ABONE OL

Tüm müslümanların beklediği 11 ayın sultanı Ramazan Ayı başladı. Müslümana farz olan oruç ibadeti sağlık sorunu el veren her müslümanın yerine getirmesi için şart olan ibadetlerden biridir. Oruç ibadetine engel olan durumlarda ise oruç gününe denk olarak diyanet tarafından belirlenen miktarda fakir fukaraya fitre verilmesi gerekmektedir.

Ramazan Ayı ile bir çok müslüman sağlığı elverdiği takdirde hem manevi hemde beslenme açısından 1 ay sürece oruç ibadetine başladı. Günün büyük kısmını yiyecek ve içecekten kendini sakındıran müslümanlar akşam ezanı ile niyetlendikleri oruçlarını yemek yiyerek açtılar. Oruç ibadeti her ne kadar vücudun arındırılması için önemli olsada sağlık sorunu olanların bu ibadet sırasında tüketmeleri gereken ilaç, iğne, serum gibi tıbbi malzemelerin oruca zarar vereceği düşünüldüğünden bu kişilerin oruç tutmak yerine tutamadıkları oruç günü kadar muhtaç kişi doyurmaları farz olunmuştur.

Ramazan ayı süresince özellikle kalp, hipertansiyon, şeker hastalığı, ülser ve ruhsal problemler gibi kronik hastalığı bulunanların oruç tutmaları sakıncalıdır. Ramazan ayı süresince ağır yiyeceklerin tüketilmemesi, bol sıvı alınması ve ağır sporların yapılmaması gerekir.

Ramazan ayında bazı özel durumu olanların da oruç tutması sakıncalıdır. ''Parkinson, Alzheimer, sara, psikiyatrik bozukluk, kanser, kronik böbrek yetmezliği olanlar, yaşlı ve vücutça düşkün kişiler, düzenli olarak ilaç kullanması gerekenler, ameliyatlı veya ameliyatın dinlenme döneminde bulunanlar, hamile veya çocuk emzirenlerin de oruç tutması sakıncalı olabilir.

Oruç tutulmasının sakıncalı olduğu kronik hastalıklar şöyle özetlenebilir: 
  1. Şeker hastaları
  2. Ülserli hastaları
  3. Hipertansiyonlu hastaları
  4. Kalp ve böbrek hastaları
  5. Psikiyatri hastaları
DİYANET'TEN ORUÇ AÇIKLAMASI

Rahmet ayı Ramazan-ı Şerif’in gölgesinin üzerimize düştüğü şu mübarek günlerde içinden geçtiğimiz Kovid-19 küresel salgını sebebiyle vatandaşlarımız tarafından oruç ve Ramazan’la ilgili Din İşleri Yüksek Kurulu’na pek çok soru yöneltilmesi üzerine aşağıdaki hususların vatandaşlarımızla paylaşılması uygun görülmüştür:

Yüce dinimizin ilkelerine göre her ibadetin ifa edileceği zaman, mekân ve şartlar vahiyle belirlenmiştir. Ramazan ayında sağlıklı olan her müminin oruç tutması Allah Teâla’nın emriyle (el-Bakara, 2/183-185) farz kılınmıştır. Bu ibadetin topyekûn ertelenmesi mümkün değildir.
​Alan uzmanlarından alınan bilgilere göre sağlıklı bireylerin oruç tutmaları, hastalığın yayılması bakımından özel bir risk oluşturmamaktadır. Ayrıca oruç tutmanın bağışıklık sistemini olumsuz etkilediğine dair kanıta dayalı tıbbi bir tespit bulunmazken aksine oruç tutmanın bağışıklık sistemi üzerinde olumlu etkiler meydana getirdiğine ilişkin bilimsel yayınlar mevcuttur.


​İslam dini, emir ve yasakların ifasında kişileri güçleri nispetinde sorumlu tutmuş, güçlerini aşan veya sıkıntıya yol açan durumlarda kolaylaştırıcı hükümler koymuştur. Bu genel ilke uyarınca farz olan Ramazan orucunu, belli şartlara bağlı olarak kazaya bırakma konusunda bazı ruhsatlar tanınmıştır.


