Diyanetten KKÖ'lere SGK Tuzağı

Zira az sonra yazacaklarımdan sonra müftülük ve Ankara Merkezden kimi aradıysam net konuşmadı. Konuşanda zaten ortada bir adaletsizlik olduğunu söyler gibi yaptı. yaptı da sonuç resmen binlerce fahri KKÖ'cülerin ateşe atıldığını ortaya çıkardı.

MEB'a bağlı sözleşmeli öğretmenler 4c'den Diyanete bağlı sözleşmeli öğretici 4a SGK dan prim üzerinden işlem görüyor.

Yani biri memur gibi diğeri işçi statüsünde hizmetçi.. Zira Diyanetin dayanağında gösterdiği 5510 S.lı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu MADDE 80/h statüsü evlere hizmetçilğe gidenleri kapsıyor

Kadrolu elemanları yetmediği yerde her yaz ve kış döneminde sınavla fahri öğretici alan Diyanet aslında saygın bir konumda tutması gereken ancak hem verdiği ücretle hem de SGK primine dayanak kıldığı madde ile yaptığı prim ödemelerinde çalışanlarını hizmetçi statüsü ile bir tutmaktadır.

Fahri alımlarının yoğun olduğu 2012 yılında bir çok müftülük primlerin ne şekilde yatırılacağı konusunda görüş sormuşsada Diyanet Strateji Dairesi SGK sayfalarından kopyala yapıştırla dolambaçlı ve ağdalı cevaplarla bir şekilde kendini kurtarma , bir yanda müftülüğe yüklenme, diğer yandan da çalıştılan KKÖ'lere değer vermeyecek usuller göstermiştir.


Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 80’nci maddesinin (h) bendinde “Sigortalıların günlük kazançlarının hesabında esas tutulan gün sayıları, aynı zamanda, bunların prim ödeme gün sayılarını gösterir. Ancak işveren ve sigortalı arasında kısmi süreli hizmet akdinin yazılı olarak yapılmış olması kaydıyla, ay içerisinde günün bazı saatlerinde çalışan ve çalıştığı saat karşılığında ücret alan sigortalının ay içindeki prim ödeme gün sayısı, ay içindeki toplam çalışma saati süresinin 4857 Sayılı İş Kanunu’na göre belirlenen haftalık çalışma süresine göre hesaplanan günlük çalışma saatine bölünmesi suretiyle bulunur. Bu şekildeki hesaplamada gün kesirleri bir gün kabul edilir.”

Demesi nedeniyle, Kur’an Kursu öğreticisinin hafta içinde fiilen çalışmış olduğu saatleri toplayarak ayda en fazla 6-7 gün prim ödeme yolunu seçen Diyanet böylece çalıştırdığı bu insanların hem hastane kapısında hem de prim borçlanmalarına sebebiyet vererek mağdur olmalarına yol açmaktadır.



Sigortaları 30 gün üzerinden yatırılmadığı ve bundan da bihaber olan binlerce mağdur hastaneye gitmeden bu zulmün farkında olmazken gidenler de günler önceden aldığı mhrs randevusunun arkasından günü geldiğinde hastaneye gidiyor, barkod için bekliyor, sıra kendisine geldiğinde prim gün sayısı yetmediğinden provizyon verilemediği için muayene - tedavi olmadan ve psikolojik olarak çökmüş halde evinin yolunu tutmak zorunda kalıyor.



Bir böyle sıkıntı varken bir de GSS borçlanması yaşaması da ayrı bir zulüm olarak Diyanet İşleri Başkanlığının hangi akla hizmet yaptığı sorusunu da gündeme getirmiş oluyor.

Mağduriyet sadece bununla da sınırlı değil, emeklilik süreleri de uzuyor. Sigortaları 30 gün üzerinden yatırılmadığı için daha geç emekli olacaklar.

Bunların dışında anne babası ya da eşi üzerinden SGK hakkı bulunanlar göreve gelişleri sebebiyle bu haktan mahrum oluyor. Zira sistem çalıştıkları için bu haklarını iptal ediyor ve ayın 6 - 7 günü Diyanetin primi var ama tedavi olamazsın ayrıca 23 günlük primi daha ödersen ben sana bakarım diyen bir başka devlet kurumunun kucağına atılmiş oluyor.

