İşte geldim, nasipse yeni başlayan bir tanışımız olacak. Sizinle neler mi paylaşacağım ?. Aslında mesleğimle ilgili sizlere merak edeceğinizi düşündüğüm bazı paylaşımlarım olacak. Bu paylaşımlar ama bir silsileyi takip etmek zorunda. Bu zamanın en çok merak edilen sağlık sorunlarından veya konularından biri sağlıklı ve uzun yaşamanın sırları. Şu sırada istatistikler umarım düzelmiştir ama yaşayanların yaklaşık % 40’ının 40 yaşın altında vefat ettiği ülkemizde tabii buna neden olan terör, kaza… v.b bir nedene denk gelmeyenler ülkemizde eskiye göre aslında bayağı da uzun yaşıyorlar. 90 yaşını geçenler hiçte az değil. Ayetler ve onu izah eden hadislerce de sabittir ki, ecel birdir değişmez. Tabii İsra suresinde ise kulun kaderini yine onun eline bıraktık deniyor. Yani kişi tercihlerini yaşayacak veya onun için yapılan tercihleri. Ancak işte bu uzun yaşayanlarda sağlık sorunları onların geçirdikleri zamanın zor ve zahmetli geçmesine de sebep oluyor. Ancak o yaşlarda hastalarımızın klinikleri de çok farklı olabiliyor yani kimi zor yürürken kimileri emin olun en az 30 yaş daha genç görünebiliyor. Demans(bunama) , ortopedik, kalp-dolaşım sorunları sıklıkla rastlananlar.

Şimdi bu kadar lafı ettikten sonra nereye varmak istediğimi tahmin edebilmiş olmalısınız. Nasıl sıhhatli ve uzun yaşanır ! Konumuz bu. İnternette dolaşan 256 yaşında ölen Çin’li hikayesini duymuşsunuzdur.

Konuyu insanda ki bir mucizevi durumu anlatarak başlamak istiyorum. Bu da bazı anılarımla olacak.

Bir gün poliklinik yapıyorum yoğunda değilim gelen hastalarımla rahat rahat sohbet edebiliyoruz. Eski bir Komiser emeklisi hastam geldi. Onunla sağlık sorunları hoşbeş ederken hastam ya doktorum ben ateistim demez mi ! Şaşırdım kaldım. Elime bir makas alıp(kesmeye kalkmadım  ) ya amirim dedim bu makas kendi kendine olabilir mi ? Olmaz dedi. Peki dedim 50 yılda olur mu ? Hastam hiç olmaz dedi. Bu cevaptan bile ne kadar zeki olduğu belliydi. Zira ben ondan sonra silsileyle 6 milyar yıla kadar çıkacaktım. Peki dedim niye olmaz ? Tabi bunu amirim pek düşünmemiş, ben cevap verdim. Zira bunda sanat var, bunda bilgi var, bunda maksat var. Makası elinize alın bir düşünün emin olun bu basit aletin ne kadar harika bir ürün olduğunu görebilirsiniz. Ben dedim şimdi sana insan hücresinden bir mekanizma anlatacağım artık sen karar ver kendi kendine olabilir mi !

İnsan hiç durmadan kendi kendini yenileyen üreten bir makine gibi . Şimdi bir hücrenin içine girelim ve protein sentezinin bir bölümünü inceleyelim. Basitçe üstelik. Ribozom diye isimlendirdiğimiz aygıttan mesanger RNA adında bir araç çıkıyor. Bu hücrenin içinde yolunu nasıl buluyorsa hücre çekirdeğine ulaşıyor. Hücre çekirdeği ise iki katlı bir zar yapısında yani kolay kolay bir şey geçemez. O ise geçeceği kapıyı buluyor. Sonra hangi gen üretilecekse o DNA’nin ilgili yerine gidiyor. Geni okuyup kaydedeceği yere bağlanıyor, ardından gen tam ters dizilimde onda bulunan bir yere yazılıyor . Masal gibi değil mi ! Sonra o geni kopyalayınca oradan denizaltı gibi kalkıyor yine çekirdek zarından ilgili kapıdan çıkıyor sonra Ribozom’a gidiyor ve orada gen yine ters yazılınca DNA ile tam uyumlu bir yazılımla ilgili protein sentezi başlıyor. Bu protein peki ne ? Bu gözümüze renk , cilt, saç, tüy….bütün dokularımıza ait bir parça oluyor ve yeniden bu parça lazım olan yere ekleniyor. Şaka falan yapmıyorum. Olay aynen ama çok eksik ifade edilmiş şekliyle böyle. Amirime bu rastgele olur mu amirim dedim. O olamaz dedi. O zaman bunu bir yapan var ! Sonra takıldığı ona yanlış anlatılmış şeyleri anlattı. Biri Peygamber efendimizin(s.a.v) Hz. Zeynep’le evliliği. Dedim ki , bu olay Kur’an’da izah edilmiş ama 1) Resulullah(s.a.v) istese idi zaten onlarda öncelik onun halasının kızı alabilirdi. 2)Eşi Zeyd ondan ayrılmak isteyince O(s.a.v) eşini tut diyor. 3)Zeyd şehit olduktan sonra nikah adeta emir olarak gökte yapılıyor izahta oradan geliyor. Yani Zeyd şehit olmasa olmayacak. Bunda ne var ! Daha da teferruatı var ama uzatmanın gereği yok. Falan filanları konuştuk öpüşerek ayrıldık. Konumuza geri dönelim. Peki ne oluyor da devamlı değişiyor önce gelişiyor sonra yaşlanıyoruz ?

Bugünlük bu kadar yetsin kalanları gelecek seferlere bıırakalım. Ne dersiniz !?
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Misafir Avatar
Neval Oğuz 3 ay önce

elinize sağlık doktor bey,hem hekim hem rehber :)