Eğitim Hakkını Kim Engelliyor?

Bu yazı üzerine Şubat-2015 tarihinden itibaren illerde, Eğitim Sen’in ‘Savaşa Karşı Barışa Ses Ver’ temalı eylem ve etkinliklerine (29 Aralık eylemi) katılan kamu emekçileri hakkında, bazı illerde adli ve idari soruşturmalar açılmış; bu soruşturmalar sonucunda bazı illerde kınama ve aylıktan kesme cezaları verilmiş, bazı illerde de dosyalar hakkında cezai işlem yapılmayarak, Bakanlığa gönderilmiş; Bakanlığa gönderilen dosyalar, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası beklenmeyen bir şekilde, 07.09.2016 Tarih ve 9583020 sayılı Makam Oluru ile 11 285 kamu emekçisi hakkında görevden uzaklaştırma tedbiri alınmasıyla yeni bir aşamaya gelmiştir.

Milli Eğitim Bakanlığı Rehberlik ve Denetim Başkanlığının, ‘Eğitim Hakkını Engelleyici Eylemler’ suçlamasıyla başlattığı soruşturmada, konu edilen ‘Eğitim ve öğretimin engellenmesi’ fiili, 5237 Sayılı Türk Ceza Yasasının 112.maddesinde düzenlenmektedir. Madde şu şekildedir;
“(1) Cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla;

a) Devletçe kurulan veya kamu makamlarının verdiği izne dayalı olarak yürütülen her türlü eğitim ve öğretim faaliyetlerine,

b) Öğrencilerin toplu olarak oturdukları binalara veya bunların eklentilerine girilmesine veya orada kalınmasına,
Engel olunması hâlinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.”

Görüldüğü gibi, 5237 sayılı Kanunun 112 inci maddesi ile düzenlenen eğitim ve öğretimin engellenmesi suçu, kasten işlenebilecek suçlardan olup, devletçe kurulan veya kamu makamlarının verdiği izne dayalı olarak yürütülen her türlü eğitim ve öğretim faaliyetlerine ve öğrencilerin toplu olarak oturdukları binalara veya bunların eklentilerine girilmesine veya orada kalınmasına cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla engel olunması suç sayılmıştır.

29 Aralık eylemine ilişkin açılan soruşturmalarda, ilgililere genel olarak şu sorular sorulmuştur;

-29 Aralık eylemine katıldınız mı?

-29 Aralık eylemine neden katıldınız?

-29 Aralık tarihinde eylem olduğunu ve okula gelmeyeceğinizi velilere söylediniz mi?

-29 Aralık tarihinde okulda olmayacağınızı öğrencilere söyleyerek, onların okula gelmesini engellediniz mi?

-29 Aralık günü yapılan basın açıklamasına katıldınız mı?

Öğretmenlerin tamamına yakınının bu sorulara; eylemin sendika kararı doğrultusunda yapılan bir eylem olduğu için katıldığını, velilere; okula gelip-gelmeyeceği konusunda herhangi bir telkinde bulunmadığını, öğrencilere; okulda olup-olmayacağını söylemediğini, basın açıklamasına katılıp-katılmama konusunda da her öğretmenin kendi somut durumuna göre cevap verdiği, görülecektir.

Bu durumda, TCK’nin 112.maddesine göre;

-Öğretmenler, hangi eğitim-öğretim faaliyetini engellemiştir?

-Öğretmenin sendikal eylem ya da herhangi başka bir nedenle 1 gün okula gelmemesi durumunda eğitim-öğretim faaliyeti engellenmiş mi oluyor?

-Öğretmen çeşitli nedenlerle okula gelmediğinde, eğitim-öğretim faaliyetinin devam ettirilmesi konusunda mevzuatta alınmış çeşitli tedbirler yok mudur? Bu tedbirler okul idareleri tarafından alınmamış mıdır?

-Öğretmenler, hiçbir öğrenciye sözle dahi olsa okula gelmemeleri konusunda bir telkinde bulunmamışken, maddede düzenlenen öğrencilerin toplu olarak oturdukları binalara veya bunların eklentilerine girilmesine veya orada kalınmasına cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla engel olunması suçunu nasıl işlemişlerdir?

-Hangi öğretmen 29 Aralık eylemi sırasında okul önlerine giderek, öğrencilerin okula girmesini cebir ve tehdit kullanarak engellemiştir?

-Okul idarecileri, 29 Aralık eylemine katılan öğretmenler hakkında, eğitim-öğretim hakkını engelleyici eylemlerden dolayı tutanak tutmuşlar mıdır? O tarihte okullarda eylem katılan öğretmenlerin neden olduğu herhangi bir olay olmuş mudur?

-Uluslararası sözleşmeler, yasal ve anayasal düzenlemelerle güvence altına alınmış olan sendikal hak ve özgürlüklerin kullanılması, düşünce ve ifade hürriyeti kapsamında toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılma, basın açıklaması yapma hakkı gibi en doğal haklar, ne zamandan beri suç sayılmaktadır?

Görüldüğü gibi, 29 Aralık eylemi nedeniyle bu eyleme katılan öğretmenler tarafından, TCK’nin 112.maddesinde düzenlenen ‘Eğitim ve öğretimin engellenmesi’ fiilinin işlendiğine dair hiçbir somut delil, tutanak altına alınmış herhangi bir olay, idareciler tarafından şikâyet konusu yapılmış ve sübuta ermiş bir fiil bulunmamaktadır. Bu tür durumlar varsa, zaten mer’i mevzuat yürürlüktedir ve ilgililer tarafından her zaman adli ve idari işlemler yapılmaktadır.

Bu durumda, çağdaş demokrasi anlayışının ve sosyal hukuk devleti ilkesinin temel ilkelerinden olan örgütlenme özgürlüğünü, sendikalar kurarak ve sendikal faaliyetler yürüterek kullanan kamu emekçileri için herhangi bir suçlama getirilmesi doğru mudur?

Bu nedenlerle MEB, 29 Aralık eylemi nedeniyle görevden uzaklaştırma işlemi uyguladığı kamu emekçilerini bir an önce görevlerine döndürmeli, açılan soruşturmaları durdurmalı ve sonraki yıllarda çalışma barışını ve sendikal işleyişi bozmaya aday bu süreci bir daha açmamak üzere kapatmalıdır.
Çünkü halen birçok sendika ve konfederasyonun yaptığı basın açıklamalarının, uygulamakta olduğu bazı eylemlerin eğitim-öğretimle, kamu görevlilerinin mesleki-özlük haklarıyla ilgisi olmayan siyasal eylemler olduğundan bahisle, yapılacak bir suç duyurusu sonucunda yüzbinlerce öğretmen ve kamu emekçisi hakkında yasal işlem yapılması gerekecek ve bu süreçler sonucunda kaotik bir ortam ortaya çıkacaktır.
 

Abdullah Damar

Eğitimci-Yazar

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Misafir Avatar
yakup 2 ay önce

ağzınıza yüreğinize kaleminize sağlık hocam