Müfredatta 100 Bine Yakın Değişiklik Yaptık

Bakan Yılmaz, Sabancı Öğretmenevi'nde düzenlediği basın toplantısında, eğitim gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu.

Eğitimde kaliteyi arttırmak için okullardaki derslik sayısının 732 bin 335'e çıkarıldığını ifade eden Yılmaz, Haydarpaşa Lisesi'nde 70 kişilik sınıfta okuduğunu dile getirerek, "70 kişilik sınıfta bir öğretmen bir öğrencisine bir dakika ayırabilir mi?Ayıramaz. Derslik başına düşen öğrenci sayısının azaltılması da kalite için olmazsa olmaz unsurdur." diye konuştu.

Bütçeden milli eğitime ayrılan payın 2002'de yüzde 10'a karşılık gelen 1 milyar lira iken, yüzde 22 oranına ve 122 milyara çıktığını ifade eden Yılmaz, bu rakamların hükümetin önceliğinin eğitim olduğunun somut göstergesi olduğunu belirtti.

Üniversite kontenjanlarını arttırdıklarını ancak son sonuçlara göre, "niçin kontenjanlar dolmadı" şeklinde eleştiriler yapıldığını dile getiren Yılmaz, "Yani bu çıtayı biz yükselttik. Yükselttiğimiz çıtaya niçin ulaşamadığımız konusunda yine eleştiriliyoruz. Eleştirilerde 'Türkiye'nin bu kadar üniversiteye ihtiyacı var mı?' da var. O halde, bazı kontenjanların dolmamasından dolayı eleştiri hakkı olduğunu pek düşünmüyorum. Onu da net söyleyeyim." ifadesini kullandı.

Geçmiş yıllardaki üniversite kontenjanlarını paylaşan Yılmaz, şöyle devam etti:

"2017'de lisans kontenjanı toplam 457 bin 178. Devlette yerleşen 346 bin 671. Bu ana kadar 346 bin hiç yerleşti mi? Tüm zamanların rekoru kırıldı derler ya. Peki bu üniversite sonuçları alındığında tüm zamanların rekoru kırıldı, ilk defa 346 bin öğrenci lisansa yerleşti diyeni gördünüz mü? Bir de resme bu açıdan bakabilmek lazım. Eğer kontenjanı 98'de olduğu gibi 134 bin, 2007'deki gibi 166 binde tutuyor olsaydık bunları konuşacak mıydık? Üniversite sayısını arttırmasaydık, yeni bölümler açmasaydık bunları konuşacak mıydık? Lisansta 346 bin devlette, 67 bin 469 vakıf üniversitelerinde olmak üzere toplamda 414 bin 167 öğrenci kayıt hakkı kazandı. Bu ana kadar hiçbir dönemde 414 bin öğrencimiz kayıt olmadı. Resmin tamamını gördüğünüzde şu ana kadar en başarılı netice bu dönem alındı dense hakkıdır, yeridir, doğrudur diye düşünüyorum."

- "Bundan sonra da yapılması gereken kaliteyi arttırmak"

Kontenjan açıklarının büyük kısmının meslek yüksekokullarından geldiğini hatırlatan Yılmaz, üniversitede kalite için bir mesleğe yönelik program uygulayan lise mezunlarının ön lisans programlarına yerleşmelerinde sınav şartı ile aynı alanda tercih yapacaklara ek puan getirdiklerini dile getirdi.

Yılmaz, geçen yıl meslek lisesi mezunlarından 2 yıllık ön lisansı tercih edenlerin oranının yüzde 70 olduğunu aktararak, "Bu yıl ise bu oran yüzde 50'nin üzerinde. Dolayısıyla sınavsız bir sistemde yüzde 60-70'i yakalıyorsunuz, sınavlı bir sistemde yüzde 50'nin üzerine çıktığınızda bu kesinlikle başarılıdır. Kaldı ki şimdi ek yerleştirme var. Bu ek yerleştirme ile bu evlatlarımız da hak ettikleri yere gireceklerdir." diye konuştu.

Bakan Yılmaz, üniversite sınavında puanı yettiği halde tercih yapmayanlara ilişkin de "Bununla ilgili bir çalışma yapacağız. Gerçekten tek tek ulaşıp, niçin tercih etmediklerini öğrenmemiz lazım. Ancak ben şuna baktım, sınava 1 milyon 800 bin kişi giriyorsa, her yıl yaklaşık 700 bine yakın, ya bir üniversite okuyor, ya bir üniversite bitirmiş. Yani bu iki kalemin ağırlığı 700 bine yakın." ifadelerini kullandı.

İmam hatip lisesi mezunlarının üniversiteye yerleştirme oranlarına ilişkin veriler paylaşan Yılmaz, "Bu yıl imam hitap lisesi öğrencisi 222 bin 925, lisansa giren 40 bin 346, oranı ise yüzde 18,10. Burada bir başarısızlık olur mu? Öğrenci sayısı 80 binden 222 bine çıktı, üniversiteye yerleşme oranı da çıktığına göre o zaman kesinlikle imam hatip liseleri başarılıdır." dedi.

Çıraklık eğitiminin, örgün eğitim kapsamına alındığını hatırlatan Yılmaz, geçen yıl mesleki eğitim merkezlerini tercih eden öğrenci sayısının 70 bin iken bu yıl bu sayının 103 bin 91'e ulaştığını bildirdi.

Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, bu yıl meslek liselerine 439 bin 609, Anadolu liselerine 347 bin, imam hatip liselerine 195 bin, fen liselerine 33 bin öğrencinin yerleştiğini belirterek, "Türkiye'de 302 fen lisesindeki öğrenci sayısı 100 bin dolayında, sosyal bilimler öğrencisi 30 bin. Dolayısıyla bütün liselerimize bundan sonra da başarısını arttırması yolunda bütün desteği vereceğiz." dedi.

Bütün yatırımların fen liselerine değil, imam hatip liselerine gittiği yönündeki eleştirilerin de doğru olmadığını kaydeden Yılmaz, PISA'daki yanlış örnekleme alınarak sınava girildiğini ifade etti.

Yılmaz, Yükseköğretim Kurulunun (YÖK) belli programlar için başlattığı burs programı ile özellikle temel bilimler ile diğer programlardaki doluluk oranlarının arttırıldığına değinerek, şöyle devam etti:

"Bu sınav, öğrencilerimizin bilinçli bir tercih yaptığını gösterdi. Öğrenciler istihdama da baktı sadece okula değil. Okulu bitirdikten sonra bir istihdam alanı olduğunu düşündüyse meslek yüksekokullarını seçti. Öğrenciler, eğer bu okulu bitirirse bir istidam olanağı daha fazlaysa tercih ediyor, eğer değilse tercih etmiyor."

"Bundan sonra da yapılması gereken kaliteyi arttırmak." diyen Yılmaz, kanunla Yükseköğretim Kalite Kurulu'nun, istihdam önceliklerinin belirlenmesi için Meslek Yüksekokulları Koordinasyon Kurulu'nun oluşturulduğunu dile getirdi.

Bakan Yılmaz, üniversitelere de ihtisaslaşma şartı getirildiğini hatırlatarak, üniversitelerin birbirinin kopyası olmasını istemediklerini, o ilin kendi bölgesinde ihtisaslaşmasını istediklerini söyledi.

- "Müfredatta 100 bine yakın değişiklik yaptık"

Bakan Yılmaz, müfredatta gereksiz, hayatla bir bağlantısı kalmamış veya aynı konuları tekrar eden durumları kaldırdıklarını belirterek, bu kapsamda müfredatta 100 bine yakın değişiklik yaptıklarını söyledi.

Müfredattaki değişikliği örneklerle anlatan Yılmaz, şunları kaydetti:

"100 binin üzerinde değişiklik yaptık da 'Ya bunlar doğru yapılmadı' diyen tek kimse olmadı. Ama tek söylenilen ne oldu? Tek söylenilen şey evrim oldu. Yani bir milyona yakın işlem yapıyorsunuz iki veya üç konunun ötesine geçmedi konuşulan. Dolayısıyla hiç mübalağa olmasın, yüz binlerce arkadaşımın büyük bir emeğiyle benden önce yapılmış bir müfredat yenileme çalışması sonrasında, 1,5 yıllık, kamuoyunun görüşlerine açılmış, en demokratik şekilde herkesin görüşü alınmış, çalıştaylar, konferanslar yapılarak ciddi bir çalışma ortaya konulmuş. Niçin? Evlatlarımız bizim aldığımız eğitimden daha iyi bir eğitim alsın diye. Onlar geleceğe bakacaklar."

Bakan Yılmaz, ayrıca "Atatürkçülük yok" denildiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ben hiçbir değerimi bir diğer değerle ne çatıştırırım, ne yarıştırırım. Hepsi bizim ortak değerimiz. Milli Eğitim Temel Kanunu'nda çok açık ve net olarak der ki 'Bütün eğitim Atatürk ilkelerine uygun olarak yapılır' der. Dolayısıyla da buradan bir sapma falan yok."

Beden eğitimi dersi de dahi olmak üzere derslerde Atatürk'e ilişkin konuların işlendiğini dile getiren Yılmaz, lise eğitiminde de Atatürk'ün hayatından çerçevelerin derslerde gösterileceğini söyledi.

"Çok net olarak da Atatürk'ün bütün ilkelerinden, ülkemize kazandırdığı kazanımlarının öğrencilerimizin bilmesi istenir. Soru şu olur? 'Hangi kazanım var da siz, 'Atatürk'le ilgili bu kazanımı öğrencilerinize bildirmiyorsunuz?' diye. Böyle bir eleştiri duydunuz mu? 'Bunu lütfen bize sorun.' dedik." ifadelerini kullanan Yılmaz, Atatürk hakkında öğretilmesi gereken bir kazanım olup da öğretmedikleri hiçbir hususun olmadığını kaydetti.

Bakan Yılmaz, konuşmasına şöyle devam etti:

"Atatürk müfredattan çıkarılmış' denebilir mi? Tek istediğim şey insaf. İnsaf ne? Hakkı teslim etmeye yönelik duygu. Nedir hakkı teslim etmek? Elinize terazi alın da bizi tartın. 'Ya doğru evet bunu doğru yaptınız ama bak burada bir eksikliğiniz var. Bunu da yaparsanız daha iyi olur. Evlatlarımız 21. yüzyıla öz güvenle girer. Eğitimin bir amacı öz güven kazandırmak. Kültürel, sportif etkinliklerin de amacı öz güven kazandırmak. Dolayısıyla bu milletle yapılacak en güzel şey öz güvenini arttırmak. İşte biz bunu eğitimle sağlayacağız."

Yılmaz, müfredatta Atatürk'ün yanı sıra Hz. Mevlana gibi önemli değerlerin bulunmadığı yönündeki iddalara ilişkin de eğitim kurumlarında yönetilecek tüm etkinliklerin 1739 sayılı kanunda yer alan Türk Milli Eğitimin genel ve özel amaçlarıyla, temel ilkelerine uygun olarak düzenlendiğinin belirtildiğini hatırlattı.

İsmet Yılmaz, "Bu ülkenin en temel değerlerinden, 72 millete bir nazarla bakmayı öğreten, 'Kim olursan ol yine gel' diyen, birlikte yaşama kültürünü bu toplumun temel taşları olarak koymuş olan değerlerimizi ihmal etmeyiz, hep öğretiriz." değerlendirmesinde bulundu.

Öğretmenlerin, eğitim yılının başında bir araya gelerek haftaların ve kurulacak kulüplerin planlamasını yapabileceğini, buna yönelik kutlama etkinliklerini düzenleyebileceğini belirten Bakan Yılmaz, bu konuda esneklik sağladıklarını söyledi.

Milli Eğitim Bakanı Yılmaz, okullarda kayıt parası alındığı yönündeki iddialara ilişkin de şunları söyledi:

"Kayıt dönemi başladı. Bu dönem başlarken kayıt parası falan gibi bir şey yok. Öğrenci velilerimiz hiçbir şekilde bağış yapmaya zorlanamaz. Dolayısıyla bütün personelime talimatımdır ancak diğerlerine bilgidir, Milli Eğitim Temel Kanunu 16. madde, öğrenci velileri hiçbir suretle bağış yapmaya zorlanamaz."

Hatice Şenses Kurukız



Anadolu Ajansı 

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Misafir Avatar
Anlamak zor 1 ay önce

Sayın bakanım eğitimin hiçbir kademesi 2002 öncesinden iyi değil ha bütçe çıkartın özel okul teşviğini..... başarı yerlerde....