Muhterem Müslümanlar!

Okuduğum âyet-i kerimede Hz. İbrahim, Yüce Rabbimizi şöyle tanıtmaktadır: “O, beni yaratan ve bana doğru yolu gösterendir. O, beni yediren ve içirendir. Hastalandığımda bana şifa veren O’dur. Beni öldürecek ve sonra diriltecek olan da O’dur.”
Okuduğum hadis-i şerifte ise Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor: “Sizden kim huzuru yerinde, bedeni sağlıklı ve günlük yiyeceği de yanında olarak güne başlarsa, sanki dünyalar ona bağışlanmış gibidir.”

Aziz Müminler!

Rahmet kaynağı olan dinimiz, bizleri bir taraftan Allah’ın koyduğu sınırlara riayet etmeye davet ederken, diğer taraftan da sağlıklı bireyler olmamız ve huzurlu bir toplum oluşturmamız için evrensel ilkeler belirler. Müminler için vazgeçilmez olan bu ilkelerin başında, canın muhafazası gelir. Zira Allah Teâlâ’nın insana emaneti olan can, imtihan dünyasına açılan kapımızdır. Hayır da şer de ancak can bedende iken elde edilir. İnanmak ve yaratılış gayemize uygun salih ameller işlemek ancak ruh ve beden sağlığımızla mümkündür.

Kıymetli Müminler!

Yaşamak, insan olmanın şerefini ve sorumluluğunu tatmak, dünyayı imar edecek akla ve iradeye sahip olmak eşsiz bir nimettir. İyi işler yaparak ardında güzel eserler bırakmak ise sağlıklı olmayı gerektirir. Ancak ne hazindir ki, Allah’ın lütfettiği canın ve sağlığın kıymetini çoğu kez bilemeyiz. Zararlı alışkanlıklarla, ihmal ve israfla bu hazineyi heba ederiz. Sağlıklı bir nefesin, sıhhatli bir bedenin, huzurlu bir kalbin değerini iş işten geçtikten sonra anlarız. Bu sebepledir ki, Allah Resûlü (s.a.s) bizi şöyle uyarır: “İki nimet vardır ki, insanların çoğu onları değerlendirme hususunda aldanmıştır: Sağlık ve boş vakit.”

Değerli Müslümanlar!

Sağlığının kıymetini bilen insan, kendini maddi ve manevi her türlü zarardan koruduğu gibi, hastalanınca tedavi olmaya da özen gösterir. Yüce Allah’ın “Şâfi” ismine sığınarak tedavi yolları aramak ve can emanetinin hakkını vermek hepimizin mesuliyetidir. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.s), “Tedavi olunuz. Çünkü Allah yarattığı her hastalığın mutlaka şifasını da yaratmıştır” buyurarak şifadan ümit kesmemeyi tavsiye etmiştir.

Muhterem Müminler!

Erdemli ve insaflı bir mümine yakışan, kendi sağlığı kadar çevresinin sağlığını da korumak, şifa bekleyen kardeşleriyle ilgilenmek, tedavileri için elinden gelen gayreti göstermektir. Hasta ziyaretine, hasta için dua ve manevi desteğe büyük önem veren Allah Resûlü (s.a.s) “Kim bir Müslüman’ın sıkıntısını giderirse, Allah da onun kıyamet sıkıntılarından birini giderir” buyurur. Günümüzde farklı sebeplerle sağlığını kaybeden, tedavi yolları tükenen pek çok hasta ve yakını, hasretle ve ümitle organ nakli beklemektedir. Allah’ın takdir ettiği an gelip fâni dünyadan göç ederken, hiçbir maddi karşılığı olmaksızın organlarını şifa bekleyen bir kardeşine emanet etmek, insanî ve ahlâkî bir davranıştır. Zira dinimizde esas olan, insanı yaşatmak, hayatı korumak ve umuda destek olmaktır.

Muhterem Müslümanlar!

O halde, sağlıklı geçen her dakikanın paha biçilmez bir nimet olduğunu unutmayalım. Genç, dinç ve sağlıklı olduğumuz günleri iyi değerlendirelim. Helâl ve temiz gıda ile beslenmeye dikkat edelim. Sağlığımızı tehdit eden ve dinimizce de yasaklanan zararlı maddelerden uzak duralım. Peygamberimizin şu tavsiyesini can kulağıyla dinleyelim: “Beş şey gelmeden önce beş şeyin değerini bil. İhtiyarlığından önce gençliğinin, hastalığından önce sağlığının, fakirliğinden önce zenginliğinin, meşguliyetinden önce boş vaktinin ve ölümünden önce hayatının.”

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Misafir Avatar
Atilla 2 ay önce

Masal gibi bir hutbe öğle uykusu için on numara ne zaman Kuran’daki dini anlatacaksınız

Misafir Avatar
Atila Akgül 2 ay önce

Bu güne kadar yayınladığınız hutbelerle insanları uyutmaya devam ediyorsunuz . Yine masal tadında Cuma’ya gelen insanları uyutacaksınız yarın mahşer yerinde Allah’a nasıl hesap vereceksiniz bu insanları kurana yönlendirecek onunla yol bulabilecek olduklarını tarikat ve cemaatlerden uzak durdurmaya yönelik uyarılar yapsanız ne güzel olur .

Misafir Avatar
polat 12 ay önce

hocalarımızın ezber yaparak hutbe vermelerini esefle kınıyorum. Her imam cuma gününe özenle hazırlanarak hutbeye çıkmalı.. Sn Cumhurbaşkanımızın bu konuya dikkat çekmesi gerektiğine inanıyorum. Tamam konu başlığı belirlensin ama noktası virgülüne kadar .. bu kadar da olmaz yani. İmamlarımıza güvenelim, görevini kötüye kullanan tespit edildiğinde gereği yapılsın. Aksi takdirde lütfen imamlarımızın görevini basitleştirmeyelim. Her cuma değişşik camilerde namaz kılan arkadaşlarımızla bir araya geldiğimizde hutbeler üzerine, imamlar üzerine mütaala etme şansını bize tanıyın. lütfen

Misafir Avatar
Şaban reisi 12 ay önce

Aileyi cehennemlik yapmak için khk ile haksız olarak işten atanlara yuh olsun!

Misafir Avatar
Mehmet 12 ay önce

DİN ÜZERİNDEN GEÇİM SAĞLAMAK HARAMDIR VE GÜNAHTIR. DİN SADECE ALLAH RIZASI İÇİN YAPILIR VE GEÇİM KAPISI YA DA MESLEK DEĞİLDİR. DİN BİR İNANÇ İŞİDİR, ALLAH RIZASIDIR, SAMİMİYET VE İHLASTIR, ALLAH’I TANIMA ALLAH’A YAKINLAŞMA SANATIDIR.
NAMAZ KILMAK, ORUÇ TUTMAK YA DA DİNİ İLİMLERİ PARA KAZANMAK İÇİN ÖĞRETMEK DOĞRU DEĞİL

Misafir Avatar
ALGI 12 ay önce

hutbenin sonunda bi aman haaa müftü nikahı tercih edin yok!!!Gizli özne belli....herşeyi dini temellere oturtmak...Siyasi hutbelerden gına geldi....Sizin yüzünüzden cumaya gitmiyorum!!!Dilenci gibi camilerde para toplanmasından da bıktım...Laubali cuma mesajlarından da!!!!Camilerde ilim yok yok ilim....Yalan mı????