banner183

MEB Şefleri Kendi Bakanlığına ve Öğretmenlere Kırgın
Kamuajans.com - 2009 yılında şef olduğumda maaş hariç ders niteliğinde yönetim görevi kapsamında ayda 60 saat ekders ücreti alıyorduk. Bu uygulama 2011 yılı Kasım ayına kadar devam etti. Bakanlar Kurulu’nca çıkarılan 666 sayılı KHK ile ekderslerimiz kaldırıldı. Gerek 2000 yılından sonra ekderslerimize yapılmayan iyileştirme, gerekse çıkarılan 666 sayılı KHK, şef eğitim yöneticilerinin kadrosunu iyice itibarsızlaştırdı. Çıkarılan KHK da Ek ödeme ve Özel hizmet tazminat oranımızın düşük belirlenmesi bizleri alt kadromuzla aynı seviyeye çekerken aradaki farkı 60 TL ye kadar azaltmış oldu. Üst kadro olan şube müdürlüğü kadrosu ile maaş makas farkı ise 1150 ile 1600 TL kadar açılarak uçurum oluşturdu. Ekders aldığımız dönemde şube müdürleri de tıpkı bizler gibi aylık 60 saat ekders ücreti almaktaydı. Aradaki makas farkı 666 sayılı KHK da gösterilen ek ödeme ve özel hizmet tazminat oranından kaynaklanmakta. Şube müdürlerinde ek ödeme %170 iken, şeflerde ek ödeme %117 oldu. Şube müdürlerinde özel hizmet tazminatı %135 olurken, şeflerde bu oran %67 de kaldı. Bugün taşrada görev yapan 1. derecede bir şube müdürü 4297.00 TL maaş alıyor iken, aynı derecedeki şef, 3178.00 TL maaş alıyor. 4297.00-3178.00=1118.00 TL maaş farkı oluşmakta. Farklı bölge ve merkezde bu uçurum daha da derinleşmekte. Bir tezat ilişkide şube müdürü ve okul müdürü kadrolarıyla alakalı. Şube müdürü kadrosu hiyerarşi bakımında okul müdürlerinden yüksekte olmasına rağmen, bu kadroda görev yapanlar okul müdürlerinde daha düşük maaş almakta. Bu keşmekeşliğin mimarı ise Milli Eğitim Bakanlığın kendisidir. Bir planlama dahilinde personeline yaklaşmayan bakanlık, personelini memnun etmede uzak görüntü çiziyor.


Yukarıdaki haksız uygulamadan başka bir haksız uygulamada Eşit İşe Eşit Ücret İlkesi adıyla ortaya çıkardıkları safsata karşımıza çıkmakta. Bakanlıklar arası var olan dengeyi bozarak bizleri fazlasıyla zarara uğrattı. Şöyle ki, 1. Derecede görev yapan Milli Eğitim Bakanlığı şefi cari yılda 3178.00 TL maaş alıyor iken, aynı kadroda bulunan örneğin Adalet Bakanlığında görev yapan bir şef ise 3640.00 TL maaş alıyor. Arada 3640.00-3178.00=462.00 TL maaş farkı oluşmakta. Adalet Bakanlığı ve diğer bakanlıklar, 666 sayılı KHK’dan oluşan zararı önlemeye yönelik bir takım adımlar atarak çalışanlarını koruma altına aldılar. Bu uygulamalardan örnekle; gerek yeni kadrolar açarak örneğin uzmanlık kadrosuna geçişleri kolaylaştırmak, gerekse yan ödeme aylığı ve özel hizmet tazminat oranında yaptıkları değişikliklerle KHK zararını ortadan kaldırmış oldular. Biz MEB şefleri ise 2012 yılından bugüne kadar cebimizden yiyerek geldik. Yani hep zarar ettik. Bakanlıkça zararların karşılaması konusunda bizlere yönelik henüz atılmış bir adım yok. Bakanlıklar arasında büyük haksızlığa uğrayan MEB şefleri için diğer büyük sorun ise kariyer imkânlarının neredeyse hiç olmaması. Diğer bakanlıklarda alt kadrodan gelen bir çalışan kısa zaman içinde yönetim kadrosuna geçiyor ve sonrasında tepe yönetimine kadar çıkma şansı yakalıyor iken, MEB’de yükselme en fazla şef kadrosuna kadardır. Bazı arkadaşlar neden şube müdürü olma imkânınız da var diyerek itiraz edebilir. Fakat kazın ayağı öyle değil. Binlerce şef eğitim yöneticisi bugün bakanlıkta görev yapmakta. Sorsam kaçı şube müdürü kadrosuna geçmiş? Bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar. Peki bu nasıl bir kariyer imkanı?  81 il ve 957 ilçede şube müdürü kadrosu var yani binlerle ifade edilen bir kadro. Bir elin beş parmağını geçmeyen öğretmen hariç diğer eğitim çalışanları bu kadroda var, izan ve akıl sahiplerine bırakıyorum, değerlendirmesi sizden. Diyelim ki, hasbel kader bir şef şube müdürü oldu daha yukarı kadrolara geçme şansı var mı? Daha yukarısı yok. Giriş yok (no entry) yani. Diğer bakanlıklarda görev yapanlar en üst kadroya kadar çıkacak akla, yönetme mantığına sahipken MEB’ dekiler değil, öyle mi? Peki, bugün Türkiye’deki bakanlıklar arasında en fazla sorun hangi bakanlıkta var desem? Duyar gibiyim. Demek bu işte bir yanlışlık var. Bakanlığımız tüm bu yanlışlara rağmen bizleri kabullenmemeye devam ediyor.  Kabullenmeme hakkında bize gönderdikleri bir yazıyı takdirinize sunuyorum (tıklayın).

