Bundan önceki yazımızda bir öğrenci ile öğretmen arasındaki hayali bir konuşmadan söz etmiştik. Öğretmen ile öğrenci arasında geçen bu diyalog birçok öğrencinin içinde demlediği ama bir türlü dışarıya aktaramadığı, gırtlağa kadar gelmiş olan çırpınışlarla ve bocalamalarla dolu bir çığlıktı. Çırpınışlarla ve bocalamalarla dolu bir çığlığın dolduruşuydu o yazımız. Üç maymun maskelerinden sıyrılarak içe kapanmış, köşeye çekilmiş o çığlıklara sessiz kalamazdık, bu nedenle o çığlıkların sesi olduk.

Bakınız, saygıdeğer öğretmen arkadaşlarım;

Öğrenciler, öğrenim hayatları boyunca bir baltaya sap olmak için uğraşvermekteler. Bir kısmı istediği ya da istemediği bir baltaya sap olurken bir kısmı bir baltaya sap olamamaktadır. İşte tam da bu noktada diyebiliriz ki o sap olamayanlar eğitimin atılı durumdadır aslında.

Ve ‘İpsiz Sapsız’ olarak okuldan çıkış, topluma giriş yapmaktalar.

Buna benzer yaftalarla toplum içinde kapaklarını bulmak için adeta tencere olup yuvarlanmaktalar.

Ama toplumdan da yine bu yaftalarla çıkış yapmaktalar.

Ömürleri boyunca bir el aramaktalar ama bulamamaktalar.

Tüm eller, EL gibi davranmaktalar.

Giriş yaptıkları her yerden hep EL olup çıkış yapmaktalar.

Toplumsal alanlarda atıl olmaktan bir türlü kurtulamamaktalar.

Hem öğrenim hayatlarında hem de toplumsal hayatta...

Soruyorum:

Bu çocuklarımız ‘ATIL’ hissiyatı ve fikriyatı ile yaşama nasıl tutunabilir?

Doğal olarak elbette tutunamamaktalar...

Bu bakımdan çeşitli hayatlardan ATILA ATILA çıkış aldıkları için yazar Oğuz ATAY’ın dediği üzere ‘TUTUNAMAYANLAR’ olup çıkmışlardır hep.

İşte bu nedenlerden dolayı öğretmenler olarak , bizler o çocuklarımızı tutmalıyız.

Bu işe çocuklarımızın eğitim yaşamlarından başlamalıyız.

Onlara okul ya da sınıf ortamlarında özel dakikalar ayırmalıyız.

Eğitim sistemi, sınav sistemleri çocuklarımızın ilgilerine, yeteneklerine, meraklarına, hayallerine hitap etmiyorsa bizler bu özel dakikalarda hitap edebiliriz.

Çocuklarımız elimizden uçup gitmeden onlara EL olmadıklarını hissettirmeli ve düşündürmeliyiz.

İlgililerine, yeteneklerine ve hayallerine göre iki ya da üç dakikalık da olsa bir topluluk içinde ismen-cismen var olduklarını, bir öneme, değere ve anlama sahip olduklarını çocuklarımıza hissettirmeliyiz.

Onları bir köşeye atıp kaderlerine terk etmemeliyiz.

Kaderlerini tayin hakkı olduğunu öğretmeli. Bunun için de öz güven ve öz cesaret depolamalıyız.

EN ÖNEMLİSİ İSE O HAKKI KULLANARAK KENDİLERİNE BİR YÖN ÇİZEBİLECEKLERİNE İNANDIRMALIYIZ.

İçlerindeki cevheri ve gücü göstermeliyiz.

BUNDAN DOLAYI ONLARA EL VERİP ONLARI AYAĞA KALDIRMALIYIZ.

Unutmayınız ki her çocuğun muhtaç olduğu şey, okul ortamında değer-önem-anlam kazanmaktır.

EN BÜYÜK KAZANIMDIR BU.

Buna karşı üç maymun maskelerimizi takamayız.

UMURSAMAZ OLAMAYIZ...

Her çocuğun özel olduğu hissi ve fikri ancak böyle oluşabilir ve gelişebilir.

Bilinmelidir ki çocuklarımız kendilerini özel hissetmeden ve düşünmeden özelliklerini ortaya koyamaz.

Özellikler, özel alanlarda ve dakikalarda parıldar ve ışıldar.

Çocuklarımızın gözlerini parlatmalıyız.

İçlerindeki o güçlü cevheri göstererek...

Hayatın tüm alanlarında ATIL yapıp onları ‘vasıfsız’ yaftaları ile idam etmeyelim.

Yaşayan ölüler yapmayalım onları!

Unutmayalım şunları:

ÖZELLİKLER, ÖZEL ANLARDA KEŞFEDİLİR.

ÖZELLİKLER, ÖZEL ANLARDA KENDİNİ GÖSTERİR.

HAYDİ, HER ÇOCUĞA OKUL ORTAMLARINDA, EV ORTAMLARINA DOĞRU GENİŞLETEREK, YETENEK-İLGİ-MERAK-HAYALLERİNE UYGUN BİR ŞEKİLDE ÖZEL ANLAR VE DAKİKALAR YARATALIM!

O dakikalarda onları seyredip özelliklerini keşfedelim!

VE ASLA ELEMEYELİM VE ÇIKARMAYALIM!

GELECEK KUŞAKLARIMIZI ANCAK BÖYLE TOPLAYABİLİR VE TOPARLAYABİLİRİZ.

ANCAK BÖYLE HAYATIN İÇİNDE TUTABİLİRİZ.

VE ANCAK BÖYLE HAYATIN İÇİNDE TUTUNABİLİRLER.

Saygılarımla...

Yusuf SEVİNGEN
KamuAjans.com - özel haber
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Misafir Avatar
metin şenol 11 ay önce

Çorlu'da öğretmene hakaret edene el mi uzatalım ip mi? Hangisi toplum için daha hayırlıdır?