Eğitim Ve Sınav Sistemine Dair, Ne Sorular Cevapsız Ne De Sorunlar Çözümsüz Kalmalıdır

Bu konuda, özellikle liselere ve üniversite giriş sınavı için söylediğimiz ve söyleyebileceğimiz o kadar çok şey var ki. Yetkililer gözünden bakmaya çalıştığım zaman, sizden yeni bir sisteme geçmeniz isteniyor ve zamanınız kısıtlı. Bu kısıtlı zamanda da, her kesiminde kabul edebileceği bir sistem getirmeniz gerekiyor. Bir çırpıda değerlendirme ve analizler yapılıyor ve sistem açıklanıyor. Ve tabii, bu hızla açıklanan bir sistem için de, eleştiriler ve tepkilerin de önü arkası kesilmiyor. Bu yüzden, onların da bu süreçte işleri hiç kolay değil. Onları da anlamaya çalışıyorum. Ancak, şu soruyu da tüm yetkililere sormak istiyorum;

Bir insanın geleceğini etkileyen bir sistemi oldu bitti ye getirmek, onların geleceğine yapılan bir haksızlık değil mi?

Eğer bu sorunun cevabı hayır ise, zaten diyeceğim hiçbir şey kalmaz, çünkü toplumu düşünmeden hareket eden insanlar, ne söyleseniz de bildiğini okuyacaklardır. Yok, cevabınız olması gereken “evet” ise, aşağıda sıralayacağım maddeleri düşünmek ya da uygulamak bu kadar zor mu, onun da cevabının verilmesi gerekiyor.

*Bir sistem uygulanacaksa, adaptasyon süreci için, en az 1 yıl verilmesi gerekmiyor muydu? Öğrencilerin, öğretmenlerin bir anda yeni sisteme kusursuz şekilde adapte olacaklarını düşünmek ne kadar doğru?

*Sınavda sorulacak derslerle ilgili, yeterli soru sayısı belirlemek bu kadar mı zor? Ya da diğer bir deyişle, soru sayısını azaltarak sosyal bilimleri önemsizleştirmek bu kadar mı kolay? Madem, değişiklik yapıldı, neden coğrafya dersi es geçiliyor, neden soru sayısı arttırılmıyor?

*İlk yapılan açıklamaya göre, Sınav iki oturum yapılacaksa ve aynı gün olacaksa ve ikinci sınavın puanının hesaplanması için, ilk sınavın baraj puanı gerekecekse, bu sınavın puanının, sınav biter bitmez açıklanmasının mümkün olmayacağı düşünülemiyor mu? İlla bir yanlıştan dönülmesi için, onlarca eleştiri ve tepki ile mi karşı karşıya mı kalınması gerekiyor?

*İlk oturumda, öğrencilerin türkçe ve matematik yeterliliğini sorgulayacağız derken, yine gelen tepki ve eleştiriler üzerine, sosyal ve fen bilimleri bu soruların içine yerleştireceğiz demek, hızla ve ortamı yatıştırmak için alınmış bir karar demek değil miydi? Akabinde, sosyal bilimler ve fen bilimler için ayrı soru sorulmaya karar verilmesi de bu gerçeği doğrulamıyor mu?

*İlk oturumu açıklarken, fen ve sosyal bilimleri hiçe sayarak, özellikle meslek lisesi ve sağlık bölümü okuyacakları, bu bilimlerden sorumlu tutmamak, kabul edilebilir miydi? Böyle bir gerçeği görmezden gelmek gibi bir durum söz konusu olabilir mi?

*O yüzden, sistem açıklanırken, bölüm ve puan türlerinin de iyice net bir şekilde açıklanması da gerekmiyor muydu? Öğrenci, psikoloji, sosyoloji, hukuk okuyacak ama, hala yeterli sosyal bilim sorusu çözmeyecek olması da, onların bu derslerden de ister istemez uzaklaşacağının da bir göstergesi olmayacak mı?

Üniversite giriş sistemi ile ilgili, zaman için de daha çok soru ve problemlerle karşılacağımıza ne yazık ki eminim ama inşallah yanılan ben olurum. Üniversite kadar, liselere giriş sistemi ile ilgili de, yetkililere tekrar sorma ve hatırlatma gereği duyduğum sorularım var. O sorulara gelecek olursak;

*Sınav ile girilecek okullar için “nitelikli” tabiri yaparken, toplumun diğer okullar için niteliksiz mi düşüncesine kapılacağı hiç mi düşünülemedi?

*Sınav mecburiyetini tam olarak ortadan kaldırmadan, sınava girecek ve girmeyecek öğrenciler aynı sınıf içinde aynı motivasyon içinde olabilecekler mi? Özellikle son sınıfta, bir yanda sınav stresi yaşayan öğrenciler ile, hiç stres yaşamayan öğrencilere karşı, öğretmenler nasıl bir tavır sergileyecekler? Bu konuda yaşanabilecek sıkıntılar için, gereken ön çalışma yapıldı mı?
*İlk açıklamada nitelikli okullar için 60 soru sorulacağı açıklanırken, gerçekten ölçme ve değerlendirme açısından “nitelikli” bir değerlendirme olacağı mı düşünüldü? Gerekli eleştirilerden sonra, soru sayısının 90 olacağı dile getirilmesi, ilk değerlendirmenin de yeterli yapılmadığının da bir göstergesi değil mi?