Oysa Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 80’nci maddesinin (j) bendinde ise “(Ek:31/7/2008-57971/1 md.) Milli Eğitim Bakanlığına bağlı her derece ve türdeki örgün ve yaygın eğitim kurumlarında ek ders ücreti karşılığında ilgili mevzuatı çerçevesinde uzman ve usta öğretici olarak çalıştırılanların prim ödeme gün sayısı 30 günü aşmamak kaydıyla, bir takvim ayı içerisinde hak kazandıkları brüt ek ders ücreti toplam tutarının, prime esas günlük kazanç alt sınırına bölünmesi sonucu bulunur. Bu şekilde yapılacak hesaplamalarda tam sayıdan sonraki küsuratlar dikkate alınmaz.” derken aklı fazla çalışan birinin bunu görmeyip Milli Eğitim Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığında çalışan öğreticilerin sosyal güvenlik açısından birbiriyle çelişen, sosyal devlet ilkelerine uymayan ve Anayasa’nın eşitlik ilkelerine aykırı bir duruma düşmesine sebep olduğundan haberi bile olmuyor.

Mahihaber.com olarak böyle bir durumu yaşayan vatandaşın şikayeti için aradığımız müftülük görevlileri "mevzuat bu, yapacak bir şey yok, DİB ne diyorsa o, sistem ne diyorsa o" derken Ankara İnsan Kaynaklarından bir yetkili "biz o işe bakmıyoruz, Eğitim hizmetleri diyor Eğitim hizmetleri "biz karışmıyoruz", bir başka yetkili SGK primleri "müftülüğü bağlar " diyerek sorularımızı cevaplamak yerine ilçe müftülüklerine topu atıyor.

Oysa müftülükler özerk bir kuruluş değil, iç işlerinde özgür değil iken Ankara'dan "müftülük karışır biz bilmeyiz" demenin mantığı nerdedirin cevabı da olmuyor , durum içinden çıkılmaz bir kaos oluyor

Mevcut ve saçma uygulamaya göre fahri olarak görev yapanların nasıl mağdur edildiğini sıralayalım.

Baba - anne ya da eşinden SGK'dan faydalanırlen görev alınca bunlardan mahrum kalınıyor. Bunun sonrasında cezalı duruma düşmemek için Fahri öğreticilerin bu konuda yapacakları iki şey var:

1- Ailelerinin gelir durumu da göz önünde bulundurularak yapılacak olan gelir testi ve bunun sonuda çıkacak duruma göre ödeme. Bu gelir testi ise ikamet adreslerinde bulunan sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarında yapılıyor.

2- Her ay girdikleri ders göre hesaplanan sigortalı gün sayısından sonra eksik kalan günleri isteğe bağlı sigorta ile tamamlama ki bu da tam derse girseler bile her ay 13-14 civarında eksik gün çıkar. Bu da aldığınız öğreticilik ücretinin yarısını kapsayabilir.

1. secenek uygulanırsa ailenizin gelirine göre düşük bir GSS primi çıkabilir. 2. secenekte ise aylık her yıl değişen prim borcu hesaplanır isteğe bağlı prim ödersiniz ama bu primleriniz hem sağlık sigortasından hemde sigortalı gün olarak sayılır. Yani emeklilik ve diğer durumlarda siz 13-14 gün sigortalı görünecek iken 30 günlük sigortalı görünürsünüz.

Binlerce mağdur fahri öğreticilerden biri şikayetvar.com sitesinde yazdığı şu derdi ile adeta bir ses olmakta ve bu anlamsızlığın cevabını aramaktadır.

Hatice S adıyla yazan Fahri KKÖ mektubunda "Düzce Müftülüğü'ne bağlı olarak 2012 senesinden beri Fahri KKÖ olarak görev yapıyorum. Müftülüğün SGK'ya ders saati karşılığı ödediği primin geri kalan kısmını bizim ödememiz gerekiyormuş. Bu ne SGK tarafından ne de müftülük tarafından bize bildirilmediği için SGK ya toplamda 2973 TL borcumun olduğu ortaya çıktı (bu durum bütün fahri çalışanlar için geçerli) SGK bunu kurumumuzun bildirmesi gerektiğini söyledi. Ancak müftülük bunu kabul etmiyor. Bildirilmediği için borcumuz katlanmaya devam ediyor. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın bu mağduriyeti bir an önce gidermesini arz ediyorum."

