MEB - YÖK Raporu

MEB bünyesinde, pratik zeminde çalışan öğretmenler ile YÖK’ün teoride yetiştirdiği öğretmenler arasında oldukça fazla fark var. Bugün MEB’de çalışan kaç öğretmen üniversitede gördüğüm lisans eğitimi, öğretmenlik mesleğine başladıktan sonra elimi çok güçlendirdi, işimi çok kolaylaştırdı, belli bir deneyimsizlik, tecrübesizlik yaşamadan mesleğime uyum sağlamama yardımcı oldu diyebilir? Eminim ki sınava girmiş ve henüz atanmayı bekleyen nice öğretmen adayı, atandıktan sonra bocalayacağı, patinaj yapacağı birçok zorlu mevzularla karşılaşacak.

“Öğretmenlik mesleğini hakkıyla yerine getirebilir miyim? Sınıfta hakimiyeti kurabilir miyim? Öğretmenler odasına girerken nasıl davranmalıyım? Okul idaresine karşı tutumum nasıl olmalı, neler yapmalıyım. Dersimi anlatırken öğrenciler beni dinleyecek mi?” gibi endişeleri yaşayan yüzlerce öğretmen adayı var.

Yanlış anlaşılmasın; YÖK’ü ya da üniversitelerde ders veren hocaları suçlamıyorum elbette. MEB bünyesinde “ihtiyaç duyulan” öğretmen modeli ile üniversitelerde yetişen öğretmen modelinin birbirinden bağımsız iki model olduğunu vurgulamaya çalışıyorum. Yoksa elbette ki üniversitelerimizde çok da kaliteli, çok da faydalı olmaya gayret gösteren hocalarımız var. Onlara diyecek bir lafım yok.

Merak ettiğim, işveren konumunda olan MEB’in ihtiyaç duyduğu öğretmen modelini neden YÖK yetiştiriyor? Ya da bu yetiştirme sürecinde MEB neden işin içinde yok? Mesela bugün üniversitelerden yetişen ve MEB’de çalışan yüzlerce öğretmen henüz ek dersini hesaplayamıyor; ya eksik ya da fazla hesaplıyor. Ya da birçok kadrolu/sözleşmeli öğretmen henüz sahip olduğu özlük haklarının detaylarını bilmiyor. Hangi durumlarda mazeret izni alabileceğini, maaş karşılığı kaç saat derse girmesi gerektiğini, işleyeceği hangi suçun hangi disiplin cezasına tekabül edeceğini bilmeyen öğretmenler var. Bu MEB için bir eksiklik değil mi?

Bilmezse ne olur, açar yönetmeliği okur öğrenir, diyebilirsiniz. Yalnız pratik uygulamalarda bu böyle olmuyor işte. Eğitim kurumlarında öğretmenler arası ya da öğretmen ve yöneticiler arası sorunların oluşmasına hatta kimi zaman eğitim öğretimin aksamasına neden olabilecek kadar ciddi bir mevzu. Özlük haklarını, teşkilat yapısını, sınıf yönetimini, ast-üst ilişkisini bilmeyen yüzlerce öğretmen ne yazı ki MEB bünyesinde istihdam ediliyor ve bu bilmedikleri alanları/temaları karşılaştıkları sorunlar üzerinden öğreniyorlar. Bu da öğretmenlerin ya da okul idarelerinin motivasyon ve veriminin düşük olmasına neden oluyor. Öğrencilere yeterince faydalı olamayan birer işçi olmalarına sebep oluyor. Eğitimde başarıyı yakalayamayışımızdaki en önemli etken olarak ben MEB-YÖK arasındaki uyumsuz öğretmen modeli olduğunu düşünüyorum. Bu sorunu hallettiğimiz takdirde eğitimde çağ atlayacağımıza dair inancım tamdır.

Acaba diyorum… MEB bir heyet kursa ve bu heyet marifetiyle bir rapor hazırlayıp YÖK’e sunup “Şu konularda yetişmiş, şu alanlarda eğitim almış bir öğretmen modeli istiyorum” diye ihtiyaçlarını YÖK’e bildirse ve YÖK de bu ihtiyaçlar çerçevesinde öğretmen yetiştirme modelini revize etse eğitim sistemimiz nefes alır.

Ya da YÖK bir resmi yazı ile MEB’e müracaat edip “Nasıl bir öğretmen ihtiyacınız var? Hangi profilde bir öğretmen yetiştirmemizi istiyorsunuz? Öğretmen yetiştirirken nelere dikkat etmemizi arzuluyorsunuz? Bir rapor hazırlayıp bize sunabilir misiniz?” diye talepte bulunsa ve MEB de gereğini yapsa inanın olağan üstü sonuçlar elde ederiz.

Hiçbir şey olmazsa bile toplum nezdinde iletişimi kopup iki kurummuş gibi görünen YÖK ve MEB arasında bir iletişim süreci başlamış olur ki bu iletişim süreci beraberinde okullara, sınıflara yansıyacak büyük bir sinerjiyi getirir. Çok da güzel sonuçlar elde edilir.

Yetkililerin iyi niyet ve samimiyetle yaptığımız bu talebimizi kayda değer bulup bir çalışma başlatması en büyük temennimizdir.

İşveren konumundaki MEB, istihdam edeceği öğretmen modelinin ayrıntılarını kendi belirlemeli. 

Özkan Erdem
Milat Gazetesi

Anahtar Kelimeler:
MEB - YÖK Raporu
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Misafir Avatar
Bu 2 hafta önce

Yökde bir yetiştirir ki.bu başarısızlıkların faturası öğretmene değil yoke kesilmeli.üniversiteler arasındaki kalite farkı o kadar çok ki.hali ile üniver.asındaki kalite farkıda öyle.yazı çok güzel kesinlikle katılıyorum.üniversiteler akademik gidiyor.ama okullarda pratik eğitim veriliyor özellikle teknik eğitimde.bu sorun nasıl hallolacak.