Eğitim Sistemimizin 3 Önemli Sorunu
1. EGO: Müdürün en iyi benim, en iyi yönetici benim şeklinde düşünmesi, öğğetmenin ben öğretmenim senden öğrenecek bir şeyim yok tarzında öğrenciye yaklaşması. Öğrenciye aptal, gerizekalı olarak bakması, öğrenciyi sen ne biliyorsun ki şeklinde yaklaşması ve En iyi öğretmen benim modunda takılması. Herşeyi o biliyor, en iyi o yapıyor, en iyi dersi o anlatıyor, en iyi nöbeti o tutuyor, en iyi Müslüman o, en adil o net veriyor.


En güzel sınavı ben yapıyorum, en güzel evrakları ben tutuyorum en iyisi benim şeklinde düşünmesi.
 “Hiçkimse bu dünyada bulunmaz hint kumaşı değil, mezarlıklar vazgeçilmez insanlarla dolu.”
Dünya hiç kimsenin etrafında dönmüyor, dünya kendi ekseni etrafında dönüyor.
Bulunduğumuz görevlerde nöbetçi miyiz, işgalci miyiz? Bize verilen görevde bizler nöbet tutan askerler gibi olmalıyız.
“İŞİMİZE VÂKIF, İŞİMİZDE VAKIF” olmalıyız.


 2.  SEVGİ:  Öğrencinize duygu transfer etmeden bilgi transfer edemezsiniz arkadaşlar.  Öğrencilerinize önce dokunmalısınız, varlığını kabul etmeli, varlığınızı kabul ettirmelisiniz. Sizi sevmesini , dersinize ilgi duymasını sağlamalısınız. Bunu yapmadan öğrenciye bilgi transferi yapamazsınız.
Öğrenciye dersi öğretemeyebilirsiniz, öğrenci dersi öğrenemeyebilir. Ancak Nefret ettiremezsiniz. Hele bu Kuranı Kerim dersi ise, hele bu Arapça ise, Hele bu hadis dersi ise.
Vicdan dediğimiz şey; Allah’ın kalbimizdeki sesidir.” der Nurettin TOPÇU
Nerede bu vicdan?
Öğretmen ilk önce “ Cana Saygı” yı öğrenciye vermelidir. Bilgi ikinci derecede önemlidir. Bilginin ait olduğu davranış biçimine ikna etmeden ona öğrettiğiniz hiçbir bilginin hiçbir önemi yoktur.
Biz Öğrencilerimize saygı, sevgi ve değerli olduklarını hissettirmemiz gerek.
Duygu transferi yapmadan Bilgi transferi yapamayacağımızı unutmamalıyız.
Kainat İnsan varolduğu için değerli.
Zamana, mekana ve eşyaya değer katan şey insandır. İnsan değerlidir.
Önce kendimizi seveceğiz, sonra ailemizi, öğrencilerimizi, işimizi.


3. FERDİYETSİZLİK( TEK TİPLEŞTİRME): Herkesi ferd olarak , birey olarak kabul edip değerli görmek ve değer vermek yerine herkesi tek tipleştirmeye, tek bir modele sokmaya çalışmamalıyız.
Sınıftaki en iyi öğrenci kimse , diğer tüm öğrencilerin de öyle olmasını beklemek ve istemek abesle iştigaldir. Bu normal hayatta da böyledir, yöneticilikte de böyledir. Her yerde böyledir.
İnsanlar farklı kültür, huy, mizaç, gelenek, görenklere, ideolojilere fikirlere ve inançlara sahiptir. Herkesi nasıl bir modele sokacağız. Bu mümkünmü ki öğrencielrimizden böyle olmalarını bekliyoruz.
Bu konuda ısrarcı olmak eğitimde şiddet ya da farklı eğilimlere kapı aralamaktadır.
Baskıcı bir yöntem izlemeye ve işlerin rayından çıkmasına neden olmaktadır.
 
O halde ne yapacağız;?
İnsan Hatayı Kabul  Ettiğinde düzelme başlar.
Hangimiz suçu kabul ediyoruz. Kim suçu kabul  ediyor?
Allah Kur’anı Kerim’de bir topluluk kendini değiştirmedikçe Allah o topluluğu değiştirmez buyuruyor.” Düzelme önemlidir.
Düzelmenin olabilmesi için hatalarımız görmemiz yada birilerinin bize göstermesi gerekiyor.
 
“KABULLER DEĞİŞMEZSE DAVRANIŞLAR, DAVRANIŞLAR DEĞİŞMEZSE NETİCELER DEĞİŞMEZ”
 
Musa KURT
Eğitim Yöneticisi 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Misafir Avatar
globanlıkao 3 hafta önce

Artık bina çökmüştür. altında kalmamak için kenardan seyredip toplum olarak susuyoruz.