banner183
 

Kısa süre önce sendikalar üstü bir anlayışla kurulmuş olan ve eğitim camiasında yeni bir heyecanla her kesim tarafından yoğun teveccüh gören Lider Eğitimci Yazarlar Derneği, eğitimin uygulamadaki sorunlarını tespit ederek çözüm önerileri ile birlikte  kamuoyu ile paylaşmıştır. Ağustos 2017’de yapılacak olan 4. Toplu Sözleşme sürecinde çözümü beklenen, yönetici ve öğretmenlerin mali ve özlük hakları ile uygulamada yaşanan sorunlar ve çözüm önerileri üç başlık altında sunulmuştur.

 

 

           a) Okulların Hizmetli Sorunu

       

Bilindiği üzere okullarımıza yeni kadrolu hizmetli alımı çok sınırlı sayıda olup, okullarımızın tamamına yakınında hizmetli eksiği bulunmaktadır.  İş-Kur kapsamında alımlar olmakla beraber bu kurumun kriterleri ve planlaması gereği alımlar genellikle Ekim aynın yarısında olmaktadır. Hizmet alımı kapsamında il-ilçe milli eğitim müdürlükleri tarafından yapılan hizmetli çalıştırma işlemi ise yine eğitim öğretimin yarısında yapılmakta ve birkaç aylık süreyle çalıştırılmaktadır. Bu nedenle okulların en çok hizmetliye ihtiyaç duydukları zaman dilimi olan okulların açıldığı ilk bir ay neredeyse tüm okullarımızda hizmetli sorunu yaşanmaktadır.

Bu konuda okul müdürleri bireysel çabalarıyla geçici çözüm bulmaya çalışmakla birlikte ya geleceğe dönük borçlanarak okulların diğer ihtiyaçları ihmal edilmekte ya da yasal zorluklarla karşılaşılmaktadır. Okulların hizmetli sorunu devletin çözmesi gereken en önemli sorunlardan birisi olup, okul müdürlerine havale edilerek görmezden gelinmesi devlet ciddiyetiyle bağdaşmadığı gibi eğitime de ciddi zarar vermektedir.

      

Çözüm Önerisi:

Okullarda çalışan hizmetlilerin çoğunluğunun ücretleri İş-Kur ve Hizmet alımı yoluyla İl-İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri tarafından ödendiği dikkate alındığında her durumda bu çalışanların ücretinin devlet bütçesinden ödendiği görülmektedir. Ayrıca İş-Kur tarafından diğer kurumlarda istihdam edilen çalışanların ihtiyaç dışı ve israf boyutunda olduğu görülmektedir. Dolayısıyla zaten devlet bütçesinden ödenen bu paranın daha rasyonel ve verimli kullanılması adına tek kalemde toplanması ve tüm okullarda bu para ile hizmetli çalıştırılması hem okulların hizmetli sorununu çözecek hem de devlet bütçesine ait olan paranın daha verimli değerlendirilmesini sağlamış olacaktır.

        Ayrıca devletimizin istihdam politikası, çalışmak isteyen dar gelirli kadınların okullarda hizmetli olarak istihdamı ve işsizliğin en aza indirilmesi hususları birlikte düşünülerek 1 Eylül-15 Haziran tarihlerini kapsayacak şekilde on dersliğe bir hizmetli düşecek şekilde her yıl düzenli olarak devlet tarafından yapılmasını önermekteyiz.

 

b) Tüm Okullara Ödenek Aktarılması

 

Okullarımızın temel ihtiyaçları asgari düzeyde karşılanmadan en ideal düzeyle hazırlanan program ve düzenlemelerin bile başarıya ulaşamayacağı gerçeğinden hareketle öncelikle devletin temel ve zorunlu görevi olan fiziki alandaki ihtiyaçların karşılanması gerektiğini düşünmekteyiz.