*Kendilerine en yakın okulu seçme hakkı tanınmasıyla, neredeyse bir eğitim göçünün yaşanılacağı ne denli düşünüldü? Bu umutla göçen ailelerin, seçeceği okulda yaşayacağı herhangi bir kontenjan sıkıntısına dair ne kadar önlem alınabilecek ve çözüm sunulabilecek?

*Adrese dayalı tercih kararının ardından, yaşanabilecek sahte adres ilanları, konut fiyat ve kiralarının artması gibi konuların ortaya çıkacağı düşünüldü mü? Düşünüldüyse, bu konuda ciddi bir kontrol mekanizması olacak mı? Yoksa, herkes birbirinin hakkına girmek durumunda mı kalacak?

Üniversite ve liselere giriş sistemi kadar, öğretmenlerimize verilen değerin de sorgulanması ve şartlarının da iyileştirilmesi gerekiyor. Çünkü, eğer bir sistemde başarı bekleniyorsa, bunun yolu da öğretmenlerimizden geçiyor. Onlara ne kadar imkan ve olanak sağlanırsa, öğrencilerin başarılarının da o yönde artacağı kanaatindeyim. Bu sebeple, aşağıdaki sorularında yetkililere sorulması ve gerekli cevapların ise uygulama olarak sunulması gerekmektedir.

*Öğretmene not sistemini hayata geçirirken, özellikle öğrencilerin öğretmenleri değerlendirirken yanlı bir not ve yorum yapabileceği düşünüldü mü? Sadece öğrenciler değil, herkes öğretmene not verirken, ne kadar tarafsız yaklaşabilecekler? Ayrıca, bu sistem getirilirken, öğretmenin kendini herkese mecbur ve şartlı hissetmesi de, özgürce ve huzurlu bir şekilde öğretim vermesine engel olmayacak mı?

*Dışarda, binlerce öğretmenimiz atama beklerken, mevcut öğretmenlerimizi sistem değişikliği ve soru sayısı azlığı ile de sıkıntıya sokarken, okullarda ve sınavlarda başarı beklemek, hem de kısa sürede ne kadar gerçekçi? Eğitimin hak ettiği yere ulaşması için, öncelikle tüm öğretmenlerimizin açıkta kalmaması ve öğretimlerine bir an önce başlamaları, topluma nitelikli bireyler kazandırmaya başlamaları gerekmiyor mu?

*Okullarımızda, öğrencilerimizin psikolojik anlamda destekçisi, sınava gittiği yolda önemli bir yol gösterici olan rehber öğretmenlerimize, zoraki görevler verilmesi, öğrenci gözünde rol çatışmasına girmesi, öğrencinin motivasyonunu olumsuz yönde etkileyeceği kadar, rehber öğretmenlerimizin de sistemini bozmayacak mı? Bu konuda, rehber öğretmenlerimizin daha etkili olması adına, daha özgür hareket etmesi ve daha destek görmesi gerekmiyor mu?

Türk eğitim sistemi adına, daha yazılacak o kadar çok şey çıkar ki. Ancak, önemli olan sayfalarca kelimeler tüketmek yerine, bir an önce yerinde kararlar için harekete geçilmesi gerekiyor. Ve ne olursa olsun, her şey kişinin kendisinde, yani yetkililerin kendisinde bitiyor. Yukarıda sorduğum onlarca soruyu, kendilerine sorabilmeleri ve çözüm üretmeleri gerekiyor. Dinamik ve duygusal bir ülkede yaşıyoruz. Kararlar alabilmek ve uygulamaya geçirmek kolay değil ve bu kadar da çabuk ve kolay olmamalı. Detaylı analiz ve çalışmalar, kamuoyu yoklaması yapılmalı, artısı ve eksisi enine boyuna tartışılmalı. Tabiri caizse, gerekirse geç olmalı ama güç olmamalı.

Tüm bunların yanında, toplumun hangi kesimi olursa olsun, kendi çıkar ve ön yargılarından arınmalı ve eğitime gerçekten gönülden sahip çıkmalıdır. Eğitim, birilerinin rant yeri değil, okumaya ve kendini geliştirmeye istekli herkesin yeri olmalıdır. Bu bilinci ne kadar algılayabilirsek, kendimize kabul ettirebilirsek, kendimiz kadar herkesi de düşünebilirsek, yarın daha sağlam ve kalıcı bir eğitim sistemimiz olacaktır. Ve hangi sistem gelecek olursa olsun, asla sarsılmayacak ve yıkılmayacaktır.

Yeter ki, bizler önce eğitimin sonra da, bu öğenin unsurları olan öğretmenlerimizin ve öğrencilerimizin kıymetini her zaman bilelim ve sahip çıkalım.

Her yanı eğitimin hakkını veren insanlarla dolu nice nice güzel yarınlara…

Özkan Göğercin
Eğitim Ajansı 

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.