
Bir gün olur elbet ben de binerim,
Varır toprağına yüzüm sürerim
Biz vatan çocukları. Gazi Paşam,
Dilimiz takılı kaldı;
Diyemedik
Boynumuz bükülü kaldı;
Doyamadık

Turgut UYAR

Bandırma Vapuru


Ben «Bandırma Vapuru»
Esme rüzgar esme halim perişan
Mustafa Kemalim güvertede
Ben Karadenizde dalgalarla boğuşan
Küçük köhne bir tekne
Baştan ayağa dek iman dolu
Bu hasretlik daha ne kadar uzar
Uçmak isterim Samsuna doğru
Bakışlarım kararır gözlerim dolar,
Ben «Bandırma Vapuru»
Karadenizde küçük köhne bir tekne
Yağma yağmur esme rüzgar
Yolumu bekler Anadolu
Gümüş dere durmaz akar.
Mustafa Kemalim güvertede
Dayamış alnım ufka bakar.
Ben «Bandırma Vapuru»
Var git başımdan Karadeniz
Bu gece efkarım var
Noldu ey gönül noldu
Gümüş dere durmaz ağlar
Kan ağlar altmış üç ilimiz
Kan ağlar Anadolu
Ben «Bandırma Vapuru»
Mustafa Kemalim güvertede
Kaputuna bürünmüş
Bakışlarında kararlılık saçlarında rüzgar
Yıldızlar geçiyor alnından
Uzak zaferlerin şavkı vurmuş yüzüne.
Ben «Bandırma Vapuru»
Duyarım sesler gelir Anadoludan
Samsuna doğru
Bir şey var gecenin içinde
Rüzgarlarla karanlıklarla dağılan
Bir şey var gecenin içinde
Mustafa Kemalin sevinciyle ağaran.

Mesut TARCAN

KamuAjans.com - Özel Haber
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Misafir Avatar
ceren çelik 1 ay önce

Bunlar çok güzel şiirler

Misafir Avatar
RAMAZAN BURCU OĞUR 1 ay önce

ÖZLEM
DDFFGHIOOOPUIUY