​Kur’an-ı Kerim’de Ramazan orucunu tutmamayı mubah kılan temel mazeretlerden biri olan hastalık halinde, orucun daha sonra kaza edilmesine izin verilmiştir (el-Bakara 2/185). İslam âlimleri, oruç tutulması halinde hasta olunması, hastalığın uzaması veya artması ihtimalini de bu kapsamda değerlendirmişlerdir. Buna göre;


* ​Kovid-19 teşhisi konulmuş olup doktoru tarafından oruç tutması sakıncalı görülenler
* Oruç tuttuğu takdirde hastalığı daha ağır geçireceği doktorlarca belirtilenler
* ​Oruç tutamayacak derecede yaşlı olanlar
​* Oruç tutmaya engel kronik hastalığı bulunanlar
* Oruç tutmaları hâlinde hem sağlıklarının bozulmasından hem de sağlık hizmetlerinin aksamasından endişe eden sağlık çalışanları
* ​Hamile veya emziren kadınlar


​Ağır ve meşakkatli işlerde çalışıp sağlıklarının bozulacağından endişe edenler, mazeretleri devam ettiği sürece daha sonra kaza etmek üzere oruç tutmayabilirler. Sağlık durumları hiçbir şekilde kaza oruçlarını tutmaya el vermeyenlerin tutamadıkları her bir gün için fakirlere bir oruç fidyesi ödemeleri gerekir.


Dini vecibelerin yerine getirilmesinde müminlerin, ihlas ve samimiyetle Allah’a kulluk bilincini kaybetmeden doktorlarla istişare ederek bu kararı vermeleri ve keyfi değerlendirmelerden kaçınmaları önem arz etmektedir.


​Salgın devam ettiği müddetçe sosyal izolasyon kuralı çerçevesinde başkalarıyla temastan kaçınmalı, bu doğrultuda akraba, komşu ve dostlarla beraber iftar yemekleri düzenlemekten kesinlikle uzak durulmalıdır.


Halkımızın, toplum sağlığını korumakla görevli yetkililerin koyduğu kurallara uymaları, kendilerinin ve başkalarının hayatını tehlikeye atabilecek tutum ve davranışlardan uzak durmaları medeni bir sorumluluk olduğu gibi dini bir vecibedir. 


​Yaşadığımız bu zor süreçte ortaya çıkabilecek yeni sıkıntıları da göz önünde bulundurarak ihtiyaç sahibi kardeşlerimize bağışlarımızı ulaştırmak ve yardımlaşmak, infak ayı olan Ramazan’ı hakkıyla idrak etmeye ve paylaşma bilincimizi canlı tutmaya hizmet edecektir.


Camilerden uzak kalmamızın hüznünü yaşadığımız şu günlerde, teravih namazlarımızı, mukabelelerimizi evimizde ifa etmek, dualarımızı ve istiğfarlarımızı hep birlikte hanemizden Rabbimize yöneltmek, Ramazan ayının maneviyatından azami derecede istifade etmeye vesile olacaktır.


İdrak edeceğimiz Ramazan ayının, bu salgın hastalıktan bir an önce kurtuluşumuza vesile olmasını;  milletimize, ümmet-i Muhammed’e ve bütün insanlığa hayırlar getirmesini Cenâb-ı Hak’tan niyaz ederiz.

Din İşleri Yüksek Kurulu

Diyetisyen Melek Gülem Sarıoğlu “Kronik rahatsızlığı bulunan bireylere hiçbir koşulda oruç tutmalarını önermiyoruz. Uzun süreli açlık, oluşabilecek komplikasyonları artırabileceği gibi mevcut durumu da kötüleştirebilir. Bağışıklık sistemini desteklemek için günlük besin ihtiyacının karşılanması gerekiyor. Kişinin bağışıklık sisteminde halihazırda zayıflık var ise uzun süreli açlık bunu daha da kötü etkileyebilir” ifadelerini kullandı. 

Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Tıbbi Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Aynur Eren Topkaya, “Oruç tutmak bağışıklığı güçlendirmez ancak, belli aralıklarda uzamış açlıklar kimi zaman detoks amacıyla da uygulanabiliyor. Geçmişte yaptığımız bazı çalışmalar, aralıklı açlık uygulamalarının inflamasyonu ve özellikle damarla ilgili olumsuz etkileri azalttığını gösterdi. Ancak bundan - bütün gün aç kaldım şimdi her şeyi yiyebilirim - gibi bir sonuç da çıkarmamak gerekiyor. Özellikle iftar ve sahurda fazla miktarda ve çok çeşitli gıdalarla beslenmemek önem taşıyor” diye konuştu.

Yeterli miktarda sıvı alınmamasının viral enfeksiyonlara karşı bizi zayıf hale getirdiğini hatırlatan Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Tıbbi Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Aynur Eren Topkaya, “Bu nedenle oruç tutan kişilerin, iftarda ve sahurda sıvı gıdalar tüketmesi, bağışıklığı güçlendirmek için protein ağırlıklı beslenmesi, mutlaka yeterli miktarda su içmesi önem taşıyor. Uzun süreli açlık nedeniyle kan şekeri düşüklüğü yaşanabiliyor ve buna bağlı olarak karbonhidrata yönelme yaşanıyor. Oysa, karbonhidratlı, yağlı ya da tatlı yiyeceklerden uzak durmak gerekiyor. Yeterli sıvı alınmasıyla bunun da önüne geçmek mümkün olacaktır. 16-17 saatlik açlığın sonunda, iftarda, sebzelerle, proteinli gıdalarla, meyvelerle, taze sıkılmış meyve sularıyla beslenmek, bağışıklık sistemini olumlu etkiliyor.” dedi.

Dünya Müslüman Alimler Birliği, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının, hastalığa yakalananlar dışındakiler için oruç tutmaya engel oluşturmadığını duyurdu.

Dr. Öğr. Üyesi Sibel Bölek, "Vücuda son derece yararlı etkileri olduğu bilimsel araştırmalarla ortaya konulmuş olan orucun bu olumlu etkilerinden yararlanabilmek için sahurda ve iftarda tüketilenlere dikkat etmek son derece önemlidir.

Kovid-19'dan korunma tedbirleri arasında iki önemli etken bulunuyor. Bunlardan birincisi hijyen tedbirlerine özen göstermek, ikinci unsur ise bağışıklık sistemini güçlü tutmak. Oruç tutmanın bağışıklık sistemini güçlendirici bir etkiye sahip olduğu bilimsel araştırmalarla ortaya konulmuştur. 

Çünkü kontrollü bir açlık sürecinde hücrelerin yenilenme hızı artmakta ve vücuttaki kanserli hücreler gibi sorunlu hücrelerin temizlenmesini tetikleyen mekanizmalar güçlenmektedir. Ancak, vücutta detoks etkisi yaratan, bağışıklık sisteminden sindirim sistemine kadar vücuda son derece yararlı etkileri olduğu bilimsel araştırmalarla ortaya konulmuş olan orucun bu olumlu etkilerinden yararlanabilmek için sahurda ve iftarda tüketilenlere dikkat etmek son derece önemlidir. Sahur öğünü kesinlikle atlanmamalı ve sahurda en az 2-3 bardak su içmeye özen gösterilmelidir. Vücudun susuz kalmaması son derece önemlidir.

Oruçlu olunan süre boyunca terlemeyle sıvı kaybına da dikkat edilmelidir. Oruçluyken ağır sporlar yapmaktan kaçınılmalı, devam edilen sporların da dozajı düşürülmelidir. Sahur öğününde uzun süre tok tutacak protein ve lif oranı yüksek gıdalarla beslenilmeye dikkat edilmelidir. Örneğin peynir, yumurta, zeytinyağı ve cevizi sahur sofrasında bulundurmaya özen gösterilmelidir. Kek, pasta, şekerleme, reçel, bisküvi gibi kan şekerini hızla yükselten gıdalar daha sonra hızlıca acıkmaya neden olacağından tüketiminden kaçınılması gereken gıdalardır.'' dedi.

Kamuajans.com/ÖZEL

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.