2019'da Sabahçı-Öğlenci Diye Bir Şey Kalmayacak

İşte Başbakan Yıldırım'ın konuşmasından satırbaşları;

Türkiye büyüyor, gelişiyor. Size çok ama çok güveniyoruz. Türkiye'nin geleceğini size emanet edeceğiz. Bir öğretim yılı daha geride kalıyor. Karne alıyorsunuz. Karne almakla beraber tatili de hak ettiniz. Yalnız bir şey görüyorum. Biz karne alıncaya kadar karnemiz elimizde olmazdı. Şimdi herkesin elinde karnesi var. Heyecan azalıyor. Her ne kadar ne alacağımızı tahmin etsek de karne alırken heyecan doruğa çıkıyor, karneyi öğretmenimizin elinden aldıktan sonra ya çok fazla seviniyorduk ya da az seviniyorduk. Sevgili gençler önümüzdeki günlerde dinlenmeyi, gezmeyi tozmayı fazlasıyla hak ediyosunuz. Bir öğretim yılı boyunca çalıştınız, ödevlerinizi yaptınız, okulunuza düzenli geldiniz. Şimdi artık tatil zamanı.

ALTINDAĞ'DAN TÜM ÖĞRETMENLERİMİZE SELAM GÖNDERİYORUM

Yurdun her köşesinde eğitim öğretim yapan tüm öğretmen ve öğrencilerimize buradan selam gönderiyoruz. Altındağ Cebeci Ortaokulu'ndan bütün öğrencilerimize, öğretmenlerimize selam gönderiyoruz. Milyonlarca velimize anneye, babaya selam gönderiyoruz. Yılboyunca gösterdiğiniz ve harcadığnız emekler için hepinizi kutluyor teker teker gözleriniden öpüyorum. Karnem daha iyi olabilirdi diyenler olabilir. Diyeceksiniz ki, sağlık olsun bir daha ki sene daha iyi olur. Olmuş işe üzülmenin bir faydası yok. İnşallah seneye daha iyi olur. Takdir almak en son işse o zaman takdir alanların bir şey demesine gerek yok. Bu yıl yapamadıklarınızı, eksik kalanları seneye tamamlarsınız.

KİTAP YOKTU, DERS MALZEMESİ HİÇ YOKTU

Herhangi bir sebeple istediği sonucu karnesinde göremeyen yavrularımız hiç şüphe etmiyorum ki, yeni öğretim yılında daha güzel notlar alacaklardır. Sizler Türkiye'nin gerçekten umudusunuz, geleceğisiniz. Hepinizle gurur duyuyorum. Değerli öğretmenler her yeni öğretim-eğitim yılı başında Türkiye'yi yarınlara taşıyacak yavrularımızı sizlere emanet ediyoruz. Sizlerl yılboyunca büyük bir emek gösteriyorsunuz, onların en iyi şekilde yetişmeleri için elinizden geleni yapıyorsunuz. Şu anda sizlerin ellerinde şekillenen sadece bu yavrularınız değil aynı zamanda Türkiye'nin geleceği var. Her bir öğretmen arkadaşımızın bu şuurla hareket ettiğini, buna göre çalıştığını biliyorum. Hepimiz bu sıralardan geçtik, bu karne heyecanını yaşadık. Ama siz bize göre daha şanslısınız. Memleketin imkanları şimdi daha fazla. Ben ilkokulda okurken elektrik yoktu. İdare lambasıyla yer sofrasının üzerinde az ışık, beri tarafı karanlık ortamda okuyup ödev yapmaya gayret ederdik.

ŞİMDİ ÖĞRETMENİNİZLE ANNE BABANIZDAN FAZLA BERABERSİNİZ

Babam ilkokul üçüncü sınıf öğrencisiyken bana matematikten havuz problemi sordu. Yapamayınca beni sokağa attı beni. Bu kadar emek veriyorum, yazıklar olsun diye. Tabii ana yüreği dışarıda kar yağıyor, geldi aldı beni içeri. Aneler babalar yemezler, içmezler yavruları için hasrederler. Onları geleceğe hazırlamak, onlar için parlak bir gelecek hazırlamak en önemli hedefleridir. Bir öğrenci için en güzel örnek öğretmenidir. Şimdi belki evde annenizden, babanızdan birlikte olduğundan daha fazla burada öğretmenizle beraber oluyorsunuz. Biz ilkokula başladığımızda öğretmenimize hayran olurduk ve öğretmen olmak isterdik. Ben hep öğretmen olmak istemişimdir ama nasip olmadı. Onun hikayesini de anlatayım mı size, niye olmadı?

ALDI İMTİHAN KAĞIDIMI YIRTIP ÇÖPE ATTI

Ortakokulda İstanbul'da başladım. Yatılı öğretmen okulu imtihanına gireceğim. Bunun için müracaat ettim. Sınav gününe birkaç gün var. Şimdi imtihan mı kullanıyorsunuz, sınav mı? Sınav da güzel, imtihan da güzel. Size tavsiyem yabancı kelime kullanmayın. Dil bir ülkenin bağımsızlığını simgesidir. Elimde sınav kağıdı yok, dediler ki "Senin sınav kağıdın müdür beyde". Müdür Bey'in odasına girdim sınav kağıdını istedim. Aynı zamanda coğrafya öğretmenimiz. Bana baktı, kağıda baktı "Sen şimdi öğretmen mi olacaksın?" dedi. "Evet" dedim. Kağıdı yırtıp, çöpe attı! Dünyam yıkıldı! Odasından kovdu beni. "Benim halimi görmüyor musun?" dedi. Ortaokuldaki müdürüm benim bütün gelecek programımı değiştirdi. Öğretmen değilim ama zorluklarını biliyorum. Eşim Semiha Hanım ilkokul öğretmeniydi. O sürekli çizgiler, cetveller yaparak

MÜDÜR BEY "HOCAM DERSLER BOŞ GEÇSİN! BEYİNİ GÖNDERME" DEMİŞ

Öğretmen size ders verip sınıftan çıkmıyor. Siz tatile gidiyorsunuz öğretmenin işi bitmiyor. Herkes zanneder ki, öğretmen senenin yarısı çalışıyor, yarısı tatil yapıyor. Öyle bir şey yok. İTÜ'de öğrenciyim. Hanım hastalandı, sınıf boş kalmasın dedi, sen ders ver dedi. Peki dedim. Benim için de farklı bir tecrübe olacaktı. İçeri girdim, bir uğultu bir gürültü göz gözü görmüyor. Benim geldiğimi fark etmiyorlar. Bekledim, bekledim değişen bir şey yok. Baktım olacak gibi değil, şöyle tahtaya yumruğumla vurdum, herkes toparlandı baktılar. Sonra tekrar bağırmaya, çağırmaya başladılar. Sinirlendim bir tane yavrumuzun yakasından tuttum, havaya kaldırdım. Havaya kaldırınca herkes mum gibi durdu ve yerine oturdu. O dersi güç bela tamamladık. Hanım sordu, gayet güzel mum gibi oldu dedim. Sonra okula gidince Semiha Hanım, müdür bey demiş ki, "Hocam dersler boş geçsin de beyini gönderme" demiş. "Boş geçsin, ziyanı yok" demiş. 

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.