Öğretmen Performans Sistemi Teknik Bir Bakışla Yapılamaz

Performans sistemi ana hatlarıyla yukarıda özetlediğimiz şekilde işletileceğe benzemektedir. Şüphesiz öğretmenin performansına ilişkin bir memnuniyetsizlik olduğunu öğretmenler dahil herkes kabul ediyor. Ancak bu performans düşüklüğünün nedenlerine ilişkin kavrayıcı bir yaklaşımınız yoksa sorun odağı olarak öğretmeni gösterme kolaycılığına düşmeniz kaçınılmaz oluyor. MEB'in, YÖK'ün, Eğitim Fakültelerin’in kendilerini gözden kaçırarak öğretmeni operasyon masasına yatırmaları ilginç olmanın ötesinde havanda su dövmektir. Mesele sorunu anlamak ve çözmek ise samimi bir şekilde arayışa girmek gerekiyor. Her bir bileşeni masaya yatırmayı gerektiriyor. Ancak maksat "mış gibi yaparak" göz boyamak ise teknik detaylar ve prosedürler icat edip mevcudu iyice içinden çıkılmaz bir hale sokarsınız.

Öğretmen niteliğine ilişkin Cumhuriyet'in başından beri tespitler yapılmaktadır. Ancak bugüne kadar yapılan hiçbir teknik düzenleme soruna çözüm olmadı tam tersine memnuniyetsizliği arttırdı. Dolayısıyla sorunu tek nedenli teknik bir arıza yerine çok boyutlu bir şekilde kavramak gerekiyor. Bu açıdan bir kaç hususu sıralamakta yarar var;

1- Eğitim Fakültelerinin durumu acilen ele alınmalıdır.

2- Öğretmenin kurum içi itibarı acilen yükseltilmelidir.

3- Öğretmenin toplumsal itibarına dönük çalışmalar yapılmalıdır. Mali ve özlük hakları başta olmak üzere, çalışma ortamları, çalışma koşulları mutlak surette iyileştirilmelidir.

4- İşlevsel bir eğitim paradigması için esaslı bir mücadele verilmelidir. Batıdan aşırılan bu düzeneğin derde deva olmayacağı ortadadır.

5- Eğitim sistemi günümüz koşullarını kavrayan, yeni ilişki biçimini ve dönüşen toplumsal yapıyı kavrayan esnek bir hüviyette olmalıdır.

6- Zorunlu eğitim uygulaması acilen gözden geçirilmeli ve alternatifleri olan gönüllü uygulamaya dönüştürülmelidir.

7- MEB öğretmenler üzerinde demoklesin kılıcı gibi sallanan hantal bürokratik hüviyetten çıkarak gerçekten öğretmene destek veren, onu besleyen, gözeten bir hüviyete bürünmelidir.

8- Eğitim sistemi öğrencilerin sosyal, psikolojik ve fiziksel gereksinimlerini karşılayan bir şekle sokulmalıdır. Bunun için MEB, Kültür Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Yerel Yönetimler, STK'lar ve DİB gibi kurumlarla işlevsel işbirlikleri tesis etmelidir.

9- Öğretmenler pireyi deve yapan yasal mevzuatın cenderesinden çıkarılmalı, iş tanımını alabildiğine genişleten angaryalardan kurtarılmalı ve özgünlüklerine ve özerkliklerine imkan tanıyan bir konuma yerleştirilmelidirler.

10- Denetim, Performans vs. gibi süreci değerlendiren uygulamalar ancak gerçekten bir şey yapma imkanı olduğunda anlam kazanabilir. Aksi taktirde bir şey yapma imkanının olmadığı yerde bu imkansızlığı göz ardı ederek iyileştirmeler yapacağını ummak kendini kandırmaktır. Bürokratik uygulamaları genişletmek, memnuniyetsiz ve tedirgin olan öğretmen camiasını iyice takatsiz bırakmaktır.

Altyapı sorunlarının konuşulmadığı, tartışılmadığı bir zeminde meseleyi öğretmenin nitelik problemine getirmek, sorunu orada çözmeye çalışmak yüzeyselliktir. Yeni düzenlemenin uzman, başöğretmenlik sürecinde kullanılacağını iddia etmek gibi bir trajikomiklik zaten mevzuyu yeterli derecede açıklamaktadır. Süreci, takvimi belli olmayan, sistem içerisinde bir kez uygulandıktan sonra ne olduğu bilinmeyen uzman ve başöğretmenliği performansın havucu gibi gösterip kamuoyunu razı etmeye dönük bu çaba gerçekten de trajiktir. Nitekim daha önce müdürlük atamaları sürecinde benzer şekilde çok kaynaklı bir değerlendirme süreci işletilmiş ancak uygulama baştan ayağa bir kayırma ve rant aygıtına dönüşmüştü. O atamalarda nitelik artışı vs. gibi gerekçeler ileri sürülerek yapılmış ancak eğitim sistemi önceki durumunu arar bir hale dönüşmüştür.

Özgür Eğitim-Sen olarak mevcudun muhafaza edilecek bir tarafının olmadığının bilincindeyiz. Lakin bu durum canımızın istediği şekilde davranmamız anlamına gelmeyeceği ortadadır. Eğitim meselesinin memleket meselesi olduğunun bilincinde yol almak durumundayız. Yapacağımız düzenlemeler bürokratik icatlar üzerinden değil meseleyi bütüncül kavrayan geniş ve uzun soluklu bir tartışmadan beslenirse şayet anlam kazanabilir, derde deva olabilir. Yoksa doksan küsur yıldır yapageldiğimiz “bina okumaya” devam ederiz.




Abdulbaki DEGER
Özgür Eğitim-Sen Genel Başkanı

 

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.