İLK DEFA VE YENİDEN MÜDÜR ATAMA BAŞVURU SONUÇLARI AÇIKLAYAN İLLER -1-

24 Kasım'da Öğretmenler Hangi Müjdeyi Bekliyor ?

YENİ KILIK KIYAFET YÖNETMELİĞİ İLE YASAKÇILIK BİR DAHA TESCİL EDİLMİŞTİR

YENİ KILIK KIYAFET YÖNETMELİĞİ İLE YASAKÇILIK BİR DAHA TESCİL EDİLMİŞTİR

MEMUR-SEN ANKARA İL BAŞKANI VE EĞİTİM-BİR-SEN ANKARA 1NOLU ŞUBE BAŞKANI MUSTAFA KIR'IN “YENİ KILIK KIYAFET YÖNETMELİĞİ İLE YASAKÇILIK BİR DAHA TESCİL EDİLMİŞTİR” BAŞLIKLI YAZILI BASIN AÇIKLAMASIDIR.28.11.2012

Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Okul Öğrencilerinin Kılık ve Kıyafetlerine Dair
Yönetmelik 27.11.2012 tarihli ve 28480 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak
yürürlüğe girmiştir.Böylece yeni yönetmelik hükümleri ile eski yönetmelik hükümleri
yürürlükten kaldırmıştır.

Yeni yönetmelik başörtüsü sorununu yine çözmemiştir

Söz konusu yeni yönetmelik her ne kadar başörtüsünü yasaklayan 12 Eylül
darbe ürünü yönetmelik hükümlerini ortadan kaldırır mahiyette hazırlanmış olsa
bile kız öğrenciler; imam-hatip programı uygulanan çok programlı liseler ile imam-
hatip ortaokul ve liselerinde tüm derslerde, ortaokul ve liselerde ise sadece seçmeli
Kur'an-ı Kerim derslerinde başlarını örtebilecek olması ve diğer derslerde ve okul
içinde başlarını açmak zorunda bırakılması yine soruna kökten çözmediği gibi yeni bir
tartışma ortamına da beraberinde getirmiştir.

Yasakçı yönetmelik hükümleri kaldırılmış görünse de yasakçılık aynen
devam ettirilmiştir.

Şimdi bu yönetmelikle başörtüsü sorunu çözüldü mü diyelim yoksa hiç
yoktan iyimi diyelim? Bu yönetmelikle zahiren 12 Eylül darbe ürünü yönetmelik
ortadan kaldırılmış gösterilse de Müslümanlara yönelik özdeki yasakçılık aynen
devam ettirilmiştir.

Bizim bilmediğimiz Hürriyetleri kısıtlayan yeni bir yasal düzenleme var mıdır?

İmam-Hatip Liselerinin dışındaki okullarda ve kamu kurum ve kuruluşlarında
hukuki dayanaktan yoksun başörtüsü yasağının hala devam ettirilmesinin mutlaka
ana bir gerekçesi olmalıdır? Anayasanın 13. maddesine göre 'Temel hak ve
hürriyetler, ancak 'kanunla' sınırlandırılabilir' ifadesi yer almaktadır.
Anayasanın bu hükmüne istinaden bu güne kadar kanunla hürriyetleri kısıtlayan
her hangi bir yasal düzenleme yapılmamıştır. Halktan gizlenen, hürriyetleri kısıtlayan
yasal bir düzenleme var da biz mi bilmiyoruz?

Başörtüsü yasağının Anayasa ve yasalarda belirlenen cezasının karşılığı
nedir?
Yine Anayasanın 38. Maddesinde Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan
kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz.' denilmektedir. Tıpkı av
yasağı, seçim yasağı, kapalı mekânlarda sigara içme yasağı, ruhsatsız silah taşıma
yasağı gibi başörtüsünü de yasaklayan yasal ve anayasal bir hukuk kuralıda mevcut
değildir. Diğer taraftan başörtüsünün din, örf ve adetlerimizce yasaklandığı için
yasaklandığı da söylenmeyeceğine göre bu yasak neden tekrar hortlatılmıştır.

