2014 EYLÜL AYI İLK ATAMA BAŞVURU KILAVUZU VE BAŞVURUDA İSTENECEK BELGELER

Sizce Spor Toto Süper Lig''de Kim Şampiyon Olur?

Kamuajans.com Üstün Yetenekliler Dosyasını Açıyor

Kamuajans.com Üstün Yetenekliler Dosyasını Açıyor

Üstün yeteneklileri işin uzmanı ile konuştuk. Bu yazımızda üstün yeteneklilerin eğitimi konusunda deneyim ve birikimiyle konunun uzmanı olan Sayın Ömer YILMAZ'la sitemiz editörlerinin yaptığı röportaja yer verdik. Röportajımızın ikinci bölümünü ilerleyen günlerde yayınlayacağız...

 

KAMU AJANS: Ömer Bey ilk önce sizi tanıyalım. Ömer YILMAZ kimdir?

 

------------------: 1976 Burdur Bucak doğumluyum. 1998'de Ondokuz Mayıs Üniversitesi Eğitim Fak. Sınıf Öğretmenliği bölümünü bitirerek eğitim hayatıma başladım. Birleştirilmiş sınıflar dahil olmak üzere ilköğretim kurumlarında görev yaptım. Özel eğitimle tanışmam 2006 yılında Yozgat'a Bilim ve Sanat Merkezi açılmasıyla başladı ve bu kurumda idareci ve öğretmen olarak 3 yıl görev yaptım. Bu yıllarda Kişisel gelişim üzerine Hızlı Okuma,  Fotoğrafik Hafıza Teknikleri, Beyni Etkin Kullanma, Hızlı Öğrenme, Motivasyon ve  NLP Practitioner gibi eğitimleri aldım ve alanda etkin bir şekilde kullandım. 2009 yılında Bozok Üniversitesi idari kadrosuna Daire Başkanı olarak atandım ve hale bu görevi yürütmekteyim.

 

KAMUAJANS: Özel eğitimden uzaklaşmış görünüyorsunuz.

 

-----------------: Cismen uzaklaşmış olmama rağmen bu alandaki çalışmalarıma hızla devam ediyorum. Özel eğitim, eğitimin çok farklı bir yönü ve ülkemizin kanayan yarası durumunda.  Alanda uzmanlaşmış bir eğitimci olarak yüz çevirebileceğim bir konu değil.

 

KAMUAJANS: Ne gibi çalışmalar yaptınız?

 

-----------------:  Eğer bir sorun varsa, hele konusu eğitimse çözüme ulaşmak basit değil. Mekân olarak yaşadığınız yer, zaman olarak şimdiki zamanı kullanamıyorsunuz. Sorunun tespiti ile birlikte geçmişteki uygulamalar ve hâlihazırda dünyadaki tüm örnekleri görmeniz gerekiyor. Bu nedenle ilk olarak kendi tarihimize baktım, sonra cumhuriyetimizdeki uygulamasına.

 

KAMUAJANS: Ömer Bey öncelikle Cumhuriyetin kurulmasıyla birlikte Üstün yeteneklilerin durumuna bakıp daha sonra Türk Tarihindeki seyrine değinip, en sonunda da çözüm önerilerinizi dinlemek, bizi takip edenlerin konuyu daha iyi anlamasına yardımcı olacaktır.

 

-----------------: Tabii ki...

 

KAMUAJANS: Türkiye'de Üstün Yeteneklilerin Eğitimi süreci nasıl başlamıştır ve ne şekilde devam etmektedir?

 

-----------------: İlk uygulamayı Cumhuriyet kurulduktan sonra 1956 yılında çıkartılan 6660 Sayılı Kanun ile görüyoruz. Bu kanun sonrasında Ankara'da özel sınıflar ve türdeş yetenek sınıf uygulamaları yapılmış. Bu uygulamayla Üstün yetenekli olduğu düşünülen çocuklar için ilk kez ayrım yapıldığını görüyoruz.

 

                         İkinci uygulamayı 1964 yılında Fen Lisesi projesi ile görüyoruz. 2. Dünya Savaşı sonrasında ülkelerin içine girdiği büyük teknoloji yarışının ve Türkiye'nin ortaöğretimini geliştirme atağının sonucu olarak kuruluyor Fen Liseleri. Milli Eğitim Bakanlığı, Ford Vakfı, ODTÜ ve AID ( Milletler Arası Kalkınma Teşkilatı) tarafınca gerçekleştirilen bir proje bu. Maalesef bu uygulamaların devamı uzunca bir süre gelmiyor.

