Kamuajans.com - 21 Mart Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü olarak kutlanmaktadır. Öncelikle, kromozom sayısı +1 fazlalıkla önde olan down sendromlu dostlarımın gününü en içten dileklerimle kutluyorum, bu vesile ile yetersizlikten etkilenmiş bireylere farkındalık oluşmak amacı ile bu makaleyi kaleme aldım (Toplumda engelli diye tarif edilen bireylere kavramsal olarak ‘yetersizlikten etkilenmiş birey’ tabirinin daha yerinde olacağını düşünüyorum).

Ülkemizde, 2011 Nüfus ve Konut Araştırması sonuçlarına göre yetersizlikten etkilenmiş birey sayımız % 6.6 oranında seyir göstermektedir. Bu yüksek orana rağmen toplumumuzun bu bireylere bakış açısında bilgi yetersizliği ve kirliğini görülmektedir. Yetersizlikten etkilenmiş bu kardeşlerimizin birçoğu farklı yeteneklere sahiptir. Yaptığım araştırmalarda çok farklı yetenekler olduğunu gördüm, bunlardan birkaçını siz okuyucularımla paylaşmak istedim.

Yüzmeyi biliyor musunuz? Evet dediğinizi duyar gibiyim. Ama kaçımız Down Sendromlu Caner Ekin gibi İstanbul Boğazı’nı yüzerek geçebiliriz?

Bir düşünün gözlerimizi kapatsak ne kadar güzel resim çizebilirdik?

Doğuştan görme yetisi olmayan Eşref Armağan’ın Yaşamı boyunca görmediği nesnelerin maket modellerine parmak uçlarıyla dokunarak onları başarıyla resmettiğini kaçımız biliyor?

Eliniz, parmaklarınız olmadan ok atabilir miydiniz?

Bebeklik döneminde sağ elini kaybeden Semray Taş Özer’ in ağzıyla ok atarak olimpiyatlara katıldığını biliyor muydunuz?

Kaçımız en az iki dalda profesyonel sporcuyuz?

Bir öğretmen çocuğu olan ve doktorların kaşık bile tutamaz, hırçın davranışlarından dolayı evinizde bir odaya kilitleyin dedikleri, Otizmli Yağız ŞENER’ in kayakta ve masa tenisinde Türkiye 2.si olduğunu biliyor muydunuz?

Bunun gibi onlarca örnek verebilirim. Verdiğimiz örneklerde görüldüğü gibi, engel koymadan sabır ve fedakârlıkla verilen eğitimler sonucu engellerin aşılarak zirveye nasıl çıkarılacağına tanıklık ediyoruz.

Peki, neden toplum olarak yetersizlikten etkilenmiş bireylerimize ‘’ENGELLİ’’ diyoruz? Engelli olan acaba bu bireylerimiz mi yoksa onlara engel koyan ön yargılı tutumlarımız mıdır?

Milli Eğitim Bakanlığımızın yetersizlikten etkilenmiş bireylerimize verdiği maddi ve manevi destekleri eğitimci olarak görebiliyorum. Fakat toplumun bir parçası olan bu bireylerimize ve ailelerine verilen bu destek biz eğitimciler ve toplumumuz tarafından ne denli destek görüyor acaba?

Sayın Müsteşarımız Yusuf Tekin’in geçen ay doğuştan serebral palsi (beyin felçli) 11. sınıf öğrencisi Muhammed Metin’ i makamında kabul etmesi ve engelli öğrencilere ilişkin eğitim raporunu tüm içtenliğiyle takip etmesi bakanlığımızın konunun üzerinde samimiyetle durduğunu göstermektedir.

16 yıldır eğitim hayatında karşılaştığım bu özel bireylerimizin ailelerinin ve çevresinin üzerindeki negatif etkilere neden olan yine çevresel etkenler ve yaşadığı zorluklar olduğunu görüyorum.

Özel bireylerimizin anne ve babalarının yakınlarının, topluma uyum sorunları yaşayan canı kanı bir olan bu bireyler için gelecek kaygısı ve toplumda aşağılanma ve acıma duygularıyla yaşama mecburiyetlerini hissettiğinde gözlerindeki endişeye sürekli şahitlik etmiş bulunmaktayım. Oysa bu bireylerimiz bizden farklı olsa farklı görünse farklı düşünse farklı yaşasa ne fark eder? Bizler farklılıklarımızla zenginleşen bir toplum değil miyiz? Onlara gerekli imkânlar verildiğinde ne gibi şeyler başarabilecekleri yukarıda verdiğim örneklerden anlaşılmıyor mu sizce de?

Ülkemizin yardımsever insanlarını acıma duygusundan arındıracak ve özel bireylerimizin yetersizliklerinin engel teşkil etmeyeceği bir gelecek için eğitim ve çevresel düzenlemelerinin yerinde yapılması gerektiğine inanarak, toplumumuzun da bu konuda doğru bilgilendirmesi gerektiğine canı gönülden inanarak diyorum ki ‘’Engelleri aşarak hayatı paylaşmanın tek yolu eğitimdir.’’

Yunus AKDEMİR
Eğitimci Yazar/Esenyurt MEM Şube Müdürü 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Misafir Avatar
Ankara Egitim 8 ay önce

Tebrikler

Misafir Avatar
irfan 8 ay önce

Kalemine sağlık gerçekten çok güzel yazı olmuş.

Misafir Avatar
Mehmet adli 8 ay önce

Ağzına sağlık hocam engeli diye dışlanan içimizdeki insanları çok güzel bir şekilde yazıya dokmussun teşekkürler hocam