MEB'den 15 Temmuz Demokrasi Zaferi ve Şehitleri Anma Programı
MEB öğretmenlere 15 Temmuz anma programı ile ilgili bilgilendirme maili gönderdi.

İşte o mail:
 
Okullarda uygulanacak"15 Temmuz Demokrasi Zaferi ve Şehitleri Anma Programı" ve videoları eba.gov.tr ' de bulunmaktadır.

M.E.B.

Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı


"15 Temmuz Demokrasi Zaferi ve Şehitlerimiz" Programında Dikkat Edilecek Hususlar


1. Anma Programı için bir idareci ve iki öğretmenden oluşan bir komisyon kurulacaktır.

2. Anma programını sunmak üzere uygun sayıda kız ve erkek öğrencinin seçilmesi, 
ilgili komisyon tarafından yapılacaktır.

3. Öğretmen ve öğrenciler ilgili komisyonun belirleyeceği süre içerisinde provalar 
gerçekleştireceklerdir.

4. Programa, şehitler için saygı duruşu ve devamında İstiklal Marşı ile başlanacak, 
şehitlerin ruhu için Fatiha okunacaktır.

5. “15 Temmuz Demokrasi Zaferi ve Şehitlerimiz” programının akışı içerisinde 
EBA’da yayımlanan videolar gösterilecektir.

6. Okul giriş ve koridorlarında “15 Temmuz Demokrasi Zaferi ve Şehitlerimiz” 
anma programının amacına uygun fotoğraflar sergilenebilecektir.

7. Tören başlamadan önce ve tören esnasında, programın amacına uygun olarak 
seçilen müzikler kullanılacaktır.

8. Okullar, imkânları dâhilinde programda değişiklik ve zenginleştirmeler 
yapabileceklerdir.

9. Programın sağlıklı ve anlamına uygun bir şekilde gerçekleştirilmesi için okul 
idareleri ve öğretmenler gerekli hassasiyeti göstereceklerdir.

Program


ÖĞRENCİ (KIZ):


DAVET


Dörtnala gelip Uzak Asya'dan
Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan
 bu memleket, bizim.
Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak
ve ipek bir halıya benzeyen toprak,
 bu cehennem, bu cennet bizim.
Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,
yok edin insanın insana kulluğunu,
 bu dâvet bizim...
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
ve bir orman gibi kardeşçesine,
 bu hasret bizim...1

ÖĞRENCİ (ERKEK):


ŞARKIMIZ BİZİM


Kırılır da bir gün bütün dişliler,
Döner şanlı şanlı çarkımız bizim.
Gökten bir el yaşlı gözleri siler.
Şenlenir evimiz barkımız bizim.
Yokuşlar kaybolur çıkarız düze.
Kavuşuruz sonu gelmez gündüze.
Sapan taşlarının yanında füze,
Başka alemlerle farkımız bizim.
Kurtulur dil, tarih, ahlak ve iman.
Görürler nasılmış neymiş kahraman.
Yer ve gök su vermem dediği zaman,
Her tarlayı sular arkımız bizim.
Gideriz nur yolu izde gideriz.
Taş bağırda, sular dizde gideriz.
Bir gün akşam olur, biz de gideriz.
Kalır dudaklarda şarkımız bizim.2


1. Nâzım HİKMET
2. Necip Fazıl KISAKÜREK

Okul Müdürünün Konuşması


Sevgili öğrenciler,

Binlerce yıldır yaşadığımız bu coğrafyada nice savaşlar, nice afetler, nice yıkımlar yaşadık. 
Ve her defasında vatanımıza sahip çıktık. 19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal’in yaktığı bağımsızlık ateşinin özgürlük mücadelemizin son halkası olduğunu düşündük. Aradan geçen yaklaşık 100 yıla rağmen barış içinde yaşadığımız ülkemizde 15 Temmuz 2016 gecesi hiç beklemediğimiz bir yerden hain bir saldırıya maruz kaldık. Kurtuluş Savaşı’nda Nene Hatun’u, Maraşlı Sütçü İmam’ı, İzmir’i işgal eden Yunanlılara ilk kurşunu sıkan gazeteci Hasan Tahsin’i çıkaran bu bereketli topraklar; 15 Temmuz gecesi de darbecilere karşı ilk kurşunu sıkan Ömer Halisdemir’i, henüz 15’ inde olan Halil İbrahim Yıldırım’ı, Engin Tilbaç’ı da bağrından çıkarmıştır.

