Diğer Kurumlarda “Öğretmen”Diyanette “Öğretici”

Milli Eğitim Temel Kanunumuzdaki bu tanıma baktığımızda bir ihtisas mesleği olan Öğretmenliğin olmazsa olmaz üç unsuru, genel kültür, özel alan eğitimi ve pedagojik formasyondur. Bu niteliklere sahip meslek erbapları mezkûr kanunumuza göre “Öğretmen’dir. Eğitim işi ile ilgilenen tüm kamu kurumları bu yasal tanımlamayı esas alarak kurumlarında eğitim, öğretim işlerini yürüten personeline doğal olarak “öğretmen” unvanınıvermişlerdir. Günümüzde bir kısmı kapanmış olsa da (Maliye Bakanlığı-Maliye Meslek Lisesi, SağlıkBakanlığı, Sağlık Meslek Lisesi, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü, Tapu Kadastro Meslek lisesi, TarımBakanlığı, Veteriner Meslek lisesi, Aile ve sosyal politikalar bakanlığı, MSB, Askeriliseleri, Diyanet İşleri Başkanlığı vs.) farklı kuruluşlarda eskiden beri öğretmen istihdamı yapıla gelmiştir. Bu kadar kurumun hepsinde eğitim, öğretim işini yürüten bu görevlilere “öğretmen” denirken Diyanet İşleri Başkanlığımız her ne hikmetse bünyesindeki 25 bin kadar öğretmenine “Öğretici” demiştir

Gazeteci Serdar ARSEVEN “Herkese var da Kur’an öğretene yok!” isimli makalesinde bu durumu şöyle ifade ediyor;
“Felsefe öğretmeniysen her türlü imkândan faydalabilirsin de, anayasal bir kurum olan Diyanet İşleri Başkanlığına bağlı Kuran kurslarında Kuranöğretiyorsan bu türden ayrımcılıklara muhatap olursun.
Aslında öğretmenden saymazlar seni...Garip bir laf:Kuran Kursu öğreticisi!..? Yani...
Bizim mahallenin yoğurtçusu gibi bir şey!..Kuran Kursu Öğreticilerine Kısaca KKÖ diyorlar...
Ka-Ka-Ö!..”:(Serdar ARSEVEN,Yeni Akit,14.08.2011)

Evet, Diyanet İşleri Başkanlığımızın Kuran Öğretmenlerine bulduğu mucizevi unvan KKÖ.Yıllardır sendikalar, STÖ, ilgili meslek ve medya kuruluşlarınca gündemde tutulmasına ve birçok kez Bakanlık düzeyinde sorunun çözüleceği sözü verilmiş olmasına rağmen, hala bir arpa boyu yol alınamamıştır.
Diyanetten sorumlu Başbakan yardımcımız Bekir BOZDAĞ’ın;
“Kur'an Kursu Öğreticilerini kesinlikle Öğretmen yapacağız, bu konuda talimat verildi. Kur'an Kursu Öğreticilerinin öğretmen statüsüne kavuşturulması için Diyanet'in masasında bir çalışma yürütülüyor.” açıklamasının üzerinden 5 yıl geçmesine rağmen bu güne kadar atılmış bir adım maalesef yok.(https://www.yeniakit.com.tr/haber/kuran-kursu-ogreticileri-de-ogretmen-olabilecek-7508.html,http://www.haber7.com/egitim/haber/1098292-kuran-kursu-ogreticilerine-ogretmenlik-yolu)