Bilindiği üzere okullarımızın bakım onarımları için il-ilçe milli eğitimlerin emrine bütçe ayrılmaktadır. Ancak ne yazık ki her yıl birkaç okula bakım onarım yapılmakta ve geri kalan okulların çoğunluğu bu ödenekten yararlanamamaktadır. Ayrıca Liselere cüzi miktarda kırtasiye ve temizlik ödeneği ayrılmakta, ilköğretim düzeyindeki okulların temizlik ve kırtasiye ödenekleri ise ilçe milli eğitimlerin emrine verilmektedir. Bu ödenekler çok cüzi miktarda olup, okulların ihtiyacını karşılamaktan çok uzaktır. Ayrıca yeni binalarda jeneratör, paratoner, asansör vb. donanımlar yapılmakta olup, rutin bakımları için ödenek bulunmadığı için birçoğu kullanılamamaktadır. Dolayısıyla iş güvenliği gereği yapılması gereken onarımlar, yıllık bakım onarımlar, rutin bakımlar ve yıl içerisinde okulun sair ihtiyaçları devlet tarafından ihmal edilmektedir. Bir başka ifadeyle maddi imkan gerektiren bazı uygulamalar genellikle olmayan yerel imkanlara  havale edilerek deyim yerindeyse okul müdürlerinin mucize yaratması beklenmektedir. Dahası birçok il ve ilçede okulların fiziki ihtiyaçları ve yıl içindeki sair ihtiyaçları bakımından belediyelere fiilen terk edilmiş olduğunu söylemek mümkündür.

 

Çözüm önerisi:

Öncelikle il-ilçe milli eğitim müdürlükleri emrine verilen bakım onarım ödenekleri, temizlik ve kırtasiye ödenekleri birleştirilerek Anaokulu, İlkokul, Ortaokul ve lise olmak üzere okulların öğrenci sayısı oranında tüm okullara aktarılmasının daha rasyonel ve verimli olacağı ve okulların bakım onarımlarını bu para ile kendilerinin yapmalarının mümkün olacağı düşünülmektedir. Bu sayede bu ödeneklerden yararlanmayan okul kalmamış olacaktır.

Ayrıca okulların yıl içerisindeki sair ihtiyaçlarını karşılamak üzere öğrenci başına 50 TL den az olmamak üzere tüm okullara ödenek ayrılmasını önermekteyiz.

c) Destekleme ve Yetiştirme Kursları

            

            Örgün ve Yaygın Eğitim Kurumlarında uygulanmakta olan Destekleme ve Yetiştirme Kurslarının dershanelerin kapatılma sürecinde uygulanmış olmasının özellikle FETÖ Terör Örgütüne mensup dershaneler açısından isabetli bir karar olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla dershanelere hiç ihtiyaç kalmadığı toplumda anlaşılıncaya kadar bu sürecin devam etmesi gerektiği açıktır.

         Ancak günlük zorunlu ders sayısının zaten fazla olması, seçmeli derslerin varlığı ve kurslar birlikte düşünüldüğünde öğrenciler açısından günlük ders sayısının bir hayli fazla olduğu görülmektedir. Buna bağlı olarak da kursların yeterince verimli olmadığı, amacına ulaşmadığı, israfa dönüştüğü görülmektedir. Bu nedenle zorunlu ders sayısını, seçmeli dersleri ve kursları bir bütün olarak düşünerek yeniden bir düzenlemeye ihtiyaç duyulduğu kanısındayız.

          

           Çözüm Önerisi:

           Öncelikle hafta içi yedi saatin sonunda akşamüzeri yapılan kursların verimliği ve amacına ulaşıp ulaşmadığı tartışma konusudur. Bu nedenle verimliliği esas alan bir yaklaşımla kursların hafta sonu yapılmasının daha doğru olacağını düşünmekteyiz. Kursların 5. Sınıflardan itibaren Ortak Sınav odaklı yapıldığı gerçeği ise öğrencilerin henüz ortaokulun başından itibaren sınav stresi yaşamalarına, dolayısıyla psikolojik açıdan zarar görmelerine neden olmaktadır. Bu nedenle sınav odaklı akademik kursların 7. Sınıftan itibaren açılmasının daha doğru olacağını ve israfı engelleyeceğini düşünmekteyiz. Anaokullarında ve İlkokullarda oyun ve fiziki etkinlikler, sanat, spor ve dil kurslarının olmaması ise bize göre bir eksikliktir. Zira çocukların sanal ortamda fazla vakit geçirdiği, sanat ve spora zaman ayırmadığı gerçeğinden hareketle özel okullar ve çeşitli kurslar tarafından verilen bu eğitimlere toplumun rağbet gösterdiği ve birçok öğrencinin zaten bu kurslara ücretli olarak gittiği bilinmektedir. Bu nedenle bu kapsamda kurs açma imkânının bu okullara da tanınmasının doğru olacağını düşünmekteyiz.