                      

                        Üçüncü uygulama 1993 yılında MEB Özel Eğitim Rehberlik Ve Danışma Hizmetleri Genel Müdürlüğü Üstün Yeteneklilerin Eğitimi Şubesi'nin açılmasının hemen sonrasında,  Ankara'da ilk defa 1994 yılında Yasemin Karakaya Bilim ve Sanat Merkezi'nin eğitim faaliyetine başlamasıyla yapılıyor. Yasemin Karakaya'yı diğer illerde açılan BİLSEM'ler takip ediyor. 

 

 

KAMUAJANS: Devlet kurumlarının yanında Türkiye'de bu işi yapan özel kurumlar da var mı?

 

-----------------: Elbette.1993 yılında, Sezai Türkeş tarafından kuruluyor TEVİTÖL. Burada ülkemizdeki üstün zekâlı ve özel yetenekli çocuklara, lise düzeyindeki yaş grubuna, karma ve yatılı olarak eğitim veriliyor. Tevitöl'ün yanına Doğa Kolejini de eklemek çok da yanlış olmayacaktır. Bunlar özeli. Bir de Millî Eğitim Bakanlığı ile İstanbul Üniversitesi Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi (HAYEF) arasında 30.06.2002 tarihinde imzalanan protokol gereği Yıldırım Beyazıt Ford Otosan İlköğretim okulu  2002-2003 eğitim öğretim yılından itibaren Üstün Zekâlı öğrencilerin eğitim alabileceği Türkiye'de tek İlköğretim kurumu olarak eğitim vermeye başlıyor. Bu da kamu kurumudur.

 

KAMUAJANS: Anladığımız kadarıyla birbirinden farklı 3 model bulunuyor. Bu doğru mu sizce?

 

-----------------: Kesinlikle yanlış. Her üç modeldeki kurumlar öğrenci seçim kriterleri ve programları itibariyle birbirinden bağımsızdırlar.  Bırakın 3 farklı modeli, Bilim ve Sanat Merkezleri olarak faaliyet gösteren devlet okulları bile bir ‘'üstün yetenekliler eğitim programı'' olmadığı için  kendi arasında eğitim farklılıkları gösteriyor.

 

                          Hiçbir ülkede örneği bulunmayan bu uygulama adeta ne yaptığını ve neye hizmet ettiğini bilmeyen bir uygulamadır. Hatta bilimsel gerçekliğe ve -aynı standartlara sahip öğrenciler için- fırsat eşitliğine aykırı bir durum bile teşkil etmektedir.

 

KAMUAJANS: Sizce farklı kurumların ve işleyişin olması zenginlik değil midir?

 

-----------------: Normal bir eğitimden bahsediyorsak bu bir yere kadar kabul edilebilir. Söz konusu Üstün Yetenekliler olunca işler değişir. Üstün Yeteneklilerin eğitimi ülkeler için milli ve kaderine terk edilemeyecek kadar stratejik bir konudur. Aklı, üstün aklı, doğru tanılamaz, doğru yerde, doğru eğitimcilerle, doyurucu programlarla eğitmez ve istihdam etmezseniz  pimi çekilmiş bir bomba gibi patlayacağı yeri beklersiniz.  Bu nedenle üstün yetenekliler;

-  Sadece devlet eliyle tanılanmalı,

-  Sadece devlet eliyle eğitilmeli,

-  Sadece devlet eliyle yerleştirilmeli,

-  Sadece devlet eliyle takip edilmelidir. Benim oluşturduğum sistem bu yönde.

 

KAMUAJANS: Özel olmaktan çıkarılmalıdır diyorsunuz.

 

-----------------: Kesinlikle evet.

 

KAMUAJANS:  O halde sizin projenize geçelim. Nasıl bir model düşünüyorsunuz?

 

-----------------: Konuşmamın başında üstün yeteneklilerin eğitimi için tarihimize baktığımı söylemiştim. Bakınca karşımıza ENDERUN MEKTEPLERİ çıkıyor. Enderun'u proje olarak ilk zikrettiğim yer Bakanlığın davet ettiği ve sunumunu gerçekleştirdiğim Üstün Yeteneklilerin Eğitimi Strateji Belgesi AOP Çalıştayı'dır.  Faydalı olduğunu düşünüyorum. Bu tarihten sonra uzmanların!!!  ağzından sıkça Enderun kelimesini duymak, en azından ilgiyi bu yöne çekmek adına beni memnun etti. Zira o zamana kadar kimse telaffuz etmiyordu. Genelde diğer ülkelerdeki uygulamalar dikkate alınıyor, örnekler bunun üzerinden yapılıyordu. Halbuki bu sosyolojik ve psikolojik açıdan umutsuz bir çaba. Bir yere varamazsınız çünkü sosyolojik yapımız ve yaşadığımız çevre ve biyolojik yapımız çok farklı. 