O gece umutlarımıza, hayallerimize, özgürlüğümüze pranga vurulmak istendi. O gece 
elleri silahlı karanlık adamlar her gün gelip geçtiğimiz caddeleri, oyun oynadığımız parklara çıkan yolları, okul önlerini kesmiş haramiler gibiydi. Yunus Emre’den, Mevlana’dan, Hacı Bektaş’tan, Hacı Bayram Veli’den, Pir Sultan Abdal’dan, Koca Sinan’dan beslenen bu toprağın evlatları zalimlere karşı istiklali ve istikbali için direndi.

Bütün dünya, bir milletin yurduna nasıl sahip çıktığına o gece bir kere daha şahit oldu. 
İşte sizler de bu ihaneti hatırlayarak büyüyün, çünkü hatırlamak ayakta kalmaktır, sevmektir, mücadele etmektir. Çünkü hatırlamak vatanı savunurken bütün varlığı ile orada olmaktır.

Milletimiz o gece ayağa kalkarak sokağa çıktı ve sinsi duvarları, surları yıktı geçti. İnanan, 
savunan bir halkın önünde hangi güç durabilirdi ki. Ankaralı bir köylü, Erzurumlu bir delikanlı, torunlarının büyümesini bekleyen dedeler, hayata annesinin eteğine sımsıkı sarılarak tutunmaya çalışan çocuklar hepsi sokaklarda, meydanlarda gücü zulme alet edenlerin karşısına bir bayrak gibi dikildi. Bir temmuz akşamında yüreklerinin tam ortasına dayanan namlulara imanıyla karşı çıktı Kimimiz şehrin herhangi bir yerinde bir namlunun ucunda gençliğini bıraktı, kimimiz arkasında gözü yaşlı ama mağrur bir eş, bir baba ve bir çocuk... Kimimiz hayatının her dakikasını birlikte geçirdiği kardeşiyle birlikte şehadet şerbetini içti.

İşte buradayıztoparlandık ve gitmiyoruz. Sesimiz, rengimiz, inancımız, umutlarımız bir. 
Bazen insan yağmur altında yürümek ister, bunun bir anlamı vardır. Bazen insan rüzgâra karşı yürümek ister bunun da bir anlamı vardır. Ve bazı durumlarda insan direnmek ister. Bunun da anlamı vardır ve bu anlam vatandır.

Sevgili çocuklar.

Gecenin karanlığının ardında güneşli bir gün gizlidir. İşte aziz şehitlerimiz, gazilerimiz o 
gece bir toprak nasıl vatan olur, nasıl vatan kalır bir kere daha gösterdiler bize. Ruhları şad olsun.

Şairin dediği gibi: 
“Geceye yenilmeyen her kişiye, ödül olarak bir sabah ve bir gündüz, bir güneş vardır."3

3. Sezai KARAKOÇ

Program

ÖĞRENCİ (KIZ):


15 Temmuz 2016 Cuma, Takvimde bir yaprak olarak mazide yerini almaya hazırlanmıştı. Ta ki…

ÖĞRENCİ (ERKEK):

…Ta ki

Bu topraklardan beslenmiş ama bu toprağa yabancı, yüreklerimize yabancı bir ses kulaklarımıza 
değene kadar.
Önce kulaklara saldırdı bu ses.
Sonraruhumuza ve bedenimize…

Program


ÖĞRENCİ (KIZ):


Görünüşü bizden, ruhu bize yabancı darbeci hainlerdi bunlar,
Malazgirt’ten bu yana devam eden davaya ihanet edenlerdi bunlar,
Aklını kiraya vermiş, vicdanını satmış hainlerdi bunlar,
Yurt dışındaki örgüt lideri FETÖ’ye kulluk eden haşhaşilerdi bunlar,
Bizim gül bahçemizde yetişen ayrık otlarıydı bunlar.
Bunlar,
Engerekler ve çıyanlardır,
Bunlar,
Aşımıza, ekmeğimize
Göz koyanlardır,
 Tanı bunları,
Tanı da büyü...4

4. Ahmet ARİF


ÖĞRENCİ (ERKEK):


Ayın 15’i Cuma,
Hafta sonu hayalleri kurulmuş, ailece vakit geçirmek için planlar yapılmıştı, derken
Demir paletler yürümeye başladı sokaklarda.
Milletin silahı millete doğrultulmuştu.
Milletin özgürlüğüne darbe yapmak istediler.
Geleceğimizi çalmak istediler.
Merhametin yüreğinin attığı bu topraklara kast ettiler.
Milletin iradesinin aynası olan meclisimize bombalar düşmeye başladı.
Çelik kanatların korkunç sesleri, topların ve tüfeklerin şimşek gibi patlamalarıyla etrafa korku
salmaya çalıştılar. 