Ne zaman bu konu gündeme gelse bazı çevreler bilgiç bilgiç saydırmaya başlarlar; “Öğretmenlik için lisans mezuniyeti, pedagojik formasyon vs. gerekir,” Kuran Kursu Öğreticilerinin bir kısmı hala lise mezunu itirazları gelir.
Diyanet Kuran Kurslarında halen az sayıda da olsa İmam-Hatip Lisesi mezunu personel olduğu doğrudur. Ancak bunun yanında, İlahiyat Fakültesi mezunu, İlahiyat Dkab öğretmenliği mezunu, pedagojik formasyonsahibi, hatta Yüksek lisans ve Doktoralı da bir çok “öğretici”nin olduğu unutulmamalıdır. Gaye üzüm yemek ise çözüm basittir; Öğretmenlik için asgari Lisans ve pedagojik formasyon şartı getirilir, öncelikle şartları tutanlar “Öğretmen” olur, diğer personelden de zamanla eksikliklerini (lisans ve pedagojik formasyon) tamamlayanlar peyderpey bu unvanı alır.
Maalesef KKÖ de kendi sorunlarına pek sahip çıkmamakta, yeterli gayreti göstermemektedirler, hatta bazı öğreticiler “ne gerek var “öğretici” ya da “öğretmen” denilse ne değişecek, biz aynı işi yapmayacak mıyız? Dünyalık unvan çok mu önemli? gibilerden serzenişlerle kayıtsızlığına kılıf arayanlar mevcut. Burada meselekişisel, basit bir unvan meselesi değil, Aynı eğitimi (lisans+ pedagojik formasyon) ve aynı işi (Eğitim-öğretim) yapan kamu görevlilerine devletimizin tüm kurumlarında “Öğretmen” denirken, Diyanette adeta üvey evlat muamelesi uygulanarak hiçbir mantıki ve resmi dayanağı olmaksızın “öğretici” denmesine haklı itirazdır. Aynı fakülteden (İlahiyat ) mezun ve aynı (eğitim- öğretim) işi iki farklı devlet kurumunda (Meb-Diyanet) ifa eden iki kişiden birisine“Öğretmen” denirken, diğerine “sen öğretmen değilsin” demek ne kadar komik ne kadar müstehzi.

Cumhuriyet tarihinde ülkemizde maalesef yanlış laiklik anlayışının da etkisiyle, uzun yıllar din, din eğitimi, dini görevler, din görevlileri, din kurumları arka plana itilmiş, ötelenmiş, zaman zaman yok sayılmışlardır. O dönemlerde bu sorunlar konuşulamazdı, konuşulsa da sonuç alınması imkânsızdı. Günümüzde demokrasimiz gelişti, özgürlüklerimiz arttı. Bu tür sıkıntıları aştık, idarecilerimiz işin bilincindeler. Öyleyse “ şimdi değilse ne zaman?” sorusunun tam da zamanı. Başta Diyanet İşleriBaşkanlığımız, sendikalarımız, meslek kuruluşları ve ilgili medyamız olmak üzere sıkıntılar çözüme kavuşuncaya kadar gündemde tutulmaya devam edilmelidir. 

Kamuajans.com/ÖZEL

Anahtar Kelimeler:
öğretmen Öğretici
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Misafir Avatar
Kko 6 ay önce

Çok güzel bir yazı Allah razı olsun lütfen gündemde tutalım hakkımızı sonuna kadar arayalım

Misafir Avatar
k.k.ö 6 ay önce

meb da lise mezunu öğretmen azınsanmayacak kadar çok iken neden kuran kursu öğreticisin de üniversite şartı aranıyor öğretmen olması için bunu da anlamış değilim.evet madem hükümet her şeye bir açıklık getirip bir çare buluyor,buna da bir çare bulmalı bence. yıllardır verilmeyen bu hak verilmeli bence...

Misafir Avatar
Liva 6 ay önce

Cok dogru bi tesbit.sizler bu konuyu gundemde tutun ve bizlere yol gosterin ki bu sorun cozulsun.

Misafir Avatar
YİĞİT 7 ay önce

Çok mantıklı, acilen düzeltilmeli, diyanet öğretmenleri resmen üvey evlat muamelesi görmüş.

Misafir Avatar
ali 7 ay önce

Cok dogru yerinde bir yazi olmus .gundeme getirdiginiz sahiplendiginiz icin tesekkurler.ins.ilgili kisiler de duyarve geregini yaparlar.