 

KAMUAJANS: Enderunlara baktım dediniz. Nedir Enderunlar?

 

-----------------: Kısaca Enderun Mektebinden bahsedeyim . Mektep 2. Murad zamanında kuruluyor, Fatih Sultan Mehmed zamanında geliştiriliyor ve 1908'e kadar varlığını sürdürdü. Saray okuludur. Başlarda Hıristiyan ailelerden devşirilen çocukların zekî ve gösterişlileri saraya alınarak eğitilmiş, sonradan Türk çocukları dahil edilmiştir. Muazzam bir sistemi var. Öğrenci tanılaması, öğretmen seçimi,  müfredatı olan bir sistemden bahsediyoruz. Düşünün 2013 yılında  bizde müfredat bile yok. Öğretmenin hayal gücüne bırakılmış her şey. Enderun'da müspet ilimler ve islami ilimler veriliyor. Müspet ilimlerle ve islami ilimlerin birlikte verilmesini vazgeçilmez derecede önemli buluyorum. İlginç gelebilir, güzel sanatlar ve mesleki eğitim bile var. Araştırma yaparken beni tebessüm ettiren şey, Şamar Atmanın (Osmanlı tokadı) güzel sanatların içinde yer almasıydı. Ayrıca giyim, deri işlemeciliği, inşaat, kuyumculuk, çeşitli ilaçların ve merhemlerin yapımı gibi alanlara mesleki eğitimde yer veriliyordu. Hem ilim, hem değerler eğitimi hem sanat… Birisini çıkarın, diğerleri anlamsız kalıyor. Hem alim olacak, hem ahlaklı olacak, hem de ilmini bir sanatçı titizliğinde icra edecek. Hedef bu.

 

KAMUAJANS:  Enderun Eğitim yapısını biraz daha açar mısınız?

 

-----------------: Bakınız Enderun Mektebinin Beş Temel Prensibi var. Bunlar; Karakter eğitimi, Öğrencilerin çok yönlü yetişmesi  (ilmi/dini yönden), Estetik ve entelektüel birikim  ve Kişiye özgü Eğitim Modeli. Bir çok batılı eğitimcinin hayret ve gıpta ile baktığı, şimdilerde yeni yeni anlaşılan bir model bu. Tabiki sadece eğitimle kalmayan istihdamla neticelenen, hiçbir öğrencinin zayi olmadığı bir sistemdir Enderunlar.  Altı odalısı bulunan, odalar arasında geçişin, sınav ve kabiliyetle belirlendiği sistemde, zayi edilen bir tek öğrenci yok. İlk odayı geçemeyen öğrenci bile ilgi ve kabiliyetine göre devlet kurumlarında yerleştirilmiştir. En üst seviyede mezun olanların sadrazamlığa kadar yükseldiğini görüyoruz. İşte benim Türkiye'deki  üstün yetenekliler için kurduğum sistemin özü de budur. Doğru seçim, doğru insanlarla ve yöntemlerle eğitim, yerleştirme ve hayat boyu takip.

 

KAMUAJANS: Gerçekten etkileyici. Sisteminizi açmadan önce şu an ülkemizde uygulanan eğitime getirdiğiniz eleştiriler nelerdir?

 

-----------------: Eleştirilerimi 5 ana başlıkta toplamak istiyorum:

1- Kurumsal Bakış

2- Öğretmen Seçme Kriterleri

3- Öğrenci seçme Kriterleri (girdi)

4- Program

5- Ürün (çıktı)

 

KAMUAJANS: Biraz açar mısınız?

