MEB Müsteşarı Yusuf Tekin'in Açıklamalarına Dair Değerlendirme
Kamuajans.com - Röportajda Yusuf Tekin’in iki tespiti öne çıkıyor. İlki sistemin 19.yüzyıldan itibaren bugüne kadar uzanan kurgusu ve bu kurgunun ideolojik içeriği ile alâkalı. Tekin, bu durumu şöyle dile getiriyor: “19. yüzyılın başından itibaren felsefesi kurgulanan eğitim çizgisi var. Tek merkezden kurgulanan, herkese aynı eğitimin verildiği sistem. Bizde de, eğitimin içeriği bu tarihlerde oluşturulmuş, hâlâ aynı şekilde devam ediyor. İdeolojik biçimlendirme yapan eğitim felsefesinden vazgeçip, daha çağın gereklerine uygun eğitim gerekli.

Niteliği düşüren faktörlerden birinin de, ideolojik eğitim olduğuna inanıyorum. “


İkinci tespit ise eğitimin dinamik yanına yaptığı atıf. Bilgiye ulaşma yollarının düne göre çeşitlendiği, dijital mecraların devrede olduğu bir süreçte eski usuller ile yola devam edilemeyeceği yönündeki hüküm Yusuf Tekin’in sözlerinde mündemiç.


Bu tespitler benim de katıldığım tespitler. 


Ancak bir sorun var! 


Bu iki tespit ile işe koyulmanın sizi götüreceği çözümler olmalı. Nitekim röportajda Yusuf Tekin Bakanlığın fiziksel altyapı, müfredat ve öğretmen stratejisine ilişkin çözümlerini sıralıyor. Ne var ki MEB’in sorun olarak gördüğü ve çözüm arayışı içerisinde olduğu konular ile Tekin’in benim de katıldığım tespitleri arasında bir intibaksızlık var. Sisteme ilişkin yapılan bir sorun tespitinin ardından çözüm olarak ileri sürülenler teknik düzenlemelerden ibaret olamaz. Bu, sorunu doğru yerden kavrayan tespiti boşa çıkaracağı gibi bizi eğitimin dinamizmine yapılan vurgunun aksine denenmiş yöntem ve teknikleri tekrar eder duruma düşürür. 


Yusuf Tekin mevcudu “Tek merkezden kurgulanan, herkese aynı eğitimin verildiği sistem.” olarak tanımlıyor. Bu tanımda ifade olunan sistemin “zorunlu” olduğunu da aklımızdan çıkarmayalım. Dolayısıyla sorunun bu tanımda kendisini açığa çıkardığını düşünüyor ve röportajın devamında MEB’in bu soruna yönelik çözümlerini okuyacağınız hissine kapılıyorsunuz. Röportajın tamamını okuduğunuzda ise MEB’in öncelikli olarak üç noktayı kendisi için esaslı bir sorun alanı olarak gördüğünü anlıyorsunuz. Bunlar fiziksel altyapı, müfredat ve öğretmen. 


Özellikle “öğretmen niteliğinin yükseltilmesi” ile ilgili olarak MEB’in başının belada olduğu anlaşılıyor. Böyle düşünmemize neden bizzat müsteşar tarafından muhabire anlatılan süreç. Öğretmen alımında mülakatın yegâne sınav olarak kabulü, adaylık süreci, idare, öğrenci ve veli memnuniyeti gibi kriterlerin devreye girmesi…. 


Unutulmamalıdır ki MEB’in öncelikli sorun olarak gördüğü bu üç konu da orijinal değildir ve Meşrutiyet’ten bu yana tartışılagelmektedir. 
Fiziksel altyapı; her dönemin gayesi. Bina, derslik, badana boya... Kara tahtadan tepegöze, projeksiyondan akıllı tahtaya uzanan teknoloji dolu meşakkatli yol.


Öğretmen niteliği; lise mezunlarının da öğretmenlik yapabildiği günlerden her öğretmenin üniversite mezuna olduğu zamanlara. 
Müfredat; Sultan Abdulhamit’ten İttihat ve Terakki’ye oradan Cumhuriyet’e, değişen içerik, değişmeyen kurgu.


Bu üç alanda da sayısız teknik düzenleme, yasa, kanun, yönetmelik… MEB’in esas uzmanlığı haline gelen bu teknik düzenlemelerin kendisi, çoğu zaman eğitimi bakanlık için ikincil bir ilgi nesnesine dönüştürüyor. Bu hummalı teknik düzenleme arzusu Nasrettin Hoca’nın kazanı gibi. Sürekli doğuruyor. Bürokrasi gerekliliğini gereklilikler ihdas ederek sağlama alıyor. Sonunda karşınıza mitolojilerde benzerini bulacağınız devasa bir şey olarak çıkıyor. 


Teknik bakış köreltir ve körleştirir!


Bir noktanın bir sürü uzmanıyla etrafınız sarılır da cümleyi unutursunuz. 


MEB’in acilen cümleye dönmesi gerekiyor!


Geride bıraktığımız 150 yılın muhasebesi bunu haykırıyor. Gelecek yıllarımızın ihtiyacı bunu söylüyor. MEB, bir başlangıç arıyorsa müsteşarının mevcut sistemle ilgili tespitine kulak vermeli: “Tek merkezden kurgulanan, herkese aynı eğitimin verildiği sistem.”


Ali AYDIN
Özgür Eğitim-Sen Genel Sekreteri
17.11.2016
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Misafir Avatar
ÖĞRETMEN 2 hafta önce

sayın müsteşar açıklama yapmış ama önce okulları teknolojiye uygun hale getirsinler. etkileşimli tahtalar takıldı ve interneti bile yok. başka hiçbir değişikliğe gidilmedi teknolojiye uyum adına