 

d) Ortak Sınavlar ve Yarışmacı Anlayış Sorunu

 

Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarlık Makamının 16.01.2017 tarihli ve 72847249-125.02-E.592246 sayılı yazısında  Bakanlığımız sınav odaklı ve yarışmacı bir eğitim anlayışı yerine, öğrencilerimizin ilgi ve yeteneklerini de keşfeden bilimsel ölçütlere dayalı, çağdaşları ile rekabet edebilecek becerilerle donanmış, problem çözebilen, akıl yürüten, üreten, milli ve manevi değerlerine sahip bireyler yetiştirme anlayışını benimsemiştir. Şeklinde belirtilmiş olmasına rağmen, bu anlayışın aksine il ve ilçe milli eğitim müdürlükleri tarafından ortak sınavlarla ilgili alanda amansız bir yarış ortamı yaratılarak “reklam kokan”  istatistik yarışları yapılmaktadır.

Oysa eğitimin karmaşık ve girift bir yapıya sahip olmasından kaynaklı çok fazla etken tarafından etkilendiği, salt rakamsal istatistiklerle izah edilemeyeceği, dolayısıyla yapılan istatistiklerin gerçekçi ve bilimsel bir anlamının olmadığı bilinmektedir.  Tüm bunlara rağmen yanlışta ısrar edilerek okul idarelerinin, öğretmenlerin ve öğrencilerin yarış ortamına çekilmesi çocuklarımıza ve eğitim sistemine ciddi zarar vermektedir.

 

Çözüm Önerisi:

Bakanlığın yukarıda belirtilen ve resmi yazı ile tüm okullara gönderilmiş olan yaklaşımının daha güçlü bir şekilde tüm okullara ve kamuoyuna açıklanması, bilimsel gerçeklerle desteklenerek izah edilmesi ve bu konuyu istismar ederek reklam malzemesi yapan il ve ilçe milli eğitimlerin uyarılması önerilmektedir.

 

f) Rehber Öğretmenlerin Derse Girmemesi Sorunu

 

Bilindiği üzere rehberlik alanındaki bilimsel gelişmeler ışığında, artık rehberliğin önleyici Rehberlik şeklinde yapılması gerektiği belirtilmektedir. Bir başka ifadeyle, sorun odaklı, klinik psikoloji faaliyeti olarak rehberlik servisi odalarında görüşme şeklinde yapılan rehberliğin artık yerini sorun çıkmadan önce onu engelleyecek nitelikte süreç odaklı rehberlik yapılması gerektiği ifade edilmektedir.

Ancak okullarımızca ne yazık ki hala sorun odaklı, rehberlik servisi odasında, kapalı kapılar ardında öğrenci ile rehber öğretmen arasında yapılan gizli görüşmelerle rehberlik yapılmaktadır. Bir başka ifadeyle Rehber Öğretmenler Psikolog gibi çalışmakta, rehberlik servisleri ise öğrenciler tarafından Psikoloji Kliniği olarak algılanmaktadır. Oysa Rehber öğretmenlerin Psikolog sıfatlarının olmadığı, psikoloji eğitimi almadıkları, psikolojik yardım alması gereken öğrencileri Psikologa yönlendirmeleri gerektiği bilinmektedir.

Bu yanlış uygulamaya bağlı olarak rehber öğretmenleri yalnızca okulun sorunlu öğrencilerini tanımakta, onlara yönelik görev yapmakta, diğer öğrencileri yeterli derecede tanımamaktadır. Bu nedenle de öğrenciler tarafından rehberlik faaliyeti olumsuz olarak algılanmakta ve amacına ulaşmamaktadır. Eğitsel rehberlik ve mesleki rehberlik faaliyetleri ise Rehber Öğretmenler öğrencilerin akademik yönünü ve eğitsel yönünü tanımadığı için verimli yapılamamaktadır.

Ayrıca tüm sınıflara yönelik eğitsel rehberlik kapsamında grup rehberliği yapılması durumunda diğer derslerin olduğu saatlerde derse girmek zorunda kalındığı için eğitim öğretim aksamaktadır.

En önemlisi ise yürürlükteki yönetmelik ve diğer düzenlemeler gereği rehber öğretmenler derse girmemekte, nöbet tutmamakta, sınavlarda görev almamakta, deyim yerindeyse öğrencinin olduğu yerde bulunmamaktadır.  Oysa Rehber öğretmen rehberlik faaliyetini yapabilmesi için tüm öğrencileri iyi tanımalıdır. Bu tanıma ise sorun odaklı değil, öğrencileri eğitim süreçleri içinde ve okul ortamlarında olmalıdır.

 

Çözüm önerisi:

Milli Eğitim Bakanlığı Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetleri Yönetmeliği ve Haftalık Ders Çizelgeleri değiştirilerek, Rehber öğretmenlerin her sınıfa haftada en az bir saat derse girmelerini zorunlu kılacak şekilde gerekli değişiklik yapılmalıdır. Hâlihazırda 8. Sınıflara uygulanan Kariyer ve Planlama dersi gibi rehberlik dersinin tüm sınıflara düzenlenmesini ve bu derslerin tamamına Rehber Öğretmenlerinin girmesini önermekteyiz.

