Sözleşmeli ve Mülakatla Öğretmen Alımına Karşıyız, Açtığımız Dava Devam Ediyor!
Kamuajans.com - Konuya ilişkin basın açıklamasında yer alan kısım:

TÜRK EĞİTİM-SEN SÖZLEŞMELİ VE MÜLAKATLA ÖĞRETMEN ALIMINA KARŞI ÇIKMAKTADIR. AÇTIĞIMIZ DAVANIN LEHİMİZE ÇIKMASINI UMUT EDİYORUZ.


Bilindiği gibi Milli Eğitim Bakanlığı KHK yayınlayarak yeniden sözleşmeli öğretmenliği getirdi. 2011 yılının Haziran ayında kaldırılan sözleşmeli öğretmenliğin geri getirilmesi, bu öğretmenlerin alımının mülakat ile yapılması eğitim camiasında infial yarattı.Türk Eğitim-Sen olarak dün de söyledik, bugün de söylüyoruz, yarın da söyleyeceğiz; öğretmenlerin mülakat ile sözleşmeli olarak atanmasını doğru bulmuyoruz. Sözleşmeli ve mülakat sistemi ne doğuda ve mahrumiyet bölgelerinde öğretmen tutmanın yoludur, ne de Fetö ya da diğer bölücü örgütlere üye insanları tespit edebilmenin yoludur. Öğretmenlerçok sıkı bir güvenlik taramasından geçirildikten sonra KPSS puan üstünlüğüne göre kadrolu olarak atanmalıdır. Zira doğuda, mahrumiyet bölgelerinde öğretmen tutmanın yolu bellidir. Siz öğretmenlere zorunlu hizmet tazminatı ödeyin, bakın bakalım o bölgelerde öğretmen açığı kalıyor mu? Yine amaç, öğretmenlerin performanslarını ölçmek ise, o halde neden kadroya alınmaları için 4 yıl boyunca bekleyeceklerdir? Zaten öğretmenler 1 yıllık bir performans sürecinin ardından kadroya alınmaktadır. 1 yıllık süre,  performansın belirlenmesi için yeterli değil midir?


Sözleşmeli öğretmen alımı için mülakatlar yapılmıştır. Sonuçlar 28 Eylül tarihinde açıklanacaktır. Ancak “mülakat komisyonları hak ve adalet ölçüsünde puanlar mı verdi, mülakatlar adil ve şeffaf mı yapıldı?” sorusuna tam anlamıyla evet cevabı vermemiz mümkün değildir. Hatırlanacağı üzere yönetici atamalarında oluşturulan komisyonların puanları nasıl ve neye göre verdiği hala hafızalarda tazedir. Benzer haksızlıkların, hukuksuzlukların sözleşmeli öğretmen alımında da yaşanmayacağının garantisini kim, nasıl verecektir?Dolayısıyla dikkat edilmesi gereken husus; Milli Eğitim Bakanlığı’nda bir paralel yapı temizlenirken, yeni bir paralel yapı yaratılmaması noktasında gayret sarfedilmesi olmalıdır.


Türk Eğitim-Sen olarak sözleşmeli ve mülakat esasına dayalı bir öğretmen alımına karşıyız. Çünkü;


-Sözlü sınavın ne olduğunu Türkiye’de bilmeyen yoktur. Siz sözlü sınav derseniz, işin içine torpil girer, yandaşlık girer, tehdit girer, şantaj girer, baskı girer, istismar girer, dayatma girer. Şu da unutulmamalıdır ki; daha önce uygulanan sözleşmeli öğretmen alımında sözlü sınav uygulanmamış, öğretmenler sadece KPSS puan üstünlüğüne göre atanmıştı.


-Mülakat ile birlikte KPSS’de yüksek puan alanlar atanamazken; daha düşük puan alanların atanması kolaylaşmaktadır. Buve bundan sonraki tüm mülakatla öğretmen alımlarında torpil listeleri elden ele dolaşması, siyasi partilerin il ve ilçe teşkilatlarının devreye girmesi, adamını bulanın sözleşmeli öğretmen olması kaçınılmaz olabilecektir. Hatırlarsanız, yönetici görevlendirmelerinde mülakatla getirilen okul yöneticilerine hepimiz tanıklık ettik. Nerede biat eden, kula kulluk yapan, yandaş olan varsa hepsi yönetici olarak atandı; yandaş olmayanlar, okullarını başarıdan başarıya koşturan, ödül üzerine ödül alan, bileğinin hakkıyla bu makamlarda oturan birçok idareci görevlerinden alındı. Sonuç itibariyle bugüne baktığımızda benim adamım olsun mantığıyla kamuya doldurulan insanların bir kısmının Fetö ile bağlantılarının tespit edilerek, meslekten ihraç edildikleri görülmektedir. Bakanlığın bu noktada çok uyanık davranması zorunludur. Çünkü mülakat her zaman istismara zemin hazırlar. Öte yandan sözleşmeli ve mülakatla öğretmen alımının bir başka sakat noktası ise şudur: Sözleşmeli öğretmenlere okullarda baskı uygulanacak, dayatmalarda bulunulacak, ‘Şu sendikaya üye ol ya da şu sendikaya üye olursan kadroya alınırsın, üye olmazsan kadroya alınmazsın’ denilecektir.


