Diyanet İşleri Başkanı Görmez, Yurtdışında Görev Yapacak Din Görevlileriyle Bir Araya Geldi
Kamuajans.com - Başkan Görmez, İslamofobianın Avrupa’yı kuşatmasından dolayı çekilen zorluklara da işaret ederek, “40 yıl önce arkadaşlarımız yurtdışına gittiğinde bir İslam nefreti, İslamafobia yoktu. Sorularına cevap vermekte zorlanacakları bir genç kuşak yoktu.

Bizim Avrupa’ya yönelik hizmetimizde iki büyük zorluğumuz var; birinci zorluk Avrupa’yı kuşatan İslam nefreti, İslamafobiadır. İkinci zorluğumuz ise değişen kuşaklar ve kuşakların değişen dilidir. Gittiğimiz yerlerde yapacağımız en önemli hizmet, kimliği korumak ve kimlik inşa etmektir” dedi.


Diyanet İşleri Başkanlığının yurtdışı din hizmetlerinin temel ilkeleri hakkında bilgi veren Başkan Görmez, çoğunluğu Avrupa’da görev yapacak personele yönelik yaptığı konuşmada şunları söyledi;


“ Hizmet alanlarımızda irşat, davet ve tebliği kendimize rehber ediniyoruz…”


İslam’ın üç temel kavramını hizmet alanlarımızda kendimize rehber ediniyoruz. İrşat, davet ve tebliğ… Bu üç kavramı unutmamalıyız. Bu üç kavramın çerçevesini daima yenileyerek yolumuza devam etmeliyiz. Hz. Peygamber Veda Hutbesinde 100 bin sahabeye hitap etmiştir. Bunlardan sadece 10 bin sahabenin mezarı Arabistan yarımadasındadır. Geriye kalan 90 bin sahabe yeryüzüne dağılarak dünyanın muhtelif yerlerine İslam’ı götürmüşlerdir.


“Avrupa’ya yönelik hizmetimizde iki büyük zorluğumuz var, birincisi Avrupa’yı kuşatan İslamafobia, ikincisi ise değişen kuşakların dili…”


Diyanet İşleri Başkanlığının yurtdışı hizmeti, 40 yıldır devam etmektedir. Bugün, 40 yıl sonra Avrupa’ya götürdüğümüz din hizmeti yeterli değildir. Avrupa’da başka değişimler yaşandı. 40 yıl önce arkadaşlarımız yurtdışına gittiğinde bir İslam nefreti, İslamafobia yoktu. Sorularına cevap vermekte zorlanacakları bir genç kuşak yoktu, birinci değişim burada. İkinci değişim ise hizmet sahası genişledi, Amerika, Kanada, Avusturya hizmet alanına girdi. Latin Amerika’ya arkadaşlarımız gitmeye başladılar. Dolayısıyla bizim Avrupa’ya yönelik hizmetimizde iki büyük zorluğumuz var; birinci zorluk Avrupa’yı kuşatan İslam nefreti, İslamafobiadır. İkinci zorluğumuz ise değişen kuşaklar ve kuşakların değişen dilidir.


“Eğer bir insan İslam’ı sözüyle, haliyle temsil edemiyorsa o dinin davetçisi olamaz…”


Diyanet İşleri Başkanlığı olarak yurtdışı din hizmetlerinde temel ilkelerimiz var. Her şeyden önce birinci temel ilkemiz temsildir. Temsil, tebliğin, davetin ve irşadın yarısından fazlasıdır. Eğer bir insan İslam’ı sözüyle, haliyle temsil edemiyorsa o dinin davetçisi olamaz. O dini hakkıyla tebliğ edemez. O konuda insanlığı irşat edemez. Öncelikle din hizmetinde bulunan her arkadaşımız, İslam dinini temsil ettiğinin farkında olmalıdır. Sözünde, özünde, davranışında her halinde Resul-i Ekrem’i temsil ettiğinin, Türkiye’yi, Diyanet İşleri Başkanlığını temsil ettiğinin farkında olmalıdır. Din hizmetini yapacak arkadaşımız kalbini, zihnini, bedenini bu işe hazır hale getirmelidir. Bu bizim şaşmaz ilkemiz olmalıdır. Peygamberlerin işini kolaylaştıran en önemli husus, davetlerini hayatlarında yaşıyor olmalarıdır. Örneklik davetin büyük bir kısmıdır. İslam sadece yaldızlı sözlerle tebliğ edilecek bir din değildir.


“Bizim dinimizde “misyonerlik” yoktur…”


Bizim dinimizde “misyonerlik” yoktur. Biz “Misyonerlik” yapmaya gitmiyoruz. Bizim dinimiz ‘ekmel’ dindir. Ancak insanların kalben iman ederek, teslim olarak kabul edebileceği bir dindir. Ve ancak ilimle, marifetle, hikmetle sahip olabilecekleri bir dindir. Dolayısıyla biz asla yaptığımız hizmeti bir misyonerlik olarak göremeyiz, bizim yaptığımız davettir, tebliğdir, irşattır. Biz hiç kimseye gidip ‘Ben seni Müslüman yapmaya geldim’ diyemeyiz, bizim öyle bir görevimizde yoktur. Müslüman yapılmaz, Müslüman olunur.


“İnancını kaybeden tarihini de kaybeder…”


Gittiğimiz yerlerde yapacağımız en önemli hizmet, kimliği korumak ve kimlik inşa etmektir. Sizler Müslümanlara, yaşlılara, gençlere, çocuklara hizmet etmeye gidiyorsunuz, onlar Müslümandır. Bu Müslümanların her birisinin Müslüman kimliği var ancak başka dünyalarda yaşadıkları için sürekli kimliklerini kaybetmekle karşı karşıyadırlar. Kimliği oluşturan unsurlar vardır. Dil, kültür, tarih, coğrafya, medeniyet bütün bunlar kimliği oluşturan unsurlardır ancak kimliği oluşturan en önemli unsur dindir. Tarih bize şunu gösteriyor; dinini kaybeden dilini de kaybediyor, dinini kaybeden kültürünü de kaybediyor, inancını kaybeden tarihini de kaybediyor. İnancını kaybeden kendisini de kaybediyor. Dolayısıyla din kimliği oluşturan en önemli unsurdur. Siz onlara dinlerini doğru anlatınca onlar kimliklerini koruma ve inşa etme noktasında sıkıntı çekmezler.


Başkan Görmez, konuşmasının son bölümünde din görevlilerine “Gideceğiniz yerlere hazırlıklı olmalısınız. Görev yapacağınız yerin sosyal dokusunu inceleyiniz. Orada bulunan Müslüman halkları ziyaret ediniz.  Diğer din mensuplarını ziyaret ediniz. Sizin götüreceğiniz mesajlar önemlidir. O nedenle ilimle dolu olmalısınız. Bu hizmet sizi ilmen ve manen güçlendirecektir.” tavsiyelerinde bulundu.


Yurtdışında görevlendirilecek personele yönelik düzenlenen ‘Yurtdışı Göreve Hazırlayıcı Eğitim Semineri’ 12 gün sürecek. 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.