Evet hiç yoktan 2973 Tl borçlanan sadece bir fahri KKÖğreticisi böyle feryat ediyor. Bu kişinin ve bunlar gibi binlerce öğreticinin borçlanmasına sebep olan Ey Diyanet , rahat uyumaya devam edecek misin ?

Kadrolu olarak çalışan KKÖ ile aynı saatlerde çalışan, bazen 3 değil 6-7 saat dersliklerde çaba harcayan, haftanın 5 günü sabah 09 dan itibaren görevinin başında olan bu insanlara ödenen paradan bile utanmayacak bir kurum Din adını taşıyorsa diğer kurumlara ne demeli. Oysa 4a lı çalışan bir insan etik olarak bir işyerinde hiç bir iş yapmadan dahi beklese ve haftanın 5 iş günü orada dursa alacağı ücret ilan edilen asgari ücret olup, 30 iş günü prim ödemesi tahakkuk eder.

İşte bir başka örnek geçen yıl 3 ay giden bir çalışanın hak ettiği prim gün sayısı 18 olarak tescil edilmiş. Aynı süredeki kadrolu 2300 TL x 3 gibi bir rakam ve tüm memuriyet hakkını alırken hizmetçi olarak gördüğünüz bu insanlara yaptığınız ödemedeki tutarı ben buraya yazmaktan haya ediyor ve hangi vicdanınızla rahat ve huzur içinde yaşıyorsunuz, merak ediyoruz.

Kur’an Kursu öğreticilerinin buradaki mağduriyetlerini incelediğimiz zaman “Bu kadar da olmaz ki,” dedirten şaşırtıcı bir gerçek ortaya çıkıyor. Görevini fiilen yerine getiremeyen kurs öğreticisinin ek dersinden kesinti yapılıyor. Hatta yeterli öğrencisi yoksa da hiç bir ücret ve prim hakkı elde edemeyenler fiilen görevini yerine getiremediği gerekçesiyle sigortası eksik yatıyor, hizmette ortaya çıkan eksiklikler nedeniyle geç emekli oluyor, bu doğrultuda hem emekli ikramiyesi hem de emekli maaşı eksik bağlanıyor. Dünyanın neresinde böyle bir adaletsizlik var ve hak hukuk diye kürsülerden imamlarını, irşad görevlilerini bağırtan bir dini kuruluş bu haksızlığı nasıl yapıyor. Hayret yani...

Şimdi ya prim gün sayısını 30 a tamamlar, bu insanları GSS borçlusu haline getirmez, ücretlerini asgari ücrete çıkartır adalet anlayışını benimser, Allah'tan korkar, emeğin hakkını bir güzel verir, ah almaz bir hak yolunu seçersiniz ya da fahrilik sistemini kaldırırsınız.. Ne insanlar mağdur olur ne de sizler bunlara kafa yormak zorunda kalırsınız.

Kadrolu elemanlarla millete yaz kış Kuran öğretin olsun bitsin.

Hem ücretlendirmede hem primlerinde yerden yere vurduğunuz bu insanlarında ahını almazsınız.Bu arada sadece bu yolla şamar oğlanına dönmüyor bu mazlum ve zavallı insanlar bir de fahri oldukları için kadroluların esiri olduğunu da kulağınıza fısıldayalım.

Yoksa dünyada şuraya şu kadar yardım ettik, şu kadar kuran dağıttık, şu kadar cami yaptık, şunu yaptık bunu yaptık reklamlarınızı da bırakın. Zira siz çalıştırdığınız insanları köleden beter ve saygınlığını sıfıra düşürmüş bir kurum olarak binlerce insanın hem umutlarını hem de emeklerini sömürüyorsunuz.

Erol Kara - 08.08.2016

Kaynaklar :

Geçici Öğretici Genel Sağlık Sigortası Primi
Geçici Öğretici İşten Çıkış Bildirimi
Geçici öğreticilerin prim gün sayısı (milli eğitimle kıyas)
Geçici öğreticilerin sigorta primi ve gss primi gün sayıları
Şikayetvar.com
5510 S.lı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu
 

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Misafir Avatar
Kasıtlı kısaltma 4 ay önce

Kuran ismi lafzını; "K" harfiyle kısaltmakta ne böyle?

Misafir Avatar
mücahit 4 ay önce @Kasıtlı kısaltma

ne laf anlamaz insansın takıldığın yere bak.. Binlerce insan mağdur olmuş K ya takılmış kakılmış seni

Beğenmedim (0)