Evet bakanlık bizleri kendine yaklaştırmamak adına aşağılayan bir tavır takınmakta. Tıkladığınız yazı bir başka bakanlığa ait yazı değil, kendi bakanlığımıza ait yazı. Mesleki Sistem Sınavlarında eğitim çalışanlarına salon başkanı, salon gözcüsü ve yedek salon görevlisi olarak neden görev verilmiyor? Konulu yazımıza verilen cevap: 1-Empati kuramıyormuşuz. 2-Sınav süreçleri ile ilgili işlemleri bilmiyormuşuz. 3-Pedagojik formasyonumuz yokmuş. 4- Öğrenci/aday psikolojisini göz önünde bulundurma gibi “yetimiz” yokmuş. 5-Sınavlarda çıkabilecek sorunlara çözüm üretmede yetersiz kalıyormuşuz. Buyurun bakanlığımızın bizlere bakış açısını bir kez daha değerlendirin. Bakanlık sisteminde kolon görevi görenlerin; aylık milyonları aşan ihale ve ödenekleri yönetenlerin yetisi yokmuş, empati kuramıyor, formasyonu yokmuş, çözüm üretme sorunumuz varmış. Bu bahaneler sadece sınav görevledirmeleriyle kalmıyor bakanlığın biz çalışanlara yönelik genel politikası haline geldiğini anlıyoruz. Evet kabulümüzdür diyelim hakaretamiz yazılarınız. Peki bu bakanlığın sorunlarını aşma beceriside mi bizim sorunumuz? Dünya genelinde eğitimdeki yerimiz ve bir türlü orta düzlüğe çıkarmayı akletmeyenlerde mi biziz?  Ortaya çıkan memnuniyetsizlikler, strateji eksikliği ve planlamadaki yetersizliklerde mi bizim eserimiz? Eğitim olarak dünyanın neresindeyiz? PISA rezaletini öğretmen dışı eğitim çalışanları mı meydana getirdi de maruz kaldığı yönetim biçimini hakediyoruz.