 

-----------------: Kurumsal olarak getireceğim eleştiriyi biraz önce 3 farklı kurum şeklinde bahsetmiştim. Tekrar belirtmekte fayda görüyorum. Her üç modeldeki kurumlar öğrenci seçim kriterleri ve programları itibariyle birbirinden bağımsızdırlar. Bilim ve Sanat Merkezleri olarak faaliyet gösteren devlet okulları bile bir ‘'üstün yetenekliler eğitim programı'' olmadığı için kendi arasında eğitim farklılıkları göstermektedirler. Neye göre eğitecek, neye göre denetleyeceksiniz? Bakanlığımızın bu kurumları nasıl, hangi bilimsel ölçütlerle denetlediğini gerçekten çok merak ediyorum.

                       

                        İkincisi öğretmen seçme kriterleridir. Mevcut öğretmen seçme kriterleri üstün yetenekli öğrencilere eğitim verebilecek ve rehber olabilecek kapasitede eğitimci kazandırma noktasından uzaktır. Branşlarındaki başvuruları değerlendirip 2-3 haftalık eğitim sonrasında yapılan sınavlarla öğretmen atamak doğru bir yaklaşım değildir. Şu anda Bilim ve Sanat Merkezleri iltimas geçilen öğretmenlerin görevlendirme yoluyla görev yaptıkları yerler durumundadır.

                      

                        Üçüncüsü Öğrenci seçme kriterleridir. Mevcut öğrenci seçme kriterleri, öğretmen önerisi, TKT 7/11 sınavı, Wisc-R Testi baz alınarak gerçekleştirilmektedir.

           

                        Öğretmenin subjektif değerlendirme yapabilme ihtimali, üstün zekalı öğrencinin kendisini saklama ihtimali, her yıl aynı soruların sorulduğu ve öğrenilmiş bulunulan TKT 7/11 sınavı, en son 1985 yılında güncellenen Wisc-R sınavı (kursların bile açıldığına şahit oldum) öğrenci seçiminde kesinlikle bilimsel bir kriter değildir. Bakınız bize, bizim insanımıza da uygun değildir. Bize özel, bizim insanımızın zekasının tespit edildiği bir ölçme aracı geliştirmeliyiz. Aksi durum beyin kaybıdır.

           

                        Sanat alanında seçilecek öğrenciler için yapılan sınavların da sağlıklı olmadığını görüyoruz. Merkezi değildir. Seçici öğretmenler BİLSEM tarafından (resim, müzik öğretmenleri) oluşturulmuş, yetenek belirleyen sınav subjektif olmaktan öteye gidememiştir.

           

                        Zihinsel alanda seçilen öğrencilerle, sanat alanında seçilen öğrencilerin eğitim programlarını birlikte götürmeleri ise bir eğitim katliamıdır.

                         

                        Dördüncü eleştirim programa yöneliktir. Özel Eğitim Kurumlarında bir program olmakla birlikte devlet kurumları olan BİLSEM' lerde program yoktur. Eğitim, yönergede belirli olan başlıklar doğrultusunda yürütülmektedir. Şu an 68 Bilim ve Sanat Merkezinin tamamında birbirinden farklı uygulamalar ve öğretmenlerin hayal gücüne bırakılmış bir eğitim mevcuttur.

 

                        Bu Benim Eserim vb. yarışmalara katılan öğrenciler kendilerinin belirlemediği konularda ve aktif katılımlarının olmadığı araştırmalarda, kurumların yalancı tatminlerine araç olmaktadırlar. Programın olmayışı, ders dışı okula gelme ve 08:00 - 20:00 arasındaki aktif öğrencilik yaşantısı, öğrencinin yer yer okuldaki akademik başarının düşmesine neden olmuş bu da ilerleyen yıllarda okula devam noktasında ciddi sıkıntılara yol açmıştır. Veliler çocuklarının bu okullarda kazandıkları becerilerden şüphe etmekte, üniversiteye hazırlık sınavlarında ek puan veya sınavsız yerleştirme gibi beklentiler içerisine girmektedirler. Öğretmen olduğum dönemlerde veliler, ders verilmesi koşuluyla öğrencilerini BİLSEM'e gönderebileceklerini söylüyorlardı. Çocuklarının akademik başarılarının düştüğünü belirtilen velileri tatmin için bilsemler, üzülerek söylüyorum etüt merkezi gibi çalışıyordu. Bir anlamda haklıydı veliler. İki okul, sabah 08:00 akşam 20:00…. Buna yetişkin bir bünye bile dayanamaz. Bu nedenle benim sistemimde Bilsem öğrencisi anasınıfından itibaren Bilim Kolejine kadar sadece bu okulda, branş öğretmenlerinden eğitim alarak yaşantısını sürdürecek. (okuma yazma sınıf öğretmenlerince)                      

                      

                        Beşinci eleştirim eğitimden elde edilen sonuca ilişkindir ki hayati derecede önemlidir. Çünkü harcanan sadece para değil insandır. Hem de üstün yetenekli bir insan. Bakınız bilimsel olarak girdi (öğrenci), belirli programlar dahilinde yine belirli işlemlerle işlenir ve çıktı (ürün) alınır. Girdi ile çıktının farklı olması beklenir. Bu bağlamda halihazırda işleyen sistem üzerinde şu sorulara cevap alınamamaktadır.