Program


ÖĞRENCİ (KIZ):


Unuttukları bir şey vardı.
Milleti unuttular,
Bu toprakların nasıl kahramanlar yetiştirdiğini unuttular.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Gençliğe Hitabe ’sindeki “Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti
müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve
şerâitini düşünmeyeceksin!” öğüdüne sadık kaldığımızı unuttular.
Allahın seçtiği kurtulmuş millet!
Güneşten başını göklere yükselt!
Avlanır, kim sana atarsa kement,
Ezel kuşatılmaz, çevrilmez ebet.5


Bu toprakları ve bu toprakları besleyen değerleri anlamazlardı.
1071 Malazgirt’ten beri nakış nakış işlenen Anadolu ruhunu bilmeyen karanlık ellerin
maşalarıydılar.
Her taraftan haberler geliyordu, fidanlar düşmeye başlamıştı memleketimin toprağına.
Asımın nesli bir haber, tek bir ses bekliyordu yurdunu çiğnetmemek için.


ÖĞRENCİ (ERKEK):


Ve beklenen açıklama gelmişti Cumhurbaşkanımızdan, Başkomutanımızdan:
“Ülkemizin birliği, beraberliği bütünlüğüne yönelik bu harekete karşı inanıyorum ki milletçe
vereceğimiz güzel bir cevapla bunlar gerekli olan cezayı alacaklardır. Milletimizi, illerimizin
meydanlarına davet ediyorum, hava limanlarına davet ediyorum. Milletçe meydanlarda, hava
limanlarında toplanalım. Halkın gücünün üstünde bir güç yoktur.”

5. Necip Fazıl KISAKÜREK


Program

ÖĞRENCİ (KIZ):


Bizi biz yapan destanlarımız vardı, hikâyelerimiz vardı, bir de sonradan öğrendiğim selalar vardı.
Oysa sadece Cuma namazı öncesinde ve cenazede okunur sanırdım. Birlik selaları kapladı geceyi.
Minarelerden ruhumuza bir ses fısıldandı “ Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.”


ÖĞRENCİ (ERKEK):


İstiklali ve istikbali için ayağa kalkmıştı artık Asım’ın nesli.
Asım'ın nesli diyordum ya nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek.
Şüheda gövdesi, bir baksana dağlar, taşlar...
O rükû olmasa, dünyada eğilmez başlar. 6

6. Mehmet Akif ERSOY
Program

ÖĞRENCİ (KIZ):


Meydanlara akın başlamıştı hiçbir engel tutamıyordu onları.
Atatürk’ün “Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!” sözünü bir kez daha
hatırladılar ve hatırlattılar.
Canla başla şehadete koşuyorlardı.
Mermileri göğüslerinde söndürmeye koşuyorlardı.
Özgürlüğümüz için, topraklarımıza namahrem eli değdirmemek için koşuyorlardı.
Malazgirt’ten beri gazadan gazaya koşan bir neslin çocuklarıydılar.
“Biz sizi Allah için mücadele edin ve şehit olun diye yetiştirdik.
Gidin ve Başkomutan eve dönün demedikçe dönmeyin” diyordu analar oğullarına.


ÖĞRENCİ (ERKEK):


Çanakkale’deki atalarının ruhuyla koştular, geri dönmeyi düşünmediler.
241 can
Soğuk bir gecenin ayazında düşen çiğ damlaları gibi düştü toprağa.
Özgürlüğümüz için, demokrasimiz için, geleceğimiz için, bizim için
Vatan edilmiş topraklar için…
Ezanımdan alışıp tekbire,
Buldunuz mutluluk, imanımla...
Vatan ettim sizi ey topraklar
Beş vakit damgalayıp alnımla. 7

7. Arif Nihat ASYA


Program

ÖĞRENCİ (KIZ):


Her biri ayrı bir destan yazdı, her biri ayrı bir destandı.
Tankların, tüfeklerin, uçakların karşısına çelikten imanlarıyla çıktılar.
Çünkü iman varsa, imkân da vardı.


ÖĞRENCİ (ERKEK):


Bir direnişin destanı yazıldı o gece.
Onlar bizim için direndiler, geleceğimiz için, onurumuz için.