Tabi kırgınlıklarımız bununla bitmiyor. Başka bir kırgınlığımız da 2012/44 sayılı genelgeyle alakalı. Hatırlayanınız vardır elbet, genelge 1709 şube müdürü kadrolarına atanmak için çıkarılmış, görevde yükselme eğitimine başvurma hakkı bulunan personelin arasından sırasıyla; öncelikle öğretmen dışı personelin görevlendirilmesi istenmişti (bakınız). Bu genelge ancak bir hafta yürürlükte kalabildi. Gerek memurlar.net,  gerekse diğer tüm kamu haberi yapan sitelerde öğretmen arkadaşlar şeflere ağza alınmayacak hakaretler yağdırdılar. Sendikaları da boş durmadı tabi.  Öğretmen kökenli, Eğitim bir sen, Türk eğitim Sen ve Eğitim sen bu dışarıdan birbirlerine karşı düşman görünen süper üçlü nedense bir anda düşmanlıklarını bir kenara bırakıverdiler.  Genelge için bir araya gelen troyka üçlüsü ortak ağızla genelgeyi bakanla hemen görüşeceklerini, bununla kalmayıp derhal iptal davası açacaklarını söylediler. Nihayetinde oluşturulan kamuoyu ve baskılara karşı koyamayan bakanlık, 2012/46 sayılı genelgeyle 2012/44 sayılı genelgeyi yürürlükten kaldırdı. Tarihte ilk defa eğitim çalışanlarına yönelik küçükte olsa atılan bu adımda kısa süre içinde son bulmuş oldu.  Bu genelge aynı zamanda MEB tarihinde yürürlükten kaldırılan en hızlı genelge rekorunu elinde bulundurmaktadır. Kısacası bu bakanlıkta işimiz zor.  Kariyer yapacağımız alanlar öğretmen arkadaşlar tarafından işgal edilmiş durumda. Hepimiz okumuş çocuklarız en az lisans mezunu olmuşuz. Bakanlığımızın bize layık gördüğü en yüksek kadro şef kadrosudur, bundan ötesine yol kapalı. Alt kadrodan haklı olarak diğer çalışanlar şefliği pek tercih etmiyorlar. Çünkü bu kadronun pek bir esprisi kalmadı. Sadece kağıt üzerinde yönetici o kadar.  Kabul ediyorum öğretmenler bakanlıkta ezici çoğunlukta, kabul ediyorum kendi çoğunluğuna hitap eden sendikaları var ve genel yetkili sendikada onlardan çıkıyor. Evet bu sendikalardan ilginçtir hala umutlu olan öğretmen dışı çokça eğitim çalışanı var ve değişmeyen kaderleri var.  90’lı yılların hemen başında kurulan sendikaları her hak savunmalarında birinci sıraya öğretmen arkadaşları koyarken bizler 2010 yılına kadar hep yanlarında olduk. Bu yirmi yılda meydanlarda coplandık, ıslandık,  gaz yedik ve yerlerde sürüklendik. Bedeli biz öderken kazananı kim oldu? Konu gelmişken başımdan geçen bir olayı anlatayım size. 1999 yılında aday memurken sendika üyeliği aday memur olduğumdan kabul görülmemişti. Buna rağmen iş yerini terk etmiş,  izinsiz eyleme gitmiştim sonrasında müfettişlerce tutulan tutanak sonucu görevden atılma işlemlerim yapılmıştı. Katıldığımız eylemin ana konusu ise öğretmen arkadaşlarımızın ekderslerinde iyileştirme isteğiydi. Halis niyetle yanlarında durduğumuz arkadaşlarımız 2012 deki genelgeye karşı takındıkları tavırları bende ve birçok arkadaşımda büyük kırgınlık oluşturdu.  Tüm eylemlerde ön safta yer alan bizlere karşı  süreç içerisinde öğretmen arkadaşlarımızdan itiraz sesleri yükseliyordu sebebi ise aldığımız ekdersler ve genelge. Ekderse itirazların nedeni şefler sınıflarda derse mi giriyor da ek ders alıyorlar. Şube Müdürlüğü görevlendirmelerinde ise genel itirazları öğretmen hizmetliden emir mi alacak itirazıydı. Evet kazandılar hatta MEB’in hep kazananı haline geldiler. Şefler ve diğer çalışanlar hep haklarından mahrum bırakıldılar. Hep üvey evlat muamelesi gördüler kendi bakanlıklarından.


Artık bakanlığa şu itirazı etme vaktinin geldiğini hatta geçtiğini düşünüyorum. Üst kadrolara geçişte öğretmenlere sağlanan olanaklar bizlere de sağlansın. Bakanlıktaki diğer tüm üst düzey kadrolara geçiş benimde hakkım çünkü bu bakanlığın personeliyim, bu benim en doğal hakkım. Ayrımcılığı ne kul, nede Allah kabul eder. Bu ayrımcılık bitmeli artık.