 

- Bilim Sanat Merkezine kabul edilen öğrencilerin akibeti ne olmuştur?

- Devam sorunu olan ve nihayetinde okula gelmeyen öğrencilerle ilgili akademik takip yapılmış mıdır? -Bu çocuklar şu an neredeler?

- Bilim Sanat Merkezi patentli öğrenciler hangi okulları/bölümleri kazanmışlardır, akademik başarıları takip edilmiş midir? İstatistiki bir çalışma mevcut mudur?

- Bilim Sanat Merkezi patentli öğrenciler ağırlıklı olarak hangi meslekleri seçmişlerdir?

- Bilim Sanat Merkezi patentli proje yapabilen kişiler ülkeleri için hangi projeleri yapmışlar, ülkelerine ne kazandırmışlardır?

- Bilim Sanat Merkezi patentli öğrencilerin akademik yaşantılarına yurtdışında devam etme/etmeme oranı nedir?  

- Süreç içerisinde kendisini gerçekleştiremeyen veya içerisindeki hazine bulunup ortaya çıkarılamayan bir başka deyişle kaybolup giden öğrenci var mıdır? Şu an nerede ve neler yapmaktadırlar? Geri kazandırılma ile ilgili bir program mevcut mudur? (üstün kişi doğru yönlendirilmediği takdirde ailesinin, çevresinin, toplumun başına bela olabilmektedir)

 

                        Halihazırdaki eğitimle yukarıdaki soruların cevabı gayet kısa ve nettir. Doğru seçemediğiniz öğretmenle, doğru seçemediğiniz öğrencinin olmayan programla eğitilmesi sonucu sağlıklı bir çıktı ve istatistiki çalışmadan söz edilemez.

 

 

Yaptığımız bu doyurucu röportajın ikinci bölümünde Sayın Ömer YILMAZ'ın "sorunun çözümü üzerine önerilerini" yayınlayacağız...

 

 

kamuajans/ÖZEL

  • Bu haber için 21 yorum var

    YORUM YAZ
  • Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
  • metin 01 Ağustos 2013 10:05

    hocamızın değerlendirmelerinin altına imzamı atıyorum.

  • BİLSEMLİ ÖĞRETMEN 31 Temmuz 2013 23:16

    hoca 'kral çıplak' demiş...nice uzmanlar, akademisyenler biliriz bakanlığın toplantılarına katılıp şakşakçılık yapan.ilk kez birisi somut eleştiri getiriyor. etüt merkezi olduğu iddiası doğru, yanlış öğretmen öğrenci seçimi yapıldığı doğru. yapılan sınavların geçerliliğini yitirdiği doğru.torpilli kişilerin görevlendirme yoluyla öğretmenlik yaptığı doğru.velilerin yakınmaları doğru. yarışmalardaki projeleri öğretmenlerin yaptığı doğru....doğru da doğru...bilsemler şu an bir çıkmazda ve bu kimsenin umrunda değil .çalıştaylar, toplantılar şunlar, bunlar her yıl rutin yapılır, yorum yapan arkadaşların saydığı kelli felli isimler katılır.sonuç:yok ... hoca soruna nasıl çözüm getirecek merakla bekliyorum.

    Yorumun Devamı
  • kamuajans a tebrikler 31 Temmuz 2013 22:38

    öncelikle kamuajansa tebriklerimi iletirim konuyu gündemine aldığı için. bir kaç arkadaş uzman olarak demeç veren hocanın ismine veya çalıştığı yıla takmış durumda.adam, piyasada ismi zikredilen uzmanlara, proflara oranla olayı 3 yılda çözmüş, tebrikler. meb yıllar yılı toplantı yapar proflar katılır, sonuç ne?bir hiç. olumsuz yorum yapanların yazının tamamını okumadığını düşünüyorum. hocaya notu çözüm önerisinden sonra vereceğim.buraya kadarki tespitlerin tamamının altına imzamı atıyorum