-Sözleşmeli öğretmen alımında KPSS puan üstünlüğünün değil de, mülakat yönteminin getirilmesi,  torpili olmayanların umudu ve ekmek kapısı olan KPSS’yi onların elinden almak anlamına gelmektedir. Bu; insanların adil şartlarda öğretmen olduğu bir sistemden, torpillilerin öğretmen olduğu bir sisteme geçilmesi anlamına gelmektedir.


-Sözleşmeli öğretmenlik iş güvencesiz bir çalışma yöntemidir. Bu yöntemin bundan sonraki öğretmen alımlarında da uygulanacak olması eğitime darbe vurmaktır.Sözleşmeli öğretmenler her zaman diken üstünde olacak, kadrolu olmadıkları için işlerini kaybetme korkusu yaşayacak, geleceğe güvenle bakamayacak, özlük hakları açısından kadrolu öğretmenlerle aynı haklara sahip olamayacaklardır. Bu şekilde de biat kültürüyle beslenen öğretmen profili oluşacaktır. İş güvencesi olmayan, kaderi amirinin iki dudağı arasında olan, kadroya geçmek için yıllarca bekleyecek olan bu insanlarla köle pazarı oluşturulacaktır. Öğretmenler odasında farklı özlük haklara, farklı ücretlere sahip 3 öğretmen türünün (kadrolu, sözleşmeli, ücretli) olması öğretmenleri bölük pörçük etmektir; öğretmenler arasında çalışma barışını bozmaktır; öğretmenlerin itibarını ayaklar altına almaktır. Üstelik okullarda veliler çocuklarının kadrolu öğretmen tarafından eğitim-öğretim görmesini isteyecek, dolayısıyla huzursuzluklar yaşanacaktır.


-Sözleşmeli öğretmenler özlük hakları ile atama ve yer değiştirme yönüyle kadrolu öğretmenlerden daha farklı uygulamalara tabidir.Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz her ne kadar "Kadrolu öğretmenler ile sözleşmeli öğretmenlerin hakkı, hukuku, ücretleri arasında hiçbir fark yoktur." dese de durum böyle değildir. Belki ücret açısından fark olmayabilir ama özellikle bir yere çakılı kalmaları, 6 yıl boyunca tayin isteyememeleri onları sözleşmeli köle haline getirecektir. Bu insanları 6 yıl boyunca istediğiniz gibi kullanmak, yerinden kıpırdamasını engellemek, bir yere çakılı kalmasını sağlamak adaletli bir devlet politikası mıdır?


-Öte yandan şu hususu da gündeme getirmek istiyoruz: Bilindiği gibi özel dershanelerde ya da etüt merkezlerinde 6 yıl çalışan öğretmenler KPSS şartı aranmaksızın sözleşmeli öğretmen olarak atanacaktır. Sözleşmeli öğretmen alımlarında en yüksek KPSS puanına sahip 3 katı aday sözlü sınava alınacakken, dershane ya da özel etüt öğretmenlerinin atanmasında hiçbir şekilde KPSS şartı aranmaması haksızlık içinde yeni bir haksızlık doğurmaktır. Sözleşmeli ve mülakatla öğretmen alımı zaten ucube bir uygulamayken, dershane ve etüt öğretmenlerinin KPSS şartı aranmaksızın mülakatla alınması eğitimimiz açısından çok acı verici bir durumdur.


Elbette ülkemizin içinde bulunduğu sürecin ne kadar zor olduğunun farkındayız. Ancak bunu bir fırsata çevirmek büyük bir haksızlıktır. Bu ülkeyi seven, demokrasiye gönülden bağlı, eğitimli, donanımlı yüzbinlerce vatan evladı vardır. Öğretmenlerin çok hassas yapılacak bir güvenlik araştırmasının ardından kadrolu atanması her şeyden önce eğitime ve bu ülkenin öğrencilerine büyük bir katkıdır.


İşte tüm bu nedenlerden dolayı sendikamız sözleşmeli ve mülakat uygulamasına dava açtı. En kısa zamanda davanın sonuçlanmasını ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın dava sonucuna göre hareket etmesini bekliyoruz. Bu uygulama ucubedir, çünkü başarı sadece mülakat puanına göre tespit edilmektedir. Benzeri durum şube müdürlüğü sınavında da yaşanmış, yargı sadece mülakat puanı ile atamanın hukuka uygun olmadığına, yazılı sınav+mülakat ortalamasına göre işlem yapılmasına karar vermişti.
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.