Öğretmen, şube müdürlüğü ve diğer üst kadrolara geçmek için Eğitim Öğretim Sınıfından akıl almaz kanun ve nizama uymaz şekilde sınıf değiştirerek bizim bulunduğumuz sınıftaki kadroya geçiyor. Şube müdürü ve diğer üst kadrolar genel idare sınıfı kadrosudur. Bu kadrolar bize ait olması gerekirken bir tanesinde yokuz.  Bu kadrolara çok yabancı olan öğretmen arkadaşları gördük çalışma sırasında. Üç dört yıl mevzuatı yazışmayı öğrenmek için uğraş veriyorlar, bazıları bunu başarırken birçok şube müdürü halen işleyişin sıkıntısını yaşıyor. Çıkarda beden eğitim öğretmenini getirir yoğun mevzuatın içine sokarsan nerede verim deyip durursun. Hele teknik hizmetleri ilgilendiren şubelerin hali ortada. Bu kadroya teknik becerisi yüksek bunun öğrenimini görerek deyim yerindeyse kitabını yazmış mühendisi, teknisyeni, teknikeri, programcıyı kenarda tutuyorsun hiç geçmişte alakası bulunmayan bu yönde kafa yormayan bu anlayışa sahip olmayan bir başka sınıftakini getirip bu şubeyi al yönet diyorsun. Efendim milli eğitimin sıkıntıları bitmiyor. Bitmez tabi. İşi ehline vermezsen. Hiç araba kullanmayı bilmeyen birine hadi bugün arabayı sen kullan bilene de sen bir zahmet arka koltukta otur dersen yoldaki kazalardan da sorumlu olacaksın.


Eğitim çalışanları haklı olarak soruyor;


Tüm bunları hak edecek ne yaptık bakanlığ(ımız)a?


Bakanlık neden kariyer yapmamıza engel?


Bakanlığın takındığı bu üvey evlat muamelesi daha ne kadar sürecek?


Tüm bu haksızlıklar ve yukarıda cereyan eden nedenlerden dolayı çalışma barışımız baltalanmış,  iş motivasyonumuz ortadan kalkmıştır.


Biliyoruz ki bakanlık sorunlarımıza kör ve sağır. Diğer sınıftaki arkadaşlarımız ise doyumsuz ve kırıcı. Geleceği karanlık ve kariyer imkânı bulunmayan öğretmen hariç eğitim çalışanları hem bakanlığa hem de öğretmen arkadaşlara kırgın olarak görevlerini sürdürmekte.

Kalın sağlıcakla.

Ahmet YILDIZ
EĞİTBİLSEN Genel Başkanı 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Misafir Avatar
zd72 2 ay önce

şefler 3-5 kuruş para istiyor!!!!!!

Misafir Avatar
Mağdur şef 2 ay önce

Yukarıdaki yazı içimdekini dokmus azı var çoğu yok diyebilirim. Helalin var sayın başkan.

Misafir Avatar
Nebibe 2 ay önce

Sınavlarda çıkan sorunları sınav hizmetlerinin şefi çözmüyormu okulda sorun çıkınca yönetmeliği okumak yerine şefi arayıp soran öğretmen değilmi daha çok bağıran kazanır yöntemiyle çalışan bakanlık mensupları olarak önce idarecimiyiz yoksa memurmu belirlensin ona göre yetkive sorumluluk varsa ona göre ücret verilsin konuyu gündeme getidiğiniz için teşekkürler

Misafir Avatar
Saffet karakol 2 ay önce

Yanlıştan donulmelidir.

Misafir Avatar
Nebibe 2 ay önce

Yol ücreti yok yemek ücreti yok mesai ücreti yok servis yok öğretmene tanınan milli eğitim personeli indirimleri biz maliye personeli olduğumuz için yok ikramiye yok ne var bilemedim

Misafir Avatar
Meb sef 2 ay önce

Yorum yazıyoruz.Yayinlanmiyor.

Misafir Avatar
Bağdat 2 ay önce

Biz de fakulte mezunuyuz. Hatta y.lisans bitiren de var. Nedir ogretmene bu gih ayrıcalığı.

Misafir Avatar
Şef 41 2 ay önce

Bakanlık biz eğitim yöneticilerine kötü davranmayı bırakmalı artık. Kariyer imkanlarimizin önünü açmalı. Aksi halde mutsuz bir şef topluluğuna sahip olmuş olacak.

banner198