Rab insanı yaratıp dünyaya gönderdiğinde, Âdem ile eşi Havva dünyada buluşana kadar birçok çileli günler yaşamış sonra Rahman Dağın da buluşmuşlardı. İlk insanın dünyada buluşma hasreti son bulmuştu. İnsanın bitip tükenmeyen hırsları ve istekleri dünya üzerine buram buram yayılırken benliğini isteklerle doldurdular. Rab insanoğluna peygamberlerle tebliğler gönderip kendisi her şeyden çok sevmelerini söylemiştir. Bu işin tasavvuf boyutu olsa da peygamberlerin bu kurala uyduğunu görmeden geçemiyoruz. Nuh peygamber sevdiği oğlunu suların içinde bırakırken, İbrahim peygamber İsmail peygamberi kurban etmeye çalışırken, Eyüp peygamber tüm çocuklarını kaybettiğinde ve peygamberimiz annesini kaybettiğinde en sevdikleri şeyleri bırakmak zorunda kaldılar. Sevginin en büyüğü Rabbedir. Dinimiz de buna İnfak denir. Terminoloji anlamından ziya de dini anlamı en sevdiğinden ayrılıp onu Allah yolunda kullanmaktır. Bu yaratıcının en çok hoşlandığı bir harekettir. Çünkü Rab insanı çıplak dünyaya gönderip çıplak olarak geri almaktadır. Maalesef insanoğlu dünya üzerinde yayıldıkça, dünyasal emtiaya önem verip gönlünü ona kaptırdı. Para, makam, mal, mülk için ruhunu bir çırpıda şeytana satıverdi. Oysaki yüce yaratıcı insanların bu durumunu görüp maddeyi değil kendini memnun edecek hal ve hareketlerin daha hayırlı olacağını kutsal kitabımız da iletmiştir. Bu durum da insan dünya da en sevdiği şeyi Allah yoluna kullanıyorsa o işte Rabbin katında sevilen bir kuldur.

Günümüz de mal, mülk ve makam hırsıyla İnfak unutulmuş yerine insanın kendi vicdanının tatmin edecek söylevsel kalıplar kalmıştır. Sahte sözler yalan davranışlar kimi kandırıyorsun beşerî kandırabilirsin am Rabbi asla kandıramazsın. Bu yalınlık ve çiğlik insanoğluna yapıştı maalesef, bir de kendini haklı gösterme çabası nedendir Allahtan utanmıyorsan kuldan neden utanasın ki, bu hal üzerinde olan çevreniz de birçok insan olduğu Kanaat’ındayım. İnsan en sevdiği şeyi Allah yolun da sarf etmiyorsa ve kıskanıp kendine saklıyorsa ne kadar ibadet etse de bu Rab huzurunda nasıl karşılık görürü onu yüce yaratıcı bilir. Bizim burada kimseyi yargılama gibi bir düşüncemiz yok olamazda o merci yaratana aittir.

Çağımızın en büyük sorunu emtia hastalığı oluşu insanların bencil ve hırs küpü bireylere dönüşmelerine sebebiyet vermiştir. Özellikle bu tarz bireylerin halk arasın da azımsanmayacak kadar çok olması geldiğimiz noktayı göstermektedir. Şimdi sizlere şu soruyu yöneltmek isterim dünyada en sevdiğiniz nedir? Bunu Eyüp sabrı ile Rabbin adına verebilir misiniz? Cevabı vicdanınızda siz verin nasıl cevap alacaksınız.

Şimdi bana diyeceksiniz ki bu konu neden irdeleniyor. Çünkü artık çok acımasız olduk. Kendi çıkarlarımız için her değeri eğriltip doğrulttuk. Bu günlerin yarınları da var onlar da genç nesillerimiz ki onları kendi çıkarları için her yolu deneyen bireyler haline dönüştürüyoruz. Böyle bir nesil yetiştiriyoruz ne ekersen onu biçersin sözüne tam oturan bir yaklaşım tarzı. Bırakın paylaşmayı çoğu gencimiz deist olma yolunda hızlı adımlarla karanlık sokağa dalıyorlar. Acaba bunun suçlusu onlar mı yoksa bizler miyiz?

Yaratıcının tebliğinde insanların bir birini sevmesi ve onların hakkında suizan yapmamak olduğunu açıkça belirtirken gelinen noktada her birey bir birini suçlaması ve iftira atması artık alelade bir durum gibi görülmektedir. Bu siyasette, iş hayatında hatta toplumun temel taşı olan aile içine kadar taşınmış durumda bu gidişata dur demenin zamanı gelmedi mi dersiniz. Her nereye elimizi atsak çürümüş kokuşmuş değer yargıları ile karşılaşıyoruz. Günümüzün değer yargısı maalesef para ve ekonomi üzerine kurulmuş, paran varsa değerli bir bireysin yoksa ağzınla kuş tutsan da sen hiçsin gelinen nokta bu yozlaşmanın metalaşmış hali dersem yalan olmaz. Artık modern köle pazarlarımız var alınıp satılan tek değer ekonomi ve para bunun üstünde her şey sahte ve göstermelik bir ütopya.

Gelecekten umutlu olmak saflıktan başka bir şey değil Rab sevgisinin yerini dünya emtiaları aldı maalesef, gelecek belki daha modern olacak hiç kuşkunuz olmasın barbarlık konusun da tarihin görülmediği kadar acımasız bir hale dönüşecek. Artık kimse kendini kandırmasın hepimiz suçluyuz bir hayal uğruna ruhlarımızı şeytana bir çırpıda satı verdik. Dünya eski dünya değil bizler ize eski insanoğlu değiliz. Zaman bizim için işliyor hiçbir canlı dünya üzerinde baki kalmayacak.

Ve son söz her şeyin sahibi olan Rabbin olacak. Mal, mülk artık hiçbir değeri kalmayacak onun adaleti, vicdanları kararan insanların üzerinde olacağını kutsal kitabımızda dile getirmiştir.

Vicdanlar çıkarlar üzerine kuruluyorsa adalet tecellisini yüce yaratıcıdan bekleyeceksin.

Yasin Erdem
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Misafir Avatar
Turgut Kaçar 1 ay önce

Makamda onun mülkte onun. Şekilden şekle girse de ademoğlu hepsinin sonu belli. Önemli olan yalan dünya da iyi dostlar kazanmak ve gönüllerde hoş sada bırakabilmektir.