Kurumun Onurunu Korumak İçin Siyasal Sendikacılığa Karşıyız
Sendikalar insan için vardır. Çalışma hayatı ve toplumun gelişmesi ve kalkınması için öneminin bilinmesinde yarar var. Osmanlı döneminde başlayan sendikal hareketler günümüze kadar pek çok gelişme göstermiş ve gelecekte de daha iyi konumlar da olması muhtemeldir. İnsan, her şeyden önce üreten ve tüketen bireydir. Belirli kültür kalıpları içinde yaşar ve bir toplumun mensubiyeti olur. Bu nedenle içinde yaşadığı toplum da sosyallik kazanmak zorunluluğu vardır. Bu zorunluluk insana bazı nitelikler kazandırır. Yaşayabilmek için çalışmak zorunda olan insan, çeşitli organizasyonların içinde yer almak bilinci ile hareket eder. Çeşitli organizasyonlarla iş birliği kurmak zorunda olduğunu düşünür. Birlik ve beraberlik içinde hareket etmek zorunluluğu doğar. Böylece zaman içerisinde gelişir, büyür ve amaçları doğrultusunda, kendi kültürüne ve düşüncelerine yakın organizasyonların içinde yer alır. Bu organizasyonlar aynı zaman da bireyin kendisini, ailesini, içinde bulunduğu toplumu geliştirir ve kalkınmasına vesile olur. 


İnsanın üyesi olduğu tipik organizasyon yapıları içinde çalışma hayatında önemli rolü olan sendikacılık, ekonomik, sosyal, kültürel çıkarlarını korumak, geliştirmek ve yetkililerin dikkatlerini çekmek, mesleki ve toplumsal konularla ilgili kamuoyu oluşturmak için en iyi araçtır. Osmanlı döneminden bu yana Türkiye’de sendikacılık vazgeçilmez unsurlardan biri olmuştur. 


Günümüz de sendikaların siyasetle iç içe olması, siyasi partilere yakın durması çıkar amaçlıdır. Sendika genel başkanlarının milletvekili seçilmeleri, yönetim kurullarında görev almaları vs. bu amacın sonucudur. Nitekim üyelerinin hak ve hukukunu korumak, özlük, mali, mesleki haklarını yasa, yönetmelik ve tüzük doğrultusunda savunmaktan ziyade kendi hak ve çıkarlarını korumak ve garanti altına almak için bazı kararlar alındığı, yüksek maaş ve sendika kasasından yapılan savurganlığın ve diğer sendika üyelerinin haklarına yapılan tecavüzün, baskı, sindirme, yıldırma ve korkutma eylemlerinin altında yatar gerçek budur. “Daha çok üyem olsun, güçlü ben olayım!” şeklinde gelişen düşüncenin neticesinde ortaya çıkan hukuksuzluk, çalışanların sendikalardan soğumasına, sendikalara olan güvenin ve saygının yok olmasına neden olmuştur. Hâlbuki sendikacılığın kazanımları üyelerin lehine olmalıdır. Bu nedenle bugün Diyanet Hizmet Kolunda sendikasız pek çok çalışan var. 


Diyanet gibi güçlü ve güzide bir kurumun onurunu korumak hepimizin asli görevi olmalıdır. Böyle bir kurumu siyasete alet etmemek de bunun başında gelmelidir. Bu nedenle teşkilatımızın onurunu korumak için siyasal sendikacılığı reddeden bir anlayışa sahibiz. Diyanet Bir-Sen olarak sendika üyesi olmayan kardeşlerimize sesleniyoruz! Haklarınızı korumak, geliştirmek ve daha iyi yaşama koşullarını temin etmek için mutlaka bir sendikaya üye olun. Sendikacılığın önemi her geçen gün artmakta ve üyeleri için çalışan sendikaların sayısı ise azalmaktadır. İnsana hizmeti önemsiyoruz. Kalıcı hizmetlere imza atabilmek için gücünüzü birleştirin.” 
Anahtar Kelimeler:
SendikaDiyanet
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Misafir Avatar
imam 3 hafta önce

sn.hasan bey senin o başkanlıkta bulunma bile siyaseten .yarın yanlış yapan bir siyasetçiyi eleştir bakalım yerinde tutarlar mı seni.Laf yapmayın yeter.

Misafir Avatar
Ayhan kurt 3 hafta önce

Siz diyanet camiası kadar haram yiyen hak hukuk dinlemeyen n baska bir kurum yok devlette maalesef