ÖĞRENCİ (KIZ):


15 Temmuz gecesi yaşananları Özel Kuvvetler Komutanı Zekai Aksakallı Paşa şöyle anlattı:
"Başçavuş Ömer Halisdemir'i aradım, Ömer benim koruma astsubayımdır. Ömer'e, "Sana, vatanımız ve milletimiz adına tarihi bir görev veriyorum. Darbeci hainlerin liderini karargâha girmeden durdur! Bunun sonunda şehadet var. Biliyorsun seninle 20 yıllık beraberliğimiz var.

Hakkını helal et" dedim.

Başçavuş Ömer Halisdemir, sonu şehadete varan emir üzerine vakur bir sesle Zekai Paşa'ya 
hitaben, "Baş üstüne komutanım, hakkım helal olsun. Siz de helal edin" dedi.

Bu sırada darbecilerin lideri helikopter pistinden karargâha yürüyordu. 10 kişilik koruma ekibi 
etrafındaydı. Tam karargâh binasının girişinde Özel Kuvvetler Koruma Astsubayı Başçavuş Ömer Halisdemir tarafından durduruldu. "Karargâha giremezsiniz. Zekai Paşa'nın emri" demeye kalmadan, kendisini etkisiz hale getirmeye çalışan hainlere rağmen, tabancasını çekti, darbeci hainlerin liderini vurdu. Halisdemir ise oracıkta vatan toprağına düştü.


ÖĞRENCİ (ERKEK):


Levent'teki evinde kalkışmayı öğrenen 50 yaşındaki Şerife Boz'un, mahalleliyi Taksim'e kamyonla götürmesi, darbenin simgeleşen fotoğraflarından oldu.

Yanına 61 yaşındaki komşusu Sema Tutar'ı da alarak yollara koyulan kahraman ev kadını Boz, 
kullandığı kamyonla vatanı savunmak isteyenleri darbecilerle mücadeleye taşıdı.

Program

ÖĞRENCİ (KIZ):


Bir destan yazıldı o gece.

Uçaklar insanlara bomba atmasın diye tarlasındaki ekinleri yakan sonra da devletin verdiği 
yardımı kabul etmeyen koca yürekli amca,
Türkiyegenelindeki polislerin verdikleri yemek siparişlerinin ardından ücret ödeme taleplerini "Ücretini 15-16 Temmuz tarihinde canlarınızla, fazla mesailerinizle ödediniz, afiyet olsun" yazılı fişlerle reddeden esnaflar,

Deprem Sigortası yaptığı kişinin polis olduğunu öğrendikten sonra faturaya "Bu ülkenin sigortası 
tarafınızdan yapılmıştır. Ayrıca deprem sigortasına gerek yoktur" yazılı kaşe basan firma yetkilisi,

Bir olmayı, diri olmayı, hep birlikte nasıl Türkiye olunacağını bizlere gösterdiler.


ÖĞRENCİ (ERKEK):


O gece boğaz köprüsünde, Ankara’da ve ülkemizin bütün illerinde meydanları dolduran milletimiz vatanına bir kez daha sahip çıkmıştır,
Mazlumların coğrafyasını ezdirmemiştir,
Vatanın ne demek olduğunu,
Vatanın kimin olduğunu bir kere daha cihana haykırmıştır.


Program

ÖĞRENCİ (KIZ):


BU VATAN KİMİN


Bu vatan, toprağın kara bağrında
Sıradağlar gibi duranlarındır;
Bir tarih boyunca, onun uğrunda
Kendini tarihe verenlerindir...
Tutuşup kül olan ocaklarından,
Şahlanıp köpüren ırmaklarından,
Hudutlarda gaza bayraklarından,
Alnına ışıklar vuranlarındır...
Ardına bakmadan yollara düşen,
Şimşek gibi çakan, sel gibi coşan,
Huduttan hududa yol bulup koşan,
Cepheden cepheyi soranlarındır...
Tarihin dilinden düşmez bu destan:
Nehirler gazidir, dağlar kahraman,
Her taşı bir yakut olan bu vatan,
Can verme sırrına erenlerindir...
Gökyay'ım ne yazsan ziyade değil,
Bu sevgi bir kuru ifade değil,
Sencileyin hasmı rüyada değil,
Topun namlusunda görenlerindir...8


8. Orhan Şaik GÖKYAY 

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Misafir Avatar
Öğretmen 3 ay önce

Tek kelimeyle; HARİKA...