Rehber öğretmenler tarafından okulların risk haritası çıkarılarak muhtemel sorunların önlenmesi için gerekli çalışmaların yapılmasını da içeren düzenlemeye yönetmelikte yer verilmesini önermekteyiz.

Ayrıca rehber öğretmenlerin maddi kaybına da neden olan ve öğrencileri yakından tanımalarını sağlayacak olan nöbet görevi ve sınav görevlerinin de verilmesini önermekteyiz.

 

f) Rapor ve Mazeret izni sorunu

 

Bilindiği üzere öğretmenlerin zorunlu mazeret izinlerinin dışındaki 10 günlük mazeret izinlerini verme yetkisi okul müdürlerine verilmediği için öğretmenler zorunlu durumlarda sıkça rapor alma yoluna başvurmaktadırlar. Bu durumu kötüye kullanan çok sık rapor kullanan öğretmenlerin varlığı okullarımızda eğitim öğretimi aksatmakta, öğrencilerimizin eğitim hakkını ise ihlal etmektedir. Oysa 15 Temmuz sonrası OHAL sürecinde Sağlık Bakanlığı tarafından rapor verilmesi zorlaştırıldığı için geçici olarak sorunun çözüldüğü görülmüştür. OHAL sürecindeki tecrübe rapor konusunun kötüye kullanıldığını, istenmesi halinde çözülebileceğini göstermiştir.

Ancak 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununda ve Milli Eğitim Bakanlığı İzin Yönergesinde belirtilen izinlerin dışında akraba ya da komşu cenazesine katılmak gibi insani açıdan toplumsal görevler ve beklenmedik diğer durumlarda öğretmenlerin isteğe bağlı mazeret izinlerini kullanamamalarının öğretmenleri rapor almaya sevk ettiği de bilinmektedir. Bir başka ifadeyle zorunlu durumlarda öğretmenler, kendi amirleri yerine izinlerini doktorlardan almaktadır.  Bu durum ise hem sağlık kurumlarının gereksiz iş yükü ile meşgul edilmesi ve bekleyen hastaların haklarını ihlal etme durumuna sebep olmakta hem de sağlık raporlarının kötüye kullanılmasına neden olmaktadır. 

 

Çözüm önerisi:

Milli Eğitim Bakanlığı İzin Yönergesinde değişiklik yapılarak amirin takdirine bağlı olarak verilen 10 günlük mazeret izinlerinin okul müdürü tarafından verilmesinin sağlanmasını önermekteyiz. Bu değişiklikle öğretmenlerin çok zorunlu durumlarda rapor almak yerine okul müdürünün vereceği mazeret izinlerini kullanacakları düşünülmektedir.

 

                       Cafer GÜZEL
                      Kurucu Sekreter

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Misafir Avatar
2 hafta önce

Gidin işinize bakın

Misafir Avatar
Alş 2 hafta önce

Evet haftaiçi 9-10 saat ders saçma.ayrıca 5.sınıf da saçma

Misafir Avatar
Büşra 1 hafta önce

Rehber öğretmenlere deyim yerindeyse gereksiz insan muamelesi yapmanız ile ne kadar bilgisiz oldugunuz ortada bence sorun ve çözüm onerileriniz size kalsın zira bir şey katmaz

Misafir Avatar
Pdr 1 hafta önce

F bendi için cehaletinize üzüldüm isterseniz pdr bölümünün derslerine bakınız ve mesleki yeterliliklerini bilimsel bir kaynaktan inceleyiniz ve lütfen yazınızı düzeltiniz görüşünüze saygım var ama yanlış ve eksik bilgilerle gerçeklikten uzak olmuş beyefendi

Misafir Avatar
Cahiller önerisi 5 gün önce

Rehberlik öğretmenliği bölümünün üniversitedeki müfredatları ortada ve üniversite eğitimi sürecinde öğretmenlik olarak bile geçmemekte; Üstelik okullarda psikolojik danışma,mesleki rehberlik ve eğitsel rehberlik ile ilgili verdiğiniz bilgiler tamamen cahillik ve iftiradan ibaret. Ancak yönetmelik değişikliğinin haber altyapısının oluşturulması çabanızı açık açık belli ettiğiniz için teşekkürler anlaşılan yönetmelik taslakta olduğu gibi değiştirilecek

banner198