Yoksa darbecilerden, 28 Şubatçılardan virüs mü kaptınız?

Başörtüsü yasağı ülkemizde törelerimizden örf ve adetlerimizden kaynaklanan
bir yasak değilse en önemlisi ‘Başörtüsü'nü yasaklayan yasal bir dayanak yoksa
seferberlik, savaş ve olağanüstü durumlarda yapılabilen hürriyetleri kısıtlayıcı yasal
bir düzenleme de mevcut değilse bu keyfi yasakçılık hastalığınız nereden
kaynaklanmaktadır. Yoksa darbecilerden 28 Şubatçılardan virüs mü kaptınız?

Devrim kanunlarında şapka giyme emri var,başörtüsünü yasaklayan bir
hüküm yoktur.

Bu güne kadar gerek 12 Eylül, gerekse 28 Şubat yasakçıları başörtüsü
yasağına dayanak olarak laikliği, Atatürk ilkelerini, devrim kanunlarını göstermişlerdir.
25 Kasım 1925 tarihli Şapka İktisası Hakkında Kanun milletvekillerini, devlet
memurlarını ve Türk milletini şapka giymek mecburiyetinde bırakmıştır. Devrim
kanunları incelendiğinde kadınlarımızın ve kızlarımızın örttüğü başörtüsünü dolaylı
yoldan bile yasaklayıcı bir hüküm bulunmadığı halde erkekleri şapka girmeye
zorlayan bir hüküm hala yürürlüktedir. Yasanın başa giyilmesini emrettiği şapka
giymeye kimse zorlanmazken, kadınlarımızın ve kızlarımızın başlarını açmaya
veya kapamaya zorlayıcı bir hüküm olmadığı halde kızlarımızın başlarının açılmaya
zorlanmasının esbabı mucibesini anlamakta zorluk çekiyoruz.

Bu yönetmelik çözüm yerine çözümsüzlük getirmiştir.
Geldiğimiz şu noktada da herkes başörtüsü yasağına köklü bir çözüm
beklerken şimdi 27.11.2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren
kılık kıyafet yönetmeliğindeki yasakçılığın tekrar hortlatılması Müslüman halkımızı ve
bu işin mağdurlarını bir defa daha yürekten yaralamıştır. Bu yeni kılık kıyafet
yönetmeliğinde 12 Eylül'ün ve 28 Şubat'ın kirli izleri halen yaşıyor. Bir taraf
darbecilerin yasaklarına sahip çıkarak onların ilkelerini yaşatmaya çalışacaksınız
diğer taraftan okullardan ve kışlalardan darbecilerin isimlerini indirerek darbe izlerini
yok ettiğinizi sanacaksınız. Bunu adı sadece kendinizi değil, kendinizle birlikte top
yekûn bir milleti kandırdığınızı zannetmektir. Bu yönetmelikle yasaklar kaldırılmamış
bizatihi tescil edilmiştir.
Şimdi soruyorum bu yasakçılık hangi ihtiyaçtan kaynaklanmıştır? Bu
yönetmelikle kimlerin gönlü yapılmak istenmiştir

Başörtüsü inanma hürriyetini gerektiren bir insan hakkıdır.
Engellenemez.

Başörtüsü İslam dininin bir emri olup, kişiye inanma ve inandığı gibi yaşama
hürriyetinin bir gereği olarak Yüce Allah'ın kişiye doğuştan bahşettiği evrensel temel
insan hak ve hürriyetlerinden biridir. Temel hak ve hürriyetlerin engellenmesi
doğrudan bir insan hakkı ve demokrasi ayıbıdır. Sayın Milli Eğitim Bakanımızı bu
vebalden ve demokrasi ayıbından derhal kurtulmaya çağırıyorum.

mustafa-kr19@hotmail.com

  • Bu haber için ilk yorumu sen yap!

    YORUM YAZ
  • Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Facebook Yorumları
Bu Kategorideki Diğer Haberler TÜMÜ