    Yorumun Devamı
  • bilseeemmm 31 Temmuz 2013 22:02

    bilsemlere öğrenci seçiminin velinin yaptığı işe göre yapıldığına inanıyorum ve tespitim o yönde

  • bilsemlere 31 Temmuz 2013 18:26

    mine hanım görüşlerinize katılmıyorum. izmir bilsemden yazıyorum. röportajı veren başkanın giriş aşaması bence çok doğru. sistem yanlış bu gerçek bilsem deyseniz (gerçekten) bunu sizde yaşıyorsunuz. anlıyorum bilsemler kapatılacak diye korkuyorsunuz. size tavsiyem geniş düşünün kişilerle uğraşmayın kişilerle uğraştıkça kaybediyoruz ve kayıpta edeceğiz. saygılarımla. soner türel

    Yorumun Devamı
  • Mine 31 Temmuz 2013 18:03

    bu işin için 9-10 yıldır olan öğretmenler var. onların neden fikirleri alınmıyor acaba.3 yıldır bu işi yapmış olmak uzman olduğunu asla ve asla göstermez.3 yılda uzmanlığı bırak anca öğrenirsin işini.çok başarılı bilim ve sanat merkezleri var.çocuklar koşa koşa büyük bir enerjiyle geliyorlar oralara.

    Yorumun Devamı
  • ANALİZ ÇOK DOĞRU 31 Temmuz 2013 16:46

    bilim sanat merkezlerini bilen biri olarak yapılan analize aynen katılıyorum.bu kurumlar tamamiyle amacından uzak,belli bir proğramı olmayan üstün zekalı öğrenciyi köreltme kurumları haline gelmiştir.

    Yorumun Devamı
  • Ali Yandadur 31 Temmuz 2013 16:16

    bu konunun uzmanı türkiye'de bilsemleri faaliyete geçiren kişi olan metin uzun'dur. 3 sene bilsem tecrübesi olan kişi yerine füsun akarsu, m ruhi şirin, metin uzunla görüşmek çok daha fayda verecektir.

    Yorumun Devamı
  • sözün özü 31 Temmuz 2013 14:52

    "doğru seçemediğiniz öğretmenle, doğru seçemediğiniz öğrencinin olmayan programla eğitilmesi sonucu sağlıklı bir çıktı ve istatistiki çalışmadan söz edilemez." cümlesi her şeyi açıklamış zaten. bu cümleye katılmamak imkansız

    Yorumun Devamı
  • Furkan ÖZDAĞ 31 Temmuz 2013 14:46

    sayın başkanım lütfen 2013 yılında liseden mezun olamayanlara tek ders sınav hakkı verilmesi için sayın bakanımıza iletirmisiniz. saygılarımla teşekürler

  • BİLSEM Lİ VELİ 31 Temmuz 2013 14:45

    hocamız sistemin açıklarını sağolsun iyi tesbit etmiş,eğitim işini sadece devletin yapması fikri bazılarını çıldırtabilir.ömer beyin çözüm önerisini merakla bekliyorum.

  • rukiye bal 31 Temmuz 2013 14:25

    bilim sanat merkezlerinde çalıştım. buralardaki sistemin yeterli olmadığı görüşüne aynen katılıyorum fakat bu sıkıntıları aşacak çözüm düşünceleri geliştirmek ve çözümün nasıl sağlanacağı daha da önemli . bu çocuklardan daha fazla verim alınabilir. ayrıca şu gerçeği de unutmamak gerekli bu çocuklara bazı avantajlar sağlanmalı yoksa verim alınamaz

    Yorumun Devamı
  • başarılar 31 Temmuz 2013 14:18

    sayın başkanım çok gayretli ve yardımsever birisidir. başkanım çalışmalarınızda başarılar. vhki hasan tat

  • BEN BEN ci 31 Temmuz 2013 13:45

    Editörün Notu: YORUMUNUZ YAYINLANMAMIŞTIR
    Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

  • serkan özkurt 31 Temmuz 2013 13:42

    türkiye de üstün yeteneklilerin eğitimi daha da genel ifadeyle özel eğitim alanında büyük yanlışlıklar ve eksiklikler mevcut. düzelir mi derseniz inşAllah diyelim

  • TÜM YORUMLARI OKUMAK İÇİN LÜTFEN TIKLAYIN
Facebook Yorumları
Bu Kategorideki Diğer Haberler TÜMÜ