Milli Vicdanın Sesi
Kamuajans.com - Nedenini ise, atanmış Sözleşmeli Öğretmenler tarafından aldığı duyuma dayandıran Erdem “Okullarda öğretmenler odalarının fiziksel olarak olmazsa da psikolojik olarak ikiye ayrıldığı ve ikinci sınıf insan muamelesi gördükleri yönünde” bir uygulama olduğunu yazdı.


Meslektaşları arasında “Sözleşmelisiniz, ona göre!” sözlerini sıkça duydukları, “Biz kadroluyuz, gideriz. Ama siz nereye?! Okulu kim bekleyecek?” türünden isithzayi konuşmalara şahit oldukları…


Okul müdürlerinin “Siz 6 yıl burada çakılısınız. Bizimle iyi geçinin…” türünden ‘gözdağı’verdikleri…


İdareciler tarafından ‘mobbing’ uygulandığı, Destekleme ve Yetiştirme(DYK) kurslarında görev almalarına müsaade edilmediği gibi haberleri, görev başındaki meslektaşlarınızdan, Sözleşmeli Öğretmenlerden duyuyoruz diyerek sürdüren Milat Gazetesi yazarı, işin psikolojik boyutunun yanı sıra bir de ekonomik boyutu olduğuna değindi.


“Sözleşmeli Öğretmenlerin maaşları, kadrolu öğretmenlerinkinden daha düşük. Bir saat fiilen girdikleri ders karşılığı ücretlendirme, yani bir saatlik ek ders ücreti Sözleşmeli Öğretmenlerin kadrolu öğretmenlerinkinden daha az.


Kadrolu öğretmenler bir ay içerisinde 7 günden fazla rapor aldıklarında maaşlarında kesilme meydana gelirken, Sözleşmeli Öğretmenler 3 günden fazla rapor aldıklarında maaşları kesintiye uğruyor.


Birinci dereceden yakınının vefatı sırasında kadrolu öğretmene 7 gün izin verilirken Sözleşmeli Öğretmene 3 gün izin veriliyor.


Eşinin doğum yapması halinde kadrolu öğretmene 10 gün, Sözleşmeli Öğretmene ise 2 gün izin veriliyor.


Evlenme durumunda ise Sözleşmeli Öğretmene 3 gün, Kadrolu Öğretmene ise 7 gün izin veriliyor.


Bunlar, Bakanlar Kurulu Kararı’ndan alıntıladığım birkaç farklılık sadece. Süt izni, vergi dilimi, yıllık izin, ücretsiz doğum izni başta olmak üzere birçok farklılık söz konusu” olduğuna değinen Yazar Sözleşmeli Öğretmenlerin “özlük hakları” bakımından da dezavantaj konumda olduklarına değindi.

VALİLİK ONAY VERMİYOR…


Bazı Sözleşmeli Öğretmenlerin, yıllarca öğretmenlik yapmış birçok kadrolu öğretmenden çok daha gayretli, özverili ve çalışkan olduğunu yazan Erdem, “Azınlıkta bir grup öğretmenler için bu söz konusu olsa da değinmekte fayda görüyorum” diyerek şunları yazdı: 
“Bazı okul müdürleri ‘Nasıl olsa bu öğretmenler 6 yıl bizimle beraber çalışacaklar. Emeklerinden, gayretlerinden faydalanalım.’ düşüncesi ile dilekçelerini alıp valilik onayına gönderdiklerinde bazı valilikler buna onay vermediği söyleniyor. Okul müdürü uygun görmüşse, kendine müdür yardımcısı olarak seçmişse, çalışkan, özverili, gayretli, okullarını sahiplenen bu tür öğretmenlerin dilekçesi geleceğimiz ve eğitim sistemimize olan katkı adına onaylanması gerektiğini düşündüğümü ifade etmeliyim.”


DERSHANE KONTENJANINDAN GELEN SÖZLEŞMELİ ÖĞRETMENLERİN TAYİN HAKKI TALEBİ ALAMLI DEĞİL


Dershanelerde öğretmenlik yapıp daha sonra kendilerine tanınan bir hak sonucu başvuruda bulunan bazı öğretmenler KPSS’siz, sınavsız Sözleşmeli Öğretmen olarak göreve başladıklarını yazan Milat Gazetesi Yazarı, “Bu tür Sözleşmeli Öğretmenler uzun yıllar çakılı kalacaklarını, belki de ailelerinden uzakta bir ilde/ilçede çalışacaklarını, özlük haklarının dezavantaj konumunda olacağını biliyorlardı öncesinde. Bunu bile bile ‘Yeter ki devlet kapısında çalışayım, gerisi önemli değil’ diye düşünüp başvuruda bulundukları, sınava girip emek sarfetmeden öğretmen oldukları, sonrasında ise örgütlenip ‘Aile bütünlüğümüz bozuldu, bize de tayin hakkı tanıyın’ demelerini açıkçası çok anlamlı bulmadığımı itiraf etmeliyim.”  dedi.


ARA BİR FORMÜL


6 yıl uzun bir süre olduğuna değinen Özkan ERDEM; “Çocuğu yeni doğmuş biri tayin götürdüğünde çocuğu ilkokula çağına gelmiş olacak. 6 yıl boyunca anne-baba sevgisi, anne-baba kokusu almamış bir şekilde büyüyecek. Hem çocuk, hem ebeveyn açısından psikolojik olarak dayanılması zor bir durum; bu konuda yıl olarak bir iki yıl azaltılabilir veya ara bir formül bulunabilir belki” diyerek şu öneride bulundu:
“Mesela, 2000’li yıllarda da Sözleşmeli Öğretmenlik yürürlükteydi. O yıllarda sözleşmeli olarak çalışıp doğu görevini yapmış ve uzun yıllar sözleşmeli öğretmen olarak çalıştıktan sonra 20 Haziran 2011’de çıkartılan 632 sayılı KHK ile kadroya geçirilen birçok sözleşmeli öğretmenler var. Bu öğretmenlerden bazılarının eşleri 2015 yılından sonra göreve başlamışlarsa onlara Eş Durumu’ndan Özür Grubu atama hakkı tanınabilir. En azından kadrolularda eşlerden biri zorunlu hizmetini yapmışsa, diğeri de yapmış sayıldığı yönündeki bir uygulamaya yakın bir yöntem sözleşmeliler için de takip edilmiş olur”


Sözleşmeli Öğretmenlik uygulamasının en büyük amacı, doğuda boş olan öğretmenlik kadrolarını uzun yıllar dolu tutabilmek şeklinde olduğuna değinen yazar, “Eşlerinin sözleşmeli ya da kamu çalışanı olmasına bakılmaksızın sadece Batı illerinden kalkıp Doğu ve Güneydoğu’ya tayin götürmek isteyenler için Eş Durumu Özür Grubu atama hakkı tanınabilir.” İfadelerini kullandı.


EKONOMİK İYİLEŞME…


Sözleşmeli doktorların maaşlarının kadrolu doktorlara oranla iki üç bin fazla olduğu iddia edildiğine ve zamanı, koşulları müsait olan birçok doktor, ekonomik nedenlerle kadrodan sözleşmeliye geçtiği yönünde söylentiler olduğuna değinen Milat Gazetesi Yazarı Özkan ERDEM, “Benzer bir uygulama MEB çalışanları için de yürürlüğe sokulup mağduriyetler azaltılabilir.Sözleşmeli Öğretmenlerin maaş, ek ders gibi ekonomik koşulları kadrolu öğretmenlere nazaran iyileştirilirse eminim ki zamanı, koşulları uygun olan birçok öğretmen sözleşmeli pozisyona geçmek isteyip 6 yıl veya daha uzun yıllar doğuda çakılı olarak çalışma şartını kabul etmek için can atacaktır. Batılı birçok öğretmen veya merkezde olup ilçeye, köy, kasabaya gitmeye üşenen birçok öğretmen iyileştirilen ekonomik koşullar sonrası rıza gösterip uzun yıllar buralarda yaşamak isteyeceklerdir.” Cümlelerini yazdı.


Milat Gazetesi yazarı Özkan ERDEM “Milli iradeye değer veren, milli değerleri önemseyen Cumhurbaşkanımız, Milli Eğitim Bakanımız ve Bakanlık çalışanlarımız var. İnanıyorum ki halktan gelen bu taleplere duyarsız kalmayacak ve vaktiyle eşlerden ikisi de sözleşmeli olan öğretmenler için tayin hakkı tanıyan yetkililerimiz milli vicdanın sesi olup bu konularda da gerekli bir düzenleme yapacaklardır.” Diyerek yetkililere bir çağrıda bulundu.

Özkan ERDEM
Eğitimci-Yazar
Milat Gazetesi

3 Ağustos 2016 Çarşamba Günü Resmi Gazete’de Sözleşmeli Öğretmenlerin istihdamına yönelik 29790 sayılı bir yönetmelik yayınlandı.
Bu yönetmeliğin amacı öncelikle birinci derecede kalkınmada öncelikli yerler olmak üzere boş öğretmen norm kadrosu bulunan kurumlara Sözleşmeli Öğretmen istihdamı ile ilgili usul ve esasları düzenlemekti.


Devlet aklıyla düşününce Sözleşmeli Öğretmenlik uygulamasının iyi olduğunu, Milli Eğitim Bakanlığımız açısından devletin yararına bir uygulama olduğunu düşünüyorum. Fakat, göreve yeni başlayacak tüm Sözleşmeli Öğretmen adaylarına da tavsiyem; Çok fazla hayal kurmasınlar, sonrasında çok ciddi hayal kırıklıklarına uğrayabilirler.


Neden mi?


Çünkü, atanmış Sözleşmeli Öğretmenler tarafından aldığımız duyum, okullarda öğretmenler odalarının fiziksel olarak olmazsa da psikolojik olarak ikiye ayrıldığı ve ikinci sınıf insan muamelesi gördükleri yönünde.


Meslektaşları arasında “Sözleşmelisiniz, ona göre!” sözlerini sıkça duydukları, “Biz kadroluyuz, gideriz. Ama siz nereye?! Okulu kim bekleyecek?” türünden isithzayi konuşmalara şahit oldukları…


Okul müdürlerinin “Siz 6 yıl burada çakılısınız. Bizimle iyi geçinin…” türünden ‘gözdağı’ verdikleri…


İdareciler tarafından ‘mobbing’ uygulandığı, Destekleme ve Yetiştirme(DYK) kurslarında görev almalarına müsaade edilmediği gibi haberleri, görev başındaki meslektaşlarınızdan, Sözleşmeli Öğretmenlerden duyuyoruz.


İşin psikolojik boyutunu hadi bir kenara bırakalım, bir de ekonomik boyutu var.


Sözleşmeli Öğretmenlerin maaşları, kadrolu öğretmenlerinkinden daha düşük. Bir saat fiilen girdikleri ders karşılığı ücretlendirme, yani bir saatlik ek ders ücreti Sözleşmeli Öğretmenlerin kadrolu öğretmenlerinkinden daha az. 


Kadrolu öğretmenler bir ay içerisinde 7 günden fazla rapor aldıklarında maaşlarında kesilme meydana gelirken, Sözleşmeli Öğretmenler 3 günden fazla rapor aldıklarında maaşları kesintiye uğruyor. 


Birinci dereceden yakınının vefatı sırasında kadrolu öğretmene 7 gün izin verilirken Sözleşmeli Öğretmene 3 gün izin veriliyor. 


Eşinin doğum yapması halinde kadrolu öğretmene 10 gün, Sözleşmeli Öğretmene ise 2 gün izin veriliyor. 


Evlenme durumunda ise Sözleşmeli Öğretmene 3 gün, Kadrolu Öğretmene ise 7 gün izin veriliyor. 


Bunlar, Bakanlar Kurulu Kararı’ndan alıntıladığım birkaç farklılık sadece. Süt izni, vergi dilimi, yıllık izin, ücretsiz doğum izni başta olmak üzere birçok farklılık söz konusu.


Ayrıca…


Özlük hakları kısmında da dezavantajlı durumundalar:


Bazı Sözleşmeli Öğretmenlerin, yıllarca öğretmenlik yapmış birçok kadrolu öğretmenden çok daha gayretli, özverili ve çalışkan olduğu söyleniyor. Azınlıkta bir grup öğretmenler için bu söz konusu olsa da değinmekte fayda görüyorum. Bazı okul müdürleri “Nasıl olsa bu öğretmenler 6 yıl bizimle beraber çalışacaklar. Emeklerinden, gayretlerinden faydalanalım.” düşüncesi ile dilekçelerini alıp valilik onayına gönderdiklerinde bazı valilikler buna onay vermediği söyleniyor. Okul müdürü uygun görmüşse, kendine müdür yardımcısı olarak seçmişse, çalışkan, özverili, gayretli, okullarını sahiplenen bu tür öğretmenlerin dilekçesi geleceğimiz ve eğitim sistemimize olan katkı adına onaylanması gerektiğini düşündüğümü ifade etmeliyim.


Ayrıca…


Kadrolu öğretmenlere her yıl Aile Bütünlüğü, Eş Durumu, Sağlık, Öğrenim gibi sebepler nedeni ile Özür Grubu atama hakkı tanınırken Sözleşmelilere ise bu hak 6 yıl görev süresi dolana kadar tanınmıyor. Sadece eşlerden ikisi sözleşmeli ise, iyi koşullarda çalışan, kötü koşullarda çalışan eşin yanına gidebilecek. Bakan Yılmaz “ Sözleşmeli Öğretmenin birisi Bitlis’te bir diğeri Hakkâri’de görev yapıyorsa aile birliği Hakkâri’de sağlanacak” şeklinde özetlemişti.


Sözleşmeli olarak atanan öğretmenler 4 yıl sözleşmeli çalıştıktan sonra kadrolu öğretmen statüsüne geçebilecek ve 2 yıl daha kadrolu öğretmen olarak çalıştıktan sonra tayin isteme hakkına sahip olabilecek. Yani bir sözleşmeli öğretmen 6 yıl aynı kurumda çalıştıktan sonra tayin isteme hakkına sahip olabilecek.


Tam da bu noktada birkaç şey ifade etmek istiyorum:


Birincisi; 


Dershanelerde öğretmenlik yapıp daha sonra kendilerine tanınan bir hak sonucu başvuruda bulunan bazı öğretmenler KPSS’siz, sınavsız Sözleşmeli Öğretmen olarak göreve başladılar. Bu tür Sözleşmeli Öğretmenler uzun yıllar çakılı kalacaklarını, belki de ailelerinden uzakta bir ilde/ilçede çalışacaklarını, özlük haklarının dezavantaj konumunda olacağını biliyorlardı öncesinde. Bunu bile bile “Yeter ki devlet kapısında çalışayım, gerisi önemli değil” diye düşünüp başvuruda bulundukları, sınava girip emek sarfetmeden öğretmen oldukları, sonrasında ise örgütlenip “Aile bütünlüğümüz bozuldu, bize de tayin hakkı tanıyın” demelerini açıkçası çok anlamlı bulmadığımı itiraf etmeliyim. 
 
Sınava giren, emek sarfedip atanan diğer Sözleşmeli Öğretmenler için ise;


6 yıl, gerçekten çok uzun bir süre. Çocuğu yeni doğmuş biri tayin götürdüğünde çocuğu ilkokula çağına gelmiş olacak. 6 yıl boyunca anne-baba sevgisi, anne-baba kokusu almamış bir şekilde büyüyecek. Hem çocuk, hem ebeveyn açısından psikolojik olarak dayanılması zor bir durum; bu konuda yıl olarak bir iki yıl azaltılabilir veya ara bir formül bulunabilir belki. 


Mesela, 2000’li yıllarda da Sözleşmeli Öğretmenlik yürürlükteydi. O yıllarda sözleşmeli olarak çalışıp doğu görevini yapmış ve uzun yıllar sözleşmeli öğretmen olarak çalıştıktan sonra 20 Haziran 2011’de çıkartılan 632 sayılı KHK ile kadroya geçirilen birçok sözleşmeli öğretmenler var. Bu öğretmenlerden bazılarının eşleri 2015 yılından sonra göreve başlamışlarsa onlara Eş Durumu’ndan Özür Grubu atama hakkı tanınabilir. En azından kadrolularda eşlerden biri zorunlu hizmetini yapmışsa, diğeri de yapmış sayıldığı yönündeki bir uygulamaya yakın bir yöntem sözleşmeliler için de takip edilmiş olur.


Sözleşmeli Öğretmenlik uygulamasının en büyük amacı, doğuda boş olan öğretmenlik kadrolarını uzun yıllar dolu tutabilmek şeklinde. Bu nedenle eşlerinin sözleşmeli ya da kamu çalışanı olmasına bakılmaksızın sadece Batı illerinden kalkıp Doğu ve Güneydoğu’ya tayin götürmek isteyenler için Eş Durumu Özür Grubu atama hakkı tanınabilir.


İkincisi; Sözleşmeli doktorların maaşlarının kadrolu doktorlara oranla iki üç bin fazla olduğu iddia ediliyor. Zamanı, koşulları müsait olan birçok doktor, ekonomik nedenlerle kadrodan sözleşmeliye geçtiği söyleniyor. Benzer bir uygulama MEB çalışanları için de yürürlüğe sokulup mağduriyetler azaltılabilir. Sözleşmeli Öğretmenlerin maaş, ek ders gibi ekonomik koşulları kadrolu öğretmenlere nazaran iyileştirilirse eminim ki zamanı, koşulları uygun olan birçok öğretmen sözleşmeli pozisyona geçmek isteyip 6 yıl veya daha uzun yıllar doğuda çakılı olarak çalışma şartını kabul etmek için can atacaktır. Batılı birçok öğretmen veya merkezde olup ilçeye, köy, kasabaya gitmeye üşenen birçok öğretmen iyileştirilen ekonomik koşullar sonrası rıza gösterip uzun yıllar buralarda yaşamak isteyeceklerdir. Böyle bir düzenleme yapılıp, kadrodan sözleşmeliye, sözleşmeliden kadroluya geçiş hakkı en azından bir kereliğine de olsa denenip sonuçları gözlemlenebilir. Veya Hakkâri, Şırnak, Siirt, Ağrı, Van, Batman vb bazı pilot iller seçilip, sadece bu illerde bu uygulama denenebilir. İyi yönde bir geri bildirim sağlandığı takdirde tüm doğu ve güneydoğuya genellenebilir.  


Milli iradeye değer veren, milli değerleri önemseyen Cumhurbaşkanımız, Milli Eğitim Bakanımız ve Bakanlık çalışanlarımız var. İnanıyorum ki halktan gelen bu taleplere duyarsız kalmayacak ve vaktiyle eşlerden ikisi de sözleşmeli olan öğretmenler için tayin hakkı tanıyan yetkililerimiz milli vicdanın sesi olup bu konularda da gerekli bir düzenleme yapacaklardır.


Saygılarımla.


Özkan ERDEM 
ozkanerdem84@gmail.com
Anahtar Kelimeler:
Milli Vicdanın Sesi
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.