Nedir Bu Velilerin Çektikleri Öğretmenden

İki-üç sabahtır, evden çıkan öğrenciler titreye büzüşe okulun bahçe kapısından geçiyorlar. Birinci sınıflara, kışa hazırlıksız yakalanmış anneleri de eşlik ediyor. Ne bulmuşlarsa bürünmüşler, biricik çocuklarını ta sınıfın içine kadar getirip sonra da eve geri dönüyorlar.
Hikayemizin kahramanı -ya da uyarılanı- olan iki öğretmen ders zilinin çalması üzerine birlikte sınıflarına doğru ilerlemektedirler. Sınıf kapılarından ilkinde velilerden biri kararlı bir biçimde onları bekliyor.
Öğretmen onu fark edip sorar:
“Buyrun … hanım, bir şey mi söyleyecektiniz?”
Veli atılır:
“Hocam! İkide bir söyleyip beni üzüyorsunuz. Hani benim çocuğum okumayı bilmiyordu? Bal gibi de okuyor işte.”
Öğretmen şaşkın:
“Yani, ben prensip olarak bi defa heves kırıcı şekilde konuşmam. Herkes nasıl öğrendiyse sizin çocuğunuz da günü gelince öğrenecek tabi.”
“Biliyor hocam, şimdiden biliyor. İsterseniz bir deneyin.”
Bu esnada öğretmenin bir aklı sınıf düzenini kurup defteri doldurup derse başlamakta olsa da, veli ısrarcıdır. Mecburen; “peki, görelim” diyerek tahtaya bir kelime yazar.
Şimdi sıra öğrencinin kendini göstermesine gelmiştir. Annesi onu omzundan tutarak güven aşılar, tahtanın karşısında pozisyon aldırır.
“Evet çocuğum, öğretmenin yazdığı kelimeyi oku bakalım!”
Minik öğrenci beyaz tahtaya iyice odaklanır.
Gözleri, önce yutacakmış gibi irileşir, sonra bir süreliğine kısılır. Ağzı Japon balığı gibi açılıp kapanır. Dudakları önce sıfır, sonra yan yatmış sekiz şeklini alır. Derken çaresizlikle beli bedeni kıvranmaya başlar.
“Hadi okusana oğlum!”
“Şey, ııı…”
Veli kaşlarını iyice çatar:
“Dün akşam sana kaç kere anlattım.”
“Evet anee. Imhh…”
“Hatırla bakalım yavrum! Dedenin arkadaşının adı neydi?”
Çocuk bir anda, “evreka!” diye haykıran Arşimet’e döner:
“Talat!”
“Evet!” Veli, hırsla yumruklarını sıkar: “Aferin benim oğluma!”
Beyaz tahtada, hepimizin bildiği meşhur “talat” yazılıdır.
Öğretmenlerin kafalarında “nasıl yani ya…” baloncukları oluşurken öğrenci annesi epeyce keyiflenir:
“Gördünüz mü hocam! Size söylemiştim. Benim çocuğum gayet güzel okuyabiliyor.”
Sonra da memnuniyetle sınıftan ayrılır.

Biliyor tabi canım… Her akşam boşuna mı o kadar çalışıyorlar.

İşte böyle öğretmen arkadaşlar! Üzmeyin fazla velilerinizi. Çocuklar okuyor işte…




Zübeyr ÖZARSLAN
Maarif Müfettişi

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Misafir Avatar
ozgu 1 ay önce

mufettiş arkadaş öğretmenlere bir söz söylememiş yazıyı anlayarak okusanız

Misafir Avatar
Tekin 1 ay önce

Müfettiş dediğin öğretmenliği becerememiş, kaçandır

Misafir Avatar
gariban müfettiş 1 ay önce

müfettiş arkadaş kendini rahatsız hissetmiş sanırım. bu yazıyı neden yazmışsa artık. yav gelde sende okuma yazma öğret o zaman ne diye kaçtın gittin madem bu kadar hevesliydin öğretmenliğe.

Misafir Avatar
tereci tere almaz 1 ay önce

30 yıllık öğretmene okuyanı,okumayanı ayırt edemez mi deniyor,müfettiş ne bilsin eğitimi,onunu işi teorik,ıvır zıvır,

Misafir Avatar
FAHRİ AYAN 1 ay önce

VELİLER DEĞİL ÖĞRETMENLER VELİLERDEN O KADAR ÇOK ÇEKİYORKİ YAŞI BENİM HİZMET YILIMA EŞDEĞER OLAN VELİ İLKOKUL MEZUNU BANA ÖĞRETMENLİK HEM DE MATEMATİK ÖĞRETMENLİĞİ ÖĞRETMEYE KALKIYOR

Misafir Avatar
Tarkan 1 ay önce

Yazıyı gerçekten okuduk mu yorum yaparken hemen müfetise bi yüklenme olmuş:-)
Veliyi haklı göstermiyor öğretmenlerin yaşadığı zorlukları ve hala özveri ve hoşgörü ile gösterdikleri